6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Alacak

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/13569 E. 2012/4368 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vade

Atıf yapılan mevzuat: BK — BK 99

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın BK'nun 99/2. maddesi uyarınca hafif kusurlarından dahi sorumlu olduğu, kendisine yatırılan parayı vadesi geldiğinde iade etmekle yükümlü olduğu, davacının da yapılan işlemlerde bir kusurunun olduğu iddia ve ispat edilemediğinden zararı davalının karşılaması gerektiği gerekçeleri ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/13569 E.  ,  2012/4368 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08.07.2010 tarih ve 2009/296 - 2010/384 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalının kusuru ile 28.01.2009-29.01.2009 tarihleri arasında müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında Davalı banka nezdindeki hesabından tanımadığı üçüncü şahıslara 27.327,50 TL aktarıldığını, davalının talep etmelerine rağmen zararı karşılamadığını ileri sürerek, 27.327,50 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin gerekli güvenlik önlemlerini aldığını, üçüncü kişilerin müşterinin hesaplarına doğru şifre ve parola ile girerek işlem yapmasının davacının sorumluluğunda olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın BK'nun 99/2. maddesi uyarınca hafif kusurlarından dahi sorumlu olduğu, kendisine yatırılan parayı vadesi geldiğinde iade etmekle yükümlü olduğu, davacının da yapılan işlemlerde bir kusurunun olduğu iddia ve ispat edilemediğinden zararı davalının karşılaması gerektiği gerekçeleri ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.217,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 21.03.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Dava, davacının şifresinin üçüncü kişilerce kullanılmak suretiyle davalı banka şubesinde mevcut hesabından yapılan havaleler yoluyla gerçekleşen zararın davalı bankadan tahsiline yöneliktir.

Dosya kapsamı uyarınca, dolandırıcılık eylemi ve buna bağlı olarak gerçekleşen “zararlı sonuç” davacının bilgisayarından üçüncü kişilerce elde olunan kişisel bilgileri kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmiştir. Alınan bilirkişi raporu bu hususa açıkça işaret etmektedir. Davada, davacı yan, internet bankacılığında kullanmış olduğu şifrenin başkalarınca ele geçirilmesini önlemek için gerekli önlemleri aldığını ileri sürmüş, buna mukabil davalı banka ise, davacının bilgisayarında mevcut uygulama programına kadar internet bankacılığı sistemi ile ilgili olarak günümüz teknolojisine ve uluslar arası standartlara uygun olarak her türlü güvenlik önlemini almış olduğunu, davacının şifresinin ele geçirilmesinde sistemin ve dolayısıyla bankanın bir kusuru bulunmadığını savunmuştur.

Öte yandan, taraflar arasındaki sözleşmede de davacının kişisel bilgilerini korumak, üçüncü kişilerin eline geçmesini engellemek konusunda taahhütte bulunduğu açıktır.

Dolandırıcılık eylemini gerçekleştirdiği ileri sürülen kişiler hakkında ceza kovuşturması yapılıyor olması, davacının kişisel verilerini korumak konusunda gerek basiretli bir tacir sıfatıyla fiilen ve gerekse de sözleşme uyarınca alması gereken önlemleri almasına rağmen sonucu önleyemediği anlamına gelmez. Bu durumda, kişisel bilgilerinin ele geçirilmesinde kusuru bulunmadığını, artık, davacının ispat etmesi gerekmektedir. Dosya kapsamından, davacının söz konusu önlemleri yeterince ve layıkınca almadığı, bankaca opsiyonel kılınmakla birlikte bilgi güvenliği için kendisine tanınan tek kullanımlık şifre ve IP kısıtlaması uygulamasını benimsemediği anlaşılmakta olup davacının işbu özensiz yaklaşımı nedeniyle müterafik kusurlu kabul edilmesi, davalının savunmasının ise esasen takasa yönelik olarak kabulü suretiyle ödenecek tutardan davacının bu esaslar çerçevesinde bilirkişilerce belirlenecek müterafik kusuru nisbetinde indirim yapılarak hüküm verilmesi görüşünde bulunduğumdan, yerel mahkeme kararının bu nedenlerle bozulması gerektiği kanısıyla Dairemizin muhterem çoğunluğunun kararın onanmasına ilişkin görüşüne katılmıyorum.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1049284900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.