6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Hisse devir protokolü

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/13194 E. 2012/4190 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hisse devir protokolü müdürün azli limited şirket pay devri kayyum atanması ortaklar kurulu kararının iptali ortaklık sıfatı hisse devri sözleşmesi terditli dava kayyım atanması ortaklıktan çıkarılma pay devri kayyım ortaklar kurulu kararı hisse devri pay defteri derdestlik hisse devir sözleşmesi muvafakat protokol taraf ehliyeti limited şirket geçersizlik husumet e-defter

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 520

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ile davacı ve dava dışı kişiler arasında 01.09.2010 tarihli limitet şirket hisse devir protokolü imzalandığı, aynı tarihte ortaklar kurulu kararı alınarak devre muvafakat edildiği ve pay defterine yeni ortak durumunun yazıldığı, hisse devrine ilişkin sözleşmenin ise, 02.09.2010 tarihinde düzenlendiği, limitet şirket hisse devir sözleşmesinin hangi koşullarda geçerli olacağının TTK’nun 520. maddesinde açıklandığı, devrin geçerli olması için açıklanan koşulların işlem sırasına uygun yapılmasının zorunlu bulunmadığı, ortakların izninin, noter sözleşmesi öncesi veya sonrası olabileceği, geçerli devir sözleşmesi bulunduğu, kararların

yerinde olduğu, davacı her ne kadar müdürün azli ve kayyım talebinde bulunmuş ise de bu istemli davada şirkete husumet yöneltilemeyeceği, yargılama sırasında davacının ortaklıktan çıkarıldığı, dava ehliyetini yitirdiği gibi, çıkarma kararının iptali davasının sonucunun beklenmesini talep etmeyip, bir an önce karar verilmesini istediği, karar tarihi itibariyle davacı ortak konumunda bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz edilmiştir.

1-Dava, limitet şirket pay devrinin kabulüne, bu devrin pay defterine yazılması ile davalı gerçek kişinin müdür olarak atanmasına ilişkin ortaklar kurulu kararının geçersiz olduğunun tespitine, olmadığı takdirde davalı müdürün azline ve şirkete kayyum atanmasına ilişkindir.

Dava açıldıktan sonra davacının sermaye borcunu yerine getirmediği, ortaklıktan ihraç edildiği, ortaklık sıfatını yetirdiği, davacı vekilinin ihraç kararının iptali davasının sonucunun beklenmesine gerek olmadığı yönündeki açıklaması da dikkate alınarak karar tarihinde ortak olmadığı gerekçesiyle müdürün azli ve şirkete kayyım atanmasına ilişkin terditli davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, dava açıldığı tarih itibariyle davacının ortak olduğu çekişmesiz olup, yargılama sırasında sermaye borcunu yerine getirmediği gerekçesiyle ortaklıktan ihracına karar verilmiştir. Bu kararın iptali için açtığı dava halen derdesttir. Bir davada tarafların sıfatının varlığı ve bu sıfatlarının devam edip etmediği hususu, mahkemece kendiliğinden dikkate alınacaktır. Davacının ortaklıktan ihraç edilmesine ilişkin ortaklar kurulu kararının iptali davasının sonucunun beklenilmemesi yönündeki istemi de bu davadan vazgeçtiği veya ortaklık sıfatının sona erdiğinin kabulü olarak yorumlanmamalıdır.

Bu durum karşısında, özellikle ortaklığa bağlı istemlerde ortaklık sıfatının karar kesinleşinceye kadar korunmasının gerektiği de dikkate alınıp, davacının sonradan sermaye borcunu yerine getirmediği gerekçesiyle ortaklıktan ihracına karar verildiği, bu kararın iptali için açtığı davanın derdest olduğu, sonucunun ortaklığı ve dolayısıyla eldeki davayı etkileyeceği dikkate alınmadan yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2-Ayrıca, asıl dava bakımından da davacının ortaklık sıfatının devam etmesinin sonuca etkili bulunduğu sabit olmasına rağmen işin esasına girilerek karar verilmesi, terditli davayla çelişecek şekilde hüküm kurulması da kabul şekli bakımından yanlış olmuştur,

3-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Kooperatif

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2388 E. 2010/3020 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2011/13194 E.  ,  2012/4190 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/08/2011 tarih ve 2011/337-2011/332 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 20/03/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin kurucu ortağı olduğunu, mali sıkıntılar nedeniyle %51 oranındaki hissenin 01.09.2010 tarihli protokol ile diğer davalıya devir edilmesine karar verildiğini, ödemenin nasıl yapılacağının kararlaştırıldığını, 02.09.2010 tarihinde noterde devir sözleşmelerinin düzenlendiğini, belirtilen çeklerin ödenmediğini, noter devri öncesinde 01.09.2010 tarihinde ortaklar kurulu kararı ile devirlerin kabul edildiğini, bunun geçersiz olduğunu, aynı tarihte yine davalı gerçek kişinin müdür olarak atandığını, işlemlerin TTK’nun 520. maddesine uygun yapılmadığını, davalı müdürün edimlerini yerine getirmesinin beklendiğini, edimini ifa etmediği gibi şirketi hileli ve fiktif şekilde borçlandırdığını, şirket ve diğer ortakların zararına hareket ettiğini, hiçbir bilgi vermediğini, müdürlük görevini kötüye kullandığını ileri sürerek, 01.09.2010 tarihli ve 2010/6 sayılı mevcut olmayan hisse devirlerinin kabulüne ve keyfiyetin pay defterine işlenmesine, davalı gerçek kişinin müdür atanmasına dair ve 13.09.2010 tarihli müdürlük yetkisinin devamına ilişkin ortaklar kurulu kararının yok hükmünde ve geçersiz olduğunun tespitine, olmadığı takdirde müdürlükten azli ile kayyum atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, hisse devir sözleşmelerinin TTK.’nun 520. maddesine uygun yapıldığını, muvafakatin devir sözleşmelerinden önce verilmesinin sonuca etkili olmadığını, iddiaların yerinde bulunmadığını açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ile davacı ve dava dışı kişiler arasında 01.09.2010 tarihli limitet şirket hisse devir protokolü imzalandığı, aynı tarihte ortaklar kurulu kararı alınarak devre muvafakat edildiği ve pay defterine yeni ortak durumunun yazıldığı, hisse devrine ilişkin sözleşmenin ise, 02.09.2010 tarihinde düzenlendiği, limitet şirket hisse devir sözleşmesinin hangi koşullarda geçerli olacağının TTK’nun 520. maddesinde açıklandığı, devrin geçerli olması için açıklanan koşulların işlem sırasına uygun yapılmasının zorunlu bulunmadığı, ortakların izninin, noter sözleşmesi öncesi veya sonrası olabileceği, geçerli devir sözleşmesi bulunduğu, kararların

yerinde olduğu, davacı her ne kadar müdürün azli ve kayyım talebinde bulunmuş ise de bu istemli davada şirkete husumet yöneltilemeyeceği, yargılama sırasında davacının ortaklıktan çıkarıldığı, dava ehliyetini yitirdiği gibi, çıkarma kararının iptali davasının sonucunun beklenmesini talep etmeyip, bir an önce karar verilmesini istediği, karar tarihi itibariyle davacı ortak konumunda bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz edilmiştir.

1-Dava, limitet şirket pay devrinin kabulüne, bu devrin pay defterine yazılması ile davalı gerçek kişinin müdür olarak atanmasına ilişkin ortaklar kurulu kararının geçersiz olduğunun tespitine, olmadığı takdirde davalı müdürün azline ve şirkete kayyum atanmasına ilişkindir.

Dava açıldıktan sonra davacının sermaye borcunu yerine getirmediği, ortaklıktan ihraç edildiği, ortaklık sıfatını yetirdiği, davacı vekilinin ihraç kararının iptali davasının sonucunun beklenmesine gerek olmadığı yönündeki açıklaması da dikkate alınarak karar tarihinde ortak olmadığı gerekçesiyle müdürün azli ve şirkete kayyım atanmasına ilişkin terditli davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, dava açıldığı tarih itibariyle davacının ortak olduğu çekişmesiz olup, yargılama sırasında sermaye borcunu yerine getirmediği gerekçesiyle ortaklıktan ihracına karar verilmiştir. Bu kararın iptali için açtığı dava halen derdesttir. Bir davada tarafların sıfatının varlığı ve bu sıfatlarının devam edip etmediği hususu, mahkemece kendiliğinden dikkate alınacaktır.

Davacının ortaklıktan ihraç edilmesine ilişkin ortaklar kurulu kararının iptali davasının sonucunun beklenilmemesi yönündeki istemi de bu davadan vazgeçtiği veya ortaklık sıfatının sona erdiğinin kabulü olarak yorumlanmamalıdır.

Bu durum karşısında, özellikle ortaklığa bağlı istemlerde ortaklık sıfatının karar kesinleşinceye kadar korunmasının gerektiği de dikkate alınıp, davacının sonradan sermaye borcunu yerine getirmediği gerekçesiyle ortaklıktan ihracına karar verildiği, bu kararın iptali için açtığı davanın derdest olduğu, sonucunun ortaklığı ve dolayısıyla eldeki davayı etkileyeceği dikkate alınmadan yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2-Ayrıca, asıl dava bakımından da davacının ortaklık sıfatının devam etmesinin sonuca etkili bulunduğu sabit olmasına rağmen işin esasına girilerek karar verilmesi, terditli davayla çelişecek şekilde hüküm kurulması da kabul şekli bakımından yanlış olmuştur,

3-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1049408200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.