6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kurucu intifa senedi kâr payının ilk kuruluş sermayesiyle sınırlılığı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/4695 E. 2012/4247 K. · · İlk derece: İstanbul 47. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Kurucu intifa senedi sahibi ortaklık sıfatı taşımadığından temettü kararının iptalini isteyemez ve sermaye artırımından yararlanamaz; kâr payı hakkı kuruluştaki özel akdî ilişki uyarınca ilk kuruluş sermayesiyle sınırlıdır. Kâr payı alacakları beş yıllık zamanaşımına tâbidir.

Ele alınan sorunlar

Kurucu intifa senedi sahibinin kâr payı hakkının kapsamı → ret

İddia: Davacı, kurucu intifa senedi sahibi olarak kâr payının sonraki sermaye artırımları da dikkate alınarak (öz varlıkla orantılı) hesaplanması ve eksik ödenen kısmın tahsili gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Kurucu intifa senedi sahibinin ortaklık sıfatı bulunmadığından, temettü dağıtımına ilişkin genel kurul kararının iptalini isteme hakkı yoktur; sonradan yapılan sermaye artırımında herhangi bir hizmet veya katkısı bulunmayan intifa senedi sahibi, artırılan sermaye oranında fazla kâr payı isteyemez. Kurucu payın kâr payı, tarafların kuruluşta oluşturdukları özel türdeki akdî ilişkinin kapsam ve mahiyetine göre ilk kuruluş (ödenmiş) sermayenin belirli bölümü ile sınırlıdır; bu sınırlama menfaat dengelerine uygundur. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Kâr payı taleplerinde zamanaşımı → ret

Gerekçe: Kâr payı alacakları beş yıllık zamanaşımına tâbidir; beş yıllık süre dolduğundan geçmiş yıllara (1993-2003 dönemi) ilişkin kâr payı talepleri reddedilir. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Kurucu intifa senedi kâr payının ilk kuruluş sermayesiyle sınırlılığı ve intifa senedi sahibinin sermaye artırımından yararlanamaması yönünden emsal.

Usul tespitleri

Zamanaşımı
Kâr payı alacakları beş yıllık zamanaşımına tâbidir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kurucu intifa senedi temettü ortaklık sıfatı sermaye artırımı zamanaşımı

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/4695 E.  ,  2012/4247 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 47. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/12/2009 tarih ve 2009/36-2009/502 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 13.03.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı asıl ... ile davalı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı, davalı bankanın kurucu hissedarı bulunduğunu, kuruluşu sırasında banka ile aralarında kendine özgü bir sözleşme akdedildiğini, davalı bankanın her hesap dönemi sonunda elde ettiği net kârdan masraf ve yedek akçeleri çıkardıktan sonra bakiyenin %5'inin %1'ni kendisine vermekle yükümlü olduğunu, bankanın 1992 yılından beri eksik ödeme yaptığını, bundan dolayı birikmiş alacağının 100.000 TL'nin üzerinde olduğunu, yaptığı başvuruların sonuçsuz kalması nedeniyle icra takibi başlattığını, ancak itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının müvekkili bankanın kuruluşu sırasında çıkartılan 100 intifa senedinden bir tanesini aldığını, banka anasözleşmesinin kârın dağıtımına ilişkin 55. maddesi ile kâr payının nasıl dağıtılacağının belirlendiğini, ana sözleşmeye göre kurucu hisselerin ödenmiş sermayenin 200.000 TL'lik bölümü ile sınırlı olarak gerekli karşılıklar ayrıldıktan sonra net kârdan %5 pay alma hakları bulunduğunu, bu sınırlamanın 27.03.1992 tarihli olağan genel kurul kararına dayandığını, davacının o tarihten bu yana kâr payını itirazsız olarak aldığından davaya konu talebin hakkın kötü kullanması niteliğinde bulunduğunu, Yargıtay kararlarına göre kurucu pay sahiplerinin kâr paylarının ilk kuruluş sermayesi miktarına göre bununla sınırlı olarak ödenmesinin ilke olarak benimsendiğini, daha sonra yapılacak sermaye artırımlarında kurucu kâr payına, artırılan sermeya miktarı bakımından sınırlama getirilebileceğini, kurucuların hakları ortaklık payını temsil etmediğinden ortaklığın öz varlığı ile orantılı hak talep edemeyeceklerini savunarak, davanın zamanaşımı ve esas yönünden reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının, davalı A.Ş'nin kurucu intifa senedi sahibi olduğu, 27.03.1992 tarihli genel kurul toplantısında 'temettünün tevzii' başlıklı 58. maddede değişiklik yapıldığı ve "safi kârdan kalacak bakiyenin %5'inin kurucu hisselerine dağıtılmasında ödenmiş sermayenin 200.000.000.000 TL bölümü ile sınırlı olarak' ibaresinin eklendiği, intifa hakkı sahiplerinin, ortaklık sıfatı bulunmadığından davacının sözü edilen 1992 tarihli genel kurul kararının iptalini isteme hakkı bulunmadığı,yapılan sermaye artırımına bağlı olarak yeni intifa senedi çıkarılması, davacının da bu intifa senetlerinden alması söz konusu olmadığına göre sermaye artırımında herhangi bir hizmet ve katkısı bulunmayan davacının sermaye artırımından yararlanması ve bu oranda fazla kâr payı almasının kabul edilemeyeceği, sınırlamanın, tarafların ilk aşamada oluşturdukları özel türdeki akdi ilişkinin kapsam ve mahiyetine, menfaat dengelerine uygun olduğu, 1993 ile 2003 yılları arasında gerçekleşen kâr payı talepleri yönünden 5 yıllık zamanaşımı süresinin gerçekleştiği, 2004 yılı için 23,77 TL ve 2005 yılına ait 39,01 TL kâr payları belirlenip davacıya ödendiği, 2004 ve 2005 yıllarına ait talepler yönünden davanın tümüyle reddi gerektiği, 2006 yılı için davacıya ödenmesi gereken kâr payının 25,92 TL, 2007 yılı için 20,09 TL, 2008 yılı için ise 15,42 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir edilen 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 20.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1049544600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.