Muarazaya sebep olan kişiye husumet yöneltilir; genel kurul kararı olmadan mahkeme kâr payına hükmedemez
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/10281 E. 2012/3488 K. · · İlk derece: 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
İlgili mesele: ◆ Kâr dağıtmama / kârın yedek akçeye ayrılmasının dürüstlük kuralına aykırılığı
Gerekçe özeti
Ortaklık sıfatına yönelik muarazayı çıkaran kişiye husumet doğru yöneltilir; bu kişi yönünden dava husumetten reddedilemez. Genel kurulca kâr dağıtım kararı alınmadan kâr payı tahakkuk etmediğinden dava açılamaz ve mahkeme genel kurul yerine geçerek kâr payı dağıtımına/tahsiline hükmedemez (uzun süre dağıtım kararı alınmamasının kötüniyet sayılması ispata bağlıdır). Nama yazılı hisse devri, devir sözleşmesi ve yönetim kurulu kararıyla pay defterine kayıtla tamamlanır.
Ele alınan sorunlar
Muarazaya sebep olan davalı gerçek kişiye husumetin yöneltilmesi → kabul
Gerekçe: Davacı, nama yazılı hisse senetlerinin devir yoluyla kendisine ait olduğuna ilişkin davalı gerçek kişi tarafından çıkarılan muarazanın giderilmesini istemiş ve mahkemece de bu hususta sataşmanın önlenmesine karar verilmiştir; uyuşmazlığın bu niteliği itibariyle husumetin davalı gerçek kişiye doğru yöneltildiğinin kabulü gerekirken, o davalı yönünden davanın husumetten reddi doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Genel kurul kararı olmadan mahkemenin kâr payı tahsiline hükmetmesi → ret
Gerekçe: Şirket genel kurulunca kâr dağıtım kararı alınmadan kâr payı henüz tahakkuk etmiş olmayacağından kâr dağıtımı yapılamaz ve bu amaçla ortak ya da ilgililerce şirket aleyhine dava açılamaz. Genel kurulca alınmış bir kâr dağıtım kararı bulunmadığına ve uzun yıllar dağıtım kararı alınmamasının kötüniyetli sayılmasını gerektirecek hususların da kanıtlanamadığına göre, mahkemenin genel kurul yerine geçerek kâr payı dağıtımına ve tahsiline karar vermesi doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Nama yazılı hisse devrinin tamamlanması ve ortaklığın tespiti → kabul
İddia: Davacı böyle bir devir sözleşmesi bulunmadan ortak olmamıştır; ayrıca talep zamanaşımına/hak düşürücü süreye uğramıştır.
Gerekçe: TTK 416 uyarınca nama yazılı hisse senetlerinde devir, bir devir sözleşmesiyle başlayıp yönetim kurulu kararıyla pay defterine kayıt altına alınarak gerçekleşir; davacı yönünden geçerli bir ortaklık ve sataşmanın önlenmesi kabul edilirken, davalı gerçek kişi bakımından bir devir sözleşmesi olmaksızın alınan yönetim kurulu kararı geçerli olmadığından o kişinin şirkette ortak olmadığı sonucuna varılır. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Genel kurul kararı olmadan mahkemenin kâr payına hükmedemeyeceği ve nama yazılı hisse devrinin sözleşme ile yönetim kurulu kararına dayalı pay defteri kaydıyla tamamlanacağı yönünde bağlayıcı Yargıtay içtihadıdır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- pasif husumet / taraf sıfatı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pasif husumet / taraf sıfatı↗ muarazanın giderilmesi↗ kâr payının tahakkuku↗ genel kurul kâr dağıtım kararı↗ nama yazılı hisse devri↗ pay defteri↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/10281 E. , 2012/3488 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/04/2010 tarih ve 2005/449-2010/280 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1987 yılında kurulan davalı şirketin kurucu ortaklarından olduğunu, müvekkilinin ama olması nedeniyle şirketin kuruluşundan itibaren hiçbir toplantısından ve faaliyetinden haberdar edilmediğini, müvekkiline kâr payı verilmediğini, Kayseri 1.Sulh Hukuk Mahkemesinden müvekkilinin ortaklığının tespitini istediklerini, bilirkişi tarafından müvekkilinin halen ortak olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek müvekkilinin şirket ortağı olduğunu tespitine, davalı ...’nun muarazasının önlenmesine ve şimdilik 5.100.000.000,00-TL kâr payının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının talebinin zaman aşımına uğramış olduğunu, TTK.’nun 381.maddesine göre genel kurul kararlarının iptaline ilişkin davaların üç ay içerisinde açılması gerektiğini, bu sürenin hak düşürücü bir süre olduğunu, şirket ana sözleşmesinin 6.maddesine göre hisse senetlerinin nama yazılı olduğunu, ana sözleşmeye göre nama yazılı hisse senetlerinin devrinin idare meclisinin kararıyla ve pay defterine kaydedilmekle hüküm ifade ettiğini, davacının ortak olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı şirketin hisselerinin nama yazılı olduğu, TTK.’nun 416.maddesi uyarınca nama yazılı hisse senetlerinde, hisse devrinin bir devir sözleşmesi ile başlayıp, yönetim kurulu kararı ile pay defterine kayıt altına alınması ile gerçekleştiğinin açıkça düzenlendiği, davacının böyle bir devir sözleşmesinin bulunmadığı, böyle bir devir sözleşmesi olmaksızın alınan 13/12/1988 tarihli yönetim kurulu kararının geçerliliğinin bulunmadığı, davalı ...’nun şirketin ortağı olmadığı gerekçeleriyle davalı ...’na karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davacının ortaklığın tespiti talebinin kabulü ile davacının davalı şirkette ortak olduğunun tespiti ile bu hususta ortaklık sıfatına yönelik sataşmanın önlenmesine, davacının kâr payı alacağının kısmen kabulü kısmen reddi ile 211,01-TL kâr payı alacağının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı ve davalı şirket vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair, davalı ...’nun ise tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Dava, davalı şirket ortaklığının tespiti, muarazanın giderilmesi ve kâr payının tahsili istemine ilişkindir.
Davacı, davalı şirketteki nama yazılı hisse senetlerinin devir yoluyla kendisine ait olduğuna ilişkin davalı ... tarafından çıkartılan muarazanın giderilmesini istediğine ve mahkemece de bu hususta sataşmanın önlenmesine karar verildiğine göre, uyuşmazlığın bu niteliği itibariyle davalı ...’na husumetin doğru olarak yöneltildiğinin kabulü gerekirken davalı ... yönünden açılan davanın husumetten reddi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
3. Davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarına gelince, şirket genel kurul kararı alınmadan kâr payı henüz tahakkuk etmiş olmayacağından kâr dağıtımı yapılamayacağı gibi, bu amaçla ortak veya diğer ilgililer tarafından şirket aleyhine dava açılması da mümkün olamaz. Davalı şirket genel kurulu tarafından alınan kâr dağıtımına ilişkin bir karar olmadığına ve uzun yıllar boyunca kâr payı dağıtımı yolunda bir karar alınmamasının kötü niyetli bir davranış olarak kabulünü mümkün kılacak hususların da kanıtlanamamış bulunmasına göre, mahkemenin yazılı şekilde genel kurul yerine geçerek kâr payı dağıtılmasına ve belirlenen kâr payının tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı şirket yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı ve davalı şirket vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair, davalı ...’nun tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı şirket yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı şirkete iadesine, alınmadığı anlaşılan 21,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ...'ndan alınmasına, 08.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1048814200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz