6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yabancı mahkeme kararının tenfizi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/2263 E. 2011/14062 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Yetkili mahkeme
yetki/yetkisizlik

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kanunlar ihtilafı yabancı mahkeme ilamı usulüne uygun tebliğ savunma hakkı möhuk 47 münhasırlık ikrar kamu düzeni sulh hukuk mahkemesi tenfiz tebligat sulh yetkisizlik kararı

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 405

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'nun 405/2. maddesi hükmünce pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini isteyemeyeceği, bu durumda dava ve tenfize konu edilen ilamın Türk mahkemeleri tarafından verilen kararlarla açıkça çelişmesi nedeniyle kamu düzenine aykırı olduğu, tenfize konu kararla ilgili usulüne uygun yapılmış bir tebligattan sözedilemeyeceği, bu nedenle kararın kesinleşmediği, yabancı mahkemece duruşmaya gelmemenin Türk kamu düzenine aykırı olarak davanın ikrarı olarak nitelendirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, Alman mahkemesince verilen kararın temyizi istemine ilişkindir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2675 sayılı MÖHUK' un 34. maddesi hükmüne göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye'de icra olunabilmesi, yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Tenfizin şartları ise aynı yasanın 38. maddesinde düzenlenmiştir. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemelerinden verilmiş

ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri' nin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın savunma hakkına ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler'in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk kanunlar ihtilafı kaidelerine gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.

Mahkemece, yabancı mahkeme tarafından verilen kararın Türk Mahkemeleri tarafından verilen kararlarla açıkça çelişmesi nedeniyle kamu düzenine aykırı olduğu, tenfize konu kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, bu nedenle kesinleşmediği, duruşmaya katılmamanın davanın ikrarı olarak nitelendirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Tenfizi istenen Mannheim Sulh Hukuk Mahkemesi karar tercümesinden, dava dilekçesinin davalıya tebliğ edildiği, davalıya kendisini savunmak üzere dört haftalık bir süre tanındığı, davalının yazılı mütalaada bulunduğu, böylece davalı tarafa savunma hakkı tanındığı anlaşılmaktadır.

MÖHUK'nun 38. maddesinde yazılı şartların mevcudiyeti halinde yetkili asliye hukuk mahkemesi, tenfiz kararı vermek mecburiyetindedir. Tenfiz hakimi, yabancı kararın maddi hukuk bakımından doğruluğunu (madde 38/e dışında) tetkik edemez. Bu yasak, 38. maddenin (d) bendinde yer alan hüküm istisna edilmek şartıyla, usul hükümlerinin tatbiki bakımından da geçerlidir. Tenfiz mahkemesince Alman Mahkemesinin uyguladığı usul hükümlerinin Türk kamu düzenine aykırı olduğunun belirtilmesi doğru değildir. Yine, mahkeme hükmünün kamu düzenine aykırı olmaması şartı, yabancı mahkeme kararının maddi doğruluğunu tetkik için bir sebep teşkil etmez.

Buna göre, mahkemece, resmi yoldan tebliğ edildiği gerekçeli karar üzerinde belirtilen yabancı mahkeme ilamının, posta yoluyla mı, yoksa Lahey Sözleşmesi hükümlerine uygun olarak mı tebliğ edildiği araştırılıp tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı tespit edilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Kanunlar ihtilafı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12881 E. 2010/7974 K.

    Ortak: · yetki/yetkisizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tanıma Ve Tenfiz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/85 E. 2010/11230 K.

    Ortak: · yetki/yetkisizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12787 E. 2010/8098 K.

    Ortak: · yetki/yetkisizlik · Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

4 benzer karar daha
  • Tanıma Ve Tenfiz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12796 E. 2010/7975 K.

    Ortak: · yetki/yetkisizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kanunlar ihtilafı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12879 E. 2010/8080 K.

    Ortak: · yetki/yetkisizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12548 E. 2010/7403 K.

    Ortak: · yetki/yetkisizlik · Yabancı mahkeme kararının tenfizi

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tanıma Ve Tenfiz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/480 E. 2010/10818 K.

    Ortak: · yetki/yetkisizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/2263 E.  ,  2011/14062 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Konya 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.12.2009 tarih ve 2009/282 - 2009/485 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalının müvekkilinden para tahsil ettiğini ve ödemediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından davalı aleyhine açılan davada Mannheim Sulh Hukuk Mahkemesince 2.045,17 EURO anaparanın faiziyle birlikte tahsiline karar verildiğini, davalıya tebliğ edilen kararın temyiz başvurusu yapılmadığından kesinleştiğini ileri sürerek Mannheim Sulh Hukuk Mahkemesince verilen kararın tenfizini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, yabancı mahkemece taraflarına usulüne uygun tebligat yapılmadığından savunma haklarının yok sayıldığını, davanın Türk hukukuna tabi olduğunu, müvekkilinin idare merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde görülmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'nun 405/2. maddesi hükmünce pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini isteyemeyeceği, bu durumda dava ve tenfize konu edilen ilamın Türk mahkemeleri tarafından verilen kararlarla açıkça çelişmesi nedeniyle kamu düzenine aykırı olduğu, tenfize konu kararla ilgili usulüne uygun yapılmış bir tebligattan sözedilemeyeceği, bu nedenle kararın kesinleşmediği, yabancı mahkemece duruşmaya gelmemenin Türk kamu düzenine aykırı olarak davanın ikrarı olarak nitelendirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, Alman mahkemesince verilen kararın temyizi istemine ilişkindir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2675 sayılı MÖHUK' un 34. maddesi hükmüne göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye'de icra olunabilmesi, yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Tenfizin şartları ise aynı yasanın 38. maddesinde düzenlenmiştir. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemelerinden verilmiş

ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri' nin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın savunma hakkına ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler'in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk kanunlar ihtilafı kaidelerine gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.

Mahkemece, yabancı mahkeme tarafından verilen kararın Türk Mahkemeleri tarafından verilen kararlarla açıkça çelişmesi nedeniyle kamu düzenine aykırı olduğu, tenfize konu kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, bu nedenle kesinleşmediği, duruşmaya katılmamanın davanın ikrarı olarak nitelendirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Tenfizi istenen Mannheim Sulh Hukuk Mahkemesi karar tercümesinden, dava dilekçesinin davalıya tebliğ edildiği, davalıya kendisini savunmak üzere dört haftalık bir süre tanındığı, davalının yazılı mütalaada bulunduğu, böylece davalı tarafa savunma hakkı tanındığı anlaşılmaktadır.

MÖHUK'nun 38. maddesinde yazılı şartların mevcudiyeti halinde yetkili asliye hukuk mahkemesi, tenfiz kararı vermek mecburiyetindedir. Tenfiz hakimi, yabancı kararın maddi hukuk bakımından doğruluğunu (madde 38/e dışında) tetkik edemez. Bu yasak, 38. maddenin (d) bendinde yer alan hüküm istisna edilmek şartıyla, usul hükümlerinin tatbiki bakımından da geçerlidir. Tenfiz mahkemesince Alman Mahkemesinin uyguladığı usul hükümlerinin Türk kamu düzenine aykırı olduğunun belirtilmesi doğru değildir. Yine, mahkeme hükmünün kamu düzenine aykırı olmaması şartı, yabancı mahkeme kararının maddi doğruluğunu tetkik için bir sebep teşkil etmez.

Buna göre, mahkemece, resmi yoldan tebliğ edildiği gerekçeli karar üzerinde belirtilen yabancı mahkeme ilamının, posta yoluyla mı, yoksa Lahey Sözleşmesi hükümlerine uygun olarak mı tebliğ edildiği araştırılıp tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı tespit edilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1033727200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.