Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Kararın tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/14580 E. 2011/16701 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gıyapta karar↗ kanuna karşı hile↗ sözlü yargılama↗ savunma hakkının kısıtlanması↗ kesinleşen ilam↗ savunma hakkı↗ kamu düzenine aykırılık↗ emredici hüküm↗ kısıtlılık↗ hile↗ möhuk 47↗ münhasırlık↗ infaz↗ oy yasağı↗ kamu düzeni↗ tenfiz↗ anonim şirket↗ yetkisizlik kararı↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davacının davalı şirkette hissesinin bulunduğu ve HUMK'nun 17. maddesi uyarınca Yozgat Mahkemelerinin yetkisinin kesin olduğu, tenfizi istenen kararın gıyapta verildiği, böylelikle davalıya savunma hakkı tanınmadığı, tenfiz için yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin olup, mahkemece bozma ilamına uyularak yazılı gerekçelerle sonuçta tenfiz koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak alınmış ve kesinleşmiş ilamlar hakkında, yetkili mahkemenin tenfiz kararı verebilmesi için 2675 sayılı MÖHUK’nun 38/c maddesi (yeni 5718 sayılı Kanun’un 54/c maddesi) uyarınca, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması gereklidir. Kendisine karşı tenfiz istenen tarafın savunma haklarının ihlali ise kamu düzenine aykırılıktan bağımsız bir tenfiz engeli olarak, 38/d maddesinde (yeni 54/ç maddesi) düzenlenmiştir.
Kanunda kamu düzeni kavramının zamana ve yere göre değişebilen niteliği gereği bir tanımlama yapılmaktan kaçınılmış ve konunun hakimin takdirine bırakılması tercih edilmiş, ancak kamu düzenine aykırılığın “açıkça” olmasının aranmasıyla bu konuda takdir hakkı bulunan hakime bir sınırlama getirilmek istenmiştir.Bu düzenleme, Türk tenfiz hukukunda, kamu düzeni kavramının izin verdiği ölçüde, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi lehine bir eğilimin bulunduğunu göstermektedir. Doktrinde de bu konuda hakime yardımcı olması bakımından bazı kriterler verilmiştir.Buna göre örneğin Türk tenfiz hakimi “kural olarak” yabancı mahkeme kararının doğruluğunu inceleyemez (revision au fond yasağı). Zira aksinin kabulü, aynı davanın Türk mahkemesinde tekrar görülmesi ve yeni bir Türk mahkemesi kararının ortaya çıkması sonucunu doğurur. Ancak örneğin Türk hukukunun vazgeçilmez kabul ettiği temel prensiplerini ihlal eden veya milletlerarası alanda geçerli olan ortak ilkelere aykırı bulunan yabancı mahkeme kararları tenfiz edilemez. Tenfiz hakimi takdir hakkını kullanırken, her somut olayın kendine mahsus özelliklerini de dikkate almalıdır.
O halde dava konusu uyuşmazlık yönünden de somut olayın özelliklerine göre bir inceleme ve değerlendirme yapılmalıdır.
Burada ilk olarak yabancı mahkemece davalının savunma hakkının ihlal edilip edilmediğinin incelenmesi gereklidir. Somut olayda yabancı mahkemece, dava dilekçesi ve ekleri davalıya 1965 tarihli Hukukî ve Ticarî Konularda Adlî ve Gayrı Adlî Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi’ne uygun olarak tebliğ edilmiş ve Alman Usul Yasası’nın 331/3. maddesi uyarınca, sözlü yargılama yapılmaksızın “gıyabi karar” verilmiştir. Buraya kadar olan gelişmelerin Türk kamu düzenine aykırı veya davalının savunma hakkını kısıtlar nitelikte olmadığı, benzer olaylarda Yargıtay dairelerince verilen kararlarla da benimsenmiştir (Yargıtay 13. HD. 01.10.1992 gün ve 5764 Esas-7352 Karar, Yargıtay 11. HD. 06.07.2010 gün ve 2008/12797 Esas- 2010/7992 Karar). Zira “kural olarak” her mahkeme kendi usul hükümlerini uygular ve yabancı mahkemenin uyguladığı usulün Türk usul hukukundan farklı olması, Türk kamu düzeninin müdahalesi için tek başına yeterli sebep oluşturmaz. Aynı ilkeler yabancı mahkemece uygulanan ispat hukuku açısından da geçerlidir.
Somut uyuşmazlıkta incelenmesi gereken diğer bir konu da, benzer olaylarda Türkiye’de açılan davaların, TTK’nun 329/1. ve 405/2. maddelerinde düzenlenen, anonim şirketlerin kendi hisselerini temellük edemeyecekleri ve pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri ilkeleri gereği reddedilmesine rağmen, aynı şartlardaki ortaklarca yabancı mahkemelerde açılan davaların kabul edilmesinin ve alınan farklı yöndeki bu yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de tenfizinin, Türk kamu düzenine aykırılık oluşturup oluşturmayacağıdır. Nitekim mahkemece bu durum, T.C. Anayasası’nın kanun önünde eşitlik ilkesine ve kamu düzenine aykırı kabul edilmiştir.
Bu noktada belki Türk tarafların Türk hukukunun emredici hükümlerinden kaçmak amacıyla yabancı mahkemeden bir karar elde etmeye ve bu kararı Türkiye’de tenfiz ettirmeye çalışmalarının adalet duygusunu sarsacağı, bir başka emredici kural olan kanuna karşı hile yasağına ve bu sebeple de Türk kamu düzenine aykırılık oluşturacağı düşünülebilir (Prof. Dr. Ergin Nomer Prof. Dr. Cemal Şanlı, Devletler Hususi Hukuku, İstanbul 2009, 17.
Bası, sayfa: 491, dipnot: 270). Ancak öncelikle böyle bir durumun varlığı davalı tarafça ispat edilebilmiş değildir. Kaldı ki somut olayın dikkat edilmesi gereken başka bir özelliği daha vardır. O da Türk hukukunda kabul edilen anonim şirketlerin kendi hisselerini temellük edemeyeceklerine dair ilkenin, Avrupa’da hakim olduğu gibi Alman hukukunda da kural olarak benimsenmiş bulunmasıdır. Somut uyuşmazlıkta yabancı mahkemece davalının savunma haklarının ihlal edilmediği yukarıda açıklanmıştır. Dolayısıyla davalı şirket, benzer ilkelerin egemen olduğu bir hukuk düzeninde, kendisine tanınan savunma olanaklarından yararlanmayarak, tenfizini istemediği kararın verilmesine ve kesinleşmesine kendisi neden olmuştur. Davalının bu şekilde yasal haklarını kullanmayıp, örneğin Türk mahkemelerinden verilmiş aynı nitelikteki bir kararı temyiz etmemek suretiyle Türkiye’de de kesinleşmesine neden olabilmesi mümkündür. Böyle bir durumda da kararın kamu düzenine aykırı olduğu ve infaz edilmemesi gerektiği ileri sürülemeyecektir.
O halde mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda mahkemece, tenfizi istenen ilamdaki vasıflandırma da gözetildiğinde, kabulün aksine Türk Mahkemeleri'nin yetkisinin münhasır olmadığı ve davalının savunma hakkının kısıtlanmadığı nazara alınarak yabancı mahkeme hükmünün tenfizinin Türk kamu düzenine aykırılık oluşturmayacağı ilke olarak kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Tenfiz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14645 E. 2011/16711 K.
Ortak:gıyapta karar · kanuna karşı hile · sözlü yargılama · kesinleşen ilam · savunma hakkı · kamu düzenine aykırılık · emredici hüküm · hile · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaBu noktada belki Türk tarafların Türk hukukunun «emredici» hükümlerinden kaçmak amacıyla yabancı mahkemeden bir karar elde etmeye ve bu kararı Türkiye’de «tenfiz» ettirmeye çalışmalarının adalet duygusunu sarsacağı, bir başka emredici kural olan «kanuna karşı hile» «yasağına» ve bu sebeple de Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı düşünülebilir (Prof.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davacının davalı şirkette hissesinin bulunduğu ve HUMK'nun 17. maddesi uyarınca Yozgat Mahkemelerinin «yetkisinin» «kesin» olduğu, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği, böylelikle davalıya «savunma hakkı» tanınmadığı, tenfiz için yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
O halde mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda mahkemece, «tenfizi» istenen ilamdaki vasıflandırma da gözetildiğinde, kabulün aksine Türk Mahkemeleri'nin «yetkisinin» «münhasır» olmadığı ve davalının «savunma hakkının kısıtlanmadığı» nazara alınarak yabancı mahkeme hükmünün tenfizinin Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturmayacağı ilke olarak kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı …
Benzer bu karardaBu noktada belki Türk tarafların Türk hukukunun «emredici» hükümlerinden kaçmak amacıyla yabancı mahkemeden bir karar elde etmeye ve bu kararı Türkiye’de «tenfiz» ettirmeye çalışmalarının adalet duygusunu sarsacağı, bir başka emredici kural olan «kanuna karşı hile» «yasağına» ve bu sebeple de Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı düşünülebilir (Prof.
Burada ilk olarak «tanıma» ve «tenfiz» hukukundaki «kamu düzenine aykırılık» kavramının, iç hukuktaki «emredici» kurallara aykırılık kavramından daha dar ve sınırlı bir anlama sahip olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
… sya kapsamına göre, davacının, davalı şirketin ortağı olduğu, Türk Ticaret Kanunu'nun 329.maddesince, bir şirketin kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği gibi «rehin» olarak da kabul edemeyeceği, bu senetlerin temellükü veya rehin alınması neticesini doğuran akitlerin hükümsüz olduğu, aynı Kanun'un 405/2. maddesinde de pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerini de öngörüldüğü, yabancı mahkemenin kararına konu teşkil eden hususun Türk Mahkemelerinde de çekişme konusu olduğu, «gıyapta» verilen dava ve «tenfize» konu edilen söz konusu yabancı mahkeme kararının, Türk mahkemeleri tarafından verilen kararlarla açıkça çeliştiğinden «kamu düzenine» aykırı bulunduğu, kaldı ki davacının yabancı mahkeme ilamına konu teşkil eden şirket hissesini 3. şahısa devrettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılamanın yenilenmesi · tanıma · rehin · hisse devri · yenileme · dava sebebi
Benzer bu karardaTenfizi istenen yabancı mahkeme kararının tarafları, konusu ve «sebebi» “aynı” olan Türk mahkemelerinden verilmiş bir kararla bağdaşmaması halinin Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı, hatta buna rağmen kararın «tenfizine» karar verilmişse bu durumun, HUMK’nun 445/10. maddesi uyarınca bir «yargılamanın yenilenmesi» nedeni olacağı açıktır.
… sya kapsamına göre, davacının, davalı şirketin ortağı olduğu, Türk Ticaret Kanunu'nun 329.maddesince, bir şirketin kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği gibi «rehin» olarak da kabul edemeyeceği, bu senetlerin temellükü veya rehin alınması neticesini doğuran akitlerin hükümsüz olduğu, aynı Kanun'un 405/2. maddesinde de pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerini de öngörüldüğü, yabancı mahkemenin kararına konu teşkil eden hususun Türk Mahkemelerinde de çekişme konusu olduğu, «gıyapta» verilen dava ve «tenfize» konu edilen söz konusu yabancı mahkeme kararının, Türk mahkemeleri tarafından verilen kararlarla açıkça çeliştiğinden «kamu düzenine» aykırı bulunduğu, kaldı ki davacının yabancı mahkeme ilamına konu teşkil eden şirket hissesini 3. şahısa devrettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlık yönünden asıl incelenmesi gereken husus, tarafları, konusu veya «sebebi» “farklı” olan bir yabancı mahkeme kararının, Türk mahkemelerinden alınan kararlar ile bağdaşmaması halinin, Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturup oluşturmayacağı noktasıdır.
Burada ilk olarak «tanıma» ve «tenfiz» hukukundaki «kamu düzenine aykırılık» kavramının, iç hukuktaki «emredici» kurallara aykırılık kavramından daha dar ve sınırlı bir anlama sahip olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Kararın tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3363 E. 2010/10840 K.
Ortak:kanuna karşı hile · sözlü yargılama · kesinleşen ilam · savunma hakkı · kamu düzenine aykırılık · emredici hüküm · hile · infaz · yetki/yetkisizlik · Yabancı mahkeme kararının tenfizi, Kararın tenfizi
İncelediğiniz karardaBu noktada belki Türk tarafların Türk hukukunun «emredici» hükümlerinden kaçmak amacıyla yabancı mahkemeden bir karar elde etmeye ve bu kararı Türkiye’de «tenfiz» ettirmeye çalışmalarının adalet duygusunu sarsacağı, bir başka emredici kural olan «kanuna karşı hile» «yasağına» ve bu sebeple de Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı düşünülebilir (Prof.
O halde mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda mahkemece, «tenfizi» istenen ilamdaki vasıflandırma da gözetildiğinde, kabulün aksine Türk Mahkemeleri'nin «yetkisinin» «münhasır» olmadığı ve davalının «savunma hakkının kısıtlanmadığı» nazara alınarak yabancı mahkeme hükmünün tenfizinin Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturmayacağı ilke olarak kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı …
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davacının davalı şirkette hissesinin bulunduğu ve HUMK'nun 17. maddesi uyarınca Yozgat Mahkemelerinin «yetkisinin» «kesin» olduğu, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği, böylelikle davalıya «savunma hakkı» tanınmadığı, tenfiz için yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu noktada belki Türk tarafların Türk hukukunun «emredici» hükümlerinden kaçmak amacıyla yabancı mahkemeden bir karar elde etmeye ve bu kararı Türkiye’de «tenfiz» ettirmeye çalışmalarının ... duygusunu sarsacağı, bir başka emredici kural olan «kanuna karşı hile» «yasağına» ve bu sebeple de Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı düşünülebilir (Prof.
Burada ilk olarak «tanıma» ve «tenfiz» hukukundaki «kamu düzenine aykırılık» Kavramının, iç hukuktaki «emredici» kurallara aykırılık kavramından daha dar ve sınırlı bir anlama sahip olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak alınmış ve «kesinleşmiş ilamlar» hakkında, yetkili mahkemenin «tenfiz» kararı verebilmesi için 2675 sayılı MÖHUK.’nun 38/c maddesi (yeni 5718 Sayılı Kanun’un 54/c maddesi) uyarınca, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılamanın yenilenmesi · tanıma · yenileme · dava sebebi
Benzer bu karardaTenfizi istenen yabancı mahkeme kararının tarafları, konusu ve «sebebi» “aynı” olan Türk mahkemelerinden verilmiş bir kararla bağdaşmaması halinin Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı, hatta buna rağmen kararın «tenfizine» karar verilmişse bu durumun, HUMK.’nun 445/10. maddesi uyarınca bir «yargılamanın yenilenmesi» nedeni olacağı açıktır.
Somut uyuşmazlık yönünden asıl incelenmesi gereken husus, tarafları, konusu veya «sebebi» “farklı” olan bir yabancı mahkeme kararının, Türk mahkemelerinden alınan kararlar ile bağdaşmaması halinin, Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturup oluşturmayacağı noktasıdır.
Burada ilk olarak «tanıma» ve «tenfiz» hukukundaki «kamu düzenine aykırılık» Kavramının, iç hukuktaki «emredici» kurallara aykırılık kavramından daha dar ve sınırlı bir anlama sahip olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
Yine aynı davanın Türk mahkemelerinde görülmesi halinde farklı sonuca varılacak olması, “tek başına” «tanıma» ve «tenfiz» engeli oluşturmayacaktır.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Kararın tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13897 E. 2011/6650 K.
Ortak:kanuna karşı hile · sözlü yargılama · kesinleşen ilam · savunma hakkı · kamu düzenine aykırılık · emredici hüküm · hile · infaz · yetki/yetkisizlik · Yabancı mahkeme kararının tenfizi, Kararın tenfizi
İncelediğiniz karardaBu noktada belki Türk tarafların Türk hukukunun «emredici» hükümlerinden kaçmak amacıyla yabancı mahkemeden bir karar elde etmeye ve bu kararı Türkiye’de «tenfiz» ettirmeye çalışmalarının adalet duygusunu sarsacağı, bir başka emredici kural olan «kanuna karşı hile» «yasağına» ve bu sebeple de Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı düşünülebilir (Prof.
O halde mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda mahkemece, «tenfizi» istenen ilamdaki vasıflandırma da gözetildiğinde, kabulün aksine Türk Mahkemeleri'nin «yetkisinin» «münhasır» olmadığı ve davalının «savunma hakkının kısıtlanmadığı» nazara alınarak yabancı mahkeme hükmünün tenfizinin Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturmayacağı ilke olarak kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı …
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davacının davalı şirkette hissesinin bulunduğu ve HUMK'nun 17. maddesi uyarınca Yozgat Mahkemelerinin «yetkisinin» «kesin» olduğu, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği, böylelikle davalıya «savunma hakkı» tanınmadığı, tenfiz için yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu noktada belki Türk tarafların Türk hukukunun «emredici» hükümlerinden kaçmak amacıyla yabancı mahkemeden bir karar elde etmeye ve bu kararı Türkiye’de «tenfiz» ettirmeye çalışmalarının adalet duygusunu sarsacağı, bir başka emredici kural olan «kanuna karşı hile» «yasağına» ve bu sebeple de Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı düşünülebilir (Prof.
Burada ilk olarak «tanıma» ve «tenfiz» hukukundaki «kamu düzenine aykırılık» kavramının, iç hukuktaki «emredici» kurallara aykırılık kavramından daha dar ve sınırlı bir anlama sahip olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak alınmış ve «kesinleşmiş ilamlar» hakkında, yetkili mahkemenin «tenfiz» kararı verebilmesi için 2675 sayılı MÖHUK.’nun 38/c maddesi (yeni 5718 SK.’nun 54/c maddesi) uyarınca, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılamanın yenilenmesi · tanıma · yenileme · dava sebebi
Benzer bu karardaTenfizi istenen yabancı mahkeme kararının tarafları, konusu ve «sebebi» “aynı” olan Türk mahkemelerinden verilmiş bir kararla bağdaşmaması halinin Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı, hatta buna rağmen kararın «tenfizine» karar verilmişse bu durumun, HUMK.’nun 445/10. maddesi uyarınca bir «yargılamanın yenilenmesi» nedeni olacağı açıktır.
Somut uyuşmazlık yönünden asıl incelenmesi gereken husus, tarafları, konusu veya «sebebi» “farklı” olan bir yabancı mahkeme kararının, Türk mahkemelerinden alınan kararlar ile bağdaşmaması halinin, Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturup oluşturmayacağı noktasıdır.
Burada ilk olarak «tanıma» ve «tenfiz» hukukundaki «kamu düzenine aykırılık» kavramının, iç hukuktaki «emredici» kurallara aykırılık kavramından daha dar ve sınırlı bir anlama sahip olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
Yine aynı davanın Türk mahkemelerinde görülmesi halinde farklı sonuca varılacak olması, “tek başına” «tanıma» ve «tenfiz» engeli oluşturmayacaktır.
5 benzer karar daha
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Kararın tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/9680 E. 2011/2763 K.
Ortak:kanuna karşı hile · sözlü yargılama · kesinleşen ilam · savunma hakkı · kamu düzenine aykırılık · emredici hüküm · hile · infaz · yetki/yetkisizlik · Yabancı mahkeme kararının tenfizi, Kararın tenfizi
İncelediğiniz karardaBu noktada belki Türk tarafların Türk hukukunun «emredici» hükümlerinden kaçmak amacıyla yabancı mahkemeden bir karar elde etmeye ve bu kararı Türkiye’de «tenfiz» ettirmeye çalışmalarının adalet duygusunu sarsacağı, bir başka emredici kural olan «kanuna karşı hile» «yasağına» ve bu sebeple de Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı düşünülebilir (Prof.
O halde mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda mahkemece, «tenfizi» istenen ilamdaki vasıflandırma da gözetildiğinde, kabulün aksine Türk Mahkemeleri'nin «yetkisinin» «münhasır» olmadığı ve davalının «savunma hakkının kısıtlanmadığı» nazara alınarak yabancı mahkeme hükmünün tenfizinin Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturmayacağı ilke olarak kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı …
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davacının davalı şirkette hissesinin bulunduğu ve HUMK'nun 17. maddesi uyarınca Yozgat Mahkemelerinin «yetkisinin» «kesin» olduğu, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği, böylelikle davalıya «savunma hakkı» tanınmadığı, tenfiz için yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu noktada belki Türk tarafların Türk hukukunun «emredici» hükümlerinden kaçmak amacıyla yabancı mahkemeden bir karar elde etmeye ve bu kararı Türkiye’de «tenfiz» ettirmeye çalışmalarının adalet duygusunu sarsacağı, bir başka emredici kural olan «kanuna karşı hile» «yasağına» ve bu sebeple de Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı düşünülebilir (Prof.
Burada ilk olarak «tanıma» ve «tenfiz» hukukundaki «kamu düzenine aykırılık» kavramının, iç hukuktaki «emredici» kurallara aykırılık kavramından daha dar ve sınırlı bir anlama sahip olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak alınmış ve «kesinleşmiş ilamlar» hakkında, yetkili mahkemenin «tenfiz» kararı verebilmesi için 2675 sayılı MÖHUK.’nun 38/c maddesi (yeni 5718 Sayılı Kanun’un 54/c maddesi) uyarınca, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılamanın yenilenmesi · tanıma · yenileme · dava sebebi
Benzer bu karardaTenfizi istenen yabancı mahkeme kararının tarafları, konusu ve «sebebi» “aynı” olan Türk mahkemelerinden verilmiş bir kararla bağdaşmaması halinin Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı, hatta buna rağmen kararın «tenfizine» karar verilmişse bu durumun, HUMK.’nun 445/10. maddesi uyarınca bir «yargılamanın yenilenmesi» nedeni olacağı açıktır.
Somut uyuşmazlık yönünden asıl incelenmesi gereken husus, tarafları, konusu veya «sebebi» “farklı” olan bir yabancı mahkeme kararının, Türk mahkemelerinden alınan kararlar ile bağdaşmaması halinin, Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturup oluşturmayacağı noktasıdır.
Burada ilk olarak «tanıma» ve «tenfiz» hukukundaki «kamu düzenine aykırılık» kavramının, iç hukuktaki «emredici» kurallara aykırılık kavramından daha dar ve sınırlı bir anlama sahip olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
Yine aynı davanın Türk mahkemelerinde görülmesi halinde farklı sonuca varılacak olması, “tek başına” «tanıma» ve «tenfiz» engeli oluşturmayacaktır.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Kararın tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/9707 E. 2011/2446 K.
Ortak:kanuna karşı hile · sözlü yargılama · kesinleşen ilam · savunma hakkı · kamu düzenine aykırılık · emredici hüküm · hile · infaz · yetki/yetkisizlik · Yabancı mahkeme kararının tenfizi, Kararın tenfizi
İncelediğiniz karardaBu noktada belki Türk tarafların Türk hukukunun «emredici» hükümlerinden kaçmak amacıyla yabancı mahkemeden bir karar elde etmeye ve bu kararı Türkiye’de «tenfiz» ettirmeye çalışmalarının adalet duygusunu sarsacağı, bir başka emredici kural olan «kanuna karşı hile» «yasağına» ve bu sebeple de Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı düşünülebilir (Prof.
O halde mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda mahkemece, «tenfizi» istenen ilamdaki vasıflandırma da gözetildiğinde, kabulün aksine Türk Mahkemeleri'nin «yetkisinin» «münhasır» olmadığı ve davalının «savunma hakkının kısıtlanmadığı» nazara alınarak yabancı mahkeme hükmünün tenfizinin Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturmayacağı ilke olarak kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı …
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davacının davalı şirkette hissesinin bulunduğu ve HUMK'nun 17. maddesi uyarınca Yozgat Mahkemelerinin «yetkisinin» «kesin» olduğu, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği, böylelikle davalıya «savunma hakkı» tanınmadığı, tenfiz için yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu noktada belki Türk tarafların Türk hukukunun «emredici» hükümlerinden kaçmak amacıyla yabancı mahkemeden bir karar elde etmeye ve bu kararı Türkiye’de «tenfiz» ettirmeye çalışmalarının adalet duygusunu sarsacağı, bir başka emredici kural olan «kanuna karşı hile» «yasağına» ve bu sebeple de Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı düşünülebilir (Prof.
Burada ilk olarak «tanıma» ve «tenfiz» hukukundaki «kamu düzenine aykırılık» kavramının, iç hukuktaki «emredici» kurallara aykırılık kavramından daha dar ve sınırlı bir anlama sahip olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak alınmış ve «kesinleşmiş ilamlar» hakkında, yetkili mahkemenin «tenfiz» kararı verebilmesi için 2675 sayılı MÖHUK.’nun 38/c maddesi (yeni 5718 SK.’nun 54/c maddesi) uyarınca, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılamanın yenilenmesi · tanıma · yenileme · dava sebebi
Benzer bu karardaTenfizi istenen yabancı mahkeme kararının tarafları, konusu ve «sebebi» “aynı” olan Türk mahkemelerinden verilmiş bir kararla bağdaşmaması halinin Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı, hatta buna rağmen kararın «tenfizine» karar verilmişse bu durumun, HUMK.’nun 445/10. maddesi uyarınca bir «yargılamanın yenilenmesi» nedeni olacağı açıktır.
Somut uyuşmazlık yönünden asıl incelenmesi gereken husus, tarafları, konusu veya «sebebi» “farklı” olan bir yabancı mahkeme kararının, Türk mahkemelerinden alınan kararlar ile bağdaşmaması halinin, Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturup oluşturmayacağı noktasıdır.
Burada ilk olarak «tanıma» ve «tenfiz» hukukundaki «kamu düzenine aykırılık» kavramının, iç hukuktaki «emredici» kurallara aykırılık kavramından daha dar ve sınırlı bir anlama sahip olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
Yine aynı davanın Türk mahkemelerinde görülmesi halinde farklı sonuca varılacak olması, “tek başına” «tanıma» ve «tenfiz» engeli oluşturmayacaktır.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3356 E. 2010/10102 K.
Ortak:kanuna karşı hile · sözlü yargılama · kesinleşen ilam · savunma hakkı · kamu düzenine aykırılık · emredici hüküm · hile · infaz · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaBu noktada belki Türk tarafların Türk hukukunun «emredici» hükümlerinden kaçmak amacıyla yabancı mahkemeden bir karar elde etmeye ve bu kararı Türkiye’de «tenfiz» ettirmeye çalışmalarının adalet duygusunu sarsacağı, bir başka emredici kural olan «kanuna karşı hile» «yasağına» ve bu sebeple de Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı düşünülebilir (Prof.
O halde mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda mahkemece, «tenfizi» istenen ilamdaki vasıflandırma da gözetildiğinde, kabulün aksine Türk Mahkemeleri'nin «yetkisinin» «münhasır» olmadığı ve davalının «savunma hakkının kısıtlanmadığı» nazara alınarak yabancı mahkeme hükmünün tenfizinin Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturmayacağı ilke olarak kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı …
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davacının davalı şirkette hissesinin bulunduğu ve HUMK'nun 17. maddesi uyarınca Yozgat Mahkemelerinin «yetkisinin» «kesin» olduğu, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği, böylelikle davalıya «savunma hakkı» tanınmadığı, tenfiz için yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu noktada belki davanın Türk taraflarının Türk hukukunun «emredici» hükümlerinden kaçmak amacıyla yabancı mahkemeden bir karar elde etmeye ve bu kararı Türkiye’de «tenfiz» ettirmeye çalışmalarının adalet duygusunu sarsacağı, bir başka emredici kural olan «kanuna karşı hile» «yasağına» ve bu sebeple de Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı düşünülebilir (Prof.
Burada ilk olarak «tanıma» ve «tenfiz» hukukundaki «kamu düzenine aykırılık» kavramının, iç hukuktaki «emredici» kurallara aykırılık kavramından daha dar ve sınırlı bir anlama sahip olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak alınmış ve «kesinleşmiş ilamlar» hakkında, yetkili mahkemenin «tenfiz» kararı verebilmesi için 2675 sayılı MÖHUK’nun 38/c maddesi (yeni 5718 sayılı Kanun’un 54/c maddesi) uyarınca, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılamanın yenilenmesi · tanıma · yenileme · alacak davası · ortaklık ilişkisi · ek tasfiye · dava sebebi
Benzer bu karardaMahkemece, davacının Alman mahkemelerinde açtığı davada davalı şirkette ortaklığının bulunduğu kabul edilerek karar verildiği, ancak yerel Türk mahkemesinde açılan «alacak davalarının» davacının şirkete karşı «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, şirket ortağı bulunmadığı gerekçeleri ile TTK 405/2. maddesinde "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yasal düzenleme karşısında reddedildiği, kararların Yargıtay'ca onaylandığı, yasal düzenleme karşısında yabancı mahkeme kararının «tenfizine» karar verilmesi halinde açıkça Türk yasalarına aykırı bir durum oluşacağı ve «kamu düzenine» de aykırı olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının tarafları, konusu ve «sebebi» “aynı” olan Türk mahkemelerinden verilmiş bir kararla bağdaşmaması halinin Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı, hatta buna rağmen kararın «tenfizine» karar verilmişse bu durumun, HUMK’nun 445/10. maddesi uyarınca bir «yargılamanın yenilenmesi» nedeni olacağı açıktır.
Somut uyuşmazlık yönünden asıl incelenmesi gereken husus, tarafları, konusu veya «sebebi» “farklı” olan bir yabancı mahkeme kararının, Türk mahkemelerinden alınan kararlar ile bağdaşmaması halinin, Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturup oluşturmayacağı noktasıdır.
Burada ilk olarak «tanıma» ve «tenfiz» hukukundaki «kamu düzenine aykırılık» kavramının, iç hukuktaki «emredici» kurallara aykırılık kavramından daha dar ve sınırlı bir anlama sahip olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3362 E. 2010/12397 K.
Ortak:kanuna karşı hile · sözlü yargılama · kesinleşen ilam · savunma hakkı · kamu düzenine aykırılık · emredici hüküm · hile · infaz · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaBu noktada belki Türk tarafların Türk hukukunun «emredici» hükümlerinden kaçmak amacıyla yabancı mahkemeden bir karar elde etmeye ve bu kararı Türkiye’de «tenfiz» ettirmeye çalışmalarının adalet duygusunu sarsacağı, bir başka emredici kural olan «kanuna karşı hile» «yasağına» ve bu sebeple de Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı düşünülebilir (Prof.
O halde mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda mahkemece, «tenfizi» istenen ilamdaki vasıflandırma da gözetildiğinde, kabulün aksine Türk Mahkemeleri'nin «yetkisinin» «münhasır» olmadığı ve davalının «savunma hakkının kısıtlanmadığı» nazara alınarak yabancı mahkeme hükmünün tenfizinin Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturmayacağı ilke olarak kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı …
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davacının davalı şirkette hissesinin bulunduğu ve HUMK'nun 17. maddesi uyarınca Yozgat Mahkemelerinin «yetkisinin» «kesin» olduğu, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği, böylelikle davalıya «savunma hakkı» tanınmadığı, tenfiz için yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu noktada belki Türk tarafların Türk hukukunun «emredici» hükümlerinden kaçmak amacıyla yabancı mahkemeden bir karar elde etmeye ve bu kararı Türkiye’de «tenfiz» ettirmeye çalışmalarının adalet duygusunu sarsacağı, bir başka emredici kural olan «kanuna karşı hile» «yasağına» ve bu sebeple de Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı düşünülebilir (Prof.
Burada ilk olarak «tanıma» ve «tenfiz» hukukundaki «kamu düzenine aykırılık» kavramının, iç hukuktaki «emredici» kurallara aykırılık kavramından daha dar ve sınırlı bir anlama sahip olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak alınmış ve «kesinleşmiş ilamlar» hakkında, yetkili mahkemenin «tenfiz» kararı verebilmesi için 2675 sayılı MÖHUK.’nun 38/c maddesi (yeni 5718 SK.’nun 54/c maddesi) uyarınca, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılamanın yenilenmesi · tanıma · yenileme · alacak davası · dava sebebi
Benzer bu karardaTenfizi istenen yabancı mahkeme kararının tarafları, konusu ve «sebebi» “aynı” olan Türk mahkemelerinden verilmiş bir kararla bağdaşmaması halinin Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı, hatta buna rağmen kararın «tenfizine» karar verilmişse bu durumun, HUMK.’nun 445/10. maddesi uyarınca bir «yargılamanın yenilenmesi» nedeni olacağı açıktır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının Alman mahkemelerinde «alacak davası» olarak talebini hüküm altına aldırdığı, davalı şirkette ortaklığının bulunduğu iddiasıyla daha önce mahkemede açılan davaların TTK'nun 405/2. maddesi uyarınca reddedildiği, kararın Yargıtay’ca onandığı, anılan yasal düzenleme karşısında yabancı mahkemenin kararının «tenfizine» karar verilmesi halinde açıkça Türk yasalarına aykırı bir durum oluşacağı, ticari hayatın işleyişine ve «kamu düzenine» de aykırı bulunacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlık yönünden asıl incelenmesi gereken husus, tarafları, konusu veya «sebebi» “farklı” olan bir yabancı mahkeme kararının, Türk mahkemelerinden alınan kararlar ile bağdaşmaması halinin, Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturup oluşturmayacağı noktasıdır.
Burada ilk olarak «tanıma» ve «tenfiz» hukukundaki «kamu düzenine aykırılık» kavramının, iç hukuktaki «emredici» kurallara aykırılık kavramından daha dar ve sınırlı bir anlama sahip olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3651 E. 2010/11392 K.
Ortak:sözlü yargılama · kesinleşen ilam · savunma hakkı · kamu düzenine aykırılık · emredici hüküm · hile · infaz · oy yasağı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaBu noktada belki Türk tarafların Türk hukukunun «emredici» hükümlerinden kaçmak amacıyla yabancı mahkemeden bir karar elde etmeye ve bu kararı Türkiye’de «tenfiz» ettirmeye çalışmalarının adalet duygusunu sarsacağı, bir başka emredici kural olan «kanuna karşı hile» «yasağına» ve bu sebeple de Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı düşünülebilir (Prof.
O halde mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda mahkemece, «tenfizi» istenen ilamdaki vasıflandırma da gözetildiğinde, kabulün aksine Türk Mahkemeleri'nin «yetkisinin» «münhasır» olmadığı ve davalının «savunma hakkının kısıtlanmadığı» nazara alınarak yabancı mahkeme hükmünün tenfizinin Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturmayacağı ilke olarak kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı …
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davacının davalı şirkette hissesinin bulunduğu ve HUMK'nun 17. maddesi uyarınca Yozgat Mahkemelerinin «yetkisinin» «kesin» olduğu, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği, böylelikle davalıya «savunma hakkı» tanınmadığı, tenfiz için yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu noktada belki Türk tarafların Türk hukukunun «emredici» hükümlerinden kaçmak amacıyla yabancı mahkemeden bir karar elde etmeye ve bu kararı Türkiye’de «tenfiz» ettirmeye çalışmalarının adalet duygusunu sarsacağı, bir başka emredici kural olan kanunakarşı «hile» «yasağına» ve bu sebeple de Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı düşünülebilir (Prof.
Burada ilk olarak «tanıma» ve «tenfiz» hukukundaki «kamu düzenine aykırılık» kavramının, iç hukuktaki «emredici» kurallara aykırılık kavramından daha dar ve sınırlı bir anlama sahip olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak alınmış ve «kesinleşmiş ilamlar» hakkında, yetkili mahkemenin «tenfiz» kararı verebilmesi için 2675 sayılı MÖHUK’nun 38/c maddesi (yeni 5718 sayılı Kanun'un 54/c maddesi) uyarınca, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılamanın yenilenmesi · tanıma · yenileme · dava sebebi
Benzer bu karardaTenfizi istenen yabancı mahkeme kararının tarafları, konusu ve «sebebi» “aynı” olan Türk mahkemelerinden verilmiş bir kararla bağdaşmaması halinin Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı, hatta buna rağmen kararın «tenfizine» karar verilmişse bu durumun, HUMK’nun 445/10. maddesi uyarınca bir «yargılamanın yenilenmesi» nedeni olacağı açıktır.
Somut uyuşmazlık yönünden asıl incelenmesi gereken husus, tarafları, konusu veya «sebebi» “farklı” olan bir yabancı mahkeme kararının, Türk mahkemelerinden alınan kararlar ile bağdaşmaması halinin Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturup oluşturmayacağı noktasıdır.
Burada ilk olarak «tanıma» ve «tenfiz» hukukundaki «kamu düzenine aykırılık» kavramının, iç hukuktaki «emredici» kurallara aykırılık kavramından daha dar ve sınırlı bir anlama sahip olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
Yine aynı davanın Türk mahkemelerinde görülmesi halinde farklı sonuca varılacak olması, “tek başına” «tanıma» ve «tenfiz» engeli oluşturmayacaktır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/14580 E. , 2011/16701 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.04.2009 tarih ve 2009/34 - 2009/301 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 09.12.2011 gününde davacı avukatı .. .... gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan davacı avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilince davalıya yöneltilen ve Hamburg Eyalet Mahkemesi'nce kabulle sonuçlanan davanın 01.05.2005 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek, kararın tenfizini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tenfiz koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davacının davalı şirkette hissesinin bulunduğu ve HUMK'nun 17. maddesi uyarınca Yozgat Mahkemelerinin yetkisinin kesin olduğu, tenfizi istenen kararın gıyapta verildiği, böylelikle davalıya savunma hakkı tanınmadığı, tenfiz için yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin olup, mahkemece bozma ilamına uyularak yazılı gerekçelerle sonuçta tenfiz koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak alınmış ve kesinleşmiş ilamlar hakkında, yetkili mahkemenin tenfiz kararı verebilmesi için 2675 sayılı MÖHUK’nun 38/c maddesi (yeni 5718 sayılı Kanun’un 54/c maddesi) uyarınca, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması gereklidir. Kendisine karşı tenfiz istenen tarafın savunma haklarının ihlali ise kamu düzenine aykırılıktan bağımsız bir tenfiz engeli olarak, 38/d maddesinde (yeni 54/ç maddesi) düzenlenmiştir.
Kanunda kamu düzeni kavramının zamana ve yere göre değişebilen niteliği gereği bir tanımlama yapılmaktan kaçınılmış ve konunun hakimin takdirine bırakılması tercih edilmiş, ancak kamu düzenine aykırılığın “açıkça” olmasının aranmasıyla bu konuda takdir hakkı bulunan hakime bir sınırlama getirilmek istenmiştir.Bu düzenleme, Türk tenfiz hukukunda, kamu düzeni kavramının izin verdiği ölçüde, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi lehine bir eğilimin bulunduğunu göstermektedir. Doktrinde de bu konuda hakime yardımcı olması bakımından bazı kriterler verilmiştir.Buna göre örneğin Türk tenfiz hakimi “kural olarak” yabancı mahkeme kararının doğruluğunu inceleyemez (revision au fond yasağı).
Zira aksinin kabulü, aynı davanın Türk mahkemesinde tekrar görülmesi ve yeni bir Türk mahkemesi kararının ortaya çıkması sonucunu doğurur. Ancak örneğin Türk hukukunun vazgeçilmez kabul ettiği temel prensiplerini ihlal eden veya milletlerarası alanda geçerli olan ortak ilkelere aykırı bulunan yabancı mahkeme kararları tenfiz edilemez. Tenfiz hakimi takdir hakkını kullanırken, her somut olayın kendine mahsus özelliklerini de dikkate almalıdır.
O halde dava konusu uyuşmazlık yönünden de somut olayın özelliklerine göre bir inceleme ve değerlendirme yapılmalıdır.
Burada ilk olarak yabancı mahkemece davalının savunma hakkının ihlal edilip edilmediğinin incelenmesi gereklidir. Somut olayda yabancı mahkemece, dava dilekçesi ve ekleri davalıya 1965 tarihli Hukukî ve Ticarî Konularda Adlî ve Gayrı Adlî Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi’ne uygun olarak tebliğ edilmiş ve Alman Usul Yasası’nın 331/3. maddesi uyarınca, sözlü yargılama yapılmaksızın “gıyabi karar” verilmiştir. Buraya kadar olan gelişmelerin Türk kamu düzenine aykırı veya davalının savunma hakkını kısıtlar nitelikte olmadığı, benzer olaylarda Yargıtay dairelerince verilen kararlarla da benimsenmiştir (Yargıtay 13. HD.
01. 10.1992 gün ve 5764 Esas-7352 Karar, Yargıtay 11. HD.
06. 07.2010 gün ve 2008/12797 Esas- 2010/7992 Karar). Zira “kural olarak” her mahkeme kendi usul hükümlerini uygular ve yabancı mahkemenin uyguladığı usulün Türk usul hukukundan farklı olması, Türk kamu düzeninin müdahalesi için tek başına yeterli sebep oluşturmaz. Aynı ilkeler yabancı mahkemece uygulanan ispat hukuku açısından da geçerlidir.
Somut uyuşmazlıkta incelenmesi gereken diğer bir konu da, benzer olaylarda Türkiye’de açılan davaların, TTK’nun 329/1. ve 405/2. maddelerinde düzenlenen, anonim şirketlerin kendi hisselerini temellük edemeyecekleri ve pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri ilkeleri gereği reddedilmesine rağmen, aynı şartlardaki ortaklarca yabancı mahkemelerde açılan davaların kabul edilmesinin ve alınan farklı yöndeki bu yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de tenfizinin, Türk kamu düzenine aykırılık oluşturup oluşturmayacağıdır. Nitekim mahkemece bu durum, T.C. Anayasası’nın kanun önünde eşitlik ilkesine ve kamu düzenine aykırı kabul edilmiştir.
Bu noktada belki Türk tarafların Türk hukukunun emredici hükümlerinden kaçmak amacıyla yabancı mahkemeden bir karar elde etmeye ve bu kararı Türkiye’de tenfiz ettirmeye çalışmalarının adalet duygusunu sarsacağı, bir başka emredici kural olan kanuna karşı hile yasağına ve bu sebeple de Türk kamu düzenine aykırılık oluşturacağı düşünülebilir (Prof. Dr. Ergin Nomer Prof. Dr. Cemal Şanlı, Devletler Hususi Hukuku, İstanbul 2009, 17.
Bası, sayfa: 491, dipnot: 270). Ancak öncelikle böyle bir durumun varlığı davalı tarafça ispat edilebilmiş değildir. Kaldı ki somut olayın dikkat edilmesi gereken başka bir özelliği daha vardır. O da Türk hukukunda kabul edilen anonim şirketlerin kendi hisselerini temellük edemeyeceklerine dair ilkenin, Avrupa’da hakim olduğu gibi Alman hukukunda da kural olarak benimsenmiş bulunmasıdır. Somut uyuşmazlıkta yabancı mahkemece davalının savunma haklarının ihlal edilmediği yukarıda açıklanmıştır. Dolayısıyla davalı şirket, benzer ilkelerin egemen olduğu bir hukuk düzeninde, kendisine tanınan savunma olanaklarından yararlanmayarak, tenfizini istemediği kararın verilmesine ve kesinleşmesine kendisi neden olmuştur.
Davalının bu şekilde yasal haklarını kullanmayıp, örneğin Türk mahkemelerinden verilmiş aynı nitelikteki bir kararı temyiz etmemek suretiyle Türkiye’de de kesinleşmesine neden olabilmesi mümkündür. Böyle bir durumda da kararın kamu düzenine aykırı olduğu ve infaz edilmemesi gerektiği ileri sürülemeyecektir.
O halde mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda mahkemece, tenfizi istenen ilamdaki vasıflandırma da gözetildiğinde, kabulün aksine Türk Mahkemeleri'nin yetkisinin münhasır olmadığı ve davalının savunma hakkının kısıtlanmadığı nazara alınarak yabancı mahkeme hükmünün tenfizinin Türk kamu düzenine aykırılık oluşturmayacağı ilke olarak kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1040656000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz