Kusursuzluk ispatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/15148 E. 2011/16893 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kusursuzluk ispatı↗ kusur karinesi↗ doğrudan zarar↗ delillerin toplanmaması↗ ispat külfeti↗ şirket zararı↗ ifa↗ yönetim kurulu kararı↗ kusur↗ eksik inceleme↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, piyasada yaşanan kriz ortamında araçların kasko değerlerinin gerçek değerlerinden bir miktar yüksek olabileceği, bu nedenle şirketin araçlarının kasko değerinin altında satılmasının doğrudan bir zarar oluşturmayacağı, araçların piyasa bedelinin altında satıldığına ilişkin bir kanıt sunulmadığı, diğer zarar iddialarına dair kanıt bulunmadığı. ... hakkındaki iddianın konusu olan şirketin 12.07.1993 tarihinde kurulduğu ve davacının iddia ettiği zarar ile bir bağlantısının kurulamayacağı, davalıların şirketi kusurlu davranışları sonucunda zarara uğrattıkları ya da görevlerini ifa sırasında özensiz davrandıkları iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı ...’in ortağı olduğu Çelik Kardeşler Ltd. Şti.’nin ilk benzin istasyonunu 14.07.1993, ikincisini 24.01.2003 tarihinde açmasına, davacı şirkete de ilk olarak 29.04.2003 tarihinde hisse devralmak suretiyle ortak olmasına, davalı ...’ın ise ortak olmadan önce dava dilekçesinde belirtilen muhasebecilik görevlerini yapıyor bulunmasına, dolayısıyla davalılar... ve ...’ın bu durumlarını bilerek davacı şirket ortaklığına kabul edilmelerinden sonra, ...’in davacı şirketle aynı yol üzerinde akaryakıt istasyonunun bulunduğunu, ...’ın ise hem davacı şirketin hem de rakip şirketlerin muhasebeciliğini yaptığını ileri sürerek işbu davanın açılmasının, MK’nun 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kurallarına uygun bulunmamasına, yine davacı şirket defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı iddiasının ne şekilde şirket zararına yol açtığının ispatlanamamış olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak dava, TTK’nun 359. maddesi yollaması ile aynı Yasa’nın 341. maddesi uyarınca, davalı eski yöneticiler ve denetçiler tarafından davacı şirketin zarara uğratıldığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
Anılan hükümler uyarınca bu türden uyuşmazlıklarda yöneticiler ve denetçiler için kusur karinesi söz konusu olup, kusursuzluklarının ispat külfeti yönetim ve denetim kurulu üyelerine yüklenmiştir. Burada önce zararın varlığını bunu iddia eden davacı taraf ispat etmeli, zararın varlığı bu şekilde ispat edildikten sonra, davalı yönetim ve denetim kurulu üyeleri tarafından, kendilerinin bu zarardan sorumlu bulunmadığı kanıtlanmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta da davacı vekilince 2004 yılında her biri (55.000) TL’na 3 adet Wolksvagen Volt markalı yolcu minibüsleri satın alınıp 02.06.2005 ve 26.07.2005 tarihlerinde (40.000)’er TL.’na, 07.07.2005 tarihinde (39.000) TL’na satıldığı ve zararın (46.000) TL olduğu, sonradan alınan Isuzu marka araçların da kasko değeri (113.000) TL iken 24.03.2006 tarihinde (80.000) TL’na, 31.05.2006 tarihinde (75.000) TL’na satıldığı, 4 adet 1994 model Mercedes markalı aracın da her biri (80.000) TL değerinde olmasına rağmen (45.000) TL’na satılarak şirketin zarara uğratıldığı iddia edilmiştir.
Mahkemece görüşüne başvurulan hukukçu ve mali müşavir öğretim üyesi bilirkişiler ise bu konuda görüş bildirmek için yeterli uzmanlığa sahip değildir. Nitekim anılan bilirkişi raporunda dahi bu konuda ilgili kurumlardan veya bir eksperden görüş alınması gerektiği bildirilmiştir.
Ayrıca davalı yöneticiler tarafından 28.12.2005 tarihinde alınan yönetim kurulu kararıyla Beypazarı-Ankara arasındaki taşımacılık faaliyetine son verilmiş olup, dava dilekçesinde davacı şirketin bu nedenle de zarara uğradığı ileri sürülmektedir. Davacı vekilince anılan hat bedelinin ilgili yerlerden sorulması istendiği halde mahkemece bu konuda bir araştırma yapılmamıştır. Davalılar vekilleri ise anılan hattın kapatılmasının söz konusu olmadığını ve istenildiği zaman yeniden işletmeye açılabileceğini, kaldı ki alınan kararın aynı hat üzerinde faaliyete geçen rakip şirketlerin taşıma ücretini çok aşağılara düşürmesi nedeniyle alınması zorunlu ve şirket yararına bir karar olduğunu savunmuş, mahkemece davalıların bu savunmaları da incelenmemiştir. Oysa konusunda uzman ve sektörden gelen bir bilirkişi aracılığıyla, tarafların bu konudaki iddia ve savunmalarının da incelenmesi mümkündür.
Bu durum karşısında mahkemece, tarafların davacı şirketin araçlarının ucuza satılmasının ve şirketin taşımacılık faaliyetine son verilmesinin şirketi zarara uğrattığı yönündeki iddia ve savunmalarının, gerekirse öncelikle Ankara veya Beypazarı’ndaki ilgili kurumlardan dava konusu hat bedelinin sorulmasından ve tarafların bu konuda sunacağı diğer delillerin de toplanmasından sonra, dosyadaki tüm bilgi ve belgelerin, aralarında bir hukukçu, bir makine mühendisi ve taşımacılık sektöründen bir bilirkişinin bulunduğu heyet aracılığıyla incelettirilmesi suretiyle tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5606 E. 2015/3860 K.
Ortak:şirket zararı · eksik inceleme · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaBu durum karşısında mahkemece, tarafların davacı şirketin araçlarının ucuza satılmasının ve şirketin taşımacılık faaliyetine «son» verilmesinin «şirketi zarara» uğrattığı yönündeki iddia ve savunmalarının, gerekirse öncelikle Ankara veya Beypazarı’ndaki ilgili kurumlardan dava konusu hat bedelinin sorulmasından ve tarafların bu konuda sunacağı diğer delillerin de toplanmasından sonra, dosyadaki tüm bilgi ve belgelerin, aralarında bir hukukçu, bir makine mühendisi ve taşımacılık sektöründen bir bilirkişinin bulunduğu heyet aracılığıyla incelettirilmesi suretiyle tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayanılarak yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
… rin muhasebeciliğini yaptığını ileri sürerek işbu davanın açılmasının, MK’nun 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kurallarına uygun bulunmamasına, yine davacı şirket «defterlerinin» usulüne uygun tutulmadığı iddiasının ne şekilde «şirket zararına» yol açtığının ispatlanamamış olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmişti …
2-Ancak dava, TTK’nun 359. maddesi yollaması ile aynı Yasa’nın 341. maddesi uyarınca, davalı eski yöneticiler ve denetçiler tarafından davacı «şirketin zarara» uğratıldığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
Benzer bu karardaO halde mahkemece yukarıda açıklanan ... ve ... markalı araç satışlarının davacı «şirketi zarara» uğratıp uğratmadığı konusunda oluşan tereddütü gideren ek veya yeni bir bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, «eksik incelemeye» dayanılarak, yazılı şekilde karar verilmesi doru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
3- Yine mahkemece, davalı yöneticiler tarafından 28.12.2005 tarihli kararla Beypazarı-Ankara arasındaki taşımacılık faaliyetine «son» verilmesinin davacı «şirketi zarara» uğratıp uğratmadığının incelenmesi de sadece hat bedelinin bulunup bulunmadığına hasredilmiş, hat bedeli olmadığından, anılan taşımacılık faaliyetine son verilmesinin de, davacıyı zarara uğratmadığı kabul edilmiştir.
Oysa bozma ilamımızda da belirtildiği gibi davacı şirketin Beypazarı-Ankara arasındaki taşımacılık faaliyetine «son» verilmesinin, hat üzerinde faaliyette bulunan rakip firmaların taşıma ücretlerini çok aşağılara çekmesi dolayısıyla alınması zorunlu ve şirket yararına bir karar mı, yoksa davalıların kısa sürelerle yeni araç alıp satmaları ve sonunda da taşımacılık faaliyetine tamamen son vermeleri dolayısıyla «şirketi zarara» uğratan bir karar mı olduğunun, tüm yönleriyle birlikte araştırılıp incelenmesi gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rayiç değer · satış sözleşmesi
Benzer bu kararda… ama 95.000 TL olduğu, Mercedes markalı 1993 model otobüsün 2006 satış tarihindeki bedelinin 70.000 TL, 1994 modelin ise 75.000 TL olabileceği, dolayısıyla araçların «rayiç değerinin» altına satılmadıkları bildirilmiştir.
Oysa dosyaya sunulan satış faturaları ve noterden düzenlenen «satış sözleşmelerinden» anlaşılabildiği kadarıyla, Isuzu markalı araçlar 75.000 TL ve 80.000 TL'ye, Mercedes markalı araçlar ise 45.000 TL'ye satılmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/15148 E. , 2011/16893 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 7.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01.10.2009 tarih ve 2006/471 - 2009/514 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.12.2012 gününde davalı ... avukatı ... ile davalı ...,..., ...vekili ... gelip, davacı vekili ve davalı .... tebligata rağmen duruşmaya gelmediklerinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların, zorunluluk bulunmadığı halde yeni satın alınan üç adet yolcu otobüsünü gerçek değerlerinden 1/3 aşağı fiyata sattıklarını, sürekli kâr edildiği halde şirketin otobüs işletmeciliği faaliyetine son verdiklerini, böylece şirkete ait araçlara akaryakıt sağlayan istasyonlarının da aylık (7.000) TL tutarındaki kârdan yoksun kaldığını, şirket defterlerinin kapanış tasdiklerinin süresinde yaptırılmadığını, davalı ...'in davacı şirketin akaryakıt istasyonunun bulunduğu yol üzerinde kendisine ve yakınlarına ait istasyon kurarak rekabet yasağına aykırı davrandığını, davalı ...'ın müvekkili ile birlikte rakip şirketlerin muhasebecilik görevini yürüttüğünü, davalı denetçiler ...
ve ....'in şirket defter ve belgelerini denetlemeyip gereken özeni göstermediğinden zarardan sorumlu olduklarını ileri sürerek, şimdilik (5.000) TL maddi ve (10.000) TL manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, piyasada yaşanan kriz ortamında araçların kasko değerlerinin gerçek değerlerinden bir miktar yüksek olabileceği, bu nedenle şirketin araçlarının kasko değerinin altında satılmasının doğrudan bir zarar oluşturmayacağı, araçların piyasa bedelinin altında satıldığına ilişkin bir kanıt sunulmadığı, diğer zarar iddialarına dair kanıt bulunmadığı. ... hakkındaki iddianın konusu olan şirketin 12.07.1993 tarihinde kurulduğu ve davacının iddia ettiği zarar ile bir bağlantısının kurulamayacağı, davalıların şirketi kusurlu davranışları sonucunda zarara uğrattıkları ya da görevlerini ifa sırasında özensiz davrandıkları iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı ...’in ortağı olduğu Çelik Kardeşler Ltd. Şti.’nin ilk benzin istasyonunu 14.07.1993, ikincisini 24.01.2003 tarihinde açmasına, davacı şirkete de ilk olarak 29.04.2003 tarihinde hisse devralmak suretiyle ortak olmasına, davalı ...’ın ise ortak olmadan önce dava dilekçesinde belirtilen muhasebecilik görevlerini yapıyor bulunmasına, dolayısıyla davalılar... ve ...’ın bu durumlarını bilerek davacı şirket ortaklığına kabul edilmelerinden sonra, ...’in davacı şirketle aynı yol üzerinde akaryakıt istasyonunun bulunduğunu, ...’ın ise hem davacı şirketin hem de rakip şirketlerin muhasebeciliğini yaptığını ileri sürerek işbu davanın açılmasının, MK’nun 2.
maddesinde düzenlenen iyi niyet kurallarına uygun bulunmamasına, yine davacı şirket defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı iddiasının ne şekilde şirket zararına yol açtığının ispatlanamamış olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak dava, TTK’nun 359. maddesi yollaması ile aynı Yasa’nın 341. maddesi uyarınca, davalı eski yöneticiler ve denetçiler tarafından davacı şirketin zarara uğratıldığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
Anılan hükümler uyarınca bu türden uyuşmazlıklarda yöneticiler ve denetçiler için kusur karinesi söz konusu olup, kusursuzluklarının ispat külfeti yönetim ve denetim kurulu üyelerine yüklenmiştir. Burada önce zararın varlığını bunu iddia eden davacı taraf ispat etmeli, zararın varlığı bu şekilde ispat edildikten sonra, davalı yönetim ve denetim kurulu üyeleri tarafından, kendilerinin bu zarardan sorumlu bulunmadığı kanıtlanmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta da davacı vekilince 2004 yılında her biri (55.000) TL’na 3 adet Wolksvagen Volt markalı yolcu minibüsleri satın alınıp 02.06.2005 ve 26.07.2005 tarihlerinde (40.000)’er TL.’na, 07.07.2005 tarihinde (39.000) TL’na satıldığı ve zararın (46.000) TL olduğu, sonradan alınan Isuzu marka araçların da kasko değeri (113.000) TL iken 24.03.2006 tarihinde (80.000) TL’na, 31.05.2006 tarihinde (75.000) TL’na satıldığı, 4 adet 1994 model Mercedes markalı aracın da her biri (80.000) TL değerinde olmasına rağmen (45.000) TL’na satılarak şirketin zarara uğratıldığı iddia edilmiştir.
Mahkemece görüşüne başvurulan hukukçu ve mali müşavir öğretim üyesi bilirkişiler ise bu konuda görüş bildirmek için yeterli uzmanlığa sahip değildir. Nitekim anılan bilirkişi raporunda dahi bu konuda ilgili kurumlardan veya bir eksperden görüş alınması gerektiği bildirilmiştir.
Ayrıca davalı yöneticiler tarafından 28.12.2005 tarihinde alınan yönetim kurulu kararıyla Beypazarı-Ankara arasındaki taşımacılık faaliyetine son verilmiş olup, dava dilekçesinde davacı şirketin bu nedenle de zarara uğradığı ileri sürülmektedir. Davacı vekilince anılan hat bedelinin ilgili yerlerden sorulması istendiği halde mahkemece bu konuda bir araştırma yapılmamıştır. Davalılar vekilleri ise anılan hattın kapatılmasının söz konusu olmadığını ve istenildiği zaman yeniden işletmeye açılabileceğini, kaldı ki alınan kararın aynı hat üzerinde faaliyete geçen rakip şirketlerin taşıma ücretini çok aşağılara düşürmesi nedeniyle alınması zorunlu ve şirket yararına bir karar olduğunu savunmuş, mahkemece davalıların bu savunmaları da incelenmemiştir.
Oysa konusunda uzman ve sektörden gelen bir bilirkişi aracılığıyla, tarafların bu konudaki iddia ve savunmalarının da incelenmesi mümkündür.
Bu durum karşısında mahkemece, tarafların davacı şirketin araçlarının ucuza satılmasının ve şirketin taşımacılık faaliyetine son verilmesinin şirketi zarara uğrattığı yönündeki iddia ve savunmalarının, gerekirse öncelikle Ankara veya Beypazarı’ndaki ilgili kurumlardan dava konusu hat bedelinin sorulmasından ve tarafların bu konuda sunacağı diğer delillerin de toplanmasından sonra, dosyadaki tüm bilgi ve belgelerin, aralarında bir hukukçu, bir makine mühendisi ve taşımacılık sektöründen bir bilirkişinin bulunduğu heyet aracılığıyla incelettirilmesi suretiyle tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1040809400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz