Acenteye karşı açılan davada pasif husumet yokluğu ve taraf değişikliği
İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesi · 2023/215 E. 2023/453 K. ·
Kesin
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pasif husumet ehliyeti↗ acente↗ TTK 105↗ taraf değişikliği↗ rücuen tahsil↗ istinafta yeni iddia yasağı↗
Gerekçe özeti
Bir taşıma sözleşmesine ilişkin konişmento ve navlun faturası taşıyan adına acente sıfatıyla düzenlenmişse, TTK 105/2-3 uyarınca acenteye acentelik sıfatı nedeniyle doğrudan dava açılamaz; acenteye karşı açılan dava, aksi yönde delil (taşımayı bizzat üstlenme veya kişisel kusur) bulunmadıkça pasif husumet yokluğundan reddedilir. Ayrıca, ilk derece yargılamasında taraf değişikliği talebinde bulunulmamışsa, istinaf aşamasında HMK 124 kapsamında hasım değişikliği için süre verilmesi talebi HMK 357 uyarınca dinlenemez; mahkeme kendiliğinden taraf değişikliğine imkan tanıyamaz, bu ancak tarafın usulünce ileri sürdüğü talep üzerine mümkündür.
Ele alınan sorunlar
Acentenin pasif husumet ehliyetinin bulunmaması → ret
Gerekçe: Dava konusu taşımaya ilişkin konişmento, taşıyıcı sıfatıyla değil, taşıyan adına acente sıfatıyla düzenlenmiş; navlun faturası da acente sıfatıyla, taşıyan ad ve hesabına kesilmiştir. TTK 105/2-3 uyarınca acente, aracılık ettiği veya yaptığı sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklarda müvekkili adına dava açabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir; acentenin ad ve hesabına hareket ettiği kişiye karşı Türkiye'de açılan davalar sonucu alınan kararlar acenteye uygulanamaz. Bu düzenleme karşısında acenteye, acentelik sıfatı nedeniyle doğrudan dava açılması mümkün olmayıp ancak müvekkiline izafeten dava açılabilir; davalının taşımayı bizzat üstlendiğine veya acentenin kişisel kusuruna dayanan bir delil de bulunmadığından davalının pasif husumet ehliyeti yoktur.
Gerekçe kaynağı: özgün
İstinaf aşamasında hasım (taraf) değişikliği için süre verilmesi talebinin dinlenemeyeceği → ret
İddia: Davacı vekili, HMK 124/3 ve 124/4 uyarınca maddi hatadan kaynaklanan veya kabul edilebilir bir yanılgıya dayanan taraf değişikliği taleplerinin karşı tarafın rızası aranmaksızın kabul edilebileceğini, hasım seçiminde yapılan hatanın bu hükümler kapsamında olduğunu, mahkemenin bu hatanın giderilmesi için kendisine süre vermesi gerektiğini, süre verilmeden davanın husumet yokluğundan reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: HMK 124 uyarınca tarafta iradi değişiklik, karşı tarafın açık rızası dışında maddi hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi üzerine ya da tarafın yanlış/eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması halinde hakim tarafından kabul edilir; bu değişiklik ancak tarafın talebi üzerine gerçekleşir, mahkemenin kendiliğinden davanın taraflarını değiştirmesi veya taraf değişikliğinin mümkün olduğunu hatırlatması mümkün değildir. Ayrıca HMK 357 uyarınca ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf aşamasında dinlenemez. Davacı tarafça ilk derece yargılamasında taraf değişikliği talebinde bulunulmadığından, istinaf aşamasında ileri sürülen maddi hata iddiasına dayanarak hatanın giderilmesi için süre verilmesi talebinin dinlenmesi mümkün değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Acente sıfatıyla düzenlenen konişmento/navlun faturası nedeniyle acenteye doğrudan dava açılamayacağı ve ilk derece yargılamasında talep edilmeyen taraf değişikliğinin istinaf aşamasında ileri sürülemeyeceği yönündeki gerekçe, benzer taşıma/acentelik ilişkilerinde husumet ve taraf değişikliği meseleleri için bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- pasif husumet ehliyeti (davalı acentenin pasif dava ehliyetinin bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddi)
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2023/215
KARAR NO 2023/453
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 11/10/2022
NUMARASI 2022/173 Esas - 2022/576 Karar
DAVA
Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 04/05/2023
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket, dava dışı ... A.Ş. Tarafından İspanya'da bulunan ... Şirketine ihraç edilen ürünlerin nakliyesini davalıya taşere eden ... A.Ş.'nin ... numaralı poliçe uyarınca sigortacısı olduğunu, bu ürünlerin fiili taşıyıcısı ve deniz nakliyecisi ise davalı ... A.ş. Olduğunu, Emtia, 12.02.2020 Tarih ve ... numaralı ekli konişmento ile ... numaralı konteynerle, davalı Arkas sorumluluğunda nakledilmek üzere Yarımca Kocaeli limanında ... adlı gemiye yüklendiğini ve sevkiyatı yapılarak, İspanya’daki ... Limanına sevk edildiğini, deniz taşıması sonrası bu gemideki ürünler davalı tarafından 24.02.2020 tarihinde Manuel, ... adresinde bulunan ... Şirketine ulaştırıldığını, konteyner içerisindeki ürünler boşaltılırken, koyteyner tavanında 4 adet delik bulunduğunu, bu deliklerden içeri su sızdığı ve bunun neticesinde konteyner içerisindeki ürünlerin kullanılamaz hale geldiği anlaşıldığını, konuya dair ...
Şirketi tarafından ... firmasına hasar ihbarında bulunulduğunu, 09.03.2020 tarihinde nakliyeci tarafların da katılımıyla anılan ürünler ve konteyner üzerinde, ... A.Ş.'nin sigortacısı ... Sigorta A.Ş. Tarafından müşterek ekspertiz çalışması yapıldığını, bu ekspertiz çalışması neticesinde ... Sigorta Ekspertiz Hizmetleri Ltd. Şti. tarafından hazırlanan 04.06.2020 tarihli nihai ekspertiz raporuna göre hasar toplamı 58.605,94 Euro olarak tespit edildiğini, bu tutardan 20.500 Euro sovtaj bedeli tenzil edildikten sonra 38.105,94 Euro zarar tespit edildiğini, ... A.Ş.'nin sigorta poliçesi uyarınca ... Sigorta A.Ş.'nin teminat tutarı 20.000 Euro olup bu tutar ... Sigorta A.Ş. Tarafından dava dışı ...
A.Ş.'ne ödendiğini, dava dışı ... Sigorta A.Ş., bu tutar ve ekspertiz masraflarını, dava dışı ... A.Ş.'nin sigortacısı sıfatıyla müvekkili şirkete rücu etmiş olup bu nedenle dava dışı sigorta şirketi tarafından müvekkile rücu edilen 181.956 TL, 08.03.2021 tarihinde dava dışı sigorta şirketine ödendiğini, müvekkili şirket meydana gelen zarar sebebiyle ödeme yaptığından Türk Ticaret Kanunu 1472. Madde uyarınca sigortalısının haklarına halef olduğunu, TTK, BK ve ilgili yasal mevzuat gereğince yangına ve oluşan hasara sebebiyet veren davalılara karşı rücuen talep hakkı doğduğunu, dava dışı ... A.Ş. tarafından müvekkilinin sigortalısına Etimesgut ... Noterliği'nin 03.03.2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderilmesi üzerine, müvekkilinin sigortalısı tarafından davalı şirkete Bakırköy ...
Noterliği'nin 06.03.2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilerek, sigortalının işbu hasar nedeniyle dava dışı ... A.Ş.'ne herhangi bir ödeme yapmak zorunda kalması durumunda bu tutarın davalıya rücu edileceği bildirildiğini; yine müvekkili şirketçe dava dışı sigorta şirketine ödeme yapıldıktan sonra bu tutar davalıya rücu edilmek istenmişse de bir sonuç alınamadığını, arz ve izah olunan sebeplerle ve fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkili şirket tarafından, davalının sorumluluğu altında taşınırken ıslanan ve zarar gören emtiaya istinaden ... A.Ş.'nin sigorta şirketi olan ... Sigorta A.Ş.'ne ödenen 181.956,00 TL'nin, ödeme tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın deniz taşımasından kaynaklanan bir ihtilafa ilişkin olduğunu, uyuşmazlığın çözümünde Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatı ile İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu, bu kapsamda öncelikle huzurdaki davada görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, yine davanın yetkili olmayan mahkeme de açılmış olduğunu, eldeki davaya bakmaya yetkili mahkemenin İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, iş bu davada husumetin kendilerine yöneltilemeyeceğini, bu sebeple husumet itirazlarının da bulunduğunu, ayrıca davanın hak düşürücü süre içerisinde de açılmadığı, eldeki dava ile İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/461 esas sayılı dosyası arasında fiili ve hukuki bağlantı bulunması nedeniyle birleştirme taleplerinin de bulunduğunu, davaya konu hasarın taşıma sırasında meydana gelmemiş olması nedeniyle hasardan müvekkilerinin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek öncelikle usulden , aksi takdirde esastan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Dava, taşınan emtiada meydana gelen hasar nedeniyle davacının emtia nakliyat sigortacısına ödediği hasar bedelinin rücuen tahsil isteğine ilişkindir. Dava dışı ... A.Ş. Nin ... Firmasına satmış olduğu, 25 palet alüminyum rulo emtiasının ... sayılı konişmento tahtında Yarımca Limanından Valencia Limanına sevkedildiği, emtianın nakliyat rizikolarına karşı nakliyat emtia sigorta poliçesi ile sigortalandığı, varma yerinde emtianın hasarlandığının tespit edildiği, ekspertiz incelemesi sonucunda tespit edilen hasar bedelinin emtia nakliyat sigortacısı ... Sigorta A.Ş. Tarafından sigortalı ...
A.Ş. Ye ödendiği, davacının akdi taşıyan konumunda olan ...in sorumluluk sigortacısı olduğu, davacının poliçe kapsamında ... Sigorta A.Ş.ye ödemiş olduğu bedeli taşıyandan rücuan tahsilini talep ettiği görülmüştür. Davalı vekili yetki itirazında bulunmuş ise de dava dışı sigortalı ...in yetki klozunun bulunduğu konişmentoda taraf olmadığı anlaşılmakla yetki şartı davacı açısından bağlayıcı olmadığından davalının yetki itirazı yerinde görülmemiştir. TTK'nun 105.maddesinde "acentenin aracılık ettiği sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklardan dolayı acente tarafından müvekkili adına dava açılabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfatla dava yöneltilebileceği" hükmü düzenlenmiş olup anılan yasa maddesine göre acenteye karşı doğrudan dava açılması mümkün değildir.
Davaya konusu konişmentonun taşıyan ... A.Ş. Adına acente sıfatıyla ... A.Ş. tarafından düzenlendiği, navlun faturasının ise davalı tarafından acente kaydı ile taşıyan ad ve hesabına düzenlendiği görülmüştür. Davalının taşımayı üstlendiğine dair başkaca bir delilin sunulmadığı, acentenin kişisel kusuruna da dayanılmadığı görülmekle davalının pasif dava ehliyetinin bulunmadığı, benzer nitelikte olaya ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 2017/663 Esas 2018/908 Karar sayılı ilamının da bu doğrultuda olduğu anlaşılmakla davanın usulden reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu, hukuk muhakemeleri kanunu'nun 124. Maddesi'nin 3. Fıkrasında, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin, karşı tarafın rızası aranmaksızın kabul edilebileceği, yine aynı maddenin 4. Fıkrasında, dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, yine karşı tarafın rızası aranmaksızın taraf değişikliğinin kabul edilebileceği düzenlendiğini, dava açılırken yapılan hata gerek anılan düzenlemenin 3. Maddesinde gerekse de 4. Maddesinde belirtilen hususları karşılamakta olup bu hatanın fark edilmesi üzerine mahkemece tarafından bu hatanın giderilmesi için kendilerine süre verilmesi gerektiğini, ancak mahkemece böyle bir süre vermeyerek davayı "pasif husumet yokluğundan" reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava, deniz taşımasına konu emtiada oluşan hasar bedelini taşıyıcı sorumluluk sigortası kapsamında ödeyen sigorta şirketinin, ödediği bu bedeli alt taşıyıcıdan rücuen tahsili istemli alacak davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacı tarafa hasım değişikliği için süre verilmesinin gerekip gerekmediği noktasındadır. Dava konusu taşımaya ilişkin ... numaralı Konşimento, 12/02/2020 tarihinde, ... A.Ş.'nin ... Firmasına gönderdiği ürünlerin Yarımca/Kocaeli limanından Valencia/İspanya limanına taşınmasına ilişkin olarak, taşıyıcı sıfatıyla ... acentesi olarak ... tarafından düzenlenmiştir. Davalı tarafından, davacının sigortalısı ... Taşımacılığa kesilen navlun faturasında acente sıfatıyla hareket edildiği belirtilmiştir.
TTK'nın 105/2-3. Maddesine göre, acentenin, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Acentelerin ad ve hesabına hareket ettikleri kişilere karşı Türkiye’de açılacak olan davalar sonucunda alınan kararlar acentelere uygulanamaz. Anılan kanuni düzenlemeler karşısında acenteye, acentelik sıfatından dolayı doğrudan dava açılması mümkün olmayıp ancak müvekkiline izafeten dava açılabileceğinden eldeki davada davalının pasif husumet ehliyeti bulunmamaktadır. Davacı tarafça, davada hasım belirlenirken maddi hata yapılmış olup sehven ... A.Ş. yerine ... A.Ş.'nin hasım gösterildiğini, bu hatanın fark edilmesi üzerine mahkeme tarafından bu hatanın giderilmesi için süre verilmesi gerektiği iddia edilmiştir.
Tarafta iradi değişiklik HMK'nın 124. Maddesine göre, karşı tarafın açık rızası dışında, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi ile tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. Görüldüğü üzere taraf değişikliği talep üzerine hakim tarafından kabul edilebilir. Mahkemenin kendiliğinden davanın taraflarını değiştirmesi veya taraf değişikliğinin mümkün olduğunu hatırlatması mümkün değildir. Zira HMK’nın 124. maddesinde “taraf değişikliği talebi” ve devamında “karşı tarafın rızası” veya “mahkemenin izni” şartları vurgulanmıştır. Bunun yanı sıra, HMK'nın 357.
Maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf aşamasında dinlenemez. Davacı tarafça ilk derece yargılamasında taraf değişikliği talebinde bulunulmadığından istinaf aşamasında tarafa ilişkin maddi hata iddiası bakımından mahkeme tarafından hatanın giderilmesi için süre verilmesi gerektiği iddiasının dinlenmesi mümkün değildir. Bu halde, acenteye karşı açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR
Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 04/05/2023
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043925900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz