Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/6686 E. 2010/12776 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 3 yıllık
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
temerrüt ve faiz başlangıcı↗ ağır kusur↗ cmr konvansiyonu↗ tebliğ tarihi↗ sınırlı sorumluluk↗ cmr↗ taşıma sözleşmesi↗ def'i↗ taşıyıcı↗ temerrüt faizi↗ ihtarname↗ kusur↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında davacının ithal ettiği emtianın taşınması konusunda anlaşma bulunduğu, bu emtianın satıcıdan teslim alındığı, taşıma sırasında kaybolduğu, davalının kasta eş değer kusurunun bulunduğu, CMR Konvansiyonunun 29. maddesine göre sınırlı sorumluluk olmayacağı, ağır kusur olması nedeniyle davanın 3 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, bu yöndeki def’in yerinde bulunmadığı, davacının ödemesinin 10.11.2006 tarihi olduğu gerekçesiyle davanın 9.658.00 YTL’nin 10.11.2006 tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, emtia taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davacının, dava dışı alıcıya ödeme yaptığı tarih itibariyle davalının temerrüde düştüğü kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ancak, uyuşmazlığa uygulanan CMR Konvansiyonu’nun 27. maddesinde temerrüt faizinin başlangıcının ödeme isteğinin yazılı olarak taşıyıcıya yapılan başvuru tarihi, böyle bir başvuru yapılmadan doğrudan dava açılması halinde davanın açıldığı tarih olacağı hükme bağlanmıştır. Somut olayda davacı zararının tazmini için davadan önce 08.06.2007 tarihli ihtarnameyle davalıya başvurduğu anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, anılan ihtarnamenin tebliğ tarihi ve verilen süre de dikkate alınarak davalının 20.06.2007 tarihinden itibaren temerrüde düştüğü kabul edilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiş ise de anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4247 E. 2020/2493 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/6686 E. , 2010/12776 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.02.2009 tarih ve 2007/538-2009/97 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin yurt dışından ithal ettiği elektrot başlığı emtiasının taşınmasının davalı tarafından üstlenildiğini, ihracatçıdan teslim alınan emtianın taşıma sırasında kaybedildiğinin ortaya çıktığını, satıcıya bedelinin ödendiğini, zararının karşılanmadığını ileri sürerek, 5.500 Euro karşılığı 9.685 YTL zararın emtianın kaybedildiği tarihten itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin taşıyıcı olmadığını, asıl taşıyıcı Fransa’da mukim firmanın acentesi konumunda olduğunu, istemin zamanaşımına uğradığını, ihracatçı firmadan teslim alındıktan sonra uluslar arası taşımanın yapılacağı antrepoya getirilmesi aşamasında kaybın gerçekleştiğini, tazminat istemi ve faiz isteminin yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında davacının ithal ettiği emtianın taşınması konusunda anlaşma bulunduğu, bu emtianın satıcıdan teslim alındığı, taşıma sırasında kaybolduğu, davalının kasta eş değer kusurunun bulunduğu, CMR Konvansiyonunun 29. maddesine göre sınırlı sorumluluk olmayacağı, ağır kusur olması nedeniyle davanın 3 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, bu yöndeki def’in yerinde bulunmadığı, davacının ödemesinin 10.11.2006 tarihi olduğu gerekçesiyle davanın 9.658.00 YTL’nin 10.11.2006 tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, emtia taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davacının, dava dışı alıcıya ödeme yaptığı tarih itibariyle davalının temerrüde düştüğü kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ancak, uyuşmazlığa uygulanan CMR Konvansiyonu’nun 27. maddesinde temerrüt faizinin başlangıcının ödeme isteğinin yazılı olarak taşıyıcıya yapılan başvuru tarihi, böyle bir başvuru yapılmadan doğrudan dava açılması halinde davanın açıldığı tarih olacağı hükme bağlanmıştır. Somut olayda davacı zararının tazmini için davadan önce 08.06.2007 tarihli ihtarnameyle davalıya başvurduğu anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, anılan ihtarnamenin tebliğ tarihi ve verilen süre de dikkate alınarak davalının 20.06.2007 tarihinden itibaren temerrüde düştüğü kabul edilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiş ise de anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın hüküm fıkrasının 1. maddesindeki ‘...10.11.2006 ...’ ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine ‘...20.06.2007 ...’ ibaresinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve kararın düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1046346700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz