6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kesinlik sınırı altındaki miktar için temyiz dilekçesi reddedilir

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/1718 E. 2024/2147 K. · · İlk derece: Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar temyiz edilemez; temyize konu miktar bölge adliye mahkemesinin karar tarihindeki kesinlik sınırının altındaysa temyiz dilekçesinin reddine karar verilir ve bu yöndeki ek karar onanır. Kesin nitelikteki karara karşı temyiz yoluna başvurulması kötüniyetli sayılarak temyiz edene disiplin para cezası verilebilir.

Ele alınan sorunlar

Temyize konu miktarın kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle temyiz dilekçesinin reddi → ret

Gerekçe: Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 366 ncı maddesi atfıyla 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla geçerli kesinlik sınırının altında kaldığından, temyiz dilekçesinin reddine ilişkin ek karar kanun hükümlerine uygundur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kesin nitelikteki karara karşı yapılan temyiz başvurusu nedeniyle disiplin para cezası → kabul

Gerekçe: Bölge Adliye Mahkemesi kararına ilişkin temyiz talebinin kötüniyetle yapıldığı anlaşıldığından, 6100 sayılı Kanun'un 368 inci maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 329 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca temyiz talep eden davacı asıl takdiren disiplin para cezası ile cezalandırılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kesinlik sınırının altındaki miktar için temyiz dilekçesinin reddi usulü ile kesin karara karşı yapılan temyiz başvurusunun kötüniyetli sayılarak disiplin para cezası verilmesi bakımından emsal değer taşır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temyiz kesinlik sınırı temyiz dilekçesinin reddi ek karar kötüniyetli kanun yolu başvurusu disiplin para cezası

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/1718 E.  ,  2024/2147 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/741 Esas, 2023/1871 Karar

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 5.Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2020/114 E., 2021/171 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince 23.01.2024 tarihli ek karar ile temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.

Ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Temyiz istemi, temyiz konusu miktar veya değerin kesinlik sınırının altında olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine yönelik Bölge Adliye Mahkemesinin 23.01.2024 tarihli ek kararına ilişkindir.

Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar 19.950,22 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kalmaktadır.

Temyiz dilekçesinin reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek karar yukarıda anılan Kanun hükümlerine uygun olduğundan temyiz isteminin reddi ile söz konusu kararın onanması gerekir.

KARAR

Açıklanan sebeple;

Bölge Adliye Mahkemesince verilen 23.01.2024 tarihli ek kararın ONANMASINA,

Bölge Adliye Mahkemesi kararına ilişkin temyiz talebinin kötüniyetle yapıldığı anlaşıldığından, 6100 sayılı Kanun'un 368 inci maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 329 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca temyiz talep eden davacı asılın takdiren 5.000,00 TL disiplin para cezası ile CEZALANDIRILMASINA,

Para cezasının İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051265800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/741 E. 2023/1871 K.

Fatura TL üzerinden düzenlenmişse kur farkı alacağı istenemez

Gerekçe özeti

Taraflar arasındaki faturalar Türk Lirası üzerinden düzenlenmiş, Türk Lirası tutar üzerinden ödenmiş ve her iki tarafın ticari defterlerinde de Türk Lirası olarak kayıtlıysa; faturada sonradan ve karşı tarafın bilgi/rızası dışında Euro bedel eklenmiş olması, taraflar arasında yabancı para birimine endeksli bir ticari ilişki kurulduğunu ispata yetmez. Kur farkı alacağı talep edilebilmesi için sözleşmede buna dair açık hüküm veya taraflar arasında oluşmuş bir teamül bulunması gerekir; bu koşullar oluşmadan salt faturada gösterilen döviz karşılığına dayanılarak kur farkı istenemez.

Emsal değeri

Faturanın Türk Lirası üzerinden düzenlenip taraf ticari defterlerinde TL olarak kayıtlı olması karşısında, faturada sonradan ve karşı tarafın rızası dışında eklenen döviz bedeli ibaresinin kur farkı talebine dayanak oluşturamayacağı ve kur farkı talebinin sözleşme hükmü veya teamül şartına bağlı olduğu yönündeki tespit, benzer taşıma/satım ilişkilerinden doğan kur farkı uyuşmazlıklarında yol gösterici niteliktedir.

Kavramlar: kur farkı alacağı itirazın iptali icra inkar tazminatı kötü niyet tazminatı ticari defter kaydı dövize endeksli ticari ilişki teamül

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/741

KARAR NO 2023/1871

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 08/03/2021

NUMARASI 2020/114 Esas - 2021/171 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 28/11/2023

Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili şirket tarafından davalı şirkete taşıma hizmeti verildiğini, bu kapsamda düzenlenen faturalardan kaynaklanan alacağın ödenmemesi üzerine davalı aleyhine Büyükçekmece ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, davalının borca itirazı yersiz olup müvekkilinin taşıma işini eksiksiz yerine getirdiğini ve navlun bedelinin davalıya fatura edildiğini belirterek, davalının takibe itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkilinin eşya taşıma işi için ... firmasıyla 04.06.2018 tarihinde sözleşme imzaladığını, bu sözleşmeye göre navlun bedelinin fatura üzerinde yazan kur üzerinden ödeneceğini, müvekkilinin üstlendiği taşımayı davalıya yaptırmak istediğini, davalının verdiği teklif gereği her bir taşıma için döviz kuru 5,3319 olarak belirlenerek 1.750-Euro karşılığı 9.330,83-TL üzerinden anlaşmaya varıldığını, faturalarda da ödenecek rakamın 9.330,83-TL olarak gösterildiğini, toplam 8 taşıma için doğan 74.646,64-TL borcun 74.717-TL olarak değişik tarihlerde davacıya ödendiğini, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

Mahkemece; taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamında bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 8 adet toplam 14.000-Euro bedelli faturaların her iki tarafın da ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, dolayısıyla döviz bazında düzenlenen faturaların davalının kendi kayıtlarında da yer aldığı, söz konusu faturaların bedelinin TL olarak ödenmesi nedeniyle, davacı tarafın ödeme tarihi itibariyle kur farkı alacağı talep edebileceği, söz konusu kur farkı alacağının toplam 16.103,31-TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının takibe yönelik itirazının kısmen iptaline, takibin 16.103,31-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, fazla istemin reddine, hükmedilen alacağın %20'si üzerinden hesaplanan 3.220-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davalı vekili; davacının tüm faturalarının müvekkilince defterlerine TL olarak kaydedilip fatura üzerinde yazan tutar üzerinden ödendiğini, davacının da bu faturaları defterlerine TL olarak kaydettiğini, davacının müvekkilinin rızası ve onayı olmadan faturalar üzerinde oynama yaptığını, mahkemece bu faturaların Euro olarak kabul edildiğini, oysa bu faturalar ile önceki faturalar arasında hiç bir fark bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, kur farkından kaynaklanan bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.6098 sayılı TBK'nın 99. maddesine göre; "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir."Öncelikle kur farkı alacağının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır (Yargıtay 19 HD’nin 10/04/2018 tarihli 2016/17240 E, 2018/1950 K. sayılı, 19/12/2017 tarihli 2016/12505 E, 2017/8069 K.

sayılı kararı). Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi, taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir (Yargıtay 19 HD'nin 05/12/2019 tarihli 2018/965 E, 2019/5447 K. sayılı kararı). Kur farkı talep edilebilmesi için, kur farkı uygulamasına dair bir yazılı bir sözleşme veya taraflar arasında bu yönde oluşmuş bir teamülün bulunması gerekmektedir. Diğer taraftan kur farkı talebi, kur farkı faturası düzenlenmesine de bağlı değildir. Taraflar arasında yabancı para birimine endeksli bir ticari ilişkinin varlığı halinde, kur farkı faturası düzenlenmeden de kur farkı alacağı talep edilebilir. Yine kur farkının dayanağı olan faturaların bedellerinin ne şekilde ödendiği hususu da önemlidir.

Zira sözleşmede aksine bir hüküm yoksa ödemenin çekle yapılması halinde kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edilmektedir (Yargıtay 19 HD’nin 20/04/2016 tarihli 2015/16900 E, 2016/6896 K. sayılı, 14/11/2013 tarihli 2013/14587 E, 2014/17996 K. sayılı kararı).Somut olayda; davacı tarafından davalıya taşıma hizmeti verildiği, davacı tarafından düzenlenen ve uyuşmazlık konusu sekiz adet fatura dahil tüm navlun bedeli faturalarının Türk Lirası üzerinden düzenlenmiş olduğu, faturalarda ayrıca bedelin Euro karşılığının ve Euro kurunun gösterildiği, faturalarda ödeme tarihindeki kurun esas alınacağına dair bir kayıt bulunmadığı gibi, taraflar arasında kur farkına ilişkin herhangi bir sözleşme de bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Nitekim bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere tüm faturalar hem davacının hem de davalının ticari defterlerinde Türk Lirası olarak kayıtlıdır. Uyuşmazlık konusu sekiz adet fatura Türk Lirası üzerinden düzenlenmiş olmasına rağmen, faturalardaki Türk Lirası alacak tutarının üzerinin sonradan çizilerek Euro bedel yazıldığı görülmekte olup, davacının bilgi ve rızası dışında yapılan bu işlem sonucunda faturaların yabancı para cinsinden düzenlendiğinin kabulü mümkün değildir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; taraf ticari defterlerinin TL bazında ve 01.06.2018 tarihi itibariyle 18.245,48-TL borç yönünden mutabık olduğu, uyuşmazlığın bu tarihten sonra davacı tarafça düzenlenen 8 adet faturadan kaynaklandığı, davalının ödemelerinin ödeme tarihindeki TCMB döviz alış kuru üzerinden hesaplanması sonucunda davalının 2.467,79-Euro karşılığı 16.103,31-TL borcunun bulunduğu belirtilmiştir.

Ancak uyuşmazlık konusu tüm faturalar 9.330,83-TL üzerinden düzenlenmiş olup, döviz karşılığı 1.750-Euro olarak ve kur da 5,3319 olarak gösterilmiştir. Faturalar tarafların ticari defterlerinde de 9.330,83-TL olarak kayıtlıdır. Bu durumda taraflar arasındaki ticari ilişkinin yabancı para üzerinden kurulduğunun kabulü mümkün değildir. Davalı tarafça Türk Lirası bazında tüm fatura bedelleri ödenmiş olup, ödemelerin tümü davacının ticari defterlerinde de aynen kayıtlıdır. Nitekim bilirkişi raporunda da taraf ticari defterlerinin uyuşmazlık konusu sekiz fatura dışında mutabık olduğu tespit edilmiştir. Bu haliyle davacının kur farkından kaynaklanan bakiye alacak talep etmesi mümkün olmayıp Türk Lirası bazında tüm fatura bedellerinin de davalı tarafça ödenmiş olması karşısında, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulü hatalıdır.

Ayrıca davacı takipte haksız olsa da kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından, davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmelidir.Açıklanan nedenlerle; davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulü doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak "davanın reddine, koşulları olmadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine" karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/03/2021 Tarih 2020/114 Esas - 2021/171 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın reddine,Koşulları olmadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 269,85-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından yatırılan 340,70- TL peşin harçtan mahsubu ile kalan 70,85‬-TL fazla harcın talep halinde davacıya iadesine,Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Davalı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine"İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan 276-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafça yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafça yapılan 48,50-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

28/11/2023

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.