6102TTK Türk Ticaret Kanunu

YİDK kararının iptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/11180 E. 2012/2788 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
uyuşmazlık konusu ortalama tüketici yetkisizlik kararı ilan dava sebebi dahili dava iltibas

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, davacının tescil başvurusundaki ibare ile daha önce tescilli bulunan redde dayanak markaların birbirinden ayırt edilemeyecek şekilde benzer olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava konusu tescil başvurusu 'ONUR HUKUK BÜROSU LAW OFFİCE+şekil' ibaresinden oluşmaktadır. Uyuşmazlık konusu olan ve davalı Enstitü'ce 556 Sayılı KHK'nın 7/1-(b) bendi uyarınca redde dayanak kabul edilen dava dışı kişiler adına tescilli markalar ise 'ONUR' ve 'ONUR PATENT' ibarelerinden oluşmaktadır. Dairemizin 27.10.2011 tarih ve 13322/14579 sayılı kararında da açıklandığı üzere, 556 Sayılı KHK'nın 7/1-(b) bendi uyarınca marka tescil başvurusunun mutlak ret nedeni kapsamında TPE'ce reddedilebilmesi için, aynı veya benzer türdeki mal veya hizmetle ilgili olarak daha önce tescil edilmiş ya da tescil başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olması gereklidir.

556 Sayılı KHK'nın 7/1-(b) bendinde belirtilen "aynı" olma; karşılaştırılan işaretlerin özdeş, birbirinden farksız, birebir aynı, taklit v.b. olmalarını ifade eder. Bunun yanında, işaretlerin örneğin farklı renk veya büyüklükte olması, yazı karakteri ya da tipinin farklılaştırılması gibi değişiklikler de "aynı" olma durumunu etkilemez. Hükümde geçen "ayırt edilemeyecek kadar benzerlik" ise, karşılaştırılan işaretler arasındaki farklılıkların markanın kapsadığı mal ve hizmetin orta düzeydeki alıcı kitlesi üzerinde bıraktığı genel izlenim itibariyle önemsenmeyecek derecede düşük olması nedeniyle aynı işaret gibi algılanmasıdır. Karşılaştırılan işaretlerin "aynı" ya da "ayırtedilemeycek kadar benzer" olması halinde, markayı oluşturan işaretler arasında iltibasın varlığı ayrıca bir inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olduğu peşinen kabul edileceğinden; anılan KHK'nın 7/1-(b) bendinde ayrıca iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı hususlarının da araştırılması gibi bir koşul yer almamıştır. Bu bakımdan, yukarıda da ifade edildiği gibi bir ayniyet veya ayırtedilemeyecek derecede benzerlik mevcut ise Enstitü tarafından re'sen başvurunun reddine karar verilebilecektir.

.../...

Ancak, marka tescilinde nispi ret nedeninin düzenlendiği 556 Sayılı KHK'nın 8/1-(b) bendine göre başvurunun reddedilebilmesi için, başvurunun bültende ilanı üzerine yasal sürede ilgililerin itirazı halinde Enstitü'ce işaretler arasında bağlantı olduğu ihtimali de dahil halk tarafından karıştırılma ihtimaline neden olacak derecede benzerlik bulunup bulunmadığı hususu incelenecektir. Bir başka deyişle, anılan madde hükmüne göre yapılacak benzerlik incelenmesinde asıl olan karıştırılma ihtimalidir. Bu nedenle, 556 Sayılı KHK'nın 32. maddesi uyarınca Enstitü tarafından 7. madde yönünden inceleme yapılırken, başvuru konusu işaretin üzerinde kullanılacağı mal veya hizmetlerin ortalama tüketicileri nezdinde sicilde daha önce tescilli bir marka veya marka başvurusu ile karıştırılma ihtimaline yol açılıp açılmayacağının da değerlendirilmesini gerektiren derecede, yani Enstitü'ce takdir yetkisinin kullanılacağı bir benzerlik mevcut ise, bu takdirde işaretler arasında güçlü ve açık bir iltibasın varlığı peşinen kabul edilmiş sayılamayacağından "ayırt edilemeyecek kadar benzerlik" bulunduğundan bahisle re'sen başvurunun reddine karar verilemez. Çünkü, böyle bir durumda işaretlerin 556 Sayılı KHK'nin 8/1-(b) bendi anlamında, aralarında bir "benzer"lik söz konusu olacağından, artık bu husus nispi ret nedeni olarak ve ancak başvuruya itiraz halinde Enstitü'ce değerlendirilebilecektir.

Kısaca ifade etmek gerekirse de, marka tescil başvurusu üzerine Enstitü'ce re'sen yapılan inceleme safhasında, işaretlerin ayırtedilemeyecek kadar benzer olup olmadıkları belirlenirken, bu inceleme aynı zamanda söz konusu işaretlerin halk tarafından karıştırılma tehlikesine yol açıp açmadığının dikkate alınmasını da gerekli kılıyorsa, bu durumda artık işaretler arasında ayırtedilemeyecek derecede benzerlik bulunduğundan söz edilemeyecektir. Şüphesiz ki, böyle bir değerlendirme yapılırken her tescil başvurusunun somut koşullarının gözetilmesi gereklidir.

Yukarıda yapılan açıklamadan sonra somut uyuşmazlığa gelindiğinde, dava konusu başvuru 'ONUR HUKUK BÜROSU LAW OFFİCE+şekil' ibaresinden, redde dayanak markalar ise 'ONUR' ve 'ONUR PATENT' ibarelerinden oluşmaktadır. Dava konusu başvuru kelime, şekil ve renk unsurlarından oluşan bir işaret vasfındadır. Oysa TPE tarafından redde dayanak alınan markalar ise kelime markaları olup, her ne kadar sözkonusu markalarda ONUR ibaresi asli unsur olarak mevcut ise de, yukarıda da açıklandığı üzere dava konusu başvuruda kelime dışında asli unsuru oluşturan işaretler de mevcut olduğundan bu işaretlerin 556 sayılı KHK'nın 7/1-(b) anlamında aynı ya da ayırtedilemeyecek kadar benzer olduğundan söz edilemez.

Bu durumda, işaretler arasında aynılık bulunmamakla birlikte, yukarıdaki paragrafta ifade edilen benzerliğin mutlak ret nedeni kapsamındaki ''ayırtedilemeyecek derecede benzerlik'' ya da nispi ret sebebi oluşturan ''iltibas tehlikesine yol açabilecek derecede benzerlik'' derecesinde olup olmadığının, bir başka anlatımla işaretler arasındaki benzerliğin 556 Sayılı KHK.'nın 7/1-(b) ya da 8/1-(b) maddelerinden hangisinin kapsamına girdiğinin belirlenmesi gerekir. Bu değerlendirme ise ancak her tescil başvurusunun somut koşulları dikkate alınarak yapılabileceğinden, dava konusu işaretlerin tertip tarzı, içerdikleri kelime ve şekil unsurları ile redde mesnet markaların kapsadıkları mal ve hizmet türleri birlikte gözetildiğinde, ortalama tüketicilerin benzerlik olgusunun iltibasa yol açabileceğinin peşinen kabulünü mümkün kılmayacağı, ancak işaretler arasında bağlantı bulunduğu ihtimalini de içerecek derecede karıştırılmaya yol açılıp açılmayacağı hususlarının değerlendirilmesini zorunlu kıldığı, yani uyuşmazlığın 556 Sayılı KHK.'nın 8/1-(b) bendi kapsamında kaldığı anlaşıldığından, dava konusu başvurunun 556 Sayılı KHK.'nın 7/1-(b) bendine göre reddine yönelik TPE YİDK kararının davacı vekilinin talebi doğrultusunda iptaline karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle davanın reddi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • YİDK kararının iptali | Marka tescili

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13561 E. 2013/11754 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10214 E. 2012/1446 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Haksız Rekabetin Tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6804 E. 2016/883 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

4 benzer karar daha
  • Üçüncü kişi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/1664 E. 2012/17034 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Uyuşmazlık konusu

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12791 E. 2012/19117 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • YİDK kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/8649 E. 2012/14968 K.

    Ortak: · YİDK kararının iptali

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel Kurul Kararının İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2796 E. 2012/4986 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/11180 E.  ,  2012/2788 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

VEKİLİ Av. ...

VEKİLİ ...

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/04/2010 tarih ve 2009/307-2010/153 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin "ONUR HUKUK BÜROSU LAW OFFICE+şekil" ibaresini 35. ve 45. mal/hizmet sınıfında marka olarak tescil başvurusunda bulunduğunu, davalı TPE'nin daha önce aynı sınıfta tescilli 'ONUR' ve 'ONUR PATENT' ibareli markalar bulunması nedeniyle başvuruyu reddettiğini, müvekkil başvurusu ile redde dayanak markalar arasında iltibas ihtimali bulunmadığını, benzerlik olması halinde dahi 'hukuki servisler' hizmet sınıfında tescil edilmesi gerektiğini ileri sürerek TPE YİDK kararının 'hukuki servisler' bakımından kısmen iptalini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, 'ONUR HUKUK BÜROSU LAW OFFICE+şekil' ibaresinin daha önce aynı mal/hizmet sınıflarında başka kişiler adına tescilli 'ONUR', 'ONUR PATENT' markası ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davacının tescil başvurusundaki ibare ile daha önce tescilli bulunan redde dayanak markaların birbirinden ayırt edilemeyecek şekilde benzer olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava konusu tescil başvurusu 'ONUR HUKUK BÜROSU LAW OFFİCE+şekil' ibaresinden oluşmaktadır. Uyuşmazlık konusu olan ve davalı Enstitü'ce 556 Sayılı KHK'nın 7/1-(b) bendi uyarınca redde dayanak kabul edilen dava dışı kişiler adına tescilli markalar ise 'ONUR' ve 'ONUR PATENT' ibarelerinden oluşmaktadır. Dairemizin 27.10.2011 tarih ve 13322/14579 sayılı kararında da açıklandığı üzere, 556 Sayılı KHK'nın 7/1-(b) bendi uyarınca marka tescil başvurusunun mutlak ret nedeni kapsamında TPE'ce reddedilebilmesi için, aynı veya benzer türdeki mal veya hizmetle ilgili olarak daha önce tescil edilmiş ya da tescil başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olması gereklidir.

556 Sayılı KHK'nın 7/1-(b) bendinde belirtilen "aynı" olma; karşılaştırılan işaretlerin özdeş, birbirinden farksız, birebir aynı, taklit v.b. olmalarını ifade eder. Bunun yanında, işaretlerin örneğin farklı renk veya büyüklükte olması, yazı karakteri ya da tipinin farklılaştırılması gibi değişiklikler de "aynı" olma durumunu etkilemez. Hükümde geçen "ayırt edilemeyecek kadar benzerlik" ise, karşılaştırılan işaretler arasındaki farklılıkların markanın kapsadığı mal ve hizmetin orta düzeydeki alıcı kitlesi üzerinde bıraktığı genel izlenim itibariyle önemsenmeyecek derecede düşük olması nedeniyle aynı işaret gibi algılanmasıdır. Karşılaştırılan işaretlerin "aynı" ya da "ayırtedilemeycek kadar benzer" olması halinde, markayı oluşturan işaretler arasında iltibasın varlığı ayrıca bir inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olduğu peşinen kabul edileceğinden;

anılan KHK'nın 7/1-(b) bendinde ayrıca iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı hususlarının da araştırılması gibi bir koşul yer almamıştır. Bu bakımdan, yukarıda da ifade edildiği gibi bir ayniyet veya ayırtedilemeyecek derecede benzerlik mevcut ise Enstitü tarafından re'sen başvurunun reddine karar verilebilecektir.

.../...

Ancak, marka tescilinde nispi ret nedeninin düzenlendiği 556 Sayılı KHK'nın 8/1-(b) bendine göre başvurunun reddedilebilmesi için, başvurunun bültende ilanı üzerine yasal sürede ilgililerin itirazı halinde Enstitü'ce işaretler arasında bağlantı olduğu ihtimali de dahil halk tarafından karıştırılma ihtimaline neden olacak derecede benzerlik bulunup bulunmadığı hususu incelenecektir. Bir başka deyişle, anılan madde hükmüne göre yapılacak benzerlik incelenmesinde asıl olan karıştırılma ihtimalidir. Bu nedenle, 556 Sayılı KHK'nın 32. maddesi uyarınca Enstitü tarafından 7. madde yönünden inceleme yapılırken, başvuru konusu işaretin üzerinde kullanılacağı mal veya hizmetlerin ortalama tüketicileri nezdinde sicilde daha önce tescilli bir marka veya marka başvurusu ile karıştırılma ihtimaline yol açılıp açılmayacağının da değerlendirilmesini gerektiren derecede, yani Enstitü'ce takdir yetkisinin kullanılacağı bir benzerlik mevcut ise, bu takdirde işaretler arasında güçlü ve açık bir iltibasın varlığı peşinen kabul edilmiş sayılamayacağından "ayırt edilemeyecek kadar benzerlik" bulunduğundan bahisle re'sen başvurunun reddine karar verilemez.

Çünkü, böyle bir durumda işaretlerin 556 Sayılı KHK'nin 8/1-(b) bendi anlamında, aralarında bir "benzer"lik söz konusu olacağından, artık bu husus nispi ret nedeni olarak ve ancak başvuruya itiraz halinde Enstitü'ce değerlendirilebilecektir.

Kısaca ifade etmek gerekirse de, marka tescil başvurusu üzerine Enstitü'ce re'sen yapılan inceleme safhasında, işaretlerin ayırtedilemeyecek kadar benzer olup olmadıkları belirlenirken, bu inceleme aynı zamanda söz konusu işaretlerin halk tarafından karıştırılma tehlikesine yol açıp açmadığının dikkate alınmasını da gerekli kılıyorsa, bu durumda artık işaretler arasında ayırtedilemeyecek derecede benzerlik bulunduğundan söz edilemeyecektir. Şüphesiz ki, böyle bir değerlendirme yapılırken her tescil başvurusunun somut koşullarının gözetilmesi gereklidir.

Yukarıda yapılan açıklamadan sonra somut uyuşmazlığa gelindiğinde, dava konusu başvuru 'ONUR HUKUK BÜROSU LAW OFFİCE+şekil' ibaresinden, redde dayanak markalar ise 'ONUR' ve 'ONUR PATENT' ibarelerinden oluşmaktadır. Dava konusu başvuru kelime, şekil ve renk unsurlarından oluşan bir işaret vasfındadır. Oysa TPE tarafından redde dayanak alınan markalar ise kelime markaları olup, her ne kadar sözkonusu markalarda ONUR ibaresi asli unsur olarak mevcut ise de, yukarıda da açıklandığı üzere dava konusu başvuruda kelime dışında asli unsuru oluşturan işaretler de mevcut olduğundan bu işaretlerin 556 sayılı KHK'nın 7/1-(b) anlamında aynı ya da ayırtedilemeyecek kadar benzer olduğundan söz edilemez.

Bu durumda, işaretler arasında aynılık bulunmamakla birlikte, yukarıdaki paragrafta ifade edilen benzerliğin mutlak ret nedeni kapsamındaki ''ayırtedilemeyecek derecede benzerlik'' ya da nispi ret sebebi oluşturan ''iltibas tehlikesine yol açabilecek derecede benzerlik'' derecesinde olup olmadığının, bir başka anlatımla işaretler arasındaki benzerliğin 556 Sayılı KHK.'nın 7/1-(b) ya da 8/1-(b) maddelerinden hangisinin kapsamına girdiğinin belirlenmesi gerekir. Bu değerlendirme ise ancak her tescil başvurusunun somut koşulları dikkate alınarak yapılabileceğinden, dava konusu işaretlerin tertip tarzı, içerdikleri kelime ve şekil unsurları ile redde mesnet markaların kapsadıkları mal ve hizmet türleri birlikte gözetildiğinde, ortalama tüketicilerin benzerlik olgusunun iltibasa yol açabileceğinin peşinen kabulünü mümkün kılmayacağı, ancak işaretler arasında bağlantı bulunduğu ihtimalini de içerecek derecede karıştırılmaya yol açılıp açılmayacağı hususlarının değerlendirilmesini zorunlu kıldığı, yani uyuşmazlığın 556 Sayılı KHK.'nın 8/1-(b) bendi kapsamında kaldığı anlaşıldığından, dava konusu başvurunun 556 Sayılı KHK.'nın 7/1-(b) bendine göre reddine yönelik TPE YİDK kararının davacı vekilinin talebi doğrultusunda iptaline karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle davanın reddi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

06/03/2012 - S.C

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1036274300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.