Cayma hakkı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/4214 E. 2010/10800 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cayma hakkı↗ çekin ibrazı↗ ödeme yasağı↗ keşide tarihi↗ tahrifat↗ ciranta↗ oy yasağı↗ hamil↗ keşideci↗ vade↗ çek↗ kusur↗ yükleten (shipper)↗ ibraz↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının çek bedelini hamil veya cirantaya ödediğine ilişkin belge ibraz edemediği, keşide tarihinin muhatabı iğfal edecek şekilde değiştirilmesi nedeniyle davalının kusurunun bulunmadığı, davacının, davalıya talimatının ödeme yasağı niteliğinde olmadığı, tahrif edilmiş şekliyle çekin vadesi gelmediğinden keşidecinin cayma hakkı bulunmadığı, keşide tarihi düzeltilen çekin ibraz tarihi gelmeden ibraz edilen çekin ödenmesinde davalıya yükletilecek kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, hesap sahibinin talimatına aykırı olarak ödeme yapılmasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere, dava konusu çek başlangıçta 24.03.2006 keşide tarihini taşıdığı halde, tahrifatla 24.08.2006 tarihli hale getirilmiştir. Hesap sahibi, çekin gerçek keşide tarihine nazaran ibraz süresinin dolmasından sonra ve açıkça bu hususu belirtmek sureti ile 12.04.2006 tarihinde, çeki haricen ödediğini belirterek çekin ödenmemesini davalı bankaya bildirmiştir.
Hesap sahibi, çekin gerçek keşide tarihi ve numarasını bildirdiğine göre BK.’nun 99. maddesine göre hafif kusurundan dahi sorumlu olan bankanın çek bedelini ödememesi gerekirken ödemesi, bankayı sorumlu kılacak bir işlem olup, yukarıdaki açıklamalar ışığında, çek bedelinin hesap sahibi tarafından ödenip ödenmemesinin önemi bulunmamaktadır. Hesap sahibi, gerçek keşide tarihine göre ibraz müddetinin dolmasından sonra çekten caymış ve bu hususu davalı bankaya bildirmiştir. TTK.’nun 724. maddesine göre tahrif edilmiş çekte iğfal kabiliyetinin bulunması bankayı sorumluluktan kurtarmayıp, tahrif edilmiş çekin ödenmesinden dolayı oluşan zarar muhatap bankaya aittir. Somut olay bakımından davacıya yüklenebilecek bir kusur da bulunmamaktadır. Bu itibarla, mahkemece, çek bedelinin davalı bankadan tazminine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şeklide hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/4214 E. , 2010/10800 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.11.2008 tarih ve 2007/418-2008/653 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdindeki çek hesabından keşide ettiği 24.03.2006 keşide tarihli ve 50.000,00 TL'lik çek bedelinin müvekkilince yetkili hamile elden ödendiğini, icra tehdidi bulunduğundan ödenen çekin veya ödemeye ilişkin belge alınamadığını, bu durumun muhatap bankaya bildirilerek çekin ödenmemesinin istenmesine rağmen, keşide tarihinin 24.08.2006 olarak tahrif edilerek bankadan tahsil edildiğini, müvekkilinin aynı çek bedelini yetkili hamile iki kez ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek, anılan meblağın TTK' nun 724. maddesi uyarınca temerrüt faizi ile davalıdan tahsili talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın nedensiz zenginleştiği iddia edilen kişiye açılması gerektiğini, keşide edilen çekin iade edilmemesine rağmen keşideci tarafından bedelinin ödenmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, tahrifatın iğfal kabiliyeti olacak şekilde yapıldığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının çek bedelini hamil veya cirantaya ödediğine ilişkin belge ibraz edemediği, keşide tarihinin muhatabı iğfal edecek şekilde değiştirilmesi nedeniyle davalının kusurunun bulunmadığı, davacının, davalıya talimatının ödeme yasağı niteliğinde olmadığı, tahrif edilmiş şekliyle çekin vadesi gelmediğinden keşidecinin cayma hakkı bulunmadığı, keşide tarihi düzeltilen çekin ibraz tarihi gelmeden ibraz edilen çekin ödenmesinde davalıya yükletilecek kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, hesap sahibinin talimatına aykırı olarak ödeme yapılmasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere, dava konusu çek başlangıçta 24.03.2006 keşide tarihini taşıdığı halde, tahrifatla 24.08.2006 tarihli hale getirilmiştir. Hesap sahibi, çekin gerçek keşide tarihine nazaran ibraz süresinin dolmasından sonra ve açıkça bu hususu belirtmek sureti ile 12.04.2006 tarihinde, çeki haricen ödediğini belirterek çekin ödenmemesini davalı bankaya bildirmiştir.
Hesap sahibi, çekin gerçek keşide tarihi ve numarasını bildirdiğine göre BK.’nun 99. maddesine göre hafif kusurundan dahi sorumlu olan bankanın çek bedelini ödememesi gerekirken ödemesi, bankayı sorumlu kılacak bir işlem olup, yukarıdaki açıklamalar ışığında, çek bedelinin hesap sahibi tarafından ödenip ödenmemesinin önemi bulunmamaktadır. Hesap sahibi, gerçek keşide tarihine göre ibraz müddetinin dolmasından sonra çekten caymış ve bu hususu davalı bankaya bildirmiştir. TTK.’nun 724. maddesine göre tahrif edilmiş çekte iğfal kabiliyetinin bulunması bankayı sorumluluktan kurtarmayıp, tahrif edilmiş çekin ödenmesinden dolayı oluşan zarar muhatap bankaya aittir. Somut olay bakımından davacıya yüklenebilecek bir kusur da bulunmamaktadır.
Bu itibarla, mahkemece, çek bedelinin davalı bankadan tazminine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şeklide hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1033958800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz