Menfi tespit | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/11335 E. 2010/12351 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
takibin kesinleşmesi↗ ipoteğin kaldırılması↗ ipoteğin paraya çevrilmesi↗ ipotek↗ geçersizlik↗ yetki↗ kötüniyet↗ menfi tespit↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile davalının yaptığı takibin kesinleşmesinden sonra, davacının açtığı o dava sonunda vekaletnamede geçerli bir yetki bulunmadan ipotek tesis edildiği gerekçesiyle ipoteğin kaldırılmasına karar verilmekle, takibin dayanağı olan ipoteğin geçersiz hale geldiği, alacağın temeli olan hukuki ilişkinin ortadan kalktığı, böyle bir ipoteğe itibar edilemeyeceği, davalının kötüniyetinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle, menfi tespit isteminin kabulüne, tazminat isteminin reddine karar verilmiş, kararın taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 18.01.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı davalı yararına bozulmuştur.
Bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/11335 E. , 2010/12351 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.05.2007 gün ve 2005/163 - 2007/279 sayılı kararı bozan Daire’nin 18.01.2010 gün ve 2009/15174 - 2010/365 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin bankalardan alacağı kredinin teminatı için müvekkili şirketin bazı taşınmazları üzerine ipotek verme yetkisi olan vekil Sait Aygut' un tapuda düzenlenen ipotek sözleşmesinde bu yetki aşılarak, davalı şirketin ipotek alacaklısı olarak gösterildiğini, oysa vekaletin ipotek alacaklısı davalı değil, üçüncü kişi banka olacak şekilde tesis edildiğini, vekilin davalı şirketin çalışanı olması dahi davalı şirketin kötüniyetini gösterdiğini, bu durumda davalı şirketin müvekkilinden bir hak talep edemeyeceği ve esasen bir alacağı da bulunmadığı halde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile davalının takip başlattığını, yasaya aykırı olarak icra emri gönderdildiğinden itiraz edilemeyip takibin kesinleştiğini, Gebze Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/100 Esas sayılı dosyasına bu yolsuz ipotek tescilinin iptali için dava açtıklarını, o davada menfi tespit talep etmeyi unuttuklarını, yolsuz tescilin iptaline o davada karar verilse dahi, kesinleşmiş icra takibine etkisinin olmayacağını ileri sürerek, davalıya borçlu olunmadığının tespitini, en az % 40 oranında kötüniyet tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, İİK'nun 250/son cümlesine göre, ipoteğin iptali hakkındaki davalarda İİK'nun 72. maddesi hükümleri kıyasen uygulanacağından, bu davadan önce açılan o davanın sonucu alınmadan bu davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, öte yandan davalı şirket hiselerinin dava dışı Kombassan A.Ş.'ne devrinden sonra ortaya çıkacak olan borçlara davalı şirketin ortaklarından olan davacı şirketin de ipotek vermeyi taahhüt ettiğini, bu dava konusu ipoteğin bu amaçla tesis edildiğini ve gerçek borca dayalı olduğunu, vekaletnamenin hisse devrinden sonra verilmesinin davacı şirketin kötüniyetini gösterdiğini ve hisse devrindeki taahhüde aykırı şekilde kaleme alındığını, 6 yıl boyunca benimsedikten sonra ipoteğe vekaletnamenin kapsamından ötürü itiraz ettiğini, ipotek geçersiz olsa bile, davacının borcunun sabit olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile davalının yaptığı takibin kesinleşmesinden sonra, davacının açtığı o dava sonunda vekaletnamede geçerli bir yetki bulunmadan ipotek tesis edildiği gerekçesiyle ipoteğin kaldırılmasına karar verilmekle, takibin dayanağı olan ipoteğin geçersiz hale geldiği, alacağın temeli olan hukuki ilişkinin ortadan kalktığı, böyle bir ipoteğe itibar edilemeyeceği, davalının kötüniyetinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle, menfi tespit isteminin kabulüne, tazminat isteminin reddine karar verilmiş, kararın taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 18.01.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı davalı yararına bozulmuştur.
Bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 35,50 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 172,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 02.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1046343700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz