6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İtirazın iptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/2399 E. 2024/3659 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rotatif kredi kefaletten dönme kmh (kredili mevduat hesabı) borçtan kurtulma gayrinakdi kredi müteselsil kefalet i̇i̇k 308/b husumet itirazı hesap kat bsmv sözleşmeden doğan dava müteselsil kefil kesinlik sınırı hisse devir sözleşmesi denetime elverişlilik kefalet kötü niyet tazminatı genel kredi sözleşmesi işlemiş faiz kaldırma ve yeniden hüküm kefil kötü niyet ihtar kredi sözleşmesi ihtarname asıl alacak icra inkar tazminatı inkar tazminatı ilk derece kararının kaldırılması cy/cy kaydı yükleten (shipper) istinaf yoluna başvurulabilirlik husumet

Atıf yapılan mevzuat: TBK · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2020/533 E., 2021/478 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddi, davalının istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre kabul edilen ve davalı vekilince temyize konu edilen toplam miktar 16.208,93 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmaktadır.

Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile asıl borçlusu dava dışı... İnşaat Maden Nak. Tur. Yapı Malz. San. ve Tic. Ltd. Şti. müteselsil kefillerinden birisinin ise davalı ... olan 26.08.2013 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, kredi borcunun zamanında ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini ve Üsküdar 16. Noterliğinin 21.09.2018 tarih ve 48068 yevmiye nolu ihtarının gönderildiğini, ihtara rağmen ödenmeyen borç nedeniyle Trabzon İcra Müdürlüğünün 2018/31991 E. sayılı dosyası ile takibe başlandığını, bu defa takibin davalının haksız ve hukuka aykırı itirazı üzerine durduğunu, davalının 10.12.2013 tarihinde asıl borçlu şirketteki hissesini devrettiğini ve kendi kefaletinden de aynı tarihte döndüğünü Trabzon 4. Noterliğinin 10.12.2013 tarih ve 26397, 26398, 26399, 26400, 26401 yevmiye numaralı ihtarnamelerle döndüğünü bildirdiğini ileri sürdüğünü, müvekkiline anılan ihtarnameler ulaşmadığı gibi ulaşsa dahi kefaletten dönme koşullarının oluşmadığını ileri sürerek itirazın iptaliyle davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; ilgili kredi sözleşmesinde... İnşaat Madencilik Nakliyat Turizm Yapı Malzemeleri San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin borçlandığını, husumet itirazında bulunduğunu şirket hisselerini devrettiğini ve kefaletten döndüğünü savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı bankanın .... Şubesi nezdinde dava dışı asıl borçlu... İnşaat Madencilik Nak. Tur. Yapı Malz. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne dava dışı müteselsil kefil... ve davalı ...'un müteselsil kefaleti ile genel nakdi ve gayrinakdi kredi hesapları açıldığı ve kredi kullandırıldığı, işbu kredi borçlarının ödenmemesi üzerine davacı banka hesaplarının kat edildiği, ihtarnamenin tebliğine rağmen borcun ödenmemesi üzerine başlatılan takibe davalıların itirazı üzerine takibin durduğu ve eldeki itirazın iptali davasının açıldığı, davalı ...’un, dava dışı... İnşaat Madencilik Nak. Tur. Yapı Malz. San.ve Tic. Ltd. Şti. ile davacı banka arasında imzalanmış olan 26.08.2013 tarihli genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğu, yine dava dışı şirketle davacı banka arasında imzalanmış olan 13.09.2017 tarihli 250.000,00 TL ve 25.06.2018 tarihli 340.000,00 TL bedelli sözleşmelerde ise kefaletinin olmadığı, sözleşmelerin ise usule uygun kurulduğu, davalının 10.12.2013 tarihinde noter kanalıyla yapılan hisse devir sözleşmesi ile hisselerini...'a devrettiği, bununla birlikte davacı bankaya kefaletten dönme ihtarnamesi göndermediği, dolayısı ile işbu sözleşme kapsamında kullandırılan kredilerden sorumlu olduğu, davalının şirket ortaklığından 10.12.2013 tarihinde ayrılmış olmasının kefalet sorumluluğunu kendiliğinden sona erdirmeyeceği, ayrıca davalının ortaklıktan ayrıldığı tarihten sonra dahi, işbu kefili olduğu kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredilerde sözleşme tutarı ile sınırlı olmak üzere kefalet sorumluluğunun devam edeceği, dikkat edilmesi gereken hususun, dava dışı şirkete kullandırılan kredilerin hangi sözleşme ve hangi tebliğ koşullarına göre kullandırıldığının tespiti olduğu, davacı banka ile dava dışı şirket arasında düzenlenen 13.09.2017 tarihli 250.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinde davalı ...'un kefalet imzasının talep edilmediği, ayrıca dava dışı şirkete tesis edilen 20.04.2018 tarihli kredi tebliğine göre sadece...'ın kefaletinin arandığı görüldüğünden 13.09.2017 tarihinden sonra kullandırılan krediler için davalı ...’un kefaletinin aranmayacağı kanaatine varıldığı, bilirkişi eliyle davacı bankanın davalı ...'dan kefaleti sebebiyle takip tarihi itibariyle toplamda 32.727,71 TL alacaklı olduğu tespitinin yapıldığı, alacağın ise likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibin 15.459,18 TL asıl alacak 1.009,14 TL işlemiş faiz, 50,46 TL BSMV ve 15.491,04 TL asıl alacak, 397,86 TL işlemiş faiz, 12,03 TL BSMV, 308 TL KMH faizi olmak üzere toplam 32.727,71 TL üzerinden devamına, davalının asıl alacaklar toplamının %20'si oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşme gereğince kefilin müşterinin bankaya sözleşmeden doğan borçları için sözleşmede belirtilen kefalet limitleri ile sınırlı olmak kaydı ile sorumlu olduğunu, genel kredi sözleşmelerinin tek bir krediye özgülenmiş sözleşmeler olmadığını, kredi kullandırımının müşterinin de ihtiyacı doğrultusunda devamlılık arz edeceğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) ve genel kredi sözleşmesi kapsamında kefilin sorumluluğunun ileride doğacak muhtemel borçlar için de geçerli olduğunu, kefillikten dönme müvekkili bankaya bildirilmediğinden borçlandırılma yönünden bankayı bağlamayacağını, ortaklıktan çıkmanın ise davalının kefilliğinden ayrı olup, şahsi kefaleti etkilemeyen bir husus olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre davanın reddedilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, kabule göre müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine rağmen reddedilen kısım yönünden kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesince verilmiş olan kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda davalı ...’un, dava dışı asıl borçlu şirket ve davacı banka arasında imzalanmış olan 26.08.2013 tarihli genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğunun, dava dışı firma ile davacı banka arasında imzalanmış olan 13.09.2017 tarihli 250.000,00 TL ve 25.06.2018 tarihli 340.000,00 TL sözleşmelerde kefalet imzalarının bulunmadığının, davalının 10.12.2013 tarihinde noter kanalıyla yapılan hisse devir sözleşmesi ile hisselerini...'a devrettiği görülmüşse de davacı bankaya kefaletten dönme ihtarnamesi göndermediğinin, bu nedenle işbu sözleşme kapsamında kullandırılan kredilerden sorumlu tutulabileceğinin, davalının kefalet imzasının bulunmadığı 13.09.2017 tarihli sözleşmeden sonra 13.04.2018 tarihinde kullandırılan 16.500,00 TL'lik rotatif krediden davalı ...'un sorumlu tutulmaması gerektiğinin mütalaa edildiği, raporun olay ve oluşa uygun denetime elverişli karar vermeye yeterli olduğu, bilirkişinin de tespitlerinde belirttiği üzere hissesini devretmekle müşterek ve müteselsil borçlu davalının borçtan kurtulamayacağı, ancak sorumluluğunun imzalamış olduğu kredi sözleşmeleriyle bağlı olacağı, bu haliyle davalının istinaf sebeplerinin kısmen kabulü ile rotatif kredi yönünden de davalının sorumlu tutulamayacağı anlaşıldığından toplamda 16.208,93 TL yönünden davanın kabulü yerine 32.727,71 TL yönünden kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı, takip tarihi itibariyle davacının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüyle takibin 15.491,04 TL asıl alacak, 397,86 TL işlemiş faiz, 12,03 TL BSMV, 308,00 TL KMH faiz olmak üzere toplam 16.208,93 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak likit olduğundan asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kredi sözleşmesinde kefaletin doğmuş ve doğacak borçları kapsadığına yer verildiğini, kefilin hisselerini devretmesi veya kefillikten dönmesinin durumu değiştirmeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporuna göre davanın reddedilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, kabule göre müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine rağmen reddedilen kısım yönünden kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, dava dışı şirketle davacı banka arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinden doğan alacağın müteselsil kefil olan davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6098 sayılı Kanun'un 581 ve devamı hükümleri

3. Değerlendirme

1. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden reddi gerekmiştir.

2.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14469 E. 2015/3945 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

  • İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4515 E. 2019/4393 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2024/2399 E.  ,  2024/3659 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/2368 Esas, 2022/932 Karar

HÜKÜM

Davanın Kısmen Kabulü ( Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle)

İLK DERECE MAHKEMESİ Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2020/533 E., 2021/478 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddi, davalının istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre kabul edilen ve davalı vekilince temyize konu edilen toplam miktar 16.208,93 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmaktadır.

Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile asıl borçlusu dava dışı... İnşaat Maden Nak. Tur. Yapı Malz. San. ve Tic. Ltd. Şti. müteselsil kefillerinden birisinin ise davalı ... olan 26.08.2013 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, kredi borcunun zamanında ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini ve Üsküdar 16. Noterliğinin 21.09.2018 tarih ve 48068 yevmiye nolu ihtarının gönderildiğini, ihtara rağmen ödenmeyen borç nedeniyle Trabzon İcra Müdürlüğünün 2018/31991 E. sayılı dosyası ile takibe başlandığını, bu defa takibin davalının haksız ve hukuka aykırı itirazı üzerine durduğunu, davalının 10.12.2013 tarihinde asıl borçlu şirketteki hissesini devrettiğini ve kendi kefaletinden de aynı tarihte döndüğünü Trabzon 4.

Noterliğinin 10.12.2013 tarih ve 26397, 26398, 26399, 26400, 26401 yevmiye numaralı ihtarnamelerle döndüğünü bildirdiğini ileri sürdüğünü, müvekkiline anılan ihtarnameler ulaşmadığı gibi ulaşsa dahi kefaletten dönme koşullarının oluşmadığını ileri sürerek itirazın iptaliyle davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; ilgili kredi sözleşmesinde... İnşaat Madencilik Nakliyat Turizm Yapı Malzemeleri San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin borçlandığını, husumet itirazında bulunduğunu şirket hisselerini devrettiğini ve kefaletten döndüğünü savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı bankanın .... Şubesi nezdinde dava dışı asıl borçlu... İnşaat Madencilik Nak. Tur. Yapı Malz. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne dava dışı müteselsil kefil... ve davalı ...'un müteselsil kefaleti ile genel nakdi ve gayrinakdi kredi hesapları açıldığı ve kredi kullandırıldığı, işbu kredi borçlarının ödenmemesi üzerine davacı banka hesaplarının kat edildiği, ihtarnamenin tebliğine rağmen borcun ödenmemesi üzerine başlatılan takibe davalıların itirazı üzerine takibin durduğu ve eldeki itirazın iptali davasının açıldığı, davalı ...’un, dava dışı... İnşaat Madencilik Nak. Tur. Yapı Malz. San.ve Tic. Ltd. Şti. ile davacı banka arasında imzalanmış olan 26.08.2013 tarihli genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğu, yine dava dışı şirketle davacı banka arasında imzalanmış olan 13.09.2017 tarihli 250.000,00 TL ve 25.06.2018 tarihli 340.000,00 TL bedelli sözleşmelerde ise kefaletinin olmadığı, sözleşmelerin ise usule uygun kurulduğu, davalının 10.12.2013 tarihinde noter kanalıyla yapılan hisse devir sözleşmesi ile hisselerini...'a devrettiği, bununla birlikte davacı bankaya kefaletten dönme ihtarnamesi göndermediği, dolayısı ile işbu sözleşme kapsamında kullandırılan kredilerden sorumlu olduğu, davalının şirket ortaklığından 10.12.2013 tarihinde ayrılmış olmasının kefalet sorumluluğunu kendiliğinden sona erdirmeyeceği, ayrıca davalının ortaklıktan ayrıldığı tarihten sonra dahi, işbu kefili olduğu kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredilerde sözleşme tutarı ile sınırlı olmak üzere kefalet sorumluluğunun devam edeceği, dikkat edilmesi gereken hususun, dava dışı şirkete kullandırılan kredilerin hangi sözleşme ve hangi tebliğ koşullarına göre kullandırıldığının tespiti olduğu, davacı banka ile dava dışı şirket arasında düzenlenen 13.09.2017 tarihli 250.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinde davalı ...'un kefalet imzasının talep edilmediği, ayrıca dava dışı şirkete tesis edilen 20.04.2018 tarihli kredi tebliğine göre sadece...'ın kefaletinin arandığı görüldüğünden 13.09.2017 tarihinden sonra kullandırılan krediler için davalı ...’un kefaletinin aranmayacağı kanaatine varıldığı, bilirkişi eliyle davacı bankanın davalı ...'dan kefaleti sebebiyle takip tarihi itibariyle toplamda 32.727,71 TL alacaklı olduğu tespitinin yapıldığı, alacağın ise likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibin 15.459,18 TL asıl alacak 1.009,14 TL işlemiş faiz, 50,46 TL BSMV ve 15.491,04 TL asıl alacak, 397,86 TL işlemiş faiz, 12,03 TL BSMV, 308 TL KMH faizi olmak üzere toplam 32.727,71 TL üzerinden devamına, davalının asıl alacaklar toplamının %20'si oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşme gereğince kefilin müşterinin bankaya sözleşmeden doğan borçları için sözleşmede belirtilen kefalet limitleri ile sınırlı olmak kaydı ile sorumlu olduğunu, genel kredi sözleşmelerinin tek bir krediye özgülenmiş sözleşmeler olmadığını, kredi kullandırımının müşterinin de ihtiyacı doğrultusunda devamlılık arz edeceğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) ve genel kredi sözleşmesi kapsamında kefilin sorumluluğunun ileride doğacak muhtemel borçlar için de geçerli olduğunu, kefillikten dönme müvekkili bankaya bildirilmediğinden borçlandırılma yönünden bankayı bağlamayacağını, ortaklıktan çıkmanın ise davalının kefilliğinden ayrı olup, şahsi kefaleti etkilemeyen bir husus olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre davanın reddedilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, kabule göre müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine rağmen reddedilen kısım yönünden kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesince verilmiş olan kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda davalı ...’un, dava dışı asıl borçlu şirket ve davacı banka arasında imzalanmış olan 26.08.2013 tarihli genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğunun, dava dışı firma ile davacı banka arasında imzalanmış olan 13.09.2017 tarihli 250.000,00 TL ve 25.06.2018 tarihli 340.000,00 TL sözleşmelerde kefalet imzalarının bulunmadığının, davalının 10.12.2013 tarihinde noter kanalıyla yapılan hisse devir sözleşmesi ile hisselerini...'a devrettiği görülmüşse de davacı bankaya kefaletten dönme ihtarnamesi göndermediğinin, bu nedenle işbu sözleşme kapsamında kullandırılan kredilerden sorumlu tutulabileceğinin, davalının kefalet imzasının bulunmadığı 13.09.2017 tarihli sözleşmeden sonra 13.04.2018 tarihinde kullandırılan 16.500,00 TL'lik rotatif krediden davalı ...'un sorumlu tutulmaması gerektiğinin mütalaa edildiği, raporun olay ve oluşa uygun denetime elverişli karar vermeye yeterli olduğu, bilirkişinin de tespitlerinde belirttiği üzere hissesini devretmekle müşterek ve müteselsil borçlu davalının borçtan kurtulamayacağı, ancak sorumluluğunun imzalamış olduğu kredi sözleşmeleriyle bağlı olacağı, bu haliyle davalının istinaf sebeplerinin kısmen kabulü ile rotatif kredi yönünden de davalının sorumlu tutulamayacağı anlaşıldığından toplamda 16.208,93 TL yönünden davanın kabulü yerine 32.727,71 TL yönünden kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı, takip tarihi itibariyle davacının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüyle takibin 15.491,04 TL asıl alacak, 397,86 TL işlemiş faiz, 12,03 TL BSMV, 308,00 TL KMH faiz olmak üzere toplam 16.208,93 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak likit olduğundan asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kredi sözleşmesinde kefaletin doğmuş ve doğacak borçları kapsadığına yer verildiğini, kefilin hisselerini devretmesi veya kefillikten dönmesinin durumu değiştirmeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporuna göre davanın reddedilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, kabule göre müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine rağmen reddedilen kısım yönünden kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, dava dışı şirketle davacı banka arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinden doğan alacağın müteselsil kefil olan davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6098 sayılı Kanun'un 581 ve devamı hükümleri

3. Değerlendirme

1. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden reddi gerekmiştir.

2.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin MİKTARDAN REDDİNE,

2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043688300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.