Marka hükümsüzlüğü | Marka tecavüzünün tespiti | Marka men'i | Marka ref'i | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6380 E. 2024/3677 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
esnaf↗ bekletici mesele↗ usuli kazanılmış hak↗ kazanılmış hak↗ ticaret unvanı↗ hak düşürücü süre↗ marka hakkına tecavüz↗ kâr kaybı↗ ilan↗ yükleten (shipper)↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ iltibas↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 2014/255 E. sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 22.11.2017 tarih 2016/4103 E. 2017/6468 K. sayılı ilamı ile mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyetince de taraf markaları arasında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas tehlikesi bulunduğunun belirtildiği, bu durumda davalı markasının hükümsüzlüğüne ilişkin davanın 556 sayılı KHK 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve 42 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bentlerine dayalı olarak marka tescilinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü sürede açıldığı halde, davacının sessiz kaldığından bahisle hak kaybına uğradığına dair hükümsüzlük davası bakımından somut uyuşmazlıkta uygulanması mümkün olmadığı gerekçesi ile karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuş ve mahkemenin 2018/376 E. sırasına kaydedildiği, bozma kapsamı dışında kalan kısımlar kesinleşmiş olduğu için bu konuda yeniden karar verilmediği, bozma kapsamında kalan markanın hükümsüzlüğü davasında ise Yargıtay bozma ilamında da belirtildiği üzere, davalı ...'a ait 2013/5225 sicil numaralı "..." isimli markanın davacı markası ile iltibas oluşturduğu, bu durumda davalı markasının hükümsüzlük koşullarının var sayıldığı, davacı tarafın eldeki davayı açması ile birlikte sessiz kalma eyleminin son bulmuş sayılacağı, bu halde eldeki davanın da yasal 5 yıllık süre içinde açıldığı anlaşıldığından bozma ilamında belirtilen gerekçe mahkemece de kabul edildiğinden davacının hükümsüzlük davasının kabulüne karar verilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin 2019/2088 E. 2020/303 K. sayılı ilamı ile önceki bozma ilamında davacının markasına yapılan tecavüzün tespiti ve önlenmesine yönelik talep yönünden onama kararı bulunmamasına rağmen, mahkemece bozma kapsamı dışında bırakılarak kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği tespit edilmekle, davacının markasına tecavüzün tespiti ve önlenmesine yönelik talebi hakkında da değerlendirme yapılmak üzere mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahkemece usul ve yasaya uygun olan bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılama yapıldığı, işin uzmanlık gerektirmesi sebebiyle bilirkişi heyetinden rapor aldırıldığı, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, marka hükümsüzlüğü yönünden davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmakla, davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiş, davacının marka hakkına tecavüzün tespiti, meni ve refi talebi yönünden ise davalının gerek esnaf sanatkarlar odasından getirtilen evraklardan davalının ticaret unvanının ... Kasabı olarak yazıldığı, yine Adana Vergi Dairesi Başkanlığından getirtilen evraklarda davalının işe başlama tarihinin 01.04.1985 tarihi olduğu, diğer kurum kuruluşlardan getirtilen evraklarda da davalının ... Kasap isimli unvanla faaliyette bulunduğu anlaşılmış, tarafların aynı sektörde ve aynı ilde faaliyet göstermeleri ayrıca 1985 yılında ortak olarak işe başladıkları hususları göz önünde alındığında, davacının davalının kullanımından haberdar olduğu mahkemece değerlendirildiği, davacının davalının kullanımından 29 yıl sonra açmış olduğu marka hakkına tecavüz iddiası yönünden sessiz kalma yolu ile hak kaybına uğradığı mahkemece değerlendirilerek ve bu talepler yönünden davanın reddine dair karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sessiz kalma yoluyla hak kaybından bahsedilebilmesi için her şeyden önce ticaret unvanını sonradan tescil ettiren kişinin iyi niyetli olması gerektiğini, Yargıtay tarafından marka hakkına tecavüz konusunda müvekkilinin hak kaybına uğradığına dair onama kararı bulunmadığını ve bu konuda da karar verilmesi gerektiğine ilişkin ibarelerin yer alması, Müvekkili lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiğinden mahkemece bu usuli kazanılmış hakkın zedelenmemesi bakımından marka hakkına tecavüz bakımından da davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ve ayrıca yeniden bilirkişi raporu alnmasını belirterek, kısmen reddine dair kararın bozulmasını, kısmen kabulüne ilişin kısmın onanmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkiline ait markanın tescil tarihi itibari ile davacıya ait tanınmış markanın bulunmadığı hususunun İlk Derece Mahkemesince de hüküm altına alındığını, hükümsüzlük koşullarının oluşmadığını, Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2022/416 E. sayılı dava açtığını ve dosyaların birleştirilmesini, mümkün değil ise bekletici mesele yapılmasını talep etmelerine rağmen İlk Derece Mahkemesi tarafından dikkate alınmadığını ve gerekçeli kararda da taleplerine yer verilmediğini belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markanın hükümsüzlüğü ile davacının tescilli markalarına tecavüz oluşturduğunun tespiti, meni ve refi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun'un 125 inci maddesi.
2.556 sayılı KHK 'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve 42 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bentleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/6380 E. , 2024/3677 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2022/13 Esas, 2023/185 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü ile davacının tescilli markalarına tecavüz oluşturduğunun tespiti, meni ve refi davasında bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 30 yıldan beri Adana'da et ve et ürünleri sektöründe "..." markası ile faaliyet gösterdiğini, meşhur ve maruf hale getirdiği "..." markasını marka olarak tescil ettirdiğini, 2004/09872 sayılı markasının 29. ve 31. sınıflarda tescilli olduğunu, ayrıca 35. sınıfta 2011/107775 sayılı markasının bulunduğunu, "..." markasının önceye dayalı kullanımı ve gerçek hak sahipliğinin müvekkiline ait olduğunu, bu ibareyi meşhur ve maruf hale getirmesinden sonra davalının markayı kullanmaya başladığını, davalı adına 2013/52025 nolu "..." ibaresinin tescil edildiğini, tarafların aynı sektörde il sınırları içerisinde aynı müşteri çevresine hitap ettiklerini, "..." ile "..." adları arasında ayırt edilemeyecek kadar benzerlik olduğunu ileri sürerek müvekkilinin tescilli "..." markasına yapılan tecavüzün tespitine, durdurulmasına ve önlenmesine, davalıya ait 2013/52025 kodlu "..." isimli markanın iptal ve hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, hüküm özetinin ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin "..." ibaresini 1985 yılından beri marka olarak aralıksız, yoğun bir şekilde kullanan hak sahibi olduğunu, davacının bu kullanımdan haberdar olduğunu, önceki yıllarda tarafların ... Kasabı adıyla ortak olarak ticari faaliyette bulunduklarını, aynı odaya kayıtlı olarak faaliyet gösteren tarafların aynı zamanda akraba olduğunu, müvekkilinin faaliyetini 30 sene görmezden geldiğini, sessiz kalması nedeniyle hak kaybına uğradığının açık olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 2014/255 E. sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Dairemizin 22.11.2017 tarih 2016/4103 E. 2017/6468 K. sayılı ilamı ile mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyetince de taraf markaları arasında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas tehlikesi bulunduğunun belirtildiği, bu durumda davalı markasının hükümsüzlüğüne ilişkin davanın 556 sayılı KHK 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve 42 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bentlerine dayalı olarak marka tescilinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü sürede açıldığı halde, davacının sessiz kaldığından bahisle hak kaybına uğradığına dair hükümsüzlük davası bakımından somut uyuşmazlıkta uygulanması mümkün olmadığı gerekçesi ile karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuş ve mahkemenin 2018/376 E. sırasına kaydedildiği, bozma kapsamı dışında kalan kısımlar kesinleşmiş olduğu için bu konuda yeniden karar verilmediği, bozma kapsamında kalan markanın hükümsüzlüğü davasında ise Yargıtay bozma ilamında da belirtildiği üzere, davalı ...'a ait 2013/5225 sicil numaralı "..." isimli markanın davacı markası ile iltibas oluşturduğu, bu durumda davalı markasının hükümsüzlük koşullarının var sayıldığı, davacı tarafın eldeki davayı açması ile birlikte sessiz kalma eyleminin son bulmuş sayılacağı, bu halde eldeki davanın da yasal 5 yıllık süre içinde açıldığı anlaşıldığından bozma ilamında belirtilen gerekçe mahkemece de kabul edildiğinden davacının hükümsüzlük davasının kabulüne karar verilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Dairemizin 2019/2088 E. 2020/303 K. sayılı ilamı ile önceki bozma ilamında davacının markasına yapılan tecavüzün tespiti ve önlenmesine yönelik talep yönünden onama kararı bulunmamasına rağmen, mahkemece bozma kapsamı dışında bırakılarak kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği tespit edilmekle, davacının markasına tecavüzün tespiti ve önlenmesine yönelik talebi hakkında da değerlendirme yapılmak üzere mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
E. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahkemece usul ve yasaya uygun olan bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılama yapıldığı, işin uzmanlık gerektirmesi sebebiyle bilirkişi heyetinden rapor aldırıldığı, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, marka hükümsüzlüğü yönünden davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmakla, davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiş, davacının marka hakkına tecavüzün tespiti, meni ve refi talebi yönünden ise davalının gerek esnaf sanatkarlar odasından getirtilen evraklardan davalının ticaret unvanının ... Kasabı olarak yazıldığı, yine Adana Vergi Dairesi Başkanlığından getirtilen evraklarda davalının işe başlama tarihinin 01.04.1985 tarihi olduğu, diğer kurum kuruluşlardan getirtilen evraklarda da davalının ...
Kasap isimli unvanla faaliyette bulunduğu anlaşılmış, tarafların aynı sektörde ve aynı ilde faaliyet göstermeleri ayrıca 1985 yılında ortak olarak işe başladıkları hususları göz önünde alındığında, davacının davalının kullanımından haberdar olduğu mahkemece değerlendirildiği, davacının davalının kullanımından 29 yıl sonra açmış olduğu marka hakkına tecavüz iddiası yönünden sessiz kalma yolu ile hak kaybına uğradığı mahkemece değerlendirilerek ve bu talepler yönünden davanın reddine dair karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sessiz kalma yoluyla hak kaybından bahsedilebilmesi için her şeyden önce ticaret unvanını sonradan tescil ettiren kişinin iyi niyetli olması gerektiğini, Yargıtay tarafından marka hakkına tecavüz konusunda müvekkilinin hak kaybına uğradığına dair onama kararı bulunmadığını ve bu konuda da karar verilmesi gerektiğine ilişkin ibarelerin yer alması, Müvekkili lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiğinden mahkemece bu usuli kazanılmış hakkın zedelenmemesi bakımından marka hakkına tecavüz bakımından da davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ve ayrıca yeniden bilirkişi raporu alnmasını belirterek, kısmen reddine dair kararın bozulmasını, kısmen kabulüne ilişin kısmın onanmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkiline ait markanın tescil tarihi itibari ile davacıya ait tanınmış markanın bulunmadığı hususunun İlk Derece Mahkemesince de hüküm altına alındığını, hükümsüzlük koşullarının oluşmadığını, Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2022/416 E. sayılı dava açtığını ve dosyaların birleştirilmesini, mümkün değil ise bekletici mesele yapılmasını talep etmelerine rağmen İlk Derece Mahkemesi tarafından dikkate alınmadığını ve gerekçeli kararda da taleplerine yer verilmediğini belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markanın hükümsüzlüğü ile davacının tescilli markalarına tecavüz oluşturduğunun tespiti, meni ve refi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun'un 125 inci maddesi.
2.556 sayılı KHK 'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve 42 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bentleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043735000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz