YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/4364 E. 2013/17028 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret unvanı↗ ortalama tüketici↗ kötüniyet↗ taşıyan↗ dahili dava↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, tescil olunmak istenen hizmetlerin türüne göre ortalama tüketici kitlesinin bilinçli tüketici grubu olduğu, her iki taraf markasında da ayırt edici unsur olan “DEGUSSA” ibaresinin bilinen bir anlamının bulunmadığı, davacının önceden tescilli “DEGUSSA” ibareli markasını taşıyan malları gören bilen veya tecrübe eden bilinç düzeyi yüksek ortalama tüketici kitlesinin, bu malların elde edilmesi veya işlenmesinde kullanılan hizmetler yönünden, aynı ibareyi gördüklerinde markalar arasında bağlantı kurma ve başvuru markasını, davacının markalarıyla karıştırma ihtimalinin yüksek olduğu kanaatine varıldığından bu hizmetler yönünden başvuruya yönelik itirazın reddine dair YİDK kararının iptalinin gerektiği, davacı markasının Türkiye içinde yoğun tanıtım ve kuvvetli reklam sonucu aynı sektörel çevredeki insanlar tarafından tanınmış marka haline getirildiğine ilişkin hiçbir delil sunulmadığı gibi davacı tarafın 1972 yılında tescilli bir markalarını geri çekerek hükümsüz kıldıklarının anlaşıldığı, davacı markasının tanınmışlığından söz edilemeyeceği, tanınmışlığın ileri sürüldüğü kimya sektörü ile tescil kapsamında kalan farklı tür 14, 35 ve 40. sınıftaki mal ve hizmetlerle alakasının da olmadığı, tamamen farklı sektörler oldukları, dolayısıyla KHK'nın 8/4. maddesi uyarınca farklı mal ve hizmetler yönünden koruma sağlanamayacağı kanaatine varıldığı, sadece ibarenin orjinal olmasının farklı mallar yönünden koruma sağlanmasını haklı göstermeyeceği ve markanın kötüniyetle tescil ettirilmiş olduğu anlamına da gelmeyeceği, ayrıca davalı markasının tescil kapsamında kalan ve davacı markalarının tescil kapsamında bulunmayan mal ve hizmetleri yönünden ticaret unvanının fiilen kullanıldığını gösteren herhangi bir delil sunulmadığından, davacı tarafın KHK 8/5. maddesinin sağladığı imkandan yararlanamayacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, TPE YİDK'nın 2010-M-4658 sayılı kararının mal ve hizmet listesinin 35.06’daki “müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, kataloglar ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)” ve “40.01. sıvı, kimyasal madde, gaz, hava işleme hizmetleri. 02. fotografik ve sinematografik ürünlerin işlenmesi hizmetleri (Banyo, baskı ve foto gravür hizmetleri dahil) 03. Adi metallerin işleme hizmetleri, Değerli metallerin işlenmesi hizmetleri. 12. kağıdın işlenmesi. 40.20. plastik işleme hizmetleri" alt grup hizmetler yönünden iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı TPE vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı TPE vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, YİDK karar iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkin olup davacı taraf davalı şirketin tescil isteminin kötüniyetli olduğunu ileri sürmüştür. Dosya içeriğinden davacı markasının menşei ülke olan Almanya ve WIPO'ya üye bir kısım ülkelerde tescilli olduğu anlaşılmakta olup hükme dayanak yapılan raporda da davalının tescil isteminin kötüniyetli olduğuna işaret olunmuştur. Davacı firma ile aynı alanda da faaliyet gösterdiği anlaşılan davalının, davacının markasından haberdar olmadığını savunması hayatın olağan koşulları ile bağdaşır bir tutum değildir. Bu itibarla, mahkemece, davanın tüm mal ve hizmet sınıfları bakımından kabulü gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6643 E. 2023/1706 K.
Ortak:ortalama tüketici · kötüniyet · taşıyan · dahili dava
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, tescil olunmak istenen hizmetlerin türüne göre «ortalama tüketici» kitlesinin bilinçli tüketici grubu olduğu, her iki taraf markasında da ayırt edici unsur olan “DEGUSSA” ibaresinin bilinen bir anlamının bulunmadığı, davacının önceden tescilli “DEGUSSA” ibareli markasını «taşıyan» malları gören bilen veya tecrübe eden bilinç düzeyi yüksek ortalama tüketici kitlesinin, bu malların elde edilmesi veya işlenmesinde kullanılan hizmetler yönünden, aynı ibareyi gördüklerinde markalar arasında bağlantı kurma ve başvuru markasını, davacının markalarıyla karıştırma ihtimalinin yüksek olduğu kanaatine varıldığından bu hizmetler yönünden başvuruya yönelik itirazın reddine dair YİDK kararının iptalinin gerektiği, davacı markasının Türkiye içinde yoğun tanıtım ve kuvvetli reklam sonucu aynı sektörel çevredeki insanlar tarafından tanınmış marka haline getirildiğine ilişkin hiçbir delil sunulmadığı gibi davacı tarafın 1972 yılında tescilli bir markalarını geri çekerek hükümsüz kıldıklarının anlaşıldığı, davacı markasının tanınmışlığından söz edilemeyeceği, tanınmışlığın ileri sürüldüğü kimya sektörü ile tescil kapsamında kalan farklı tür 14, 35 ve 40. sınıftaki mal ve hizmetlerle alakasının da olmadığı, tamamen farklı sektörler oldukları, dolayısıyla KHK'nın 8/4. maddesi uyarınca farklı mal ve hizmetler yönünden koruma sağlanamayacağı kanaatine varıldığı, sadece ibarenin orjinal olmasının farklı mallar yönünden koruma sağlanmasını haklı göstermeyeceği ve markanın «kötüniyetle» tescil ettirilmiş olduğu anlamına da gelmeyeceği, ayrıca davalı markasının tescil kapsamında kalan ve davacı markalarının tescil kapsamında bulunmayan mal ve hizmetleri yönünden «ticaret unvanının» fiilen kullanıldığını gösteren herhangi bir delil sunulmadığından, davacı tarafın KHK 8/5. maddesinin sağladığı imkandan yararlanamayacağı gerekçesiyle, davanın kı …
02. fotografik ve sinematografik ürünlerin işlenmesi hizmetleri (Banyo, baskı ve foto gravür hizmetleri «dahil») 03.
2- Dava, YİDK karar iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkin olup davacı taraf davalı şirketin tescil isteminin «kötüniyetli» olduğunu ileri sürmüştür.
Benzer bu kararda… ararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında benzerlik olduğu, davacının itiraza mesnet gösterilen markalarının bir seriye «dahil» markalar olduğu, TAÇ veya TAC ibaresinin davacı markalarında esaslı unsuru olduğu, «ayırt ediciliği» yüksek bir işaret olduğu, davacının TAÇ markasının davalı kurum nezdinde de tanınmış marka olarak kayıtlı olduğu, davacının markalarının ayırt edici gücü itibariyle yüksek «iltibas» tehlikesine maruz kalabileceği, davalı markasında ayırt edici esaslı unsur olarak, marka ibaresinin başlangıcında yer alan TAC ibaresinin öne çıktığı, davalı başvurusundaki ibarenin başlangıç kısmındaki TAC bölümünün davacının kimi markalarında aynen kimi markalarında TAÇ yazım şekli ile yer aldığı, bu durumun ayırt ediciliği bulunan esaslı unsurlardan kaynaklı bir benzerlige neden olduğu, her ne kadar dava konusu marka işaretinde farklı bir şekil unsuru bulunmakta ise de; “tik” işaretinden türetilmiş bu şeklin, ayırt edici gücünün marka ibaresinin önüne geçen özgün bir şekil olduğundan söz edilemeyeceği gibi aksine; ibareye nazaran konumu sebebiyle ibareyi TAC ve CLAS şeklinde iki kısımda algılamaya yönelttiği ve benzerlik etkisini bu yolla güçlendirdiği, markalar tüm unsurlarıyla bir bütün olarak ele alındığında görsel, işitsel ve kavramsal benzerliklerin, farklılıklara nazaran ön plana çıktığı, çekişmeli malların «ortalama tüketicilerinin» bu markaları benzer mal ve hizmetlerde gördüklerinde aynı işletmeye ait seri markalar olarak algılaması ve markaları karıştırması ihtimalini ortadan kaldırmayacağı …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin, müvekkili şirketin tescilli markalarında esas unsur durumunda olan "TAÇ" ibaresi ile açıkça «iltibas» yaratacak "TACCLAS" ibaresinin 20, 25, 27 ve 40. sınıfta yer alan mal ve hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğunu, müvekkilinin "TAÇ" asıl unsurlu markalarına dayalı olarak yaptığı itirazının davalı TPMK'nın Markalar Dairesi Başkanlığınca reddedildiğini, bu karara yaptıkları itirazın ise Yeniden Değerlendirme İnceleme Kurulu (YİDK) tarafından kısmen kabul edildiğini ve davalı başvurusunda yer alan bir kısım mal ve hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, başvuru kapsamında yalnızca 40. sınıftaki bir kısım hizmetlerin kaldığını, ancak bu hizmetler bakımından da müvekkiline ait marka tescillerinin kapsamındaki mal ve hizmetlerle benzerlik ve iltibas bulunduğunu, müvekkiline ait markaların birçoğunun 40. sınıftaki hizmetlerde tescilli olduğunu, ayrıca 40. sınıfta yer alan birtakım hizmetler ile benzer olabilecek emtiada tescillerinin bulunduğunu, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, başvurunun tescili halinde müvekkili markalarının itibarına zarar verileceğini, ayırt edici karakterlerinin zedelenebileceğini veya davalının bu tanınmışlıktan haksız yarar sağlayabileceğini, davalı başvurusunun «kötüniyetli» olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2015-M-6023 sayılı kararının iptaline ve 2013/86757 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etm …
Fotografik ve sinematografik ürünlerin işlenmesi hizmetleri (banyo, baskı ve foto gravür hizmetleri «dahil»).
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ayırt edicilik · karar verilmesine yer olmadığına · iltibas · kesin hüküm
Benzer bu karardaJeneratörlerin kiralanması hizmetleri” yönünden «iltibas» tehlikesinin bulunmadığı, düşük düzeyde benzer veya farklı olduğu tespit edilen hizmetler yönünden tanınmış markanın imajının davalı markasına transferinden söz edilemeyeceği, davalı markasının tescili/kullanılması halinde haksız yarar sağlanması ya da TAÇ markasının itibarının yahut «ayırt ediciliğinin» zarar görmesi ihtimalinin söz konusu olmayacağı, bu nedenle 556 sayılı KHK’nın 8 inci madedsinin dördüncü fıkrası anlamında bir tescil engelinin bulunmadığı gerekçesiyle TPMK YİDK talebi yönünden davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, YİDK'in 30.06.2015 tarihli ve 2015-M-6023 sayılı kararına itirazın kısmen reddiyle ilgili kısım yönünden kısmen "adi metallerin işleme hizmetleri, fotoğrafik ve sinematoğrafik ürünlerin işlenmesi hizmetleri (banyo, baskı, fotogravür hizmetleri «dahil») ahşap ve kereste işleme hizmetleri sanat eserlerinin çercevelenmesi hizmetleri malzemelerin montajı (3 üncü şahıslar adına) hizmetleri kağıdın işlenmesi baskı hizmetleri ciltcilik hizmetleri plastik işleme hizmetleri yönünden iptaline, YİDK kararının iptaline yönelik fazlaya dair talebin reddine, dava konusu marka henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… yer alan mal ve hizmetler arasında benzerlik bulunmadığını, davacı şirketin 40. sınıfta yer alan hizmetler için tanınmış markası bulunmadığını, müvekkili markasının «iltibas» yaratmayacak düzeyde özgün bir niteliğe sahip olduğunu, yazı stili, rengi ve karakter puntosu olarak davacı yanın TAÇ markasından «kesin» çizgilerle ayrıldığını, TACCLAS markasının kelime uzunluğu, harf sayısı ve işaret yapısı gözetildiğinde bu markanın görsel olarak davacı markalarıyla benzemediğini …
… ararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında benzerlik olduğu, davacının itiraza mesnet gösterilen markalarının bir seriye «dahil» markalar olduğu, TAÇ veya TAC ibaresinin davacı markalarında esaslı unsuru olduğu, «ayırt ediciliği» yüksek bir işaret olduğu, davacının TAÇ markasının davalı kurum nezdinde de tanınmış marka olarak kayıtlı olduğu, davacının markalarının ayırt edici gücü itibariyle yüksek «iltibas» tehlikesine maruz kalabileceği, davalı markasında ayırt edici esaslı unsur olarak, marka ibaresinin başlangıcında yer alan TAC ibaresinin öne çıktığı, davalı başvurusundaki ibarenin başlangıç kısmındaki TAC bölümünün davacının kimi markalarında aynen kimi markalarında TAÇ yazım şekli ile yer aldığı, bu durumun ayırt ediciliği bulunan esaslı unsurlardan kaynaklı bir benzerlige neden olduğu, her ne kadar dava konusu marka işaretinde farklı bir şekil unsuru bulunmakta ise de; “tik” işaretinden türetilmiş bu şeklin, ayırt edici gücünün marka ibaresinin önüne geçen özgün bir şekil olduğundan söz edilemeyeceği gibi aksine; ibareye nazaran konumu sebebiyle ibareyi TAC ve CLAS şeklinde iki kısımda algılamaya yönelttiği ve benzerlik etkisini bu yolla güçlendirdiği, markalar tüm unsurlarıyla bir bütün olarak ele alındığında görsel, işitsel ve kavramsal benzerliklerin, farklılıklara nazaran ön plana çıktığı, çekişmeli malların «ortalama tüketicilerinin» bu markaları benzer mal ve hizmetlerde gördüklerinde aynı işletmeye ait seri markalar olarak algılaması ve markaları karıştırması ihtimalini ortadan kaldırmayacağı …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin, müvekkili şirketin tescilli markalarında esas unsur durumunda olan "TAÇ" ibaresi ile açıkça «iltibas» yaratacak "TACCLAS" ibaresinin 20, 25, 27 ve 40. sınıfta yer alan mal ve hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğunu, müvekkilinin "TAÇ" asıl unsurlu markalarına dayalı olarak yaptığı itirazının davalı TPMK'nın Markalar Dairesi Başkanlığınca reddedildiğini, bu karara yaptıkları itirazın ise Yeniden Değerlendirme İnceleme Kurulu (YİDK) tarafından kısmen kabul edildiğini ve davalı başvurusunda yer alan bir kısım mal ve hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, başvuru kapsamında yalnızca 40. sınıftaki bir kısım hizmetlerin kaldığını, ancak bu hizmetler bakımından da müvekkiline ait marka tescillerinin kapsamındaki mal ve hizmetlerle benzerlik ve iltibas bulunduğunu, müvekkiline ait markaların birçoğunun 40. sınıftaki hizmetlerde tescilli olduğunu, ayrıca 40. sınıfta yer alan birtakım hizmetler ile benzer olabilecek emtiada tescillerinin bulunduğunu, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, başvurunun tescili halinde müvekkili markalarının itibarına zarar verileceğini, ayırt edici karakterlerinin zedelenebileceğini veya davalının bu tanınmışlıktan haksız yarar sağlayabileceğini, davalı başvurusunun «kötüniyetli» olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2015-M-6023 sayılı kararının iptaline ve 2013/86757 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etm …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/4364 E. , 2013/17028 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.11.2011 tarih ve 2011/36-2011/397 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı TPE vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin “DEGUSSA” ibareli marka başvurusuna, müvekkilinin “degussa ve “degussa. CREATING ESSENTIALS” ibareli markalarını mesnet göstererek yaptığı itirazın TPE YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkiline ait markalar ile davalı markalarının benzer olduğunu, müvekkiline ait markaların tanınmış markalar olduklarını, aynı adı taşıyan alan adı ve ticaret unvanlarının bulunduğunu, markaların tüketiciler nezdinde çağrışım yaratabileceğini ve davalının markanın tanınmışlığından haksız yarar sağlayabileceğini, davalının marka başvurusunda kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK kararının iptalini, marka tescil edilmiş ise hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, iptali istenen YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili markası ile davacı markasının kapsadıkları sınıfların farklı olduğunu, davacının “degussa” markasının Türkiye'de tanınan bir marka olmadığını ve halk tarafından karıştırılma ihtimalinin de bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, tescil olunmak istenen hizmetlerin türüne göre ortalama tüketici kitlesinin bilinçli tüketici grubu olduğu, her iki taraf markasında da ayırt edici unsur olan “DEGUSSA” ibaresinin bilinen bir anlamının bulunmadığı, davacının önceden tescilli “DEGUSSA” ibareli markasını taşıyan malları gören bilen veya tecrübe eden bilinç düzeyi yüksek ortalama tüketici kitlesinin, bu malların elde edilmesi veya işlenmesinde kullanılan hizmetler yönünden, aynı ibareyi gördüklerinde markalar arasında bağlantı kurma ve başvuru markasını, davacının markalarıyla karıştırma ihtimalinin yüksek olduğu kanaatine varıldığından bu hizmetler yönünden başvuruya yönelik itirazın reddine dair YİDK kararının iptalinin gerektiği, davacı markasının Türkiye içinde yoğun tanıtım ve kuvvetli reklam sonucu aynı sektörel çevredeki insanlar tarafından tanınmış marka haline getirildiğine ilişkin hiçbir delil sunulmadığı gibi davacı tarafın 1972 yılında tescilli bir markalarını geri çekerek hükümsüz kıldıklarının anlaşıldığı, davacı markasının tanınmışlığından söz edilemeyeceği, tanınmışlığın ileri sürüldüğü kimya sektörü ile tescil kapsamında kalan farklı tür 14, 35 ve 40.
sınıftaki mal ve hizmetlerle alakasının da olmadığı, tamamen farklı sektörler oldukları, dolayısıyla KHK'nın 8/4. maddesi uyarınca farklı mal ve hizmetler yönünden koruma sağlanamayacağı kanaatine varıldığı, sadece ibarenin orjinal olmasının farklı mallar yönünden koruma sağlanmasını haklı göstermeyeceği ve markanın kötüniyetle tescil ettirilmiş olduğu anlamına da gelmeyeceği, ayrıca davalı markasının tescil kapsamında kalan ve davacı markalarının tescil kapsamında bulunmayan mal ve hizmetleri yönünden ticaret unvanının fiilen kullanıldığını gösteren herhangi bir delil sunulmadığından, davacı tarafın KHK 8/5. maddesinin sağladığı imkandan yararlanamayacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, TPE YİDK'nın 2010-M-4658 sayılı kararının mal ve hizmet listesinin 35.06’daki “müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, kataloglar ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)” ve “40.01.
sıvı, kimyasal madde, gaz, hava işleme hizmetleri.
02. fotografik ve sinematografik ürünlerin işlenmesi hizmetleri (Banyo, baskı ve foto gravür hizmetleri dahil) 03. Adi metallerin işleme hizmetleri, Değerli metallerin işlenmesi hizmetleri.
12. kağıdın işlenmesi.
40. 20. plastik işleme hizmetleri" alt grup hizmetler yönünden iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı TPE vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı TPE vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, YİDK karar iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkin olup davacı taraf davalı şirketin tescil isteminin kötüniyetli olduğunu ileri sürmüştür. Dosya içeriğinden davacı markasının menşei ülke olan Almanya ve WIPO'ya üye bir kısım ülkelerde tescilli olduğu anlaşılmakta olup hükme dayanak yapılan raporda da davalının tescil isteminin kötüniyetli olduğuna işaret olunmuştur. Davacı firma ile aynı alanda da faaliyet gösterdiği anlaşılan davalının, davacının markasından haberdar olmadığını savunması hayatın olağan koşulları ile bağdaşır bir tutum değildir. Bu itibarla, mahkemece, davanın tüm mal ve hizmet sınıfları bakımından kabulü gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı TPE vekilinin bütün temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı TPE'den alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 30.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043918900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz