Yabancı mahkeme kararının kesinleşme tebligatının araştırılmadan tenfiz kararı verilemez
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/118 E. 2022/475 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tanıma ve tenfizkaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin
★ EmsalTanıma-tenfiz usulüusul emsali
Gerekçe özeti
Tenfiz davasında, tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının kesinleştiğine ilişkin belgeler tenfiz dilekçesine eklenmiş olsa da, kararın davalı tarafa tebliğ edilip edilmediği, tebliğ yapılmışsa kime yapıldığı ve kararın hangi şekilde kesinleştiği tercümeden anlaşılamıyorsa, mahkeme bu hususu araştırmadan tenfiz kararı veremez; davacıya kesinleşmeye ilişkin tebligat evraklarını sunması için süre verilmesi gerekir.
Ele alınan sorunlar
Yabancı mahkeme kararının kesinleşme tebligatının araştırılmaması → kabul
İddia: Davalı vekili, müvekkiline usulüne uygun tebligat yapılmadan yargılamanın yürütüldüğünü, kararın gıyapta/yoklukta verildiğini, müvekkilinin davadan hiç haberinin olmadığını, tebligata ilişkin belgede atanmış memurun kimliğinin ve tebliğ içeriğinin belirsiz olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Gerekçe: 5718 sayılı MÖHUK'un 50/1. maddesine göre yabancı mahkeme ilamlarının Türkiye'de icra edilebilmesi tenfiz kararına bağlıdır; 53. maddeye göre tenfiz dilekçesine ilamın kesinleştiğini gösteren usulen onanmış belge ve tercümesi eklenmelidir. MÖHUK 54/c gereği tenfizi istenen kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması gerekir; ancak tenfiz hakiminin yabancı hakimin uyguladığı kanunu inceleme yetkisi yoktur, kararın Türkiye'de icrasının kamu düzenine aykırı olup olmadığı değerlendirilir. Somut olayda, tenfiz istemine konu yabancı mahkeme kararında davalının karara karşı 10 gün içinde iptal başvurusu hakkı bulunduğu ve itiraz edilmediği için kararın 17/02/2021 tarihinde kesinleştiği belirtilmişse de, kararın davalıya tebliğ edilip edilmediği, tebliğ edilmişse kime yapıldığı ve kararın nasıl kesinleştiği tercümeden anlaşılamamaktadır. Bu durumda davacıya süre verilerek kesinleşmeye ilişkin tebligat evraklarının sunulması istenmeli ve kararın kesinleşip kesinleşmediği araştırılmalıdır. Mahkemece bu husus araştırılmadan karar verilmesi doğru olmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Tenfiz davasında yabancı mahkeme kararının kesinleştiğine dair belge sunulmuş olsa da, kararın davalıya tebliğ şekli ve kesinleşme sürecinin tercümeden anlaşılamaması halinde mahkemenin bu hususu re'sen araştırması gerektiğine ilişkin bir usul kuralı ortaya koyduğundan emsal değer taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tanıma ve tenfiz↗ MÖHUK↗ kesinleşme↗ tebligat↗ kamu düzeni↗ apostil↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA N 2022/118
KARAR NO 2022/475
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 19/10/2021
NUMARASI 2021/461 Esas 2021/936 Karar
DAVA
Tanıma Ve Tenfiz
İSTİNAF KARAR TARİHİ 24/03/2022
Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki olduğunu, bu ilişkinden kaynaklanan alacaklarının davalı tarafından ödenmediğini, Romanya Sektör 1 Bükreş 2.Sivil Mahkemesi 6295/299/2020 dosya numaralı davada davalının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle alacak kalemlerinin davalı tarafından ödenmesine karar verildiğini, bu nedenle 5718 sayılı Milletler arası Özel hukuk ve Usule İlişkin Kanun'un 50 vd maddelerinde düzenlenen hükümler çerçevesinde Sektör 1 Bükreş 2.Sivil Mahkemesi'nin verdiği kararının tanınması ve tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; Romanya mahkemelerinde görülen davanın yokluklarında yürütüldüğünü, usulüne uygun çağrı yapılmadığını, yokluklarında karar verildiğini, müvekkilinin davadan hiç haberinin olmadığını, bu nedenle kararın tanınmasının mümkün olmadığını, tarafların ödemenin 30/01/2020'ye ertelenmesi konusunda anlaştığını, ancak davacının 30/12/2019'da kötü niyetli olarak ödeme emri keşide ettiğini, Covid19 salgını sebebiyle ödeme güçlüğü çekildiğini, müvekkilinin de salgın sebebiyle ticaret yapamadığını, bu nedenle haberinin olmadığı bir mahkemede yargılanarak borçtan sorumlu tutulmamasının gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; tanıma ve tenfizi istenilen yabancı mahkeme kararının kesin olarak verildiği ve kararda apostil şerhinin bulunduğu, tanıma ve tenfizi istenilen kararın verildiği Romanya ile karşılıklılık sözleşmesinin var olduğu, her ne kadar davalı vekili tarafından yabancı mahkeme tarafından müvekkiline tebligat dan yargılama yapıldığı iddia edilmiş ise de karar içeriğinde borçlunun yasal olarak çağrılmasına rağmen itirazda bulunmadığının belirtilmesi karşısında Romanya usul kurallarına göre davalıya usulüne uygun tebligatın yapılarak yargılamanın devam edildiği, davalının diğer itirazlarının MÖHUK'de sayılan itiraz sebeplerinden olmaması nedeni ile değerlendirilmeye alınamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili; kararın arabuluculuğa başvurulmaması, müvekkiline yapılan usulsüz tebligatla kararın kesinleştirilmesi, yabancı mahkemenin yetkisiz olması, esasa ilişkin itirazların dikkate alınmaması nedeniyle yerinde olmadığını, tenfize karar verilebilmesi için tenfiz mahkemesinin davalıyı usulüne uygun şekilde çağırması, gıyapta ya da yoklukta karar verilmemiş olması gerektiğini, müvekkilinin davadan hiç haberi olmadığını, ayrıca dava dilekçesinde ekinde bulunan "usul belgelerin teslimatın onayı" başlıklı yazıda atanmış resmi memur kaydının bulunduğunu, ancak atanmış memurun kim olduğu ile ilgili bir bilgi bulunmadığını, tebligatın içeriğinin ne olduğunun belirsiz olduğunu, uyuşmazlık halinde davacının ödeme günü gelmeden alacağını istemesi ve mahkemece hükmedilmesinin kamu düzenine aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
5718 sayılı MÖHUK’un 50/1. maddesi hükmüne göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilip kesinleşen ilamların Türkiye’de icra edilebilmesi, yetkili mahkeme tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Anılan Yasa'nın 53. maddesinde tenfiz dilekçesine “Yabancı mahkeme ilâmının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilâmı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesi ile ilâmın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesi”nin ekleneceği düzenlenmiştir.
Dava dilekçesine yabancı mahkeme ilamının ilamı veren mahkeme tarafından onanmış örneği ve tercümesi ile ilâmın kesinleştiğini gösteren evrak ve tercümesi eklenmiştir. MÖHUK'un 54/c. maddesi hükmüne göre tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması gerekir. Yabancı kararın elde edilmesinde uygulanan yabancı hukukun Türk kamu düzenine aykırılığının incelenmesi esasen söz konusu değildir. Tenfiz kararı verecek hakim, yabancı hakimin bu karara hangi kanunu, nasıl uyguladığını inceleme yetkisine sahip değildir.Yabancı karara uygulanan kanun, kamu düzenine aykırı olmadığı halde hükmün Türkiye'de icrasının kamu düzenine aykırı olması mümkündür.
Somut olay incelendiğinde, davalı vekili cevap dilekçesinde müvekkilinin mahkemeye çağrılmadığını, davadan hiç haberi olmadığını, savunma hakkının kısıtlandığını ileri sürmektedir. Tenfiz istemine konu olan yabancı mahkeme kararında belirtildiği üzere karara karşı davalının 10 gün içinde iptal başvurusu hakkı bulunmakta olup, tarafların karara karşı itirazda bulunmadığı için 17/02/2021 tarihinde kesinleştiğinden bahsedilmiştir. Fakat tenfiz istemine konu yabancı mahkeme kararının davalıya tebliğ edilip edilmediği, tebliğ edilmiş ise kime edildiği, nasıl kesinleştiği kararın tercümesinden anlaşılamamaktadır. Bu durumda davacıya süre verilerek tenfiz istemine konu yabancı mahkeme kararının kesinleşmesine ilişkin tebligat evraklarını sunması için süre verilip kararın kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması gerekmektedir.
Mahkemece bu husus araştırılmadan karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde olduğundan kararın kaldırılarak davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin : 2021/461 Esas - 2021/936 Karar sayılı 19/10/2021 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA;
"Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"
Davalı tarafça yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/03/2022
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/104801 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi