Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/2263 E. 2011/14062 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kanunlar ihtilafı↗ yabancı mahkeme ilamı↗ usulüne uygun tebliğ↗ savunma hakkı↗ möhuk 47↗ münhasırlık↗ ikrar↗ kamu düzeni↗ sulh hukuk mahkemesi↗ tenfiz↗ tebligat↗ sulh↗ yetkisizlik kararı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'nun 405/2. maddesi hükmünce pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini isteyemeyeceği, bu durumda dava ve tenfize konu edilen ilamın Türk mahkemeleri tarafından verilen kararlarla açıkça çelişmesi nedeniyle kamu düzenine aykırı olduğu, tenfize konu kararla ilgili usulüne uygun yapılmış bir tebligattan sözedilemeyeceği, bu nedenle kararın kesinleşmediği, yabancı mahkemece duruşmaya gelmemenin Türk kamu düzenine aykırı olarak davanın ikrarı olarak nitelendirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, Alman mahkemesince verilen kararın temyizi istemine ilişkindir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2675 sayılı MÖHUK' un 34. maddesi hükmüne göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye'de icra olunabilmesi, yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Tenfizin şartları ise aynı yasanın 38. maddesinde düzenlenmiştir. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemelerinden verilmiş
ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri' nin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın savunma hakkına ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler'in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk kanunlar ihtilafı kaidelerine gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece, yabancı mahkeme tarafından verilen kararın Türk Mahkemeleri tarafından verilen kararlarla açıkça çelişmesi nedeniyle kamu düzenine aykırı olduğu, tenfize konu kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, bu nedenle kesinleşmediği, duruşmaya katılmamanın davanın ikrarı olarak nitelendirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Tenfizi istenen Mannheim Sulh Hukuk Mahkemesi karar tercümesinden, dava dilekçesinin davalıya tebliğ edildiği, davalıya kendisini savunmak üzere dört haftalık bir süre tanındığı, davalının yazılı mütalaada bulunduğu, böylece davalı tarafa savunma hakkı tanındığı anlaşılmaktadır.
MÖHUK'nun 38. maddesinde yazılı şartların mevcudiyeti halinde yetkili asliye hukuk mahkemesi, tenfiz kararı vermek mecburiyetindedir. Tenfiz hakimi, yabancı kararın maddi hukuk bakımından doğruluğunu (madde 38/e dışında) tetkik edemez. Bu yasak, 38. maddenin (d) bendinde yer alan hüküm istisna edilmek şartıyla, usul hükümlerinin tatbiki bakımından da geçerlidir. Tenfiz mahkemesince Alman Mahkemesinin uyguladığı usul hükümlerinin Türk kamu düzenine aykırı olduğunun belirtilmesi doğru değildir. Yine, mahkeme hükmünün kamu düzenine aykırı olmaması şartı, yabancı mahkeme kararının maddi doğruluğunu tetkik için bir sebep teşkil etmez.
Buna göre, mahkemece, resmi yoldan tebliğ edildiği gerekçeli karar üzerinde belirtilen yabancı mahkeme ilamının, posta yoluyla mı, yoksa Lahey Sözleşmesi hükümlerine uygun olarak mı tebliğ edildiği araştırılıp tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı tespit edilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12881 E. 2010/7974 K.
Ortak:kanunlar ihtilafı · savunma hakkı · münhasırlık · kamu düzeni · tenfiz · tebligat · yetkisizlik kararı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaBunlar Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemelerinden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri' nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler'in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerine gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
… iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'nun 405/2. maddesi hükmünce pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini isteyemeyeceği, bu durumda dava ve «tenfize» konu edilen ilamın Türk mahkemeleri tarafından verilen kararlarla açıkça çelişmesi nedeniyle «kamu düzenine» aykırı olduğu, tenfize konu kararla ilgili usulüne uygun yapılmış bir «tebligattan» sözedilemeyeceği, bu nedenle kararın kesinleşmediği, yabancı mahkemece duruşmaya gelmemenin Türk kamu düzenine aykırı olarak davanın «ikrarı» olarak nitelendirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, yabancı mahkeme tarafından verilen kararın Türk Mahkemeleri tarafından verilen kararlarla açıkça çelişmesi nedeniyle «kamu düzenine» aykırı olduğu, «tenfize» konu kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, bu nedenle kesinleşmediği, duruşmaya katılmamanın davanın «ikrarı» olarak nitelendirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, Türkiye ile Almanya arasında karşılıklılık şartının mevcut olduğu, dosyaya «ibraz» edilen belgere göre davacının davalı şirkette 199 adet hissesi bulunduğu, böyle bir davada yetkili mahkemenin HUMK’nun 17 nci maddesi uyarınca Yozgat Mahkemeleri olduğu, Türk mahkemelerinin bu «yetkisinin» «kesin» bulunduğu, ayrıca ibraz edilen «tenfiz» kararının «gıyapta» verilmekle davalıya savunma imkanının da tanınmadığı, tenfizi talep edilen karar için 2675 sayılı Yasa’nın 38.maddesinde öngörülen yasal koşulların oluşmadığı gere …
Burada sadece yabancı hükmün «tenfizinin» Türk «kamu düzenine» aykırı sonuçlar meydana getirip getirmeyeceği meselesi tetkik edilir (Prof.Dr.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gıyapta karar · sözlü yargılama · delil değerlendirmesi · ibraz · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, Türkiye ile Almanya arasında karşılıklılık şartının mevcut olduğu, dosyaya «ibraz» edilen belgere göre davacının davalı şirkette 199 adet hissesi bulunduğu, böyle bir davada yetkili mahkemenin HUMK’nun 17 nci maddesi uyarınca Yozgat Mahkemeleri olduğu, Türk mahkemelerinin bu «yetkisinin» «kesin» bulunduğu, ayrıca ibraz edilen «tenfiz» kararının «gıyapta» verilmekle davalıya savunma imkanının da tanınmadığı, tenfizi talep edilen karar için 2675 sayılı Yasa’nın 38.maddesinde öngörülen yasal koşulların oluşmadığı gere …
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve davalıya savunma imkanının tanınmadığı, ayrıca davacının davalı şirkette 199 hisse sahibi olup, HUMK’nun 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemelerinin «kesin» yetkili bulunduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Tenfizi istenen kararda yazılı hususlar dışında başka «deliller değerlendirilmek» suretiyle karar verilemez.
… e de şirket ile ortağı arasındaki uyuşmazlığın HUMK.’nun 17. maddesi uyarınca şirketin ikametgahı sayılan yer mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilmek suretiyle «tenfizi» istenen kararda yazılı hususlar dışında başka «deliller değerlendirilmiş», yabancı mahkemece uyuşmazlığın şirket ile ortağı arasındaki bir uyuşmazlık olarak nitelendirilmediği gözden kaçırılmış, böylece gerçekte yabancı mahkeme kararının …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/85 E. 2010/11230 K.
Ortak:kanunlar ihtilafı · savunma hakkı · münhasırlık · kamu düzeni · tenfiz · yetkisizlik kararı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaBunlar Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemelerinden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri' nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler'in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerine gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
… iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'nun 405/2. maddesi hükmünce pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini isteyemeyeceği, bu durumda dava ve «tenfize» konu edilen ilamın Türk mahkemeleri tarafından verilen kararlarla açıkça çelişmesi nedeniyle «kamu düzenine» aykırı olduğu, tenfize konu kararla ilgili usulüne uygun yapılmış bir «tebligattan» sözedilemeyeceği, bu nedenle kararın kesinleşmediği, yabancı mahkemece duruşmaya gelmemenin Türk kamu düzenine aykırı olarak davanın «ikrarı» olarak nitelendirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, yabancı mahkeme tarafından verilen kararın Türk Mahkemeleri tarafından verilen kararlarla açıkça çelişmesi nedeniyle «kamu düzenine» aykırı olduğu, «tenfize» konu kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, bu nedenle kesinleşmediği, duruşmaya katılmamanın davanın «ikrarı» olarak nitelendirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanınbulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Burada sadece yabancı hükmün «tenfizinin» Türk «kamu düzenine» aykırı sonuçlar meydana getirip getirmeyeceği meselesi tetkik edilir (Prof.Dr.
… 8 sayılı yasanın 54.maddesi olduğu, Türkiye ile Almanya arasında karşılıklılık şartı konusunda bir ihtilaf bulunmadığı, ancak fiili karşılıklılık bulunduğu, dosyaya «ibraz» edilen belgelere göre, davacının davalı şirkette hissesi mevcut olmadığı halde davacının davalı şirket ortağı olduğu iddiasıyla davayı açtığının anlaşıldığı, böyle bir davada yetkili mahkemenin HMUK.nun 17. maddesi gereğince Yozgat Mahkemeleri olduğu, Türk Mahkemelerinin «kesin» yetkili olduğu, ayrıca ibraz edilen «tenfiz» kararının «gıyapta» verildiğinin belirtildiği, bu suretle davalıya savunma imkanı tanınmadığı tenfizi talep edilen karar için yasal şartlar oluşmadığı sonucuna varılarak, davanın redd …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gıyapta karar · delil değerlendirmesi · adli yardım · ibraz · kesin hüküm
Benzer bu kararda… 8 sayılı yasanın 54.maddesi olduğu, Türkiye ile Almanya arasında karşılıklılık şartı konusunda bir ihtilaf bulunmadığı, ancak fiili karşılıklılık bulunduğu, dosyaya «ibraz» edilen belgelere göre, davacının davalı şirkette hissesi mevcut olmadığı halde davacının davalı şirket ortağı olduğu iddiasıyla davayı açtığının anlaşıldığı, böyle bir davada yetkili mahkemenin HMUK.nun 17. maddesi gereğince Yozgat Mahkemeleri olduğu, Türk Mahkemelerinin «kesin» yetkili olduğu, ayrıca ibraz edilen «tenfiz» kararının «gıyapta» verildiğinin belirtildiği, bu suretle davalıya savunma imkanı tanınmadığı tenfizi talep edilen karar için yasal şartlar oluşmadığı sonucuna varılarak, davanın redd …
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve davalıya savunma imkanının tanınmadığı, ayrıca davacının davalı şirkette hisse sahibi olup, HUMK.’nun 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemelerinin «kesin» yetkili bulunduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Tenfizi istenen kararda yazılı hususlar dışında başka «deliller değerlendirilmek» suretiyle karar verilemez.
… e de şirket ile ortağı arasındaki uyuşmazlığın HUMK.’nun 17. maddesi uyarınca şirketin ikametgahı sayılan yer mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilmek suretiyle «tenfizi» istenen kararda yazılı hususlar dışında başka «deliller değerlendirilmiş», yabancı mahkemece uyuşmazlığın şirket ile ortağı arasındaki bir uyuşmazlık olarak nitelendirilmediği gözden kaçırılmış, böylece gerçekte yabancı mahkeme kararının …
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12787 E. 2010/8098 K.
Ortak:kanunlar ihtilafı · savunma hakkı · münhasırlık · kamu düzeni · tenfiz · tebligat · yetkisizlik kararı · yetki/yetkisizlik · Yabancı mahkeme kararının tenfizi
İncelediğiniz karardaBunlar Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemelerinden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri' nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler'in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerine gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
… iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'nun 405/2. maddesi hükmünce pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini isteyemeyeceği, bu durumda dava ve «tenfize» konu edilen ilamın Türk mahkemeleri tarafından verilen kararlarla açıkça çelişmesi nedeniyle «kamu düzenine» aykırı olduğu, tenfize konu kararla ilgili usulüne uygun yapılmış bir «tebligattan» sözedilemeyeceği, bu nedenle kararın kesinleşmediği, yabancı mahkemece duruşmaya gelmemenin Türk kamu düzenine aykırı olarak davanın «ikrarı» olarak nitelendirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, yabancı mahkeme tarafından verilen kararın Türk Mahkemeleri tarafından verilen kararlarla açıkça çelişmesi nedeniyle «kamu düzenine» aykırı olduğu, «tenfize» konu kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, bu nedenle kesinleşmediği, duruşmaya katılmamanın davanın «ikrarı» olarak nitelendirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkette 60 adet hissesi bulunduğu, HUMK'nun 17.maddesi gereğince «kesin» yetkili mahkemenin Yozgat Mahkemeleri olduğu, «tenfizi» istenilen kararın «gıyapta» verilmiş olup davalı tarafa «savunma hakkı» da verilmediği, MÖHUK'un 38. maddesinde yazılı koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Burada sadece yabancı hükmün «tenfizinin» Türk «kamu düzenine» aykırı sonuçlar meydana getirip getirmeyeceği meselesi tetkik edilir (Prof.Dr.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gıyapta karar · delil değerlendirmesi · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkette 60 adet hissesi bulunduğu, HUMK'nun 17.maddesi gereğince «kesin» yetkili mahkemenin Yozgat Mahkemeleri olduğu, «tenfizi» istenilen kararın «gıyapta» verilmiş olup davalı tarafa «savunma hakkı» da verilmediği, MÖHUK'un 38. maddesinde yazılı koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve davalıya savunma imkanının tanınmadığı, ayrıca davacının davalı şirkette 60 hisse sahibi olup, HUMK.’nun 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemelerinin «kesin» yetkili bulunduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Tenfizi istenen kararda yazılı hususlar dışında başka «deliller değerlendirilmek» suretiyle karar verilemez.
… e de şirket ile ortağı arasındaki uyuşmazlığın HUMK.’nun 17. maddesi uyarınca şirketin ikametgahı sayılan yer mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilmek suretiyle «tenfizi» istenen kararda yazılı hususlar dışında başka «deliller değerlendirilmiş», yabancı mahkemece uyuşmazlığın şirket ile ortağı arasındaki bir uyuşmazlık olarak nitelendirilmediği gözden kaçırılmış, böylece gerçekte yabancı mahkeme kararının …
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12796 E. 2010/7975 K.
Ortak:kanunlar ihtilafı · savunma hakkı · münhasırlık · kamu düzeni · tenfiz · tebligat · yetkisizlik kararı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaBunlar Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemelerinden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri' nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler'in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerine gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
… iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'nun 405/2. maddesi hükmünce pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini isteyemeyeceği, bu durumda dava ve «tenfize» konu edilen ilamın Türk mahkemeleri tarafından verilen kararlarla açıkça çelişmesi nedeniyle «kamu düzenine» aykırı olduğu, tenfize konu kararla ilgili usulüne uygun yapılmış bir «tebligattan» sözedilemeyeceği, bu nedenle kararın kesinleşmediği, yabancı mahkemece duruşmaya gelmemenin Türk kamu düzenine aykırı olarak davanın «ikrarı» olarak nitelendirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, yabancı mahkeme tarafından verilen kararın Türk Mahkemeleri tarafından verilen kararlarla açıkça çelişmesi nedeniyle «kamu düzenine» aykırı olduğu, «tenfize» konu kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, bu nedenle kesinleşmediği, duruşmaya katılmamanın davanın «ikrarı» olarak nitelendirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece,iddia,savunma ve dosyadaki kanıtlara göre,Türkiye ile Almanya arasında karşılıklılık şartının mevcut olduğu,dosyaya «ibraz» edilen belgere göre davacının davalı şirkette hissesi bulunmadığı,ancak davacının, Almanya Münih 1.Bölgesel Mahkemesi'ne müracaat ederek davalı şirkete sermaye olarak verdiği parayı talep etttiği,böyle bir davada yetkili mahkemenin HUMK’nun 17.maddesi uyarınca Yozgat Mahkemeleri olduğu,Türk mahkemelerinin bu «yetkisinin» «kesin» bulunduğu,ayrıca ibraz edilen «tenfiz» kararının «gıyapta» verilmekle davalıya «savunma hakkının» da tanınmadığı,tenfizi talep edilen karar için 2675 sayılı Yasa’nın 38.maddesinde öngörülen yasal koşulların oluşmadığı gerekçeleriyle,davanın reddine karar verilm …
Burada sadece yabancı hükmün «tenfizinin» Türk «kamu düzenine» aykırı sonuçlar meydana getirip getirmeyeceği meselesi tetkik edilir (Prof.Dr.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gıyapta karar · sözlü yargılama · delil değerlendirmesi · ibraz · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece,iddia,savunma ve dosyadaki kanıtlara göre,Türkiye ile Almanya arasında karşılıklılık şartının mevcut olduğu,dosyaya «ibraz» edilen belgere göre davacının davalı şirkette hissesi bulunmadığı,ancak davacının, Almanya Münih 1.Bölgesel Mahkemesi'ne müracaat ederek davalı şirkete sermaye olarak verdiği parayı talep etttiği,böyle bir davada yetkili mahkemenin HUMK’nun 17.maddesi uyarınca Yozgat Mahkemeleri olduğu,Türk mahkemelerinin bu «yetkisinin» «kesin» bulunduğu,ayrıca ibraz edilen «tenfiz» kararının «gıyapta» verilmekle davalıya «savunma hakkının» da tanınmadığı,tenfizi talep edilen karar için 2675 sayılı Yasa’nın 38.maddesinde öngörülen yasal koşulların oluşmadığı gerekçeleriyle,davanın reddine karar verilm …
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve davalıya savunma imkanının tanınmadığı, ayrıca davacının davalı şirkette 199 hisse sahibi olup, HUMK.’nun 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemelerinin «kesin» yetkili bulunduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Tenfizi istenen kararda yazılı hususlar dışında başka «deliller değerlendirilmek» suretiyle karar verilemez.
… e de şirket ile ortağı arasındaki uyuşmazlığın HUMK.’nun 17. maddesi uyarınca şirketin ikametgahı sayılan yer mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilmek suretiyle «tenfizi» istenen kararda yazılı hususlar dışında başka «deliller değerlendirilmiş», yabancı mahkemece uyuşmazlığın şirket ile ortağı arasındaki bir uyuşmazlık olarak nitelendirilmediği gözden kaçırılmış, böylece gerçekte yabancı mahkeme kararının …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12879 E. 2010/8080 K.
Ortak:kanunlar ihtilafı · savunma hakkı · münhasırlık · kamu düzeni · tenfiz · tebligat · yetkisizlik kararı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaBunlar Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemelerinden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri' nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler'in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerine gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
… iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'nun 405/2. maddesi hükmünce pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini isteyemeyeceği, bu durumda dava ve «tenfize» konu edilen ilamın Türk mahkemeleri tarafından verilen kararlarla açıkça çelişmesi nedeniyle «kamu düzenine» aykırı olduğu, tenfize konu kararla ilgili usulüne uygun yapılmış bir «tebligattan» sözedilemeyeceği, bu nedenle kararın kesinleşmediği, yabancı mahkemece duruşmaya gelmemenin Türk kamu düzenine aykırı olarak davanın «ikrarı» olarak nitelendirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, yabancı mahkeme tarafından verilen kararın Türk Mahkemeleri tarafından verilen kararlarla açıkça çelişmesi nedeniyle «kamu düzenine» aykırı olduğu, «tenfize» konu kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, bu nedenle kesinleşmediği, duruşmaya katılmamanın davanın «ikrarı» olarak nitelendirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, açılan davanın dayanağının 2675 sayılı MÖHUK'nun 38. maddesi olduğu, davacının davalı şirkette 354 adet hisseye sahip olup, HUMK'nun 17. maddesi gereğince «kesin» yetkili mahkemenin, Yozgat Mahkemeleri olduğu, «ibraz» edilen ve «tenfizi» istenilen karar «gıyapta» verilmiş olup, davalı tarafa «savunma hakkı» da verilmediği, tenfizi istenilen karar yönünden MÖHUK'nun 38.
Burada sadece yabancı hükmün «tenfizinin» Türk «kamu düzenine» aykırı sonuçlar meydana getirip getirmeyeceği meselesi tetkik edilir (Prof.Dr.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gıyapta karar · delil değerlendirmesi · ibraz · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, açılan davanın dayanağının 2675 sayılı MÖHUK'nun 38. maddesi olduğu, davacının davalı şirkette 354 adet hisseye sahip olup, HUMK'nun 17. maddesi gereğince «kesin» yetkili mahkemenin, Yozgat Mahkemeleri olduğu, «ibraz» edilen ve «tenfizi» istenilen karar «gıyapta» verilmiş olup, davalı tarafa «savunma hakkı» da verilmediği, tenfizi istenilen karar yönünden MÖHUK'nun 38.
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve davalıya savunma imkanının tanınmadığı, ayrıca davacının davalı şirkette 354 hisse sahibi olup, HUMK.’nun 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemelerinin «kesin» yetkili bulunduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Tenfizi istenen kararda yazılı hususlar dışında başka «deliller değerlendirilmek» suretiyle karar verilemez.
… e de şirket ile ortağı arasındaki uyuşmazlığın HUMK.’nun 17. maddesi uyarınca şirketin ikametgahı sayılan yer mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilmek suretiyle «tenfizi» istenen kararda yazılı hususlar dışında başka «deliller değerlendirilmiş», yabancı mahkemece uyuşmazlığın şirket ile ortağı arasındaki bir uyuşmazlık olarak nitelendirilmediği gözden kaçırılmış, böylece gerçekte yabancı mahkeme kararının …
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12548 E. 2010/7403 K.
Ortak:kanunlar ihtilafı · usulüne uygun tebliğ · savunma hakkı · münhasırlık · kamu düzeni · tenfiz · tebligat · yetkisizlik kararı · yetki/yetkisizlik · Yabancı mahkeme kararının tenfizi
İncelediğiniz karardaBunlar Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemelerinden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri' nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler'in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerine gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
… iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'nun 405/2. maddesi hükmünce pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini isteyemeyeceği, bu durumda dava ve «tenfize» konu edilen ilamın Türk mahkemeleri tarafından verilen kararlarla açıkça çelişmesi nedeniyle «kamu düzenine» aykırı olduğu, tenfize konu kararla ilgili usulüne uygun yapılmış bir «tebligattan» sözedilemeyeceği, bu nedenle kararın kesinleşmediği, yabancı mahkemece duruşmaya gelmemenin Türk kamu düzenine aykırı olarak davanın «ikrarı» olarak nitelendirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, yabancı mahkeme tarafından verilen kararın Türk Mahkemeleri tarafından verilen kararlarla açıkça çelişmesi nedeniyle «kamu düzenine» aykırı olduğu, «tenfize» konu kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, bu nedenle kesinleşmediği, duruşmaya katılmamanın davanın «ikrarı» olarak nitelendirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler’in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi aksine Alman Hukuku’na göre postaya verilmek suretiyle davalıya tebliğe çıkarıldığı, Lahey Sözleşmesi, MÖHUK ve HUMK uyarınca davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, ortada kesinleşmiş bir karardan söz edilemeyeceği, Alman makamlarınca kararın postaya verilme tarihinin «tebliğ tarihi» sayılacağı hükmünün anılan sözleşme ve MÖHUK gereğince kabulünün mümkün olmadığı, «tebligat» «kamu düzenine» ilişkin olup karar tebliğinin MÖHUK’un 38/c maddesi gereğince kamu düzenine aykırı bulunduğu, MÖHUK’nun 34. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar bulunmad …
Mahkemece, dosya kapsamına göre, yabancı mahkemece «gıyapta» görülen davada doğrudan posta yolu ile tebliğ yoluna gidilmesi davalının «savunma hakkını kısıtladığı» gibi esasen MÖHUK.nun 38/c maddesi gereğince «kamu düzenine» aykırı da olduğu, kaldı ki aynı Kanunun 34 ncü maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan da söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gıyapta karar · savunma hakkının kısıtlanması · tebliğ tarihi · kısıtlılık · havale · cy/cy kaydı · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına göre, yabancı mahkemece «gıyapta» görülen davada doğrudan posta yolu ile tebliğ yoluna gidilmesi davalının «savunma hakkını kısıtladığı» gibi esasen MÖHUK.nun 38/c maddesi gereğince «kamu düzenine» aykırı da olduğu, kaldı ki aynı Kanunun 34 ncü maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan da söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı vekilinin dilekçesi 24.10.2008 tarihinde hakim tarafından «havale» edilmekle birlikte, dilekçenin harcı yatırılmadığı gibi temyiz «defterine» de «kaydı» yapılmamıştır.
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi aksine Alman Hukuku’na göre postaya verilmek suretiyle davalıya tebliğe çıkarıldığı, Lahey Sözleşmesi, MÖHUK ve HUMK uyarınca davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, ortada kesinleşmiş bir karardan söz edilemeyeceği, Alman makamlarınca kararın postaya verilme tarihinin «tebliğ tarihi» sayılacağı hükmünün anılan sözleşme ve MÖHUK gereğince kabulünün mümkün olmadığı, «tebligat» «kamu düzenine» ilişkin olup karar tebliğinin MÖHUK’un 38/c maddesi gereğince kamu düzenine aykırı bulunduğu, MÖHUK’nun 34. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar bulunmad …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/480 E. 2010/10818 K.
Ortak:kanunlar ihtilafı · savunma hakkı · münhasırlık · kamu düzeni · tenfiz · tebligat · yetkisizlik kararı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaBunlar Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemelerinden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri' nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler'in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerine gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
… iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'nun 405/2. maddesi hükmünce pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini isteyemeyeceği, bu durumda dava ve «tenfize» konu edilen ilamın Türk mahkemeleri tarafından verilen kararlarla açıkça çelişmesi nedeniyle «kamu düzenine» aykırı olduğu, tenfize konu kararla ilgili usulüne uygun yapılmış bir «tebligattan» sözedilemeyeceği, bu nedenle kararın kesinleşmediği, yabancı mahkemece duruşmaya gelmemenin Türk kamu düzenine aykırı olarak davanın «ikrarı» olarak nitelendirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, yabancı mahkeme tarafından verilen kararın Türk Mahkemeleri tarafından verilen kararlarla açıkça çelişmesi nedeniyle «kamu düzenine» aykırı olduğu, «tenfize» konu kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, bu nedenle kesinleşmediği, duruşmaya katılmamanın davanın «ikrarı» olarak nitelendirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, Türkiye ile Almanya arasında karşılıklılık şartının mevcut olduğu, dosyaya «ibraz» edilen belgere göre davacının davalı şirkette 1406 adet hissesi bulunduğuı, böyle bir davada yetkili mahkemenin HUMK’nun 17 nci maddesi uyarınca Yozgat Mahkemeleri olduğu, Türk mahkemelerinin bu «yetkisinin» «kesin» bulunduğu, ayrıca ibraz edilen «tenfiz» kararının «gıyapta» verilmekle davalıya savunma imkanının da tanınmadığı, tenfizi talep edilen karar için 2675 sayılı Yasa’nın 38.maddesinde öngörülen yasal koşulların oluşmadığı gere …
Burada sadece yabancı hükmün «tenfizinin» Türk «kamu düzenine» aykırı sonuçlar meydana getirip getirmeyeceği meselesi tetkik edilir (Prof.Dr.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gıyapta karar · sözlü yargılama · delil değerlendirmesi · ibraz · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, Türkiye ile Almanya arasında karşılıklılık şartının mevcut olduğu, dosyaya «ibraz» edilen belgere göre davacının davalı şirkette 1406 adet hissesi bulunduğuı, böyle bir davada yetkili mahkemenin HUMK’nun 17 nci maddesi uyarınca Yozgat Mahkemeleri olduğu, Türk mahkemelerinin bu «yetkisinin» «kesin» bulunduğu, ayrıca ibraz edilen «tenfiz» kararının «gıyapta» verilmekle davalıya savunma imkanının da tanınmadığı, tenfizi talep edilen karar için 2675 sayılı Yasa’nın 38.maddesinde öngörülen yasal koşulların oluşmadığı gere …
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve davalıya savunma imkanının tanınmadığı, ayrıca davacının davalı şirkette 1406 hisse sahibi olup, HUMK.’nun 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemelerinin «kesin» yetkili bulunduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Tenfizi istenen kararda yazılı hususlar dışında başka «deliller değerlendirilmek» suretiyle karar verilemez.
… e de şirket ile ortağı arasındaki uyuşmazlığın HUMK.’nun 17. maddesi uyarınca şirketin ikametgahı sayılan yer mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilmek suretiyle «tenfizi» istenen kararda yazılı hususlar dışında başka «deliller değerlendirilmiş», yabancı mahkemece uyuşmazlığın şirket ile ortağı arasındaki bir uyuşmazlık olarak nitelendirilmediği gözden kaçırılmış, böylece gerçekte yabancı mahkeme kararının …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/2263 E. , 2011/14062 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Konya 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.12.2009 tarih ve 2009/282 - 2009/485 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkilinden para tahsil ettiğini ve ödemediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından davalı aleyhine açılan davada Mannheim Sulh Hukuk Mahkemesince 2.045,17 EURO anaparanın faiziyle birlikte tahsiline karar verildiğini, davalıya tebliğ edilen kararın temyiz başvurusu yapılmadığından kesinleştiğini ileri sürerek Mannheim Sulh Hukuk Mahkemesince verilen kararın tenfizini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yabancı mahkemece taraflarına usulüne uygun tebligat yapılmadığından savunma haklarının yok sayıldığını, davanın Türk hukukuna tabi olduğunu, müvekkilinin idare merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde görülmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK'nun 405/2. maddesi hükmünce pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini isteyemeyeceği, bu durumda dava ve tenfize konu edilen ilamın Türk mahkemeleri tarafından verilen kararlarla açıkça çelişmesi nedeniyle kamu düzenine aykırı olduğu, tenfize konu kararla ilgili usulüne uygun yapılmış bir tebligattan sözedilemeyeceği, bu nedenle kararın kesinleşmediği, yabancı mahkemece duruşmaya gelmemenin Türk kamu düzenine aykırı olarak davanın ikrarı olarak nitelendirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, Alman mahkemesince verilen kararın temyizi istemine ilişkindir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2675 sayılı MÖHUK' un 34. maddesi hükmüne göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye'de icra olunabilmesi, yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Tenfizin şartları ise aynı yasanın 38. maddesinde düzenlenmiştir. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemelerinden verilmiş
ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri' nin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın savunma hakkına ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler'in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk kanunlar ihtilafı kaidelerine gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece, yabancı mahkeme tarafından verilen kararın Türk Mahkemeleri tarafından verilen kararlarla açıkça çelişmesi nedeniyle kamu düzenine aykırı olduğu, tenfize konu kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, bu nedenle kesinleşmediği, duruşmaya katılmamanın davanın ikrarı olarak nitelendirildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Tenfizi istenen Mannheim Sulh Hukuk Mahkemesi karar tercümesinden, dava dilekçesinin davalıya tebliğ edildiği, davalıya kendisini savunmak üzere dört haftalık bir süre tanındığı, davalının yazılı mütalaada bulunduğu, böylece davalı tarafa savunma hakkı tanındığı anlaşılmaktadır.
MÖHUK'nun 38. maddesinde yazılı şartların mevcudiyeti halinde yetkili asliye hukuk mahkemesi, tenfiz kararı vermek mecburiyetindedir. Tenfiz hakimi, yabancı kararın maddi hukuk bakımından doğruluğunu (madde 38/e dışında) tetkik edemez. Bu yasak, 38. maddenin (d) bendinde yer alan hüküm istisna edilmek şartıyla, usul hükümlerinin tatbiki bakımından da geçerlidir. Tenfiz mahkemesince Alman Mahkemesinin uyguladığı usul hükümlerinin Türk kamu düzenine aykırı olduğunun belirtilmesi doğru değildir. Yine, mahkeme hükmünün kamu düzenine aykırı olmaması şartı, yabancı mahkeme kararının maddi doğruluğunu tetkik için bir sebep teşkil etmez.
Buna göre, mahkemece, resmi yoldan tebliğ edildiği gerekçeli karar üzerinde belirtilen yabancı mahkeme ilamının, posta yoluyla mı, yoksa Lahey Sözleşmesi hükümlerine uygun olarak mı tebliğ edildiği araştırılıp tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı tespit edilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1033727200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz