6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/1457 E. 2011/17651 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
görev/görevsizlik

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
deniz ticareti denizcilik ihtisas mahkemesi ihtisas mahkemesi navlun mahsup kamu düzeni içtihadı birleştirme kararı görevsizlik kararı inkar tazminatı dahili dava

Atıf yapılan mevzuat: İİK · HUMK — HUMK 437 · TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, icra takip tarihi itibariyle davalı tarafın davacıya 2.614 USD borcunun bulunduğu, icra takibinden ve işbu davadan sonra yapılan ödemeler mahsup edildiğinde davalının bakiye borcunun 355 USD'ye indiği, davalının takip konusu edilen miktara yaptığı itirazının haksız bulunduğu gerekçesiyle 773 TL yönünden davalının itirazının iptaline, 2.614 USD karşılığı 3.119 TL üzerinden hesaplanacak %40 inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Mahkeme ilamı, davalı vekiline 19.03.2010 tarihinde tebliğ edilmiş olup, karar aynı vekil tarafından, HUMK'nun 437/1. madde hükmünde yazılı 8 günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra 30/03/2010 günü temyiz edilmiştir. Yasa'nın 432/4. maddesi uyarınca süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.03.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihatı Birleştirma Kararı gereğince Yargıtay tarafından da bu yönde karar verebileceğinden, temyiz isteminin süre yönünden reddi gerekmiştir.

2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, navlun ücretinin tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafın delil olarak dayandığı faturalardan, talep ettiği alacağın deniz taşımasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Davanın açıklanan bu niteliğine göre, uyuşmazlığın çözümünde TTK'nun deniz ticaretine ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiğinden davanın Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nde görülmesi zorunludur. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 20.07.2004 gün ve 370 sayılı kararı ile İstanbul’da Denizcilik İhtisas Mahkemesi kurularak faaliyete geçirilmiş ve yargı alanı olarak İstanbul ili mülki hudutları belirlenmiştir. Mahkemelerin görevine ilişkin kuralların kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle temyiz dahil yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınması usul hukukunun yerleşik bir kuralı olduğundan mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

3-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2011/1457 E.  ,  2011/17651 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 7.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.01.2010 tarih ve 2008/480 - 2010/46 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu ve müvekkilinin faturaya dayalı alacağını davalıdan tahsil edemediğini, alacağın tahsili için başlattığı icra takibine davalının itiraz ettiğini, itiraz tarihinden sonra icra takibine konu borç için davalının ödeme yaptığını, böyle bir davranışın borcu ikrar anlamına geldiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve ilk takip tutarı üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, taraflar arasındaki borç ilişkisinden kaynaklanan borç bakiyesinin davacının talep ettiği miktarda olmadığını, döviz cinsinden alacak talebinin yerinde bulunmadığını, ayrıca müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, icra takip tarihi itibariyle davalı tarafın davacıya 2.614 USD borcunun bulunduğu, icra takibinden ve işbu davadan sonra yapılan ödemeler mahsup edildiğinde davalının bakiye borcunun 355 USD'ye indiği, davalının takip konusu edilen miktara yaptığı itirazının haksız bulunduğu gerekçesiyle 773 TL yönünden davalının itirazının iptaline, 2.614 USD karşılığı 3.119 TL üzerinden hesaplanacak %40 inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Mahkeme ilamı, davalı vekiline 19.03.2010 tarihinde tebliğ edilmiş olup, karar aynı vekil tarafından, HUMK'nun 437/1. madde hükmünde yazılı 8 günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra 30/03/2010 günü temyiz edilmiştir. Yasa'nın 432/4. maddesi uyarınca süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.03.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihatı Birleştirma Kararı gereğince Yargıtay tarafından da bu yönde karar verebileceğinden, temyiz isteminin süre yönünden reddi gerekmiştir.

2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, navlun ücretinin tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafın delil olarak dayandığı faturalardan, talep ettiği alacağın deniz taşımasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Davanın açıklanan bu niteliğine göre, uyuşmazlığın çözümünde TTK'nun deniz ticaretine ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiğinden davanın Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nde görülmesi zorunludur. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 20.07.2004 gün ve 370 sayılı kararı ile İstanbul’da Denizcilik İhtisas Mahkemesi kurularak faaliyete geçirilmiş ve yargı alanı olarak İstanbul ili mülki hudutları belirlenmiştir. Mahkemelerin görevine ilişkin kuralların kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle temyiz dahil yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınması usul hukukunun yerleşik bir kuralı olduğundan mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

3-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz isteminin, HUMK'nun 432/4. madde hükmü gereğince süre yönünden REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın resen BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 26.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1034628200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.