6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yabancı mahkeme kararının tenfizi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/3405 E. 2013/18542 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tüzel kişiliğin sona ermesi gıyapta karar mükerrer tahsilat ek tasfiye işlemleri savunma hakkının kısıtlanması ek mehil ticaret sicilinden terkin bedel iadesi şirketin tasfiyesi savunma hakkı mükerrerlik kısıtlılık şirketin ihyası ticaret sicili müdürlüğü möhuk 47 ihya pasif husumet kamu düzeni tüzel kişilik tenfiz tebligat ticaret sicili ek tasfiye terkin cy/cy kaydı husumet

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 329

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, Dairemiz Bozma ilamına uyularak, dosya kapsamına göre; TTK'nın 329 ve 405 maddelerinin kamu düzeninden olduğu, dava konusu edilen yabancı mahkeme kararı hükmünün tenfizinin Türk hukuk düzeninde yaratacağı sonucun Türk ekonomik hayatını ve kamu düzenini sarsacak nitelikte ağır bir tehlike teşkil edebilecek sonuçlar yaratacak olması nedeniyle MÖHUK madde 5 ve 54/c bendi hükümleri gereğince Türk kamu düzenine açıkça aykırı olduğu, yabancı mahkeme tarafından verilen kararın Türk Mahkemeleri tarafından verilen kararlarla açıkça çelişmesi nedeniyle kamu düzenine aykırı bulunduğu, söz konusu mahkemenin gıyapta verdiği dava ve tenfize konu kararın tebligat hukuku açısından davalı tarafın savunma hakkını kısıtladığı, bu duruma göre MÖHUK'nun 54/c maddesi gereğince davalı tarafın savunma hakkı kısıtlanmakla dava ve tenfize konu edilen yabancı mahkeme kararının kamu düzenine aykırı olması nedeniyle MÖHUK'nun 50. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karardan ve yine bu bağlamda MÖHUK'nun 54/ç maddesi gereğince tenfiz şartlarının oluştuğundan söz edilemeyeceği, şirket hissesinin davacı tarafa iadesine karar verilmeksizin hisse bedelinin davacı tarafa iadesine hükmedilmesi sonucunda davacı tarafın hem hisse ve hem de hisse bedelini iktisap etmiş olmasının hukuken mümkün olmadığı, bu itibarla davacı tarafın bir yandan hisseyi elinde bulundururken diğer yandan yabancı mahkeme kararının tenfizi suretiyle hisse bedelini iade almasının mükerrer tahsilata yol açacağı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin olup, dosya içeriğinde bulunan Konya Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 15/10/2012 tarihli yazısında davalı şirketin ticaret sicil kaydının 07/07/2010 tarihinde dava devam ederken terkin edildiği belirtilmiştir. Ticaret ortaklıklarının tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için de, tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerekmektedir. Şayet, tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse dahi, şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu suretle; pasif husumetin varlığının davanın her aşamasında dikkate alınması gerektiğinden, mahkemece ticaret sicilinden terkin edilen şirketin tasfiyesinin usulünce sonuçlandırılmadığının kabulüyle, davalı şirketin ihyası için davacıya mehil verilip, gereği yerine getirildiğinde taraf teşkili tamamlandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2013/3405 E.  ,  2013/18542 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.04.2012 tarih ve 2012/19-2012/209 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalının müvekkilinden para tahsil ettiğini ve ödemediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından davalı aleyhine açılan davada Mannheim Sulh Hukuk Mahkemesince 2.045,17 EURO anaparanın faiziyle birlikte tahsiline karar verildiğini, davalıya tebliğ edilen kararın kesinleştiğini ileri sürerek, Mannheim Sulh Hukuk Mahkemesince verilen kararın tenfizini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, yabancı mahkemece taraflarına usulüne uygun tebligat yapılmadığından savunma haklarının yok sayıldığını, davanın Türk hukukuna tabi olduğunu, müvekkilinin idare merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde görülmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, Dairemiz Bozma ilamına uyularak, dosya kapsamına göre; TTK'nın 329 ve 405 maddelerinin kamu düzeninden olduğu, dava konusu edilen yabancı mahkeme kararı hükmünün tenfizinin Türk hukuk düzeninde yaratacağı sonucun Türk ekonomik hayatını ve kamu düzenini sarsacak nitelikte ağır bir tehlike teşkil edebilecek sonuçlar yaratacak olması nedeniyle MÖHUK madde 5 ve 54/c bendi hükümleri gereğince Türk kamu düzenine açıkça aykırı olduğu, yabancı mahkeme tarafından verilen kararın Türk Mahkemeleri tarafından verilen kararlarla açıkça çelişmesi nedeniyle kamu düzenine aykırı bulunduğu, söz konusu mahkemenin gıyapta verdiği dava ve tenfize konu kararın tebligat hukuku açısından davalı tarafın savunma hakkını kısıtladığı, bu duruma göre MÖHUK'nun 54/c maddesi gereğince davalı tarafın savunma hakkı kısıtlanmakla dava ve tenfize konu edilen yabancı mahkeme kararının kamu düzenine aykırı olması nedeniyle MÖHUK'nun 50.

maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karardan ve yine bu bağlamda MÖHUK'nun 54/ç maddesi gereğince tenfiz şartlarının oluştuğundan söz edilemeyeceği, şirket hissesinin davacı tarafa iadesine karar verilmeksizin hisse bedelinin davacı tarafa iadesine hükmedilmesi sonucunda davacı tarafın hem hisse ve hem de hisse bedelini iktisap etmiş olmasının hukuken mümkün olmadığı, bu itibarla davacı tarafın bir yandan hisseyi elinde bulundururken diğer yandan yabancı mahkeme kararının tenfizi suretiyle hisse bedelini iade almasının mükerrer tahsilata yol açacağı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin olup, dosya içeriğinde bulunan Konya Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 15/10/2012 tarihli yazısında davalı şirketin ticaret sicil kaydının 07/07/2010 tarihinde dava devam ederken terkin edildiği belirtilmiştir. Ticaret ortaklıklarının tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için de, tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerekmektedir. Şayet, tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse dahi, şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu suretle; pasif husumetin varlığının davanın her aşamasında dikkate alınması gerektiğinden, mahkemece ticaret sicilinden terkin edilen şirketin tasfiyesinin usulünce sonuçlandırılmadığının kabulüyle, davalı şirketin ihyası için davacıya mehil verilip, gereği yerine getirildiğinde taraf teşkili tamamlandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte belirtilen nedenle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1039297900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.