6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ttk 309/4

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/19098 E. 2013/18292 K. ·

OnandıKesinlik belirsiz

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 309/4 zamanaşımı başlangıcı iflas yönetim kurulu kararı karar verilmesine yer olmadığına zamanaşımı teminat

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 309

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada, benimsenen bilirkişi raporuna göre, bu davadaki talebin yalnızca kredilerden kaynaklı zarar olması nedeniyle sadece kredilere ilişkin olarak açılmış ceza davalarının zamanaşımı yönünden dikkate alınması gerektiği, dikkate alınacak zamanaşımı başlangıç tarihinin ise hileli iflasa karar verildiği tarih değil fiilin işlendiği tarih yani söz konusu kredilerin verildiği tarih olması gerektiği, karşılıklar kararnamesine uyulmadan ve usulsüz kredi kullanıldığı ve grup şirketlerine kullandırılan krediler konusunun Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 1994/632 E. dosya kapsamında yargılama konusu edildiği ve davalılardan...,..., ... ..., ... hakkında nihai olarak zamanaşımı nedeniyle davanın ortadan kaldırılmasına karar verildiği, teminatsız ve açık kullandırılan krediler yolu ile Banka'nın zarara uğratıldığı iddiasının İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 2001/407 E. dosyasında davalılardan...,...,...'ün yapılan yargılama sonucunda zamanaşımı nedeniyle beraat ettikleri, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti' nde beş firmaya kullandırılan kredilere ilişkin olarak İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ne 2002/313 E. dosyası kapsamında davalılardan...,..., ...,... ...,...... hakkında ceza davası açıldığı, bu krediler dolayısıyla hakkında ceza davası açılan davalılar bakımından ceza hukukçularından alınan bilirkişi raporu doğrultusunda hukuk davasının da zamanaşımına uğradığının kabulünün gerektiği, hakkında ceza davası açılmayan davalılar bakımından ise yönetim kurulu üyesi sıfatıyla sorumluluklarını gerektiren bir durumun varlığına kanaat getirilse dahi yalnızca TTK'nın 309. maddesi uyarınca 2 ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerinin uygulanması söz konusu olacağı, davanın açıldığı tarih dikkate alındığında bu sürenin dolduğu, gerekçesi ile, davalılardan ... hakkında mahkemece 21.05.2007 tarihinde verilen karar kesinleşmiş olmakla yeniden karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar hakkında açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/19098 E.  ,  2013/18292 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 10.04.2012 tarih ve 2009/23-2012/60 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müflis bankanın mali bünyesindeki bozuklukları giderememesi üzerine Bakanlar Kurulu'nun 23.04.1994 tarihli kararı ile bankacılık yapma ve mevduat kabul etme yetkisinin kaldırıldığını ve geçici yönetimin T. Emlak Bankası A.Ş.'ne devredildiğini, İstanbul 8. Ticaret Mahkemesi'nce de 22.10.1996 tarihinde iflasına karar verildiğini, davalıların müflis bankannın son yönetim kurulu ve kredi yetkilileri olduğunu, iflas tarihi itibariyle iflas idaresince yapılan tespitler sonucunda usulsüz ve teminatsız kredi kullandırılması, kapatılmayan kredilerin yeniden kredi açılarak kapatılması yoluna gidilmesi,

sermaye artırımlarının gerçekte şirkete nakit girişi yapılmaksızın fiktif olarak gerçekleştirilmesi karşılığı olmadan svap (karşılıklı döviz değişimi) işlemi ve açığa repo işlemleri yapılması, kur riskinin yasal asgari oranların altında uygulanması, grup şirketlerine banka kaynaklarının peşkeş çekilmesi suretiyle bankanın zarara uğratıldığını ileri sürerek, dava tarihi itibarıyla harca esas değer olan 120.662.872.906.277 TL karşılığı yabancı para zararının davalılardan sorumlulukları oranında müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekilleri, zamanaşımı nedeni ile davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada, benimsenen bilirkişi raporuna göre, bu davadaki talebin yalnızca kredilerden kaynaklı zarar olması nedeniyle sadece kredilere ilişkin olarak açılmış ceza davalarının zamanaşımı yönünden dikkate alınması gerektiği, dikkate alınacak zamanaşımı başlangıç tarihinin ise hileli iflasa karar verildiği tarih değil fiilin işlendiği tarih yani söz konusu kredilerin verildiği tarih olması gerektiği, karşılıklar kararnamesine uyulmadan ve usulsüz kredi kullanıldığı ve grup şirketlerine kullandırılan krediler konusunun Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 1994/632 E. dosya kapsamında yargılama konusu edildiği ve davalılardan...,..., ... ..., ... hakkında nihai olarak zamanaşımı nedeniyle davanın ortadan kaldırılmasına karar verildiği, teminatsız ve açık kullandırılan krediler yolu ile Banka'nın zarara uğratıldığı iddiasının İstanbul 7.

Ağır Ceza Mahkemesi'nde 2001/407 E. dosyasında davalılardan...,...,...'ün yapılan yargılama sonucunda zamanaşımı nedeniyle beraat ettikleri, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti' nde beş firmaya kullandırılan kredilere ilişkin olarak İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ne 2002/313 E. dosyası kapsamında davalılardan...,..., ...,... ...,...... hakkında ceza davası açıldığı, bu krediler dolayısıyla hakkında ceza davası açılan davalılar bakımından ceza hukukçularından alınan bilirkişi raporu doğrultusunda hukuk davasının da zamanaşımına uğradığının kabulünün gerektiği, hakkında ceza davası açılmayan davalılar bakımından ise yönetim kurulu üyesi sıfatıyla sorumluluklarını gerektiren bir durumun varlığına kanaat getirilse dahi yalnızca TTK'nın 309.

maddesi uyarınca 2 ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerinin uygulanması söz konusu olacağı, davanın açıldığı tarih dikkate alındığında bu sürenin dolduğu, gerekçesi ile, davalılardan ... hakkında mahkemece 21.05.2007 tarihinde verilen karar kesinleşmiş olmakla yeniden karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar hakkında açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davacı harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına mahal olmadığına,

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1033908800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.