Istirdat davası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/6333 E. 2010/12158 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istirdat davası↗ garantörlük↗ husumet yokluğu↗ istirdat↗ ortaklık ilişkisi↗ haksız fiil↗ kötüniyet↗ ibraz↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketin hissedarı olmadığı, taraflar arasında kurulan sözleşme sırasında davalı gerçek kişilerin sözleşmeye etki eden veya taraf iradelerini fesada uğratan eylemlerinden söz edilmediği gerekçesiyle davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, dava, davacının davalı şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebi olarak değerlendirilmiş ise de, davacı gerek dava dilekçesinde ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve kötüniyetli vaad ve garantilerle davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyipdavalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın istirdadını istemiştir. Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak (istirdat) davası niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi ibrazının sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketin ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın husumet cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Şu halde, mahkemece, davanın yukarda belirtilen şekilde nitelendirilerek, tarafların bu yolda gösterdikleri delillerin tümüyle toplanması, bu meyanda davada delil olarak dayanılan tahsil belgesinin aslının veya onaylı örneğinin davacıdan istenmesi, yabancı dilde yazılmış ise tercümesinin yaptırılması, gerekirse dava dışı yabancı uyruklu şirket hakkında da dava açması için davacıya önel verilerek bu davanın sonucuna göre tahsil edilen bu para nedeniyle davacının yabancı uyruklu şirkete ortaklığının gerçekleşip gerçekleşmediği, söz konusu ortaklığın gerçek hak sahipliği doğuran niteliği bulunup bulunmadığı değerlendirilip öncelikle davacı ile dava dışı yabancı şirket arasındaki hukuki ilişkinin netlikle belirlenmesi, bu yolda açılacak davanın davacının yabancı şirkete ortak olmadığı gibi bir sonuca ulaşması halinde, davacının parasının yabancı şirkete verilmesi olgusunda davalı şirket ve yöneticilerinin ne gibi bir rolü bulunduğunun, ileri sürülen kanıtlar çerçevesinde ve gerektiği takdirde davalı şirket ve grup şirketlerinin kayıtları üzerinde aralarında şirketler hukuku ve sermaye piyasası konusunda uzmanların bulunduğu bilirkişi heyeti marifetiyle yaptırılacak kapsamlı bir inceleme suretiyle ele alınıp varsa sorumluluklarının saptanması, bu suretle davacının, iradesinin ileri sürüldüğü gibi davalılarca fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak parasının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddiasının tatminkar bir biçimde araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının davacı lehine bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Istirdat davası 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6283 E. 2010/13167 K.
Ortak:istirdat davası · garantörlük · husumet yokluğu · istirdat · ortaklık ilişkisi · kötüniyet · ibraz · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaDava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketin ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyipdavalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketin hissedarı olmadığı, taraflar arasında kurulan sözleşme sırasında davalı gerçek kişilerin sözleşmeye etki eden veya taraf iradelerini fesada uğratan eylemlerinden söz edilmediği gerekçesiyle davanın «husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketin ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketin hissedarı olmadığı, taraflar arasında kurulan sözleşme sırasında davalı gerçek kişilerin sözleşmeye etki eden veya taraf iradelerini fesada uğratan eylemlerinden söz edilmediği gerekçesiyle davanın «husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6268 E. 2010/12409 K.
Ortak:istirdat davası · garantörlük · istirdat · ortaklık ilişkisi · kötüniyet · ibraz · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaDava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketin ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyipdavalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketin hissedarı olmadığı, taraflar arasında kurulan sözleşme sırasında davalı gerçek kişilerin sözleşmeye etki eden veya taraf iradelerini fesada uğratan eylemlerinden söz edilmediği gerekçesiyle davanın «husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olmadığı, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının davalı şirketin ortağı olmadığı, şirket «yönetim kurulu» üyesi olan davalı gerçek kişilerin ise «şahsi sorumluluklarını» gerektirir bir durumunun bulunmadığı gibi dava konusu «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında sözleşmeye etki eden veya taraf iradelerini fesada uğratan herhangi bir eylemlerinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının davalı şirketin ortağı olmadığı, şirket «yönetim kurulu» üyesi olan davalı gerçek kişilerin ise «şahsi sorumluluklarını» gerektirir bir durumunun bulunmadığı gibi dava konusu «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında sözleşmeye etki eden veya taraf iradelerini fesada uğratan herhangi bir eylemlerinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6372 E. 2010/13154 K.
Ortak:istirdat davası · garantörlük · istirdat · ortaklık ilişkisi · kötüniyet · ibraz · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaDava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketin ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyipdavalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketin hissedarı olmadığı, taraflar arasında kurulan sözleşme sırasında davalı gerçek kişilerin sözleşmeye etki eden veya taraf iradelerini fesada uğratan eylemlerinden söz edilmediği gerekçesiyle davanın «husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
… ının, davalı şirkete ortak olmadığı, esasen TTK’nun 405/2 nci maddesi uyarınca ortağın şirkete sermaye olarak verdiklerini geri isteyemeyeceği, davalı yöneticilerin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun bulunmadığı, sözleşme kurulurken bu davalıların davacı iradesini fesada uğratan eylemlerinden söz edilmediği gerekçesiyle davanın «pasif husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şahsi sorumluluk · pasif husumet
Benzer bu kararda… ının, davalı şirkete ortak olmadığı, esasen TTK’nun 405/2 nci maddesi uyarınca ortağın şirkete sermaye olarak verdiklerini geri isteyemeyeceği, davalı yöneticilerin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun bulunmadığı, sözleşme kurulurken bu davalıların davacı iradesini fesada uğratan eylemlerinden söz edilmediği gerekçesiyle davanın «pasif husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6303 E. 2010/13159 K.
Ortak:istirdat davası · garantörlük · istirdat · ortaklık ilişkisi · kötüniyet · ibraz · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaDava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketin ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyipdavalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketin hissedarı olmadığı, taraflar arasında kurulan sözleşme sırasında davalı gerçek kişilerin sözleşmeye etki eden veya taraf iradelerini fesada uğratan eylemlerinden söz edilmediği gerekçesiyle davanın «husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
AŞ’ne ait şirket hissesinin bulunmadığı gerekçesiyle davalılar hakkında açılan davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6362 E. 2010/13172 K.
Ortak:istirdat davası · garantörlük · husumet yokluğu · istirdat · ortaklık ilişkisi · kötüniyet · ibraz · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaDava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketin ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyipdavalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketin hissedarı olmadığı, taraflar arasında kurulan sözleşme sırasında davalı gerçek kişilerin sözleşmeye etki eden veya taraf iradelerini fesada uğratan eylemlerinden söz edilmediği gerekçesiyle davanın «husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkette hissesinin bulunmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkan ve üyelerinin de «şahsi sorumluluklarını» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle, «husumet yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şahsi sorumluluk · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkette hissesinin bulunmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkan ve üyelerinin de «şahsi sorumluluklarını» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle, «husumet yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6321 E. 2010/13170 K.
Ortak:istirdat davası · garantörlük · husumet yokluğu · istirdat · ortaklık ilişkisi · kötüniyet · ibraz · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaDava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketin ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyipdavalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketin hissedarı olmadığı, taraflar arasında kurulan sözleşme sırasında davalı gerçek kişilerin sözleşmeye etki eden veya taraf iradelerini fesada uğratan eylemlerinden söz edilmediği gerekçesiyle davanın «husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkette hissesinin bulunmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkan ve üyelerinin de «şahsi sorumluluklarını» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle, «husumet yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şahsi sorumluluk · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkette hissesinin bulunmadığı, davalı «yönetim kurulu» başkan ve üyelerinin de «şahsi sorumluluklarını» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gerekçesiyle, «husumet yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4076 E. 2011/15514 K.
Ortak:istirdat davası · garantörlük · istirdat · ortaklık ilişkisi · kötüniyet · ibraz · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaDava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketin ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyipdavalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketin hissedarı olmadığı, taraflar arasında kurulan sözleşme sırasında davalı gerçek kişilerin sözleşmeye etki eden veya taraf iradelerini fesada uğratan eylemlerinden söz edilmediği gerekçesiyle davanın «husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
AŞ’ne ait şirket hissesinin bulunmadığı gerekçesiyle davalılar hakkında açılan davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6326 E. 2010/13153 K.
Ortak:istirdat davası · garantörlük · istirdat · ortaklık ilişkisi · kötüniyet · ibraz · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaDava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketin ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyipdavalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketin hissedarı olmadığı, taraflar arasında kurulan sözleşme sırasında davalı gerçek kişilerin sözleşmeye etki eden veya taraf iradelerini fesada uğratan eylemlerinden söz edilmediği gerekçesiyle davanın «husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak («istirdat) davası» niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi «ibrazının» sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirket ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın «husumet» cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
… de ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve «kötüniyetli» vaad ve «garantilerle» davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyip davalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın «istirdadını» istemiştir.
… n, davalı şirkete ortak olmadığı, esasen TTK’nun 405/2 nci maddesi uyarınca ortakların şirkete sermaye olarak verdiklerini gere isteyemeyeceği, davalı yöneticilerin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun bulunmadığı, sözleşme kurulurken bu davalıların davacı iradesini fesada uğratan eylemlerinden söz edilmediği gerekçesiyle davanın «pasif husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şahsi sorumluluk · pasif husumet
Benzer bu kararda… n, davalı şirkete ortak olmadığı, esasen TTK’nun 405/2 nci maddesi uyarınca ortakların şirkete sermaye olarak verdiklerini gere isteyemeyeceği, davalı yöneticilerin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun bulunmadığı, sözleşme kurulurken bu davalıların davacı iradesini fesada uğratan eylemlerinden söz edilmediği gerekçesiyle davanın «pasif husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/6333 E. , 2010/12158 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.02.2009 tarih ve 2008/877 - 2009/221 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin kazancını değerlendirebilmek amacıyla davalılara 40.998 DM karşılığı 37.625 TL ödeme yaptığını ancak kısa bir süre sonra ödediği parayı talep ettiğinde talebinin reddedildiğini, davalılar tarafından yapılan işlemin yasalara aykırı olduğunu ileri sürerek, şimdilik 6.500 TL'nin davalılara ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline, davacı ile davalılar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine ve yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketin hissedarı olmadığı, taraflar arasında kurulan sözleşme sırasında davalı gerçek kişilerin sözleşmeye etki eden veya taraf iradelerini fesada uğratan eylemlerinden söz edilmediği gerekçesiyle davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, dava, davacının davalı şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebi olarak değerlendirilmiş ise de, davacı gerek dava dilekçesinde ve gerekse de replik beyanında davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürmemiş, tersine, davalı şirket ve yöneticilerinin yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı ve kötüniyetli vaad ve garantilerle davacı ve davacı gibi yurtdışında yaşayan pek çok kişiyi dini duygularını sömürerek, yine davalı ... bünyesinde bulunan yabancı uyruklu bir şirketi aracı olarak kullanmak suretiyle topladıkları paraları iade etmeyipdavalı ... ve bünyesindeki diğer grup şirketlerine aktardıkları iddia olunarak verilen paranın istirdadını istemiştir.
Dava, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüşü nazara alındığında, davalıların iddia olunan organize ve haksız fiillerinden kaynaklanan bir alacak (istirdat) davası niteliğinde olmakla, mahkemece HUMK’nun 74 ve 75. maddelerine aykırı düşecek şekilde, davanın yanlış nitelenmesine dayalı olarak, davacının bildirmiş olduğu delillerin hiçbiri toplanmaksızın, paranın alınmasına ilişkin belgenin dahi ibrazının sağlanmaksızın, re’sen yapılan yetersiz araştırma ve soruşturma sonucunda davacının davalı şirketin ortağı olmadığı, ortak olsa bile TTK’nun 405. maddesi uyarınca sermaye olarak verdiği paranın istirdadını talep edemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkında da şirket yöneticileri olmanın dışında bir sorumluluk nedenine dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın husumet cihetinden reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Şu halde, mahkemece, davanın yukarda belirtilen şekilde nitelendirilerek, tarafların bu yolda gösterdikleri delillerin tümüyle toplanması, bu meyanda davada delil olarak dayanılan tahsil belgesinin aslının veya onaylı örneğinin davacıdan istenmesi, yabancı dilde yazılmış ise tercümesinin yaptırılması, gerekirse dava dışı yabancı uyruklu şirket hakkında da dava açması için davacıya önel verilerek bu davanın sonucuna göre tahsil edilen bu para nedeniyle davacının yabancı uyruklu şirkete ortaklığının gerçekleşip gerçekleşmediği, söz konusu ortaklığın gerçek hak sahipliği doğuran niteliği bulunup bulunmadığı değerlendirilip öncelikle davacı ile dava dışı yabancı şirket arasındaki hukuki ilişkinin netlikle belirlenmesi, bu yolda açılacak davanın davacının yabancı şirkete ortak olmadığı gibi bir sonuca ulaşması halinde, davacının parasının yabancı şirkete verilmesi olgusunda davalı şirket ve yöneticilerinin ne gibi bir rolü bulunduğunun, ileri sürülen kanıtlar çerçevesinde ve gerektiği takdirde davalı şirket ve grup şirketlerinin kayıtları üzerinde aralarında şirketler hukuku ve sermaye piyasası konusunda uzmanların bulunduğu bilirkişi heyeti marifetiyle yaptırılacak kapsamlı bir inceleme suretiyle ele alınıp varsa sorumluluklarının saptanması, bu suretle davacının, iradesinin ileri sürüldüğü gibi davalılarca fesada uğratılmak suretiyle haksız bir fiile maruz bırakılarak parasının alındığı ve iade edilmediği yolundaki iddiasının tatminkar bir biçimde araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının davacı lehine bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043748400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz