Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/2371 E. 2012/4791 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
akdi faiz oranı↗ infazda tereddüt↗ akdi faiz↗ internet bankacılığı↗ sahtecilik↗ infaz↗ temerrüt faizi↗ avans faizi↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Banka tarafından internet bankacılığının gerektirdiği gerekli güvenlik önlemlerinin alınmaması nedeni ile zararın oluştuğu gerekçesi ile 2.000 TL'nın 04.05.2005 tarihinden itibaren akdi faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı Banka vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, davacı taraf davada 04.05.2005 tarihinden itibaren avans faizi nispetinde temerrüt faizi talebinde bulunduğuna göre mahkemece bu tarihten itibaren temerrüt faizine hükmedilmek gerekirken infazda tereddüt yaratacak şekilde oranı da belirtilmeksizin "akdi faizi ile" şeklinde hüküm tesisi doğru olmamıştır. Mahkemece, davalı bankanın sahtecilik işlemi yapılan hesaba uygulanan akdi faiz oranı belirlenip, şayet bu oran avans faizi oranından düşükse davacı tarafın kararı temyiz etmemesi nedeni ile o oranda, avans faizi oranı akdi faizden düşükse avans faizi oranında faize hükmedilmek üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4893 E. 2021/1099 K.
Ortak:temerrüt faizi · temerrüt
İncelediğiniz kararda2-Ancak, davacı taraf davada 04.05.2005 tarihinden itibaren «avans faizi» nispetinde «temerrüt faizi» talebinde bulunduğuna göre mahkemece bu tarihten itibaren temerrüt faizine hükmedilmek gerekirken «infazda tereddüt» yaratacak şekilde oranı da belirtilmeksizin "«akdi faizi» ile" şeklinde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaAyrıca davalının imzası bulunan sözleşmede uygulanacak akdi ve «temerrüt faiz» oranlarına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:depo talebi · çerçeve sözleşme · kefalet sözleşmesi · istinaf başvurusunun reddi · ilamsız icra takibi · depo kararı · müteselsil kefil · eş rızası
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesi’nce, davalının «müteselsil kefil» olarak imzasının bulunduğu 18.04.2011 tarihli sözleşme kapsamında sorumluluğunun bulunduğu, bu «kefalet sözleşmesinin» geçerli olduğu, 20.07.2017 tarihli bilirkişi raporunda davacı bankanın isteyebileceği alacağın hesap edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davalının davacı banka ile asıl borçlu şirket arasında akdedilen 18.04.2011 tarihli «genel kredi sözleşmesine» isim ve imza koyarak «müteselsil kefil» olduğu, bu sözleşmeye istinaden asıl borçluya kredi kullandırıldığı, kredi müşterisi asıl borçlunun borcunu ödememesi üzerine takip başlatıldığı, genel kredi sözleşmesinin 18.04.2011 tarihinde imzalanmış olması nedeniyle «kefaletin» geçerliliği için eş rızasının gerekli olmadığı, bilirkişi raporu ile davacı banka alacağının hesaplandığı, yapılan bu açıklamalar çerçevesinde ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davalının «istinaf başvurusunun reddine» karar verilmiştir.
Dava, «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan nakdi alacağın tahsili, gayri nakdi alacağın ise «depo» edilmesi için başlatılan «ilamsız icra takibine» vaki itirazın iptali davasıdır.
Ancak 06.07.2012 tarihli kredi «çerçeve sözleşmesi», 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra akdedildiğinden ve davalının eş «rızası» alınmadığından bu sözleşme bağlamında davalı tarafından verilen «kefalet» «geçersizdir».
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13912 E. 2016/1224 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra vekalet ücreti · rücu · ihbar · vekalet ücreti
Benzer bu kararda… tme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin" akdedildiği tarihten önceki döneme isabet ettiği, sözleşmenin 7. maddesi uyarınca davacının davalıdan rücuen talepte bulunabileceği, «rücuya» konu davanın...'a «ihbar» edilmemiş olması nedeniyle davalının icra gideri, «icra vekalet ücreti» ile işlemiş faizden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 3.114,99 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahs …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1136 E. 2014/7861 K.
Ortak:sahtecilik
İncelediğiniz karardaMahkemece, davalı bankanın «sahtecilik» işlemi yapılan hesaba uygulanan «akdi faiz oranı» belirlenip, şayet bu oran «avans faizi» oranından düşükse davacı tarafın kararı temyiz etmemesi nedeni ile o oranda, avans faizi oranı akdi faizden düşükse avans faizi oranında faize hükmedilmek üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaKâr Ortaklığı Anlaşması kapsamında davalı tarafa verilen iki adet senedin «teminat» senetleri olduğu ve «sahtecilik» yoluyla değiştirildiğinden bahisle borçlu bulunmadığının tespitine, yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi nedeniyle «sözleşmelerin feshine» ve uğranılan zararın tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin feshi · görevsizlik kararı · teminat · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, dava konusunun 556 sayılı KHK'nın uygulanmasından kaynaklandığı, «görevli» mahkemenin Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle, davanın «görevsizlik» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kâr Ortaklığı Anlaşması kapsamında davalı tarafa verilen iki adet senedin «teminat» senetleri olduğu ve «sahtecilik» yoluyla değiştirildiğinden bahisle borçlu bulunmadığının tespitine, yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi nedeniyle «sözleşmelerin feshine» ve uğranılan zararın tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
Bu durumda, taraflar arasındaki, sözleşmede yer alan ve davalıya ait markanın kullanımından kaynaklanan bir iddia ileri sürülmediğine göre, uyuşmazlıkta 556 sayılı KHK'nın uygulama yeri bulunmadığı halde mahkemece «görevsizlik» kararı verilmesi isabetli görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/2371 E. , 2012/4791 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 9.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.10.2011 tarih ve 2010/2149 - 2011/2148 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 04.05.2005 tarihinde müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında davalı Banka'daki hesabından internet bankacılığı yolu ile 2.000 TL'nın üçüncü bir şahsın hesabına aktarıldığını, bankanın kusurlu olduğunu ileri sürerek, 2.000 TL'nın 04.05.2005 tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bankanın gerekli güvenlik önlemlerini aldığını, müşterinin bankacılık işlemlerini yaptığı bilgisayarını ve şifresini koruyamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Banka tarafından internet bankacılığının gerektirdiği gerekli güvenlik önlemlerinin alınmaması nedeni ile zararın oluştuğu gerekçesi ile 2.000 TL'nın 04.05.2005 tarihinden itibaren akdi faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı Banka vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, davacı taraf davada 04.05.2005 tarihinden itibaren avans faizi nispetinde temerrüt faizi talebinde bulunduğuna göre mahkemece bu tarihten itibaren temerrüt faizine hükmedilmek gerekirken infazda tereddüt yaratacak şekilde oranı da belirtilmeksizin "akdi faizi ile" şeklinde hüküm tesisi doğru olmamıştır. Mahkemece, davalı bankanın sahtecilik işlemi yapılan hesaba uygulanan akdi faiz oranı belirlenip, şayet bu oran avans faizi oranından düşükse davacı tarafın kararı temyiz etmemesi nedeni ile o oranda, avans faizi oranı akdi faizden düşükse avans faizi oranında faize hükmedilmek üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1048800800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz