6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/5604 E. 2010/11874 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
usulsüz tevdi sözleşmesi usulsüz tevdi kusur oranı kısıtlılık eş rızası mahsup vade havale taşıyan yetkisizlik kararı maddi tazminat kusur hasar avans faizi

Atıf yapılan mevzuat: Bankacılık K.

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

11. Hukuk Dairesi         2009/5604 E.  ,  2010/11874 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.02.2009 tarih ve 2007/291-2009/33 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin Yapı ve Kredi […]A.Ş.'nin Mersin Yenimahalle şubesindeki vadeli ve vadesiz hesaplarından toplam 14.000 TL'nin internet arcılığıyla müvekkilinin bilgisi ve iradesi dışında ... isimli şahsın hesabına havale edildiğini, havale yapan şahsı tanımadığı gibi internet şifresi ve kullanıcı numarasının kimseye verilmediğini, davalının internet işlemlerinde güvenliği sağlayamadığını, şifre üreten cihazı müvekkiline vermediği gibi “tek kullanımlık şifre” uygulamasını da başlatmadığını ileri sürerek 14.000 TL maddi tazminatın bankaya başvuru tarihi olan 04.08.2006 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte ve 20.000 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davada İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, olayda bankanın kusurunun bulunmadığını, zira banka tarafından tüm güvenlik tedbirlerinin alındığını, müşteriye verilen şifre ile işlem yapma yetkisini denetleme imkanına sahip olunmadığını, davacının IP tanımlaması kısıtlamalarını kabul etmediğini, her türlü sorumluluğun davacıda olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.

Mahkeme, iddia ve savunma ile tüm delilleri değerlendirerek, davalının yeterli koruma sağlayamaması nedeniyle kusurlu olduğunu, davacının da banka tarafından verilen ek güvenlik önlemlerini kullanmaması, korumakla yükümlü olduğu ve yalnızca kendisinin bildiği şifre gibi kişisel bilgilerini koruma yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle kusurlu olduğunu, davacının 3/5 oranında, davalının ise 2/5 oranında kusurlu olduklarını kabul ederek, davanın kısmen kabulüne, 5.600,00 TL'nin 04.08.2006 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, manevi zararın oluştuğu kanaatine varılmadığı için manevi tazminat talebinin reddine reddine karar vermiştir.

Davacı ve davalı vekili kararı temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tazminatla ilgili olarak yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

3- Davacı vekilinin maddi zararın tazminine yönelik temyiz itirazlarına gelince; dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.

Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 nci maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. B.K.’nun 306 ve 307 nci maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1 nci maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.

Somut olayda, davacının davaya konu internet yolu ile yapılan işlemler sırasında kullanılan şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacının kusuru ile ele geçirildiğinin kanıtlanamamış olması karşısında davacının hesabından bilgisi ve rızası dışında çekilen paradan hesapta bulunan parayı kötü niyetli kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmeyen, bunların kullanımını müşterileri için zorunlu hale getirmeyen davalı bankanın sorumlu olmasına göre davaya konu miktardan davalı bankanın tamamen sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kusur paylaşımı yapılarak buna göre hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

4- Kabule göre de, dosyada bulunan iki ayrı bilirkişi heyetinden alınan raporlar arasında çelişki bulunduğu halde, bu çelişki giderilmeksizin ikinci rapora itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13800 E. 2010/5642 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Alacak | Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/269 E. 2011/8552 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1618 E. 2011/10906 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14357 E. 2011/6730 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Sigorta

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5942 E. 2011/16428 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1084 E. 2010/6778 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/9797 E. 2010/734 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2695 E. 2010/8878 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/5604 E.  ,  2010/11874 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.02.2009 tarih ve 2007/291-2009/33 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin Yapı ve Kredi […]A.Ş.'nin Mersin Yenimahalle şubesindeki vadeli ve vadesiz hesaplarından toplam 14.000 TL'nin internet arcılığıyla müvekkilinin bilgisi ve iradesi dışında ... isimli şahsın hesabına havale edildiğini, havale yapan şahsı tanımadığı gibi internet şifresi ve kullanıcı numarasının kimseye verilmediğini, davalının internet işlemlerinde güvenliği sağlayamadığını, şifre üreten cihazı müvekkiline vermediği gibi “tek kullanımlık şifre” uygulamasını da başlatmadığını ileri sürerek 14.000 TL maddi tazminatın bankaya başvuru tarihi olan 04.08.2006 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte ve 20.000 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davada İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, olayda bankanın kusurunun bulunmadığını, zira banka tarafından tüm güvenlik tedbirlerinin alındığını, müşteriye verilen şifre ile işlem yapma yetkisini denetleme imkanına sahip olunmadığını, davacının IP tanımlaması kısıtlamalarını kabul etmediğini, her türlü sorumluluğun davacıda olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.

Mahkeme, iddia ve savunma ile tüm delilleri değerlendirerek, davalının yeterli koruma sağlayamaması nedeniyle kusurlu olduğunu, davacının da banka tarafından verilen ek güvenlik önlemlerini kullanmaması, korumakla yükümlü olduğu ve yalnızca kendisinin bildiği şifre gibi kişisel bilgilerini koruma yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle kusurlu olduğunu, davacının 3/5 oranında, davalının ise 2/5 oranında kusurlu olduklarını kabul ederek, davanın kısmen kabulüne, 5.600,00 TL'nin 04.08.2006 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, manevi zararın oluştuğu kanaatine varılmadığı için manevi tazminat talebinin reddine reddine karar vermiştir.

Davacı ve davalı vekili kararı temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tazminatla ilgili olarak yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

3- Davacı vekilinin maddi zararın tazminine yönelik temyiz itirazlarına gelince; dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.

Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 nci maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. B.K.’nun 306 ve 307 nci maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1 nci maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.

Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.

Somut olayda, davacının davaya konu internet yolu ile yapılan işlemler sırasında kullanılan şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacının kusuru ile ele geçirildiğinin kanıtlanamamış olması karşısında davacının hesabından bilgisi ve rızası dışında çekilen paradan hesapta bulunan parayı kötü niyetli kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmeyen, bunların kullanımını müşterileri için zorunlu hale getirmeyen davalı bankanın sorumlu olmasına göre davaya konu miktardan davalı bankanın tamamen sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kusur paylaşımı yapılarak buna göre hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

4- Kabule göre de, dosyada bulunan iki ayrı bilirkişi heyetinden alınan raporlar arasında çelişki bulunduğu halde, bu çelişki giderilmeksizin ikinci rapora itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin manevi tazminatla ilgili yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının REDDİNE; (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 257,64 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 22.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1034937900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.