6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Birim fiyat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/84 E. 2010/11157 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
birim fiyat anonim şirket yönetim kurulu ortaklık sözleşmesi şahsi sorumluluk pay sahipliği hisse senedi pay defteri anonim şirket ortaklık ilişkisi ek tasfiye yönetim kurulu kararı ihtarname eksik inceleme ibraz e-defter

Atıf yapılan mevzuat: SPK · TTK — TTK 329TTK 405

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, dosya kapsamına göre, davanın, davacının davalı şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebine ilişkin olduğu, davalıların Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan bir anonim şirket ve davacının da davalı şirket ortağı olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, tasfiye payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan anonim şirket yönetim kurulu başkanının şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi, ortaklık sözleşmesinin kurulması sırasında bu kişinin sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediğinden davalı ...'ın kişisel sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.

Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmamaktadır. Gerçekten de TTK'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Ayrıca yetkili kurulların bir kararı olmadıkça da anonim şirketler, pay senetlerini nominal bedellerinin üzerinde halka arz edemezler.

Somut olayda da davacı vekili, müvekkiline devir sözleşmesi imzalatılarak, (60.060) DM ödeme yaptığını, ancak geçerli bir şekilde davalı ... Gıda San. A.Ş.ne ortak olmadığını iddia etmektedir. Bu sözleşme, iddianın aksine davalı ... Gıda San. A.Ş. unvanını taşımamakta olup, dava dışı ... Holding AŞ. unvanını taşımaktadır. Bu belgede, devreden ... A.Ş. olup, devredilen hisse adedi ile birim fiyatı bölümleri boş bırakılmış, ödenen miktarın ise iddianın aksine (31.204 DM) olduğu açıklamasına yer verilmiş ve ayrıca davacının devir alan olarak imzasına ve kime ait olduğu belirtilmeden devreden imzasına da yer verilmiştir. Ancak, davacının imzası dışındaki imzanın davalılarla nasıl bir bağlantısının olduğuna yönelik bilgiye yer verilmemiştir. Davalılar vekili, davalının davalılardan şirkete ortak olduğunu savunmuş ise de, ortaklık defterlerinin davacıya ait kısmına ilişkin bir delile davalı dayanmamış ve ibraz etmemiş olup,davalılar vekilinin dayandığı ortaklık servis yazısında davacı hisselerinin pay defterinde kayıtlı olduğu açıklanmıştır. Anılan bu yazıya göre, davacının davalı ... Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nde (1.000.000) TL nominal bedelli 136, dava dışı ... Holding A.Ş.'nde 52 hissesi vardır. Davalılar vekilinin dava öncesindeki cevabi ihtarnamesinde de hisse miktarları bu şekilde bildirilmiştir. Dava dışı ... Holding AŞ.’nin 25.02.2008 tarihli yazısında da davacının ... Gıda A.Ş.’nde (1.000.000) TL nominal bedelli 136 adet hissesinin bulunduğu,bulunduğu, bunu Fevzi Temel'den devir aldığı,dava dışı ... Holding A.Ş'ne de dava dışı ... A.Ş.'nin hisselerini devir alarak, 52 hisse ile ortak olduğu bildirilmiştir. Takasbank kayıtlarına göre de davacının sadece ... Gıda A.Ş.’nde 136 adet hissesi mevcuttur.

Öte yandan davacı vekilince dosyaya sunulan ve Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilinen SPK. duyuru ve kararlarında, davalı şirketin de aralarında bulunduğu ... Grubu Şirketlerinin, pay defterlerinin gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasbank’ta bulunan resmi pay defterleri bilgilerinin temin edilerek ilgililerin ellerinde bulunan belgelerle karşılaştırılmak suretiyle gerektiğinde dava açılması önerilmiştir. Somut uyuşmazlık yönünden de davalı taraf kayıtlarının yukarıdaki bentte açıklanan çelişkili durumu karşısında, anılan hisse senetlerinden, mevzuatın öngördüğü biçimde sahih ve gerçek hak sahipliği sonucunu doğuran, davalı şirketin yasal pay defterlerinde yer aldığında hiçbir kuşku bulunmayan nitelikte olmalarının anlaşılması gerektiğinde duraksanmamalıdır.

Bu durum karşısında mahkemece, iddia ve savunmanın tüm yönleri üzerinde yeterince durulması, davacıdan davalı şirket ile ilgili dayandığı belgeyi ibrazı istenerek, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının tek tek değerlendirilip, belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Birim fiyat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/86 E. 2010/11231 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık uyuşmazlığı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/15058 E. 2011/16688 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Ortaklık sözleşmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/15060 E. 2011/16695 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

5 benzer karar daha
  • Sermaye iadesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6300 E. 2010/11933 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık sözleşmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/15048 E. 2011/16694 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Ortaklık uyuşmazlığı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/15049 E. 2011/16693 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Sermaye iadesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6383 E. 2010/12245 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ortaklık sözleşmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4636 E. 2011/3664 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/84 E.  ,  2010/11157 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.04.2008 tarih ve 2007/412 - 2008/202 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.11.2010 gününde davacı avukatı ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı vekili duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, yüksek faiz verileceği ve istenildiğinde paranın geri çekilebileceği garantisi vererek ve ikna ederek müvekkilinden 12.02.1998 tarihinde davalılardan şirket adına 60.060 DM tahsil edilip, “... Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi Hisse Senedi Devir ve Kabul Sözleşmesi” ibareli makbuz veridiğini, davalılara gönderilen ihtara rağmen paranın iade edilmediğini,davalı şirketin ise davacının ortak olduğunu ve TTK 329 ve 405 maddelerini sebep göstererek parayı ödemediğini, davalıların para toplama faaliyetinin Bankalar Kanunu’na, SPK’na aykırı olduğunu, geçerli bir hisse devri yapılmadığını, davalıların nedensiz zenginleştiğini, ortak olmayan ve hisse senedi verilmeyen müvekkiline karşı TTK’nun 329 ncu ve 405 nci maddelerine dayanılamayacağını, ...

Holding A.Ş.’nin ana sözleşmesinin 4/a bendinde faiz ve temettü garantisi verildiğini,müvekkillerinin dolandırıldığını, şirket yöneticilerinin ...’un TTK’nun 67 nci maddesine ve SPK’na muhalefet suçlarından ceza aldığını, ortaklık ilişkisinin geçerli olmadığını, davalı ...’un şirketi paravan olarak kullandığını ve TTK'nun 336 ncı maddesi uyarınca sorumlu olduğunu ileri sürerek, bu sözleşme ile hisse devri yapılamayacağının, davacının ortaklığının kurulmadığının tespitini,tahsil edilenin faiziyle birlikte toplam TL karşılığı olan 55.800.00 TL'nın tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davacının 136 hisse ile ortak olduğunu, ...'a da ortaklık payı iadesi davası açılamayacağını, husumet yöneltilemeyeceğini, davacı tarafın iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili bulunduğu şirketin Sermaye Piyasası Kurulu kaydında olan, bu kurul tarafından faaliyetleri denetlenen bir Anonim Şirket olduğunu, TTK'nun 329. ve 405. maddesi gereğince Anonim Şirket ortaklarının sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerini, müvekkili şirketin tasfiye halinde olmadıklarını, 1 yıllık zamanaşımının dolduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, dosya kapsamına göre, davanın, davacının davalı şirkete sermaye olarak verdiği paranın tahsili talebine ilişkin olduğu, davalıların Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan bir anonim şirket ve davacının da davalı şirket ortağı olduğu, TTK'nun 405/2. maddesinde "pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, tasfiye payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, davacının talebinin yerinde olmadığı, davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan anonim şirket yönetim kurulu başkanının şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi, ortaklık sözleşmesinin kurulması sırasında bu kişinin sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediğinden davalı ...'ın kişisel sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.

Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmamaktadır. Gerçekten de TTK'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Ayrıca yetkili kurulların bir kararı olmadıkça da anonim şirketler, pay senetlerini nominal bedellerinin üzerinde halka arz edemezler.

Somut olayda da davacı vekili, müvekkiline devir sözleşmesi imzalatılarak, (60.060) DM ödeme yaptığını, ancak geçerli bir şekilde davalı ... Gıda San. A.Ş.ne ortak olmadığını iddia etmektedir. Bu sözleşme, iddianın aksine davalı ... Gıda San. A.Ş. unvanını taşımamakta olup, dava dışı ... Holding AŞ. unvanını taşımaktadır. Bu belgede, devreden ... A.Ş. olup, devredilen hisse adedi ile birim fiyatı bölümleri boş bırakılmış, ödenen miktarın ise iddianın aksine (31.204 DM) olduğu açıklamasına yer verilmiş ve ayrıca davacının devir alan olarak imzasına ve kime ait olduğu belirtilmeden devreden imzasına da yer verilmiştir. Ancak, davacının imzası dışındaki imzanın davalılarla nasıl bir bağlantısının olduğuna yönelik bilgiye yer verilmemiştir.

Davalılar vekili, davalının davalılardan şirkete ortak olduğunu savunmuş ise de, ortaklık defterlerinin davacıya ait kısmına ilişkin bir delile davalı dayanmamış ve ibraz etmemiş olup,davalılar vekilinin dayandığı ortaklık servis yazısında davacı hisselerinin pay defterinde kayıtlı olduğu açıklanmıştır. Anılan bu yazıya göre, davacının davalı ... Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nde (1.000.000) TL nominal bedelli 136, dava dışı ... Holding A.Ş.'nde 52 hissesi vardır. Davalılar vekilinin dava öncesindeki cevabi ihtarnamesinde de hisse miktarları bu şekilde bildirilmiştir. Dava dışı ... Holding AŞ.’nin 25.02.2008 tarihli yazısında da davacının ... Gıda A.Ş.’nde (1.000.000) TL nominal bedelli 136 adet hissesinin bulunduğu,bulunduğu, bunu Fevzi Temel'den devir aldığı,dava dışı ...

Holding A.Ş'ne de dava dışı ... A.Ş.'nin hisselerini devir alarak, 52 hisse ile ortak olduğu bildirilmiştir. Takasbank kayıtlarına göre de davacının sadece ... Gıda A.Ş.’nde 136 adet hissesi mevcuttur.

Öte yandan davacı vekilince dosyaya sunulan ve Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilinen SPK. duyuru ve kararlarında, davalı şirketin de aralarında bulunduğu ... Grubu Şirketlerinin, pay defterlerinin gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasbank’ta bulunan resmi pay defterleri bilgilerinin temin edilerek ilgililerin ellerinde bulunan belgelerle karşılaştırılmak suretiyle gerektiğinde dava açılması önerilmiştir. Somut uyuşmazlık yönünden de davalı taraf kayıtlarının yukarıdaki bentte açıklanan çelişkili durumu karşısında, anılan hisse senetlerinden, mevzuatın öngördüğü biçimde sahih ve gerçek hak sahipliği sonucunu doğuran, davalı şirketin yasal pay defterlerinde yer aldığında hiçbir kuşku bulunmayan nitelikte olmalarının anlaşılması gerektiğinde duraksanmamalıdır.

Bu durum karşısında mahkemece, iddia ve savunmanın tüm yönleri üzerinde yeterince durulması, davacıdan davalı şirket ile ilgili dayandığı belgeyi ibrazı istenerek, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının tek tek değerlendirilip, belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750,00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesien, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1034922800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.