6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi Tespit

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/6392 E. 2010/12455 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şahsi sorumluluk hisse senedi pay defteri pasif husumet anonim şirket ortaklık ilişkisi yönetim kurulu kararı eksik inceleme husumet e-defter

Atıf yapılan mevzuat: SPK · TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların, davalı Holdinge ortak oldukları, TTK.nun 405/2 nci maddesi uyarınca ortakların sermaye olarak verdiklerini geri isteyemeyeceği, davalı yöneticilerin şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durumun bulunmadığı, sözleşme kurulurken bu davalıların davacı iradesini fesada uğratan eylemlerinden söz edilmediği gerekçesiyle davalı ... Hol. A.Ş hakkındaki davanın esastan, diğer davalılar bakımından ise pasif husumet yönünden reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.

Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hükmün yeterli araştırma ve incelemeye dayandığını kabul etmek mümkün değildir. Karar gerekçesinde de açıklandığı üzere TTK.nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Ayrıca, yetkili kurulların bir kararı olmadıkça da anonim şirketler, pay senetlerini nominal bedellerinin üzerinde halka arz edemezler.

Somut olayda davacı vekili, müvekkillerine ortaklık senedi devir ve kabul sözleşmesi imzalatılarak 50.000 DM ödeme yaptıklarını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirketlere ortak olmadıklarını iddia etmektedir. Ancak, dosya içerisinde dava dilekçesinde açıklanan ortak olmaya ilişkin sözleşmeye rastlanılmamıştır. Davalılar vekili cevabında davacıların davalı ... Hol. A.Ş’nin ortağı olduklarını kabul ederek ortaklık pay defterinin davacılara ait kısmının fotokopisini sunmuştur. Anılan bu belgeye göre, davacıların Yimpaş Hol. A.Ş’nde 1.000.000 TL. nominal bedelli 87 payları mevcuttur. Davalı şirketin yönetim kurulu tarafından verilen cevapta da davacıların devir yoluyla ortak oldukları bildirilmiştir. Takasbank kayıtlarına göre de davacıların davalı şirketlerde ortaklıklarına rastlanılmamıştır.

Öte yandan Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilinen SPK. duyuru ve kararlarında, davalı şirketlerin de aralarında bulunduğu Yimpaş Grubu Şirketlerinin, pay defterlerinin gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasbank’ta bulunan resmi pay defterleri bilgilerinin temin edilerek ilgililerin ellerinde bulunan belgelerle karşılaştırılmak suretiyle gerektiğinde dava açılması önerilmiştir. Somut uyuşmazlık yönünden de davalı taraf kayıtlarının yukarıdaki bentte açıklanan çelişkili durumu karşısında, anılan hisse senetlerinden, mevzuatın öngördüğü biçimde sahih ve gerçek hak sahipliği sonucunu doğuran, davalı şirketin yasal pay defterlerinde yer aldığında hiçbir kuşku bulunmayan nitelikte olmalarının anlaşılması gerektiğinde duraksanmamalıdır.

Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacıların davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacılara verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacılardan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacılardan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Şahsi sorumluluk

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6311 E. 2010/12454 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Şahsi sorumluluk

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6270 E. 2010/12496 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Şahsi sorumluluk

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6388 E. 2010/12544 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

5 benzer karar daha
  • Şahsi sorumluluk

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6281 E. 2010/12499 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Şahsi sorumluluk

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3812 E. 2011/15358 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Şahsi sorumluluk

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6297 E. 2010/12213 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Şahsi sorumluluk

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6335 E. 2010/12500 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Şahsi sorumluluk

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6325 E. 2010/12960 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/6392 E.  ,  2010/12455 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.12.2008 tarih ve 2008/663-2008/694 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, davalıların her istendiği an geri ödeneceği ve yatırılan paralar karşılığı yüksek faiz verileceği garantisiyle ‘Hisse Senedi Devir ve Kabul Sözleşmesi’ ibareli belge ile müvekkillerinden para aldıklarını, istenmesine rağmen paranın ödenmediğini, davalıların eylemlerinin hukuki dayanağının bulunmadığını, TTK, Bankalar Kanunu ve SPK mevzuatını ihlal ettiklerini, durumun soruşturmalarla sabit olduğunu, davalı şirketle ortaklık ilişkisinin bulunmadığını ileri sürerek, geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 6.500.00 YTL’nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davacıların müvekkili Holdingin ortağı olduğunu, diğer müvekkillerini de husumet düşmeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların, davalı Holdinge ortak oldukları, TTK.nun 405/2 nci maddesi uyarınca ortakların sermaye olarak verdiklerini geri isteyemeyeceği, davalı yöneticilerin şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durumun bulunmadığı, sözleşme kurulurken bu davalıların davacı iradesini fesada uğratan eylemlerinden söz edilmediği gerekçesiyle davalı ... Hol. A.Ş hakkındaki davanın esastan, diğer davalılar bakımından ise pasif husumet yönünden reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.

Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hükmün yeterli araştırma ve incelemeye dayandığını kabul etmek mümkün değildir. Karar gerekçesinde de açıklandığı üzere TTK.nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Ayrıca, yetkili kurulların bir kararı olmadıkça da anonim şirketler, pay senetlerini nominal bedellerinin üzerinde halka arz edemezler.

Somut olayda davacı vekili, müvekkillerine ortaklık senedi devir ve kabul sözleşmesi imzalatılarak 50.000 DM ödeme yaptıklarını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirketlere ortak olmadıklarını iddia etmektedir. Ancak, dosya içerisinde dava dilekçesinde açıklanan ortak olmaya ilişkin sözleşmeye rastlanılmamıştır. Davalılar vekili cevabında davacıların davalı ... Hol. A.Ş’nin ortağı olduklarını kabul ederek ortaklık pay defterinin davacılara ait kısmının fotokopisini sunmuştur. Anılan bu belgeye göre, davacıların Yimpaş Hol. A.Ş’nde 1.000.000 TL. nominal bedelli 87 payları mevcuttur. Davalı şirketin yönetim kurulu tarafından verilen cevapta da davacıların devir yoluyla ortak oldukları bildirilmiştir.

Takasbank kayıtlarına göre de davacıların davalı şirketlerde ortaklıklarına rastlanılmamıştır.

Öte yandan Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilinen SPK. duyuru ve kararlarında, davalı şirketlerin de aralarında bulunduğu Yimpaş Grubu Şirketlerinin, pay defterlerinin gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasbank’ta bulunan resmi pay defterleri bilgilerinin temin edilerek ilgililerin ellerinde bulunan belgelerle karşılaştırılmak suretiyle gerektiğinde dava açılması önerilmiştir. Somut uyuşmazlık yönünden de davalı taraf kayıtlarının yukarıdaki bentte açıklanan çelişkili durumu karşısında, anılan hisse senetlerinden, mevzuatın öngördüğü biçimde sahih ve gerçek hak sahipliği sonucunu doğuran, davalı şirketin yasal pay defterlerinde yer aldığında hiçbir kuşku bulunmayan nitelikte olmalarının anlaşılması gerektiğinde duraksanmamalıdır.

Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacıların davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacılara verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacılardan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacılardan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1046461400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.