Maddi ve Manevi Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/11629 E. 2010/12937 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sahtecilik↗ şikayet↗ dolandırıcılık↗ keşideci↗ çek↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, keşidecinin nüfus bilgilerinin farklı bulunduğu, ancak hesabı açanın ve çeki keşide edenin gerçek ... olup olmadığı yönünde bir tespit olmadığı, davacı tarafından bu çeke dayalı olarak yapılan bir icra takibi bulunmadığı, bu nedenle gerçek ...’ın bu çek düzenlemesi ile ilgili sahtecilik veya dolandırıcılık konusunda herhangi bir itirazı veya şikayetine ilişkin bir başvuru da bulunmadığı, söz konusu çekin ödenmemesinden dolayı bir zararın doğması için çeki keşide eden borçlusuna karşı tüm hukuki yolların denenmiş ve alacağın alınamamış olması gerektiği, davacının öncelikle ... ve kendisine çeki keşide eden ve ... kimliğini kullanan şahsa karşı talepte bulunması, bu kişinin kendisi tarafından davalı banka şubesinden çek defteri alınmadığı ve çek altındaki imzanın kendisine ait olmadığı konusundaki yapacağı itiraz üzerine sahtecilik iddiasında bulunması halinde bu sahtecilik fiilinin tespiti ile çek bedelinin bu nedenle tahsil edilememesi durumunda davacının bir zararı meydana gelecek olup bu yollar sonucunda alacağını alamaması durumunda meydana gelen zararın tazmini için davalı bankaya yönelmesi gerektiği, davacının henüz dava açma hakkının doğmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 28.06.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı davacı yararına bozulmuştur.
Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1705 E. 2010/7468 K.
Ortak:sahtecilik · şikayet · dolandırıcılık · keşideci · çek · e-defter
İncelediğiniz karardaMahkemece, «keşidecinin» nüfus bilgilerinin farklı bulunduğu, ancak hesabı açanın ve çeki keşide edenin gerçek ... olup olmadığı yönünde bir tespit olmadığı, davacı tarafından bu çeke dayalı olarak yapılan bir icra takibi bulunmadığı, bu nedenle gerçek ...’ın bu «çek» düzenlemesi ile ilgili «sahtecilik» veya «dolandırıcılık» konusunda herhangi bir itirazı veya «şikayetine» ilişkin bir başvuru da bulunmadığı, söz konusu çekin ödenmemesinden dolayı bir zararın doğması için çeki keşide eden borçlusuna karşı tüm hukuki yolların denenmiş ve alacağın alınamamış olması gerektiği, davacının öncelikle ... ve kendisine çeki keşide eden ve ... kimliğini kullanan şahsa karşı talepte bulunması, bu kişinin kendisi tarafından davalı banka şubesinden çek «defteri» alınmadığı ve çek altındaki imzanın kendisine ait olmadığı konusundaki yapacağı itiraz üzerine sahtecilik iddiasında bulunması halinde bu sahtecilik fiilinin tespi …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, «keşidecinin» nüfus bilgilerinin farklı bulunduğu, ancak hesabı açanın ve çeki keşide edenin gerçek ... olup olmadığı yönünde bir tespit olmadığı, davacı tarafından bu çeke dayalı olarak yapılan bir icra takibi bulunmadığı, bu nedenle gerçek ...’ın bu «çek» düzenlemesi ile ilgili «sahtecilik» veya «dolandırıcılık» konusunda herhangi bir itirazı veya «şikayetine» ilişkin bir başvuru da bulunmadığı, söz konusu çekin ödenmemesinden dolayı bir zararın doğması için çeki keşide eden borçlusuna karşı tüm hukuki yolların denenmiş ve alacağın alınamamış olması gerektiği, davacının öncelikle ... ve kendisine çeki keşide eden ve ... kimliğini kullanan şahsa karşı talepte bulunması, bu kişinin kendisi tarafından davalı banka şubesinden çek «defteri» alınmadığı ve çek altındaki imzanın kendisine ait olmadığı konusundaki yapacağı itiraz üzerine sahtecilik iddiasında bulunması halinde bu sahtecilik fiilinin tespi …
Mahkemece, davacı tarafından dava konusu çeke dayalı olarak yapılan bir icra takibi bulunmadığı, «sahtecilik» veya «dolandırıcılık» konusunda itiraz ve «şikayetin» olmadığı, davacının davalıya başvurabilmesi için gerçek borçluya karşı tüm yasal yolların tüketilmesi gerektiği, henüz dava açma hakkının doğmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta davalı bankanın «çek» hesabı açtığı «keşidecinin» hayali kişi olduğu, gerçekte var olan ...’ın çek hesabı açmadığı, çek hesabı açan kişinin kimliğine dair herhangi bir bilgi olmadığı çekişmesiz ve dosya kapsamı ile sabit olup, davacının, bu hayali kişi hakkında tüm yasal yolları tüketmesinin söz konusu edilmesi mümkün değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çek karnesi · tacir · kusur
Benzer bu karardaDavalı bankanın hayali bir kişi adına «çek karnesi» verdiği iddia olunduğuna göre mahkemece bu konuda gerekli araştırma yapılarak, 3167 sayılı Kanun uyarınca bankanın gerekli basiret ve itinayı gösterip göstermediği belirlenmeli, davacının uğradığı zararda bankaya bir «kusur» atfedilip atfedilemeyeceği, BK’nun 44. maddesi uyarınca davacının müterafik kusurlu sayılıp sayılmayacağı hususları tartışılıp değerlendirilmeli, sonucuna göre bir …
Dava, davalı bankanın sahte belgelere istinaden «çek karnesi» düzenlemesi nedeniyle davacının uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir.
Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 2. maddesi hükmüne göre bankalar, çekle işleyecek hesap açarken, «çek karnesi» verirken ve bu kanunla kendilerine verilen görev ve mükellefiyetleri yerine getirirken bu işlemlerin gerektirdiği basiret ve itinayı göstermek zorundadırlar.
Esasen bankalar «tacir» olup, basiretli olarak davranmak durumundadırlar.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/1136 E. 2014/7861 K.
Ortak:sahtecilik
İncelediğiniz karardaMahkemece, «keşidecinin» nüfus bilgilerinin farklı bulunduğu, ancak hesabı açanın ve çeki keşide edenin gerçek ... olup olmadığı yönünde bir tespit olmadığı, davacı tarafından bu çeke dayalı olarak yapılan bir icra takibi bulunmadığı, bu nedenle gerçek ...’ın bu «çek» düzenlemesi ile ilgili «sahtecilik» veya «dolandırıcılık» konusunda herhangi bir itirazı veya «şikayetine» ilişkin bir başvuru da bulunmadığı, söz konusu çekin ödenmemesinden dolayı bir zararın doğması için çeki keşide eden borçlusuna karşı tüm hukuki yolların denenmiş ve alacağın alınamamış olması gerektiği, davacının öncelikle ... ve kendisine çeki keşide eden ve ... kimliğini kullanan şahsa karşı talepte bulunması, bu kişinin kendisi tarafından davalı banka şubesinden çek «defteri» alınmadığı ve çek altındaki imzanın kendisine ait olmadığı konusundaki yapacağı itiraz üzerine sahtecilik iddiasında bulunması halinde bu sahtecilik fiilinin tespi …
Benzer bu karardaKâr Ortaklığı Anlaşması kapsamında davalı tarafa verilen iki adet senedin «teminat» senetleri olduğu ve «sahtecilik» yoluyla değiştirildiğinden bahisle borçlu bulunmadığının tespitine, yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi nedeniyle «sözleşmelerin feshine» ve uğranılan zararın tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözleşmenin feshi · görevsizlik kararı · teminat · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, dava konusunun 556 sayılı KHK'nın uygulanmasından kaynaklandığı, «görevli» mahkemenin Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle, davanın «görevsizlik» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kâr Ortaklığı Anlaşması kapsamında davalı tarafa verilen iki adet senedin «teminat» senetleri olduğu ve «sahtecilik» yoluyla değiştirildiğinden bahisle borçlu bulunmadığının tespitine, yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi nedeniyle «sözleşmelerin feshine» ve uğranılan zararın tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
Bu durumda, taraflar arasındaki, sözleşmede yer alan ve davalıya ait markanın kullanımından kaynaklanan bir iddia ileri sürülmediğine göre, uyuşmazlıkta 556 sayılı KHK'nın uygulama yeri bulunmadığı halde mahkemece «görevsizlik» kararı verilmesi isabetli görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/11629 E. , 2010/12937 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/11/2008 gün ve 2008/201-2008/557 sayılı kararı bozan Daire’nin 28.06.2010 gün ve 2009/1705 - 2010/7468 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, keşidecisi ... olan davalıya ait çekin hamili olduğunu, keşidecisinin kimliğinin gerçeği yansıtmadığının ortaya çıktığını, davalının çek hesabı açarken üzerine düşen yükümlülükleri ihlal ettiğini, müvekkilinin zararına neden olduğunu ileri sürerek, 1.000,00 YTL manevi tazminat ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 YTL maddi tazminatın faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin bir kusurunun olmadığını, Çek Kanunu uyarınca alınması gerekli tüm belgelerin alındığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, keşidecinin nüfus bilgilerinin farklı bulunduğu, ancak hesabı açanın ve çeki keşide edenin gerçek ... olup olmadığı yönünde bir tespit olmadığı, davacı tarafından bu çeke dayalı olarak yapılan bir icra takibi bulunmadığı, bu nedenle gerçek ...’ın bu çek düzenlemesi ile ilgili sahtecilik veya dolandırıcılık konusunda herhangi bir itirazı veya şikayetine ilişkin bir başvuru da bulunmadığı, söz konusu çekin ödenmemesinden dolayı bir zararın doğması için çeki keşide eden borçlusuna karşı tüm hukuki yolların denenmiş ve alacağın alınamamış olması gerektiği, davacının öncelikle ... ve kendisine çeki keşide eden ve ... kimliğini kullanan şahsa karşı talepte bulunması, bu kişinin kendisi tarafından davalı banka şubesinden çek defteri alınmadığı ve çek altındaki imzanın kendisine ait olmadığı konusundaki yapacağı itiraz üzerine sahtecilik iddiasında bulunması halinde bu sahtecilik fiilinin tespiti ile çek bedelinin bu nedenle tahsil edilememesi durumunda davacının bir zararı meydana gelecek olup bu yollar sonucunda alacağını alamaması durumunda meydana gelen zararın tazmini için davalı bankaya yönelmesi gerektiği, davacının henüz dava açma hakkının doğmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 28.06.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı davacı yararına bozulmuştur.
Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 35,50 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 172,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 15.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1047034000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz