6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Resmi belge

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/3000 E. 2011/14782 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Deniz ticareti

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
resmi belge zeyilname sigorta ettiren hırsızlık yetkisizlik kararı sigorta poliçesi hasar teminat

Atıf yapılan mevzuat: TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında işyeri paket sigorta poliçesi düzenlendiği, poliçenin himaye süresi içinde sigortalı işyerinin cam kapısı kırılmak suretiyle hırsızlık olayının meydana geldiği, işyerinde kepenk ve alarm bulunmadığı, 24.08.2006 tarihli zeyilnamenin 31.08.2006 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, zeyilnameyi tebellüğ eden kişinin davacı şirkette çalıştığı, ancak resmi belge alma yetkisinin bulunmadığı, sigorta genel şartlarında, sigortacının bildirimlerinin sigorta ettirenin poliçede gösterilen adresine yapılacağının hüküm altına

alındığı, davalının da bu hükme uygun olarak tebliğ yaptırdığı, yine genel şartların C.3 maddesi uyarınca sigortacının bildirdiği değişikliğe 8 gün içinde itiraz edilmesinin gerektiği, davacının zeyilnameye itiraz ettiği yönünde bir iddiasının olmadığı, zeyilnamede hırsızlık teminatının alarm ve kepenk olması koşuluyla geçerli olduğunun belirtildiği, hasarın zeyilname hükümleri gereğince teminat dışında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/3000 E.  ,  2011/14782 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.04.2009 tarih ve 2007/126 - 2009/183 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili şirketin, davalı nezdinde sigortalı işyerinden hırsızlık yapıldığını, olayın davalıya ihbar edildiğini, davalı tarafından ekspertiz incelemesi yaptırıldığını, tespit edilen zararın davalı tarafından müvekkiline ödenmediğini, sigorta poliçesini düzenleyen acente ile görüşüldüğünde, kendilerine hırsızlık olayından 1,5 - 2 ay önce bir zeyilname hazırlandığının ve müvekkili şirketin şoförüne verildiğinin, bu zeyilnameye göre teminat şartlarının değiştirildiğinin söylendiğini, ancak müvekkiline veya çalışanlarına böyle bir zeyilnamenin ulaşmadığını, ayrıca poliçe şartlarının poliçe süresi içinde müvekkili aleyhine değiştirilemeyeceğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 6.000 TL'nın avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının işyerinde kepenk bulunmadığını, hırsızlık alarmının mevcut olmadığını, taraflar arasında kurulan sigorta sözleşmesinin 24.08.2006 tarihinde zeyil gördüğünü, zeyil gören poliçenin 31.08.2006 tarihinde davacı şirketin işyerinde tebliğ edildiğini, bu poliçede hırsızlık teminatının alarm ve kepenk olması koşuluyla geçerli olacağının belirtildiğini, hasarın teminat kapsamında olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında işyeri paket sigorta poliçesi düzenlendiği, poliçenin himaye süresi içinde sigortalı işyerinin cam kapısı kırılmak suretiyle hırsızlık olayının meydana geldiği, işyerinde kepenk ve alarm bulunmadığı, 24.08.2006 tarihli zeyilnamenin 31.08.2006 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, zeyilnameyi tebellüğ eden kişinin davacı şirkette çalıştığı, ancak resmi belge alma yetkisinin bulunmadığı, sigorta genel şartlarında, sigortacının bildirimlerinin sigorta ettirenin poliçede gösterilen adresine yapılacağının hüküm altına

alındığı, davalının da bu hükme uygun olarak tebliğ yaptırdığı, yine genel şartların C.3 maddesi uyarınca sigortacının bildirdiği değişikliğe 8 gün içinde itiraz edilmesinin gerektiği, davacının zeyilnameye itiraz ettiği yönünde bir iddiasının olmadığı, zeyilnamede hırsızlık teminatının alarm ve kepenk olması koşuluyla geçerli olduğunun belirtildiği, hasarın zeyilname hükümleri gereğince teminat dışında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 01,25 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 01.11.2011 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Dava, işyeri paket sigorta poliçesine dayalı olarak, gerçekleşen riziko nedeniyle uğranılan zararın tazmini isteminden ibarettir. Mahkemece, sigorta sözleşmesi koşullarının sözleşmenin imzalanmasından sonra davalı sigortacı tarafından tek taraflı olarak değiştirildiği, davacının bu değişikliğe süresinde itiraz etmeyerek değişikliği benimsediği ve sonuçta değiştirilen sözleşme ve poliçe hükümleri gereğince rizikonun meydana geliş biçimi itibariyle sigorta teminatı kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Hemen belirtilmesi gerekir ki, hırsızlık sigortası genel şartlarında, işyerinde kepenk ve alarm bulunmaması hali, kesin olarak teminat dışı olan haller arasında olmadığı gibi bu hal, aksine sözleşme ile teminat altına alınabilecek nitelikteki hallerden de değildir. Bir diğer söyleyişle, bu son hal bakımından, sigortalı işyerinde kepenk ve alarm bulunmaması hali, aksine sözleşme ile sigortalı lehine teminat kapsamına alınmış bir hal olarak da düşünülemez. Bu nedenle, kepenk ve alarm bulunmayan bir işyerine, sigortacının hırsızlığa karşı teminat vermesinde yasaya ve genel şartlara aykırı bir durum söz konusu değildir. Sigortacının sorumluluğunu azaltan kepenk ve alarm bulundurma zorunluluğu, ancak, taraflar arasında akdedilen sigorta sözleşmesinde ve buna bağlı olarak düzenlenen poliçede özel bir şart olarak yer alması halinde cari ve geçerlidir.

Taraflar arasındaki sigorta sözleşmesinde birleşen iradelere uygun olarak düzenlenmesi zorunlu olan poliçenin, TTK’nun 1266. maddesinde belirtilen muhtevası kapsamında gösterilmesi gereken ve poliçede yer almayan bir özel şartın, TTK’nun 1264. maddesinin 4. fıkrasının amir ve açık hükmü uyarınca, sigorta ettirenin zararına olacak şekilde, sonradan yapılacak bir sözleşme ile dahi poliçeye dercedilmesi mümkün değildir.

Bu anlamda, somut olay bakımından, düzenlenen poliçede yer almayan ve bir taraftan sigortacının sorumluluğunu daraltırken bir taraftan da sigortalının durumunu ağırlaştıran bu özel şartın, sigorta müddeti içerisinde sigortacı tarafından tek taraflı düzenlenen ve davacı sigortalıya tebliğ edildiği dahi kuşkulu olan bir zeyilnameye itiraz olunmadığından bahisle poliçeye dercedildiğinin kabulü mümkün değildir. Üstelik, Hırsızlık Sigortası Genel Şartları’nın C-3. maddesinde yer alan 8 günlük süre, sigortacının tek taraflı düzenleyeceği zeyilnamelere ilişkin olmayıp sigorta ettirenin ihbar yükümlülüğü ile ilgilidir. Bu anlamda, kepenk ve alarm taktırma zorunluluğu getirilmesi biçimindeki değişikliğin, sigortalının husule getirdiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmaması yahut daha ağır şartlarla yapmasını gerektiren hallerden de olmadığı kuşkusuz olup işbu karşıoy yazısının ikinci paragrafında dile getirilen açıklamalar, bu durumun daha iyi anlaşılabilmesini teminen yapılmıştır.

Tüm bu nedenlerle, yerel mahkeme kararının davacı lehine bozulması kanısında olduğumdan, Dairemiz muhterem çoğunluğunun onama kararına katılmayı olanaklı görmüyorum.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1034264400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.