6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/2629 E. 2011/14029 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
objektif özen yükümlülüğü usulsüz tevdi usulsüz tevdi sözleşmesi özen yükümlülüğü internet bankacılığı kusur oranı sahtecilik ispat yükü mahsup vade temerrüt faizi havale taşıyan kusur hasar temerrüt

Atıf yapılan mevzuat: Bankacılık K. · BK — BK 306

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıya ait sistem bilgilerinin üçüncü kişilerce bilişim imkânları kullanılarak elde edilmesinde davacının gerektiği ölçüde tedbirli davranmadığından % 40 oranında kusurunun bulunduğu, davalı bankanın ise internet bankacılığı için gerekli güvenlik önlemlerini yeterli düzeyde almayarak objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmediğinden oluşan zarardan % 60 oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 5.400,00 TL’nin dava tarihinden yasal faiziyle tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Dava, banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.

Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK’nun 306 ve 307. maddeler uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.

Somut olayda mahkemece, şifrenin davacı tarafından korunamaması nedeniyle davacıya %40 oranında kusur verilmiştir. Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile hesaplardan çekilerek başka hesaplara havale edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, ispat yükü kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır. Bu itibarla, somut olayda davacıya atfedilecek her hangi bir kusurun ispat edilememesi nedeniyle tüm kusurun davalı bankada olduğunun kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile tarafların birlikte kusurlu olduğunun kabul edilmesi doğru görülmemiştir.

Ayrıca, davacı vekili dava dilekçesinde temerrüt faizinin 14.10.2003 olay tarihinden başlatılmasını talep etmiş olmasına rağmen mahkemece, temerrüdün oluştuğu tarih belirlenmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi de yerinde görülmediğinden kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11589 E. 2010/2568 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Tazminat 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2563 E. 2011/14028 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Tazminat 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2928 E. 2010/9248 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

4 benzer karar daha
  • Tazminat 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/9920 E. 2011/2617 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Tazminat 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13494 E. 2010/4795 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Tazminat 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12474 E. 2010/11284 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Tazminat 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3441 E. 2010/9640 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/2629 E.  ,  2011/14029 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Karabük 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/12/2009 tarih ve 2008/102-2009/579 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadaki hesabından iradesi dışında internet bankacılığı aracılığıyla dava dışı üçüncü kişi tarafından havale yapılarak hesabın boşaltıldığını, bu kişinin yakalanarak yargılandığını ve mahkum olduğunu ileri sürerek, 9.000,00 TL’nin davalıdan olay tarihinden itibaren reeskont faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, internet üzerinden bankacılık işlemi yapılması için gerekli şifrelerin üçüncü kişilerin eline geçmesine sebebiyet veren davacının zararın oluşumunda kusurlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıya ait sistem bilgilerinin üçüncü kişilerce bilişim imkânları kullanılarak elde edilmesinde davacının gerektiği ölçüde tedbirli davranmadığından % 40 oranında kusurunun bulunduğu, davalı bankanın ise internet bankacılığı için gerekli güvenlik önlemlerini yeterli düzeyde almayarak objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmediğinden oluşan zarardan % 60 oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 5.400,00 TL’nin dava tarihinden yasal faiziyle tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Dava, banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.

Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK’nun 306 ve 307. maddeler uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.

Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.

Somut olayda mahkemece, şifrenin davacı tarafından korunamaması nedeniyle davacıya %40 oranında kusur verilmiştir. Oysa davacıya ait para, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile hesaplardan çekilerek başka hesaplara havale edilmiş olup, bu durum davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, ispat yükü kendisinde olan davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır. Bu itibarla, somut olayda davacıya atfedilecek her hangi bir kusurun ispat edilememesi nedeniyle tüm kusurun davalı bankada olduğunun kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile tarafların birlikte kusurlu olduğunun kabul edilmesi doğru görülmemiştir.

Ayrıca, davacı vekili dava dilekçesinde temerrüt faizinin 14.10.2003 olay tarihinden başlatılmasını talep etmiş olmasına rağmen mahkemece, temerrüdün oluştuğu tarih belirlenmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi de yerinde görülmediğinden kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın, davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 247,10 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 17/10/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1033712900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.