Borçlu olunmadığının tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/4602 E. 2010/11031 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tecdit↗ kambiyo taahhüdü↗ kefalet↗ taahhütname↗ eksik inceleme↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı borcunun yeniden yapılandırılması esnasında tanzim edilen borç senedinin geçerli olduğu ve davacını yaptığı ödeme tutarının son senet miktarının üzerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, takip nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Borçlar Kanunu’nun 114. maddesi hükmü uyarınca borcun tecdit edildiğinden bahsedebilmek için bu durumun sözleşmeden açıkça anlaşılıyor olması gereklidir. Hususiyle mevcut bir borç için kambiyo taahhüdünde bulunmak veya yeni bir alacak senedi veya yeni bir kefaletname imza etmek, tecdidi tazammun etmeyecektir. Bununla beraber, bu hükmün aksine dair akdolunan mukaveleler muteberdir.
Somut olayda taraflar arasındaki borç ilişkisi, 06.12.1999 tarihli müşterek ve müteselsil borç senedine dayalı olarak başlamış olup, 4876 sayılı Yasa hükmü uyarınca davacı borçlu kendisine tanınan yasal hakkı kullanmak için davalıya müracaat etmiş ve ilgili sütuna "2003/4876 sayılı Kanun'a göre taksitlendirilen kooperatif alacağı" ibaresi yazılmak suretiyle 11.08.2003 tarihli 3.534,74 TL tutarlı borç senedi tanzim edilmiştir.
Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan BK'nun 114. maddesi ile 4876 sayılı “T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve tarım kredi kooperatifleri tarafından üreticilere kullandırılan ve sorunlu hale gelen tarımsal kredilerin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Kanun"un 6. maddesinde düzenlenen yeniden yapılanmanın iptal koşulları birlikte değerlendirilerek uyuşmazlığa tatbiki gereken borç ilişkisi tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İpoteğin kaldırılması | İpoteğin fekki
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7565 E. 2023/7284 K.
Ortak:tecdit · kambiyo taahhüdü · taahhütname
İncelediğiniz karardaHususiyle mevcut bir borç için «kambiyo taahhüdünde» bulunmak veya yeni bir alacak senedi veya yeni bir «kefaletname» imza etmek, tecdidi tazammun etmeyecektir.
Borçlar Kanunu’nun 114. maddesi hükmü uyarınca borcun «tecdit» edildiğinden bahsedebilmek için bu durumun sözleşmeden açıkça anlaşılıyor olması gereklidir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ipoteğin kaldırılması
Benzer bu karardaUyuşmazlık, «ipoteğin kaldırılması» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/2527 E. 2020/3477 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davadan feragat · feragat
Benzer bu kararda… r kısım davalılar vekili tarafından istenilmiş olmakla, dava dosyası mahallinden Dairemize gönderilmiş olup, bu aşamada davacı ...’ın 25.06.2020 tarihli dilekçe ile «davadan feragat» ettiğini bildirdiği gözlenmiş olmakla dosya re'sen ele alındı, gereği görüşülüp düşünüldü: Davadan feragat, HMK’nın 307. maddesi uyarınca, davacının talep sonucund …
Açıklanan çerçevede yapılan incelemede, davacı ...’ın yukarda anılan tarihli dilekçesine yansıyan «feragat» beyanının, davanın taraflarca serbestçe tasarruf edilebilen nev'iden olması ve HMK'nın 74. maddesi de gözetildiğinde, sonuç doğurucu nitelikte olduğu anlaşılmış, bu nedenle Dairemizin bozma ilamının kaldırılmasına, «davadan feragate» ilişkin bir hüküm kurulmak üzere yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiş, bozma sebep ve şekline göre bir kısım davalı vekilinin karar düzeltme i …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7909 E. 2022/4564 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:reeskont faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia,savunma,uyulan bozma ilamı ve toplanan delillere göre, 46.534,65 TL'nın dava tarihi olan 30.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine dair kararın davalılar vekillerince ayrı ayrı temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/4602 E. , 2010/11031 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ordu 1.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.09.2008 tarih ve 2006/1281 - 2008/765 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı kooperatif tarafından müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını ancak takip miktarı kadar müvekkilini borcunu bulunmadığını, geçmiş yıllara ait tarım kredi borcunun yeniden yapılandırılarak 1.200,00 TL ödeme yapılmış olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin davalı kooperatife borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 1999 yılında tanzim olunan üç ayrı senet nedeniyle davacının borçlu olduğunu, vadesinde borçlarını ödemeyen davacının faiziyle borç miktarının 7.023.00 TL’ye yükseldiğini, yasa gereği taraflar arasında 11.08.2003 tarihinde davacı borcunun yeniden yapılandırılarak bakiye 3.534,74 TL’nın üç eşit taksitle ödenmesi imkanının davacıya tanındığını ancak 31.10.2005 tarihli son taksidin ödenmemesi üzerine yeniden yapılandır- manın iptal edilerek önceki borç ilişkisine dayalı olarak icra takibinin başlatıldığını, davacının icra takibi miktarıyla borçlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı borcunun yeniden yapılandırılması esnasında tanzim edilen borç senedinin geçerli olduğu ve davacını yaptığı ödeme tutarının son senet miktarının üzerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, takip nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Borçlar Kanunu’nun 114. maddesi hükmü uyarınca borcun tecdit edildiğinden bahsedebilmek için bu durumun sözleşmeden açıkça anlaşılıyor olması gereklidir. Hususiyle mevcut bir borç için kambiyo taahhüdünde bulunmak veya yeni bir alacak senedi veya yeni bir kefaletname imza etmek, tecdidi tazammun etmeyecektir. Bununla beraber, bu hükmün aksine dair akdolunan mukaveleler muteberdir.
Somut olayda taraflar arasındaki borç ilişkisi, 06.12.1999 tarihli müşterek ve müteselsil borç senedine dayalı olarak başlamış olup, 4876 sayılı Yasa hükmü uyarınca davacı borçlu kendisine tanınan yasal hakkı kullanmak için davalıya müracaat etmiş ve ilgili sütuna "2003/4876 sayılı Kanun'a göre taksitlendirilen kooperatif alacağı" ibaresi yazılmak suretiyle 11.08.2003 tarihli 3.534,74 TL tutarlı borç senedi tanzim edilmiştir.
Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan BK'nun 114. maddesi ile 4876 sayılı “T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve tarım kredi kooperatifleri tarafından üreticilere kullandırılan ve sorunlu hale gelen tarımsal kredilerin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Kanun"un 6. maddesinde düzenlenen yeniden yapılanmanın iptal koşulları birlikte değerlendirilerek uyuşmazlığa tatbiki gereken borç ilişkisi tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1034836000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz