Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5179 E. 2024/1212 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
grafolog bilirkişi↗ katılma yoluyla istinaf↗ avalist↗ sahte imza↗ aval↗ faktoring↗ imza inkarı↗ bekletici mesele↗ sahtecilik↗ kötüniyet tazminatı↗ şikayet↗ basiretli tacir↗ hakkaniyet↗ kötü niyet tazminatı↗ dolandırıcılık↗ garantörlük↗ keşideci↗ ihtiyati haciz↗ vade↗ kötü niyet↗ ihtar↗ yargılama gideri↗ esastan ret↗ haciz↗ iflas↗ yönetim kurulu kararı↗ çek↗ kötüniyet↗ tacir↗ menfi tespit↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/353 E., 2019/989 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Türkiyenin önde gelen kuruluşlarından olan Akfen Holding A.Ş.'nin 25 yıllık CEO'su olarak görev yaptığını ve holdinge bağlı şirketlerde yönetim kurulu üyelikleri bulunduğunu, müvekkilinin eski eşi ...'ın 20.03.2018 tarihinde intihar girişiminde bulunması nedeniyle eşinin tek yetkili ve tek ortağı olduğu dava dışı Güç Yapı Mimarlık A.Ş. ünvanlı şirketin piyasaya yüklü miktarda borcu olduğunu eski eşinin beyanlarıyla öğrendiğini, eşinin kendinden habersiz yüklü miktarda borca girmesinin müvekkilinde yarattığı hayal kırıklığı ve evliliğin daha öncesinde var olan sorunlar neticesinde boşandıklarını, müvekkilinin bu boşanmanın ardından borçlu olduğundan bahisle hakkında ilk defa 26.03.2018 tarihinde ikamet adresinde haciz işlemi gerçekleştiğini ve tüm ev eşyalarının muhafaza altına alındığını ve üzerinde sahtecilik yapılmak suretiyle avalimdir ... yazı ve imza örneklerinin bulunduğu dava dışı Güç Yapı Mimarlık A.Ş. tarafından keşide edilen çekten haberdar olduğunu, söz konusu haciz işleminden sonra da farklı alacaklı firmalarca müvekkili hakkında ihtiyati haciz kararı alınarak fiili haciz ve muhafaza işlemi yapıldığını, müvekkili tarafından hacze konu ve tespit edilebilen her çek üzerinde teknik inceleme yaptıklarını inceleme yapılan çeklerdeki yazı ve imza örneklerinin müvekkiline ait olmadığı yönünde grafoloji bilirkişi vasıtasıyla tespit edildiğini, söz konusu sahtecilik işlemleri ile ilgili olarak İstanbul CBS'ye şikayette bulunduklarını ve şikayete konu 2018/51151 soruşturma sayılı dosyasının devam ettiğini, ayrıca müvekkilinin imza ve yazısının taklit edildiği başka çekler için de İstanbul Anadolu CBS' de 2018/70349 soruşturma sayılı dosyasının devam ettiğini, müvekkilinin eski eşinin tek yetkili ve ortağı olduğu dava dışı şirket tarafından keşide edilen çeke ilişkin haciz işlemi neticesinde finans ve faktoring kurumlarına ihbarname göndererek ihtarda bulunduklarını, davalı ... şirketinin elinde henüz vadesi gelmemiş ancak üzerinde müvekkilinin el ürünü olduğu iddia edilen aval metni ve sahte imzalar bulunduğu toplamda 440.000,00 TL bedelli 4 adet çek olduğunu, müvekkilinin çeklerde keşideci sıfatı bulunan şirkete ortak olduğu dönemde ve payını devrettiği dönemden sonra da şirket ile alakalı hiçbir borçlandırıcı işlem yapmadığını, söz konusu şirketteki işlemler ile alakalı tek yetkilinin müvekkilinin eski eşi olduğunu, davalı şirketin, müvekkilinin çektiği ihbarnameye cevap vererek belirtilen çeklerde müvekkilinin imza ve yazıları ile avalinin bulunduğunu ve sahteciliğe ilişkin itirazı kabul etmediklerini ve müvekkilinin sorumlu bulunduğunu ihtar ettiklerini ileri sürerek müvekkilinin sahte el ürünü aval metni ve sahte imzalar sebebiyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 10'dan fazla faktoring şirketine tıpkı müvekkili şirkete verildiği gibi çekler verdiğini, tüm bu çeklerde aval sıfatı ile imzası ve yazısı olan davacının şimdi bütün çeklerdeki yazı ve imzayı inkar yoluna gitmesinin hayatın olağan akışına, müşterek tecrübe kurallarına ve ticaret hayatına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça açılan davanın temeli davacının dava konusu çeklerde yer alan ''Avalimdir. ...'' yazılarının ve yazıların altında bulunan imzaların davacı tarafa ait olmaması nedeni ile dava konusu çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine yönelik olduğu, dava konusu çeklerde ''Avalimdir. ...'' yazılarının ve yazıların altında bulunan imzaların davacı tarafa ait olup olmadığı hususununda Adli Tıp Kurumu vasıtası ile yapılan inceleme neticesinde düzenlenen rapor ile söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ın eli ürünü olmadığı hususunun tespit edildiği,bu haliyle davacı tarafın çeklerde avalist olarak yer alan imzanın kendisine ait olmadığı iddiasının mahkemelerince sübut bulduğu anlaşılmakla davacı tarafın menfi tespit davasının kabulü yönünde karar verilmesi gerektiği, her ne kadar davacı taraf kötü niyet tazminat talebinde bulunmuş ise de, çeklere ilişkin icra takibi yapılmadığı anlaşılmakla davacı tarafın bu yöndeki talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Anadolubank Selamiçeşme şubesi 12.06.2018 ödeme tarihli, 110.000,00 TL bedelli, Anadolubank Selamiçeşme şubesi 13.06.2018 ödeme tarihli ve 130.000,00 TL bedelli, Türkiye Ekonomi Bankası Adatepe şubesi 18.06.2018 ödeme tarihli 100.000,00 TL bedelli, Garanti Bankası Valikonağı şubesi 21.06.2018 ödeme tarihli ve 100.000,00 TL bedelli çeklerden dolayı davacı tarafın borçlu olmadığının tespitine, davacı tarafın kötüniyet tazminatı, davalı tarafın tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin kötü niyetli hareket ettiğini, basiretli bir tacir gibi davranmadığı ileri sürerek davalı şirket aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu çekler üzerinde aval imza ve yazılarının davacıya ait olmaması davacının da aralarında bulunduğu kişilerce müvekkili şirket ile birlikte bir çok faktoring şirketine karşı gerekçekleştirilen dolandırıcılık faaliyetinin bir sonucu olup bu konuya ilişkin İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığında 2019/31816 soruşturma sayılı dosyanın devam ettiğini, dava konusu çeklerin müvekkili şirkete dava dışı Ema Lojistik Hizmetleri Ltd. Şti. tarafından verildiğini, müvekkilinin 2017 yılından beri bu firma ile çalıştığını, faktoring işleminin 7.936.000,00 TL'lik kısmına dayanak teşkil eden, davacının eski eşi ...'ın yetkilisi, davacının da eski ortağı olduğu Güç Yapı Mimarlık A.Ş. tarafından keşide edilen 60 adet çekin faktoring işlemi için iktisap ettiğini, söz konusu çeklerin toplamda 5.278.000,00 TL bedelli 39 adedi 10.12.2017-13.03.2018 tarihleri arasında sorunsuz ödenmiş olup bu şekilde davacının da aralarında bulunduğu kişiler tarafından müvekkili şirket nezdinde bir güven duygusu oluşturulduğunu, davacının avalinin de çeklerin güvenilirliğini artırdığını, davacının keşideci Güç Yapı şirketinin kurucuları arasında olup , o tarihte eşi tarafından keşide edilen çeklerdeki aval yazı ve imzalarından bilgisinin olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava konusu çeklerdeki imzaların davacının bilgi ve yönlendirmesi ile kuvvetle muhtemel dava dışı eski eş ... tarafından atıldığının neredeyse kesin olduğunu, davacının onay ve yönlendirmesi olduğundan sahtecilik durumundan söz edilemeyeceğini, imzaların hukuken geçerli olduğunu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/31816 soruşturma sayılı bekletici mesele yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davanın açılmasına müvekkilinin sebebiyet vermediğini ve asıl mağduriyet yaşayanın müvekkili olduğu halde müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin ve davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; salt çeklerdeki imzaların davacının elinin ürünü olmadığına dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesinin isabetli olmadığını, müvekkilinin organize dolandırıcılık faaliyetlerinin mağduru konumunda olup konuya ilişkin yargılamanın devam ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla her durumda huzurdaki davanın açılmasına müvekkilinin sebebiyet vermediğini ve asıl mağduriyet yaşayanın müvekkili olduğu halde müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Yerel Mahkeme tarafından verilen kararın eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen esastan ret kararının müvekkil lehine bozulması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/546 E. 2023/3602 K.
Ortak:avalist · aval · faktoring · imza inkarı · sahtecilik · kötü niyet tazminatı · dolandırıcılık · keşideci · Menfi tespit
İncelediğiniz kararda… a dilekçesinde; müvekkilinin Türkiyenin önde gelen kuruluşlarından olan Akfen Holding A.Ş.'nin 25 yıllık CEO'su olarak görev yaptığını ve holdinge bağlı şirketlerde «yönetim kurulu» üyelikleri bulunduğunu, müvekkilinin eski eşi ...'ın 20.03.2018 tarihinde intihar girişiminde bulunması nedeniyle eşinin tek yetkili ve tek ortağı olduğu dava dışı Güç Yapı Mimarlık A.Ş. ünvanlı şirketin piyasaya yüklü miktarda borcu olduğunu eski eşinin beyanlarıyla öğrendiğini, eşinin kendinden habersiz yüklü miktarda borca girmesinin müvekkilinde yarattığı hayal kırıklığı ve evliliğin daha öncesinde var olan sorunlar neticesinde boşandıklarını, müvekkilinin bu boşanmanın ardından borçlu olduğundan bahisle hakkında ilk defa 26.03.2018 tarihinde ikamet adresinde «haciz» işlemi gerçekleştiğini ve tüm ev eşyalarının muhafaza altına alındığını ve üzerinde «sahtecilik» yapılmak suretiyle avalimdir ... yazı ve imza örneklerinin bulunduğu dava dışı Güç Yapı Mimarlık A.Ş. tarafından keşide edilen çekten haberdar olduğunu, söz konusu haciz işleminden sonra da farklı alacaklı firmalarca müvekkili hakkında «ihtiyati haciz» kararı alınarak fiili haciz ve muhafaza işlemi yapıldığını, müvekkili tarafından hacze konu ve tespit edilebilen her «çek» üzerinde teknik inceleme yaptıklarını inceleme yapılan çeklerdeki yazı ve imza örneklerinin müvekkiline ait olmadığı yönünde «grafoloji bilirkişi» vasıtasıyla tespit edildiğini, söz konusu sahtecilik işlemleri ile ilgili olarak İstanbul CBS'ye «şikayette» bulunduklarını ve şikayete konu 2018/51151 soruşturma sayılı dosyasının devam ettiğini, ayrıca müvekkilinin imza ve yazısının taklit edildiği başka çekler için de İstanbul Anadolu CBS' de 2018/70349 soruşturma sayılı dosyasının devam ettiğini, müvekkilinin eski eşinin tek yetkili ve ortağı olduğu dava dışı şirket tarafından keşide edilen çeke ilişkin haciz işlemi neticesinde finans ve «faktoring» kurumlarına ihbarname göndererek «ihtarda» bulunduklarını, davalı ... şirketinin elinde henüz «vadesi» gelmemiş ancak üzerinde müvekkilinin el ürünü olduğu iddia edilen «aval» metni ve «sahte imzalar» bulunduğu toplamda 440.000,00 TL bedelli 4 adet çek olduğunu, müvekkilinin çeklerde «keşideci» sıfatı bulunan şirkete ortak olduğu dönemde ve payını devrettiği dönemden sonra da şirket ile alakalı hiçbir borçlandırıcı işlem yapmadığını, söz konusu şirketteki …
Şti. tarafından verildiğini, müvekkilinin 2017 yılından beri bu firma ile çalıştığını, «faktoring» işleminin 7.936.000,00 TL'lik kısmına dayanak teşkil eden, davacının eski eşi ...'ın yetkilisi, davacının da eski ortağı olduğu Güç Yapı Mimarlık A.Ş. tarafından keşide edilen 60 adet çekin faktoring işlemi için iktisap ettiğini, söz konusu çeklerin toplamda 5.278.000,00 TL bedelli 39 adedi 10.12.2017-13.03.2018 tarihleri arasında sorunsuz ödenmiş olup bu şekilde davacının da aralarında bulunduğu kişiler tarafından müvekkili şirket nezdinde bir güven duygusu oluşturulduğunu, davacının «avalinin» de çeklerin güvenilirliğini artırdığını, davacının «keşideci» Güç Yapı şirketinin kurucuları arasında olup , o tarihte eşi tarafından keşide edilen çeklerdeki aval yazı ve imzalarından bilgisinin olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava konusu çeklerdeki imzaların davacının bilgi ve yönlendirmesi ile kuvvetle muhtemel dava dışı eski eş ... tarafından atıldığının neredeyse «kesin» olduğunu, davacının onay ve yönlendirmesi olduğundan «sahtecilik» durumundan söz edilemeyeceğini, imzaların hukuken geçerli olduğunu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/31816 soruşturma sayılı «bekletici mesele» yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davanın açılmasına müvekkilinin sebebiyet vermediğini ve asıl mağduriyet yaşayanın müvekkili olduğu halde müvekkili aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin hukuka ve «hakkaniyete» aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 10'dan fazla «faktoring» şirketine tıpkı müvekkili şirkete verildiği gibi çekler verdiğini, tüm bu çeklerde «aval» sıfatı ile imzası ve yazısı olan davacının şimdi bütün çeklerdeki yazı ve «imzayı inkar» yoluna gitmesinin hayatın olağan akışına, müşterek tecrübe kurallarına ve ticaret hayatına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda… lişki bulunduğundan ve çelişki giderilmeden karar verilemeyeceğinden aksi yöndeki kararın kaldırılması gerektiğini, davacının mahkemeyi yanıltma çabası içinde olup, «keşideci» Güç Yapı Mimarlık A.Ş. ile hiçbir bağı yokmuş gibi göstermeye çalıştığını, oysa ki davacının hiçbir şeyden haberi olmayan «avalist» değil, keşideci şirketin bir dönem yöneticisi ve ortağı ve aynı zamanda Güç Yapı’nın sahibi Ülkü Akerman’ın eski eşi olduğunu, dosyada mübrez «ticaret sicil» gazetelerinin de bu hususu doğruladığını, mahkemece aşağıda açıklanan hususlar değerlendirilmeksizin hüküm kurulduğunu, 29.03.2018 tarihinde göndermiş olduğu ihbarname davacının en başından beri çeklerden haberdar olduğunun delili olduğunu,, nitekim bir «kıymetli evrak» olan çekin devri «ciro» ve «zilyetliğin devri» ile yapıldığını, keşideci şirketin, Ema Lojistik A.Ş. lehine çekler düzenleyip «teslim» ettiğini, yani eğer iddia edildiği gibi davacının «çek» üzerindeki «avali» sahte ise çekin nerede, kimin nezdinde olduğundan bilgisinin bulunmasının imkânsız olduğunu, ancak davacının kendi beyanı ile sabit olduğu üzere, çeklerin kimin nezdinde bulunduğunu kolayca tespit ettiğini ve her birine ayrı ayrı ihbarname gönderdiğini, davacının «sahtecilik» iddiasının gerçek dışı olduğunu, dava konusu çeklerin bilgisi dahilinde olduğunu, Ticaret Sicil Gazetesi suretlerinde davacının şirketin genel kurullarına katıldığı, bir dönem tek başına «yönetim kurulu» başkan vekilliği görevini yürüttüğünün görüldüğünü, anlaşıldığı üzere davacının beyanları gerçek dışı olup, davacı keşideci şirketin ticari faaliyetlerinde aktif ve önemli bir rol oynayan ortağı olduğunu, davacının aval verdiği ve «faktoring» işlemine konu edilen 4 adet çekin hiçbir itiraza uğramadan ödendiğini, bu hususun, davacının zımmi kabulü anlamına geldiğini, kötü niyetle sahtecilik iddiasında bulunduğunu gösterdiğini, yazılı ve görsel medyada Güç Yapı Mimarlık A.Ş.'nin piyasayı yaklaşık 20.000.000,00 TL civarında «dolandırdığı» haberlerinin yer aldığını, keşideci şirketin borçlarını ödemediği, diğer borçlular Ema Lojistik ve avalistlerin ise «borçtan kurtulmak» maksadı ile hareket ettiğini, davacının sahtecilik iddiasının da bu doğrultuda kötü niyetli olduğunu, «faktoring sözleşmesi» gereğince teslim alınacak çekler hakkında yönetmelik gereğince gerçekleştirilen istihbarat işlemleri sırasında dava dışı Güç Yapı’nın yetkilisi ve davacının eski eşi (o tarihte eşi) Ülkem Akerman ile yapılan telefon görüşmeleri teyitlerinin dilekçe ekinde sunulduğunu, davacının eski eşinin, aval teyiti alınmak isteyen davacının göz operasyonuna girdiğini, imzaları davacının attığını belirtip Güç Yapı’dan “şirketimiz” olarak bahsetmekle birlikte hareket ettiklerini ve dolaysıyla iddialarını «ikrar» ettiğini, nitelikli ve örgütlü bir dolandırıcılık faaliyetinin yürütüldüğüne dair güçlü ve somut delillerin mevcut olduğunu, dava konusu çeklerin tüm borçluları ha …
İstinaf Sebepleri 1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin çeki «faktoring sözleşmesine» istinaden «fatura» ile tevsik ederek ve «keşideci» şirketten yazılı teyit alarak tevdi aldığını, müvekkili şirketin imzaların sahte olup olmadığını bilebilecek durumda olmadığını ve araştırma yükümlülüğünün bulunmadığını, netice olarak müvekkilinin çeke dayalı bir alacağının mevcut olduğunu, dava konusu «çek» hakkında suç duyurusunda bulunulmasının çekin «kambiyo vasfını» ortadan kaldırmayacağını, müvekkilinin takip hakkını etkilemeyeceğini, kötü niyetli olduğunu göstermeyeceğini, Yargıtay kararlarından da görüleceği üzere, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu'nun (6361 sayılı Kanun) 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmü ve Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkındaki Yönetmeliğin 22 nci maddesinin ikinci fıkrasında faktoring şirketlerine, kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, «temlike» konu alacağın bir mal veya hizmet satışından doğduğunu fatura ile teşvik etme ve «kambiyo senedi» ile faturanın uyumlu olduğunu araştırma yükümlülüğünü yüklediğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 790 ıncı maddesinin ise, «ciro silsilinde» dış görünüş itibari ile kopukluk olup olmadığını inceleme yükümlülüğünü yüklediğini, Faktoring şirketlerinin, bunların dışında kambiyo evrakındaki imzaların sıhhat …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu çeklerde yer alan imzaların davacının eli ürünü olmadığının Adli Tıp Kurumu'nun 15.05.2019 tarihli raporu ile sabit olduğu, «imza inkarının» herkese karşı ileri sürülebilecek mutlak defilerden olduğu ve dolayısıyla davacı yanın borçsuzluk iddiasının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:zilyetliğin devri · mutlak defi · takdiri delil · uzman görüşü · imza sahteliği · borçtan kurtulma · kambiyo vasfı · faktoring sözleşmesi
Benzer bu kararda… ilemeyeceğinden aksi yöndeki kararın kaldırılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 263 üncü maddesinde «uzman görüşü» alınmasına ilişkin yapılan düzenleme uyarınca, mahkemece bilimsel mütaalanın serbestçe değerlendirilebileceği, alınan bilirkişi raporunun da «takdiri delil niteliğinde» bulunduğu, mahkemenin bilirkişi raporlarını hukuksal çerçeve ve dosya kapsamı itibarıyla serbestçe değerlendireceği, birden fazla bilirkişi raporu olması halinde, nedenlerine ilişkin açıklama yapılması suretiyle, mahkemece hükme esas alınacak raporun belirleneceği, somut olayda, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 26.03.2019 tarihli raporun dosya kapsamına uygun ve teknik yeterliliğe sahip olduğu, bu nedenlerle, davalı tarafından alınan uzman görüşü ile Adli Tıp Kurumundan alınan ve yukarıda bahsi geçen rapor arasında mevcut farklılıkları çelişki olarak değerlendirmeyerek Adli Tıp Kurumu raporunu yeterli görmesinde ve yeni bir rapor alınmasına gerek görülmemesinde hukuka aykırılık görülmediği, somut olayda davacı kendi imzasının «sahteliğine» dayandığından «mutlak defi» niteliğindeki iddiasını herkese karşı ileri sürülebileceğinden Mahkemece verilmiş olan kararda hukuka aykırılık bulunmadığı, davacı tarafın istinafına gelince, davalı aleyhine «kötü niyet tazminatına» karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüşse de, davalının, dava konusu çekleri kötü niyetli veya ağır kusurlu olarak devraldığına dair bir delilin dosyada bulunmadığı, bu çeklere ilişkin davalı tarafça yürütülen işlemlerinin yasal çerçeve içerisinde ve hukuka uygun olarak gerçekleştirildiği, aksinin kanıtlanamadığı, kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin bu «istinaf sebebi» yerinde görülmediği, sonuç olarak, senet üzerindeki «imzanın sahteliğinin» mutlak defi olması, dava konu çeklerdeki imzanın davacıya ait olmadığı tespiti, bu sebeple davacının davalıya dava konu çeklerden dolayı borçlu kabul edilemeyeceği …
… lişki bulunduğundan ve çelişki giderilmeden karar verilemeyeceğinden aksi yöndeki kararın kaldırılması gerektiğini, davacının mahkemeyi yanıltma çabası içinde olup, «keşideci» Güç Yapı Mimarlık A.Ş. ile hiçbir bağı yokmuş gibi göstermeye çalıştığını, oysa ki davacının hiçbir şeyden haberi olmayan «avalist» değil, keşideci şirketin bir dönem yöneticisi ve ortağı ve aynı zamanda Güç Yapı’nın sahibi Ülkü Akerman’ın eski eşi olduğunu, dosyada mübrez «ticaret sicil» gazetelerinin de bu hususu doğruladığını, mahkemece aşağıda açıklanan hususlar değerlendirilmeksizin hüküm kurulduğunu, 29.03.2018 tarihinde göndermiş olduğu ihbarname davacının en başından beri çeklerden haberdar olduğunun delili olduğunu,, nitekim bir «kıymetli evrak» olan çekin devri «ciro» ve «zilyetliğin devri» ile yapıldığını, keşideci şirketin, Ema Lojistik A.Ş. lehine çekler düzenleyip «teslim» ettiğini, yani eğer iddia edildiği gibi davacının «çek» üzerindeki «avali» sahte ise çekin nerede, kimin nezdinde olduğundan bilgisinin bulunmasının imkânsız olduğunu, ancak davacının kendi beyanı ile sabit olduğu üzere, çeklerin kimin nezdinde bulunduğunu kolayca tespit ettiğini ve her birine ayrı ayrı ihbarname gönderdiğini, davacının «sahtecilik» iddiasının gerçek dışı olduğunu, dava konusu çeklerin bilgisi dahilinde olduğunu, Ticaret Sicil Gazetesi suretlerinde davacının şirketin genel kurullarına katıldığı, bir dönem tek başına «yönetim kurulu» başkan vekilliği görevini yürüttüğünün görüldüğünü, anlaşıldığı üzere davacının beyanları gerçek dışı olup, davacı keşideci şirketin ticari faaliyetlerinde aktif ve önemli bir rol oynayan ortağı olduğunu, davacının aval verdiği ve «faktoring» işlemine konu edilen 4 adet çekin hiçbir itiraza uğramadan ödendiğini, bu hususun, davacının zımmi kabulü anlamına geldiğini, kötü niyetle sahtecilik iddiasında bulunduğunu gösterdiğini, yazılı ve görsel medyada Güç Yapı Mimarlık A.Ş.'nin piyasayı yaklaşık 20.000.000,00 TL civarında «dolandırdığı» haberlerinin yer aldığını, keşideci şirketin borçlarını ödemediği, diğer borçlular Ema Lojistik ve avalistlerin ise «borçtan kurtulmak» maksadı ile hareket ettiğini, davacının sahtecilik iddiasının da bu doğrultuda kötü niyetli olduğunu, «faktoring sözleşmesi» gereğince teslim alınacak çekler hakkında yönetmelik gereğince gerçekleştirilen istihbarat işlemleri sırasında dava dışı Güç Yapı’nın yetkilisi ve davacının eski eşi (o tarihte eşi) Ülkem Akerman ile yapılan telefon görüşmeleri teyitlerinin dilekçe ekinde sunulduğunu, davacının eski eşinin, aval teyiti alınmak isteyen davacının göz operasyonuna girdiğini, imzaları davacının attığını belirtip Güç Yapı’dan “şirketimiz” olarak bahsetmekle birlikte hareket ettiklerini ve dolaysıyla iddialarını «ikrar» ettiğini, nitelikli ve örgütlü bir dolandırıcılık faaliyetinin yürütüldüğüne dair güçlü ve somut delillerin mevcut olduğunu, dava konusu çeklerin tüm borçluları ha …
İstinaf Sebepleri 1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin çeki «faktoring sözleşmesine» istinaden «fatura» ile tevsik ederek ve «keşideci» şirketten yazılı teyit alarak tevdi aldığını, müvekkili şirketin imzaların sahte olup olmadığını bilebilecek durumda olmadığını ve araştırma yükümlülüğünün bulunmadığını, netice olarak müvekkilinin çeke dayalı bir alacağının mevcut olduğunu, dava konusu «çek» hakkında suç duyurusunda bulunulmasının çekin «kambiyo vasfını» ortadan kaldırmayacağını, müvekkilinin takip hakkını etkilemeyeceğini, kötü niyetli olduğunu göstermeyeceğini, Yargıtay kararlarından da görüleceği üzere, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu'nun (6361 sayılı Kanun) 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmü ve Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkındaki Yönetmeliğin 22 nci maddesinin ikinci fıkrasında faktoring şirketlerine, kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, «temlike» konu alacağın bir mal veya hizmet satışından doğduğunu fatura ile teşvik etme ve «kambiyo senedi» ile faturanın uyumlu olduğunu araştırma yükümlülüğünü yüklediğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 790 ıncı maddesinin ise, «ciro silsilinde» dış görünüş itibari ile kopukluk olup olmadığını inceleme yükümlülüğünü yüklediğini, Faktoring şirketlerinin, bunların dışında kambiyo evrakındaki imzaların sıhhat …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3480 E. 2019/5889 K.
Ortak:aval · ihtiyati haciz · haciz
İncelediğiniz kararda… a dilekçesinde; müvekkilinin Türkiyenin önde gelen kuruluşlarından olan Akfen Holding A.Ş.'nin 25 yıllık CEO'su olarak görev yaptığını ve holdinge bağlı şirketlerde «yönetim kurulu» üyelikleri bulunduğunu, müvekkilinin eski eşi ...'ın 20.03.2018 tarihinde intihar girişiminde bulunması nedeniyle eşinin tek yetkili ve tek ortağı olduğu dava dışı Güç Yapı Mimarlık A.Ş. ünvanlı şirketin piyasaya yüklü miktarda borcu olduğunu eski eşinin beyanlarıyla öğrendiğini, eşinin kendinden habersiz yüklü miktarda borca girmesinin müvekkilinde yarattığı hayal kırıklığı ve evliliğin daha öncesinde var olan sorunlar neticesinde boşandıklarını, müvekkilinin bu boşanmanın ardından borçlu olduğundan bahisle hakkında ilk defa 26.03.2018 tarihinde ikamet adresinde «haciz» işlemi gerçekleştiğini ve tüm ev eşyalarının muhafaza altına alındığını ve üzerinde «sahtecilik» yapılmak suretiyle avalimdir ... yazı ve imza örneklerinin bulunduğu dava dışı Güç Yapı Mimarlık A.Ş. tarafından keşide edilen çekten haberdar olduğunu, söz konusu haciz işleminden sonra da farklı alacaklı firmalarca müvekkili hakkında «ihtiyati haciz» kararı alınarak fiili haciz ve muhafaza işlemi yapıldığını, müvekkili tarafından hacze konu ve tespit edilebilen her «çek» üzerinde teknik inceleme yaptıklarını inceleme yapılan çeklerdeki yazı ve imza örneklerinin müvekkiline ait olmadığı yönünde «grafoloji bilirkişi» vasıtasıyla tespit edildiğini, söz konusu sahtecilik işlemleri ile ilgili olarak İstanbul CBS'ye «şikayette» bulunduklarını ve şikayete konu 2018/51151 soruşturma sayılı dosyasının devam ettiğini, ayrıca müvekkilinin imza ve yazısının taklit edildiği başka çekler için de İstanbul Anadolu CBS' de 2018/70349 soruşturma sayılı dosyasının devam ettiğini, müvekkilinin eski eşinin tek yetkili ve ortağı olduğu dava dışı şirket tarafından keşide edilen çeke ilişkin haciz işlemi neticesinde finans ve «faktoring» kurumlarına ihbarname göndererek «ihtarda» bulunduklarını, davalı ... şirketinin elinde henüz «vadesi» gelmemiş ancak üzerinde müvekkilinin el ürünü olduğu iddia edilen «aval» metni ve «sahte imzalar» bulunduğu toplamda 440.000,00 TL bedelli 4 adet çek olduğunu, müvekkilinin çeklerde «keşideci» sıfatı bulunan şirkete ortak olduğu dönemde ve payını devrettiği dönemden sonra da şirket ile alakalı hiçbir borçlandırıcı işlem yapmadığını, söz konusu şirketteki …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 10'dan fazla «faktoring» şirketine tıpkı müvekkili şirkete verildiği gibi çekler verdiğini, tüm bu çeklerde «aval» sıfatı ile imzası ve yazısı olan davacının şimdi bütün çeklerdeki yazı ve «imzayı inkar» yoluna gitmesinin hayatın olağan akışına, müşterek tecrübe kurallarına ve ticaret hayatına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu çekler üzerinde «aval» imza ve yazılarının davacıya ait olmaması davacının da aralarında bulunduğu kişilerce müvekkili şirket ile birlikte bir çok «faktoring» şirketine karşı gerekçekleştirilen «dolandırıcılık» faaliyetinin bir sonucu olup bu konuya ilişkin İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığında 2019/31816 soruşturma sayılı dosyanın devam ettiğini, dava konusu çekler …
Benzer bu karardaKararı, «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «kefaletin» Türk Borçlar Yasası'nda, «avalin» ise Türk Ticaret Yasası'nda düzenlendiği, farklı kurumlar olduğu, kefalete ilişkin hükümlerin kıyasen avalde uygulanamayacağı, itiraza dayanak gösterilen yasa maddesinin de aval için değil kefalet için düzenlendiği gerekçesiyle «ihtiyati hacze itirazın» reddine karar verilmiş ve mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Mahkemece, itirazın reddine karar verilmiş, Dairemizce bu karar «avalin» geçerli olabilmesi için «eşin rızası» gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:eşin rızası · ihtiyati hacze itiraz · direnme kararı · eş rızası · kefalet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, «kefaletin» Türk Borçlar Yasası'nda, «avalin» ise Türk Ticaret Yasası'nda düzenlendiği, farklı kurumlar olduğu, kefalete ilişkin hükümlerin kıyasen avalde uygulanamayacağı, itiraza dayanak gösterilen yasa maddesinin de aval için değil kefalet için düzenlendiği gerekçesiyle «ihtiyati hacze itirazın» reddine karar verilmiş ve mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
İtiraz eden borçlular vekilinin temyizi üzerine Hukuk Genel Kurulunun 29.11.2018 tarih, 2017/11-154 E., 2018/1807 K. sayılı ilamı ile «direnme» kararının bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak «ihtiyati hacze itirazın» kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, itirazın reddine karar verilmiş, Dairemizce bu karar «avalin» geçerli olabilmesi için «eşin rızası» gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Talep «ihtiyati hacze itiraz» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5179 E. , 2024/1212 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/260 Esas, 2022/805 Karar
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/353 E., 2019/989 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Türkiyenin önde gelen kuruluşlarından olan Akfen Holding A.Ş.'nin 25 yıllık CEO'su olarak görev yaptığını ve holdinge bağlı şirketlerde yönetim kurulu üyelikleri bulunduğunu, müvekkilinin eski eşi ...'ın 20.03.2018 tarihinde intihar girişiminde bulunması nedeniyle eşinin tek yetkili ve tek ortağı olduğu dava dışı Güç Yapı Mimarlık A.Ş. ünvanlı şirketin piyasaya yüklü miktarda borcu olduğunu eski eşinin beyanlarıyla öğrendiğini, eşinin kendinden habersiz yüklü miktarda borca girmesinin müvekkilinde yarattığı hayal kırıklığı ve evliliğin daha öncesinde var olan sorunlar neticesinde boşandıklarını, müvekkilinin bu boşanmanın ardından borçlu olduğundan bahisle hakkında ilk defa 26.03.2018 tarihinde ikamet adresinde haciz işlemi gerçekleştiğini ve tüm ev eşyalarının muhafaza altına alındığını ve üzerinde sahtecilik yapılmak suretiyle avalimdir ...
yazı ve imza örneklerinin bulunduğu dava dışı Güç Yapı Mimarlık A.Ş. tarafından keşide edilen çekten haberdar olduğunu, söz konusu haciz işleminden sonra da farklı alacaklı firmalarca müvekkili hakkında ihtiyati haciz kararı alınarak fiili haciz ve muhafaza işlemi yapıldığını, müvekkili tarafından hacze konu ve tespit edilebilen her çek üzerinde teknik inceleme yaptıklarını inceleme yapılan çeklerdeki yazı ve imza örneklerinin müvekkiline ait olmadığı yönünde grafoloji bilirkişi vasıtasıyla tespit edildiğini, söz konusu sahtecilik işlemleri ile ilgili olarak İstanbul CBS'ye şikayette bulunduklarını ve şikayete konu 2018/51151 soruşturma sayılı dosyasının devam ettiğini, ayrıca müvekkilinin imza ve yazısının taklit edildiği başka çekler için de İstanbul Anadolu CBS' de 2018/70349 soruşturma sayılı dosyasının devam ettiğini, müvekkilinin eski eşinin tek yetkili ve ortağı olduğu dava dışı şirket tarafından keşide edilen çeke ilişkin haciz işlemi neticesinde finans ve faktoring kurumlarına ihbarname göndererek ihtarda bulunduklarını, davalı ...
şirketinin elinde henüz vadesi gelmemiş ancak üzerinde müvekkilinin el ürünü olduğu iddia edilen aval metni ve sahte imzalar bulunduğu toplamda 440.000,00 TL bedelli 4 adet çek olduğunu, müvekkilinin çeklerde keşideci sıfatı bulunan şirkete ortak olduğu dönemde ve payını devrettiği dönemden sonra da şirket ile alakalı hiçbir borçlandırıcı işlem yapmadığını, söz konusu şirketteki işlemler ile alakalı tek yetkilinin müvekkilinin eski eşi olduğunu, davalı şirketin, müvekkilinin çektiği ihbarnameye cevap vererek belirtilen çeklerde müvekkilinin imza ve yazıları ile avalinin bulunduğunu ve sahteciliğe ilişkin itirazı kabul etmediklerini ve müvekkilinin sorumlu bulunduğunu ihtar ettiklerini ileri sürerek müvekkilinin sahte el ürünü aval metni ve sahte imzalar sebebiyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 10'dan fazla faktoring şirketine tıpkı müvekkili şirkete verildiği gibi çekler verdiğini, tüm bu çeklerde aval sıfatı ile imzası ve yazısı olan davacının şimdi bütün çeklerdeki yazı ve imzayı inkar yoluna gitmesinin hayatın olağan akışına, müşterek tecrübe kurallarına ve ticaret hayatına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça açılan davanın temeli davacının dava konusu çeklerde yer alan ''Avalimdir. ...'' yazılarının ve yazıların altında bulunan imzaların davacı tarafa ait olmaması nedeni ile dava konusu çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine yönelik olduğu, dava konusu çeklerde ''Avalimdir. ...'' yazılarının ve yazıların altında bulunan imzaların davacı tarafa ait olup olmadığı hususununda Adli Tıp Kurumu vasıtası ile yapılan inceleme neticesinde düzenlenen rapor ile söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ın eli ürünü olmadığı hususunun tespit edildiği,bu haliyle davacı tarafın çeklerde avalist olarak yer alan imzanın kendisine ait olmadığı iddiasının mahkemelerince sübut bulduğu anlaşılmakla davacı tarafın menfi tespit davasının kabulü yönünde karar verilmesi gerektiği, her ne kadar davacı taraf kötü niyet tazminat talebinde bulunmuş ise de, çeklere ilişkin icra takibi yapılmadığı anlaşılmakla davacı tarafın bu yöndeki talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Anadolubank Selamiçeşme şubesi 12.06.2018 ödeme tarihli, 110.000,00 TL bedelli, Anadolubank Selamiçeşme şubesi 13.06.2018 ödeme tarihli ve 130.000,00 TL bedelli, Türkiye Ekonomi Bankası Adatepe şubesi 18.06.2018 ödeme tarihli 100.000,00 TL bedelli, Garanti Bankası Valikonağı şubesi 21.06.2018 ödeme tarihli ve 100.000,00 TL bedelli çeklerden dolayı davacı tarafın borçlu olmadığının tespitine, davacı tarafın kötüniyet tazminatı, davalı tarafın tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin kötü niyetli hareket ettiğini, basiretli bir tacir gibi davranmadığı ileri sürerek davalı şirket aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu çekler üzerinde aval imza ve yazılarının davacıya ait olmaması davacının da aralarında bulunduğu kişilerce müvekkili şirket ile birlikte bir çok faktoring şirketine karşı gerekçekleştirilen dolandırıcılık faaliyetinin bir sonucu olup bu konuya ilişkin İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığında 2019/31816 soruşturma sayılı dosyanın devam ettiğini, dava konusu çeklerin müvekkili şirkete dava dışı Ema Lojistik Hizmetleri Ltd. Şti. tarafından verildiğini, müvekkilinin 2017 yılından beri bu firma ile çalıştığını, faktoring işleminin 7.936.000,00 TL'lik kısmına dayanak teşkil eden, davacının eski eşi ...'ın yetkilisi, davacının da eski ortağı olduğu Güç Yapı Mimarlık A.Ş.
tarafından keşide edilen 60 adet çekin faktoring işlemi için iktisap ettiğini, söz konusu çeklerin toplamda 5.278.000,00 TL bedelli 39 adedi 10.12.2017-13.03.2018 tarihleri arasında sorunsuz ödenmiş olup bu şekilde davacının da aralarında bulunduğu kişiler tarafından müvekkili şirket nezdinde bir güven duygusu oluşturulduğunu, davacının avalinin de çeklerin güvenilirliğini artırdığını, davacının keşideci Güç Yapı şirketinin kurucuları arasında olup , o tarihte eşi tarafından keşide edilen çeklerdeki aval yazı ve imzalarından bilgisinin olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava konusu çeklerdeki imzaların davacının bilgi ve yönlendirmesi ile kuvvetle muhtemel dava dışı eski eş ...
tarafından atıldığının neredeyse kesin olduğunu, davacının onay ve yönlendirmesi olduğundan sahtecilik durumundan söz edilemeyeceğini, imzaların hukuken geçerli olduğunu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/31816 soruşturma sayılı bekletici mesele yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davanın açılmasına müvekkilinin sebebiyet vermediğini ve asıl mağduriyet yaşayanın müvekkili olduğu halde müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin ve davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; salt çeklerdeki imzaların davacının elinin ürünü olmadığına dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesinin isabetli olmadığını, müvekkilinin organize dolandırıcılık faaliyetlerinin mağduru konumunda olup konuya ilişkin yargılamanın devam ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla her durumda huzurdaki davanın açılmasına müvekkilinin sebebiyet vermediğini ve asıl mağduriyet yaşayanın müvekkili olduğu halde müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Yerel Mahkeme tarafından verilen kararın eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen esastan ret kararının müvekkil lehine bozulması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1046967400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz