Sigorta
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/10325 E. 2012/1773 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
işyeri sigorta poliçesi↗ işyeri sigortası↗ icra takibine itiraz↗ iş bölümü↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ sigorta poliçesi↗ hasar↗ eksik inceleme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, oluşan hasarın davalı İSKİ’nin sorumluluğunda olduğu, diğer davalıların, zararın oluşumunda maddi ve hukuki bağlarının bulunmadığı gerekçesiyle davalı İSKİ hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile davalı hakkındaki icra takibinin 3.350 TL üzerinden devamına, alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine ve diğer davalılar hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı İSKİ vekili temyiz etmiştir.
Dava, işyeri sigorta poliçesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı arasında işyeri sigorta Poliçesi düzenlendiğini, işyerinde meydana gelen su sızıntısı sonucu sigortalı emtianın hasar gördüğünü ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama sonunda, meydana gelen hasardan davalı İSKİ’nin sorumlu olduğunun kabulü ile sonuca gidilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda, davaya konu hasarın nedeninin ana su borusu ile binaya ait su borusunun birleşme yerindeki arızadan kaynaklandığı, davalı İSKİ’nin sorumluluğunun binalar dahilindeki su sayaçlarına kadar devam ettiği, bu nedenle oluşan hasardan İSKİ’nin sorumlu olduğu bildirilmiş, buna gerekçe olarak da uygulamanın bu yönde olması gösterilmiştir. Ancak, yapılan değerlendirmeye ilişkin başkaca gerekçeye yer verilmemiş ve davalı İSKİ’nin ana su borusu dışında olup da bina dâhilinde bulunan ancak sayaçlara kadar olan bölüme ilişkin bakım faaliyetlerini ne şekilde sürdüreceği açıklanmamıştır. O halde, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
Bu durum karşısında, mahkemece, davalı İSKİ’nin sorumluluğunun tespitine ilişkin olarak, adı geçen davalının kuruluş ve çalışma esaslarına ilişkin yönetmelik ve benzeri mevzuat hükümlerinin bulunup bulunmadığı, bir başka anlatımla, davalının sorumluluğunun yasal dayanağı belirlendikten sonra sonuca gidilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/10325 E. , 2012/1773 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
BİRLEŞEN DAVA
BEYOĞLU 4.FİKRİ VE SINAİ HAK.HUK.MAH. 2008/634 ESAS
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.09.2009 tarih ve 2007/277 - 2009/666 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı İSKİ Genel Müdürlüğü vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen dava dosyalarında, müvekkili sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı arasında düzenlenen işyeri paket sigorta poliçesi ile sigortalıya ait işyerinin sigorta teminatı altına alındığını, 20.06.2005 tarihinde binaya ait ana su tesisatının İSKİ tesisatına olan bağlantısının patlaması sonunda işyerinde hasar meydana geldiğini ve hasar bedelinin müvekkili tarafından karşılandığını, ödenen miktarın davalılardan tahsili için başlattıkları icra takibine davalıların itiraz ettiğini ileri sürerek, davalıların itirazlarının iptaline, takibin devamına ve asıl alacağın % 40’ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ve vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, oluşan hasarın davalı İSKİ’nin sorumluluğunda olduğu, diğer davalıların, zararın oluşumunda maddi ve hukuki bağlarının bulunmadığı gerekçesiyle davalı İSKİ hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile davalı hakkındaki icra takibinin 3.350 TL üzerinden devamına, alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine ve diğer davalılar hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı İSKİ vekili temyiz etmiştir.
Dava, işyeri sigorta poliçesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı arasında işyeri sigorta Poliçesi düzenlendiğini, işyerinde meydana gelen su sızıntısı sonucu sigortalı emtianın hasar gördüğünü ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama sonunda, meydana gelen hasardan davalı İSKİ’nin sorumlu olduğunun kabulü ile sonuca gidilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda, davaya konu hasarın nedeninin ana su borusu ile binaya ait su borusunun birleşme yerindeki arızadan kaynaklandığı, davalı İSKİ’nin sorumluluğunun binalar dahilindeki su sayaçlarına kadar devam ettiği, bu nedenle oluşan hasardan İSKİ’nin sorumlu olduğu bildirilmiş, buna gerekçe olarak da uygulamanın bu yönde olması gösterilmiştir.
Ancak, yapılan değerlendirmeye ilişkin başkaca gerekçeye yer verilmemiş ve davalı İSKİ’nin ana su borusu dışında olup da bina dâhilinde bulunan ancak sayaçlara kadar olan bölüme ilişkin bakım faaliyetlerini ne şekilde sürdüreceği açıklanmamıştır. O halde, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
Bu durum karşısında, mahkemece, davalı İSKİ’nin sorumluluğunun tespitine ilişkin olarak, adı geçen davalının kuruluş ve çalışma esaslarına ilişkin yönetmelik ve benzeri mevzuat hükümlerinin bulunup bulunmadığı, bir başka anlatımla, davalının sorumluluğunun yasal dayanağı belirlendikten sonra sonuca gidilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1047298000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz