Hüküm iptal
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/12299 E. 2011/12517 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
oy hakkından yoksunluk↗ ortaklar kurulu kararının yokluğu↗ ortaklar kurulu kararının iptali↗ toplantı ve karar nisabı↗ limited şirket ortaklığı↗ karar nisabı↗ iyiniyet kuralı↗ ticaret sicili tescili↗ ortaklar kurulu kararı↗ iyiniyet↗ iptal davası↗ tüzel kişilik↗ uyuşmazlık konusu↗ anonim şirket↗ limited şirket↗ kâr payı↗ ticaret sicili↗ yetki↗ ihtarname↗ dahili dava↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, ortaklardan davacı ...’a toplantı yapılacağı hususunun anasözleşmeye uygun şekilde tebliğ edilmediği, iptal davası açma hakkı bulunduğu, bu durumun kendiliğinden ortaklar kurulu kararının yokluğu sonucu doğurmayacağı, ancak hangi nedenle ortaklar kurulu kararlarının iptalini talep ettiğinin açıklanmadığı, %5.825 payının tek başına toplantı ve karar nisabına etki etmeyeceği, esasen çekilen ihtarnameye verdiği cevaptan bu davacının toplantıdan haberdar olduğu, davalı şirketin anasözleşmesinin 15. maddesinde yer alan oy hakkını sınırlayan düzenlemenin, 559 sayılı KHK ile uygulama imkanının ortadan kalktığı, yine anasözleşmenin 16. maddesinde atıf yapılan TTK.nun 513. maddesinin değişiklikten önceki halinin uygulanmasının gerektiği, bunun sonucu olarak ortak sayısı beşten fazla olan limitet şirkette esas sermayenin 3/2’sini temsil eden ortakların kararlarının yeterli olacağı, bu miktarı aşması halinde tek bir ortağın bile karar alabileceği, ancak alınan kararın iyiniyet kurallarına aykırı bulunmaması gerektiği, bu yönün tespit edilemediği ve alınan kararın yerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, limitet şirketin nev’inin değiştirilmesine ilişkin ortaklar kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Davalı limitet şirketin üç ortaklı olarak 16.01.1990 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek tüzel kişilik kazandığı, bu ortaklardan ...’nun ölümü sonrasında davacıların miras yoluyla ortak sıfatını kazandıkları, 01.07.2007 tarihinden sonra altı ortaklı limitet şirket haline geldiği, yokluğu talep edilen ortaklar kurulu kararının şirketin nev’inin anonim şirkete dönüştürülmesine ilişkin bulunduğu ve bu kararın anasözleşme değişikliği niteliğinde bir karar olduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir. Ayrıca, davalı şirketin anasözleşmesinin 16. maddesinde şirket anasözleşmesinin değişikliğinin TTK.nun 513. maddesine göre yapılacağı, 15. maddesinde her ortağın oy hakkının sermayesine göre hesap edileceği, her 500.000 TL’nin bir oy hakkı vereceği, ancak bir ortağın bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3 ünden fazlasına sahip olamayacağı, 17. maddesinde ise, anasözleşmede bulunmayan hususlar hakkında TTK hükümlerinin uygulanacağı, uyuşmazlık konusu kararın lehinde oy kullanan hakim ortağın %70.82 oranında pay sahibi olduğu ve geriye kalan payların davacılar ile dava dışı diğer ortaklara ait bulunduğu yönleri de davalı ticaret sicili kayıtları ve dosya kapsamıyla sabittir.
Taraflar arasındaki çekişme, alınan kararın yok hükmünde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle davaya tatbik edilecek Kanun hükümlerinin belirlenmesi gerekmektedir. 16.01.1990 tarihinde ticaret siciline tescili yapılarak tüzel kişilik kazanan davalı limitet şirketin anasözleşmesinde sözleşme değişikliğinin TTK.nun 513. maddesine göre yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Anılan Kanun hükmü, 27.06.1996 tarihinde yürürlüğe giren 559 sayılı KHK ile değiştirilmiştir. Ancak, davalı limitet şirket anasözleşmesini yeni yasal düzenlemeye intibak ettirmemiştir. Bu durum karşısında, anasözleşme değişikliğinde Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, zaten anasözleşmeye aynen alınan, davalının tüzel kişilik kazandığı tarihte yürürlükte bulunan ve sözleşme hükmü haline gelen TTK.nun 513. maddesi uygulanacaktır. Anılan düzenlemeye göre, anasözleşme, ortak sayısı beşi geçmeyen limitet şirketlerde ittifakla verilecek bir kararla; ortak sayısı beşi geçen şirketlerde ise, sermayenin üçte ikisini temsil eden ortakların kararıyla değiştirilir. O halde, davalı şirketin ortak sayısı dikkate alındığında anasözleşmenin değiştirilmesinin geçerli olabilmesi için, sermayenin 2/3 ünü temsil eden ortakların bu karar lehinde oy kullanması gerekmektedir.
Ayrıca, tamamı yukarıda ifade edildiği üzere, davalı anasözleşmesinin 15. maddesinde oy hakkının sınırlandırılması kapsamında bir ortağın ancak bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3 ünden fazlasına sahip olamayacağı yönünde hüküm de mevcuttur. Bu düzenleme, davalı şirketin tüzel kişilik kazandığı tarihte yürürlükte bulunan TTK.nun 537. maddesi ve hatta yukarıda açıklanan KHK ile değişik hali karşısında geçerli ve ortakları bağlayıcı niteliktedir. Mahkemenin de gerekçesine aynen aldığı bilirkişi görüşünün aksine, açıklanan düzenleme, oy hakkından yoksunluğa dair bir sözleşme hükmü değildir. TTK.nun 537. maddesi uyarınca kanun koyucunun ortaklara verdiği oy hakkının sınırlandırılması yönündeki yetkinin kullanılmasına ilişkindir. Esasen, uyuşmazlığa anasözleşmenin 17. maddesinin atfı nedeniyle sözleşme hükmü haline gelen ve davalının tüzel kişilik kazandığı tarihte yürürlükte bulunan TTK 537. maddesi uygulanacaktır. Bir an değişik halinin uygulanacağı düşünülse bile, eski metin gibi değişik metinde de oy hakkının kullanılmasıyla ilgili ortakların şirket anasözleşmesine hüküm koyabilecekleri, yine oy hakkından yoksunluğa dair anasözleşme düzenlemesinin hükümsüz olacağı düzenlenmiştir. O halde, oy kullanılmasına dair anasözleşme hükmünün de kararın geçerliliği bakımından dikkate alınması gerekmektedir.
Bu durum karşısında, %70.82 oranında pay sahibi ortağın, anasözleşme hükmü karşısında toplam payların 1/3 ü oranında oy kullanmış kabul edileceği, bu ortak dışında anasözleşme değişikliği niteliğindeki işbu uyuşmazlık konusu ortaklar kurulu kararı lehinde oy kullananın olmadığı, değişiklik için gerekli toplam sermayenin 2/3 ünü temsil eden ortakların karar lehinde oy kullanmadığı, karar nisabı hesaplanırken oy sınırlamasına tabi ortağın kullanamadığı oyların da hesaba dahil edileceği, başka bir anlatımla, karar nisabının, fiilen kullanılan oylara göre değil, toplam sermayeye göre tespit edileceği, bu haliyle kararın yok hükmünde olduğu dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12621 E. 2011/12518 K.
Ortak:oy hakkından yoksunluk · karar nisabı · iyiniyet kuralı · ticaret sicili tescili · ortaklar kurulu kararı · iyiniyet · tüzel kişilik · uyuşmazlık konusu
İncelediğiniz kararda… unma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, ortaklardan davacı ...’a toplantı yapılacağı hususunun anasözleşmeye uygun şekilde tebliğ edilmediği, «iptal davası» açma hakkı bulunduğu, bu durumun kendiliğinden «ortaklar kurulu kararının yokluğu» sonucu doğurmayacağı, ancak hangi nedenle «ortaklar kurulu kararlarının iptalini» talep ettiğinin açıklanmadığı, %5.825 «payının» tek başına toplantı ve karar «nisabına» etki etmeyeceği, esasen çekilen «ihtarnameye» verdiği cevaptan bu davacının toplantıdan haberdar olduğu, davalı şirketin anasözleşmesinin 15. maddesinde yer alan oy hakkını sınırlayan düzenlemenin, 559 sayılı KHK ile uygulama imkanının ortadan kalktığı, yine anasözleşmenin 16. maddesinde atıf yapılan TTK.nun 513. maddesinin değişiklikten önceki halinin uygulanmasının gerektiği, bunun sonucu olarak ortak sayısı beşten fazla olan «limitet şirkette» esas sermayenin 3/2’sini «temsil» eden ortakların kararlarının yeterli olacağı, bu miktarı aşması halinde tek bir ortağın bile karar alabileceği, ancak alınan kararın «iyiniyet kurallarına» aykırı bulunmaması gerektiği, bu yönün tespit edilemediği ve alınan kararın yerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı «limitet şirketin» üç ortaklı olarak 16.01.1990 tarihinde «ticaret siciline tescil» edilerek «tüzel kişilik» kazandığı, bu ortaklardan ...’nun ölümü sonrasında davacıların miras yoluyla ortak sıfatını kazandıkları, 01.07.2007 tarihinden sonra altı ortaklı limitet şirket haline geldiği, yokluğu talep edilen «ortaklar kurulu» kararının şirketin nev’inin «anonim şirkete» dönüştürülmesine ilişkin bulunduğu ve bu kararın anasözleşme değişikliği niteliğinde bir karar olduğu hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
… ahibi ortağın, anasözleşme hükmü karşısında toplam payların 1/3 ü oranında oy kullanmış kabul edileceği, bu ortak dışında anasözleşme değişikliği niteliğindeki işbu «uyuşmazlık konusu» «ortaklar kurulu» kararı lehinde oy kullananın olmadığı, değişiklik için gerekli toplam sermayenin 2/3 ünü «temsil» eden ortakların karar lehinde oy kullanmadığı, karar «nisabı» hesaplanırken oy sınırlamasına tabi ortağın kullanamadığı oyların da hesaba «dahil» edileceği, başka bir anlatımla, karar nisabının, fiilen kullanılan oylara göre değil, toplam sermayeye göre tespit edileceği, bu haliyle kararın yok hükmünde olduğ …
Benzer bu karardaDavalı «limitet şirketin» üç ortaklı olarak 16.01.1990 tarihinde «ticaret siciline tescil» edilerek «tüzel kişilik» kazandıkları, bu ortaklardan ...’nun ölümü sonrasında davacıların miras yoluyla ortak sıfatını kazandığı, 01.07.2007 tarihinden sonra altı ortaklı limitet şirket haline geldiği, yokluğu talep edilen «ortaklar kurulu» kararının, müdür atanması, süresinin belirlenmesi ve yetkilerinin tayinine dair karar olduğu hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
… ın icra edildiği, anasözleşmenin 9. maddesi uyarınca esas sermayenin yarısından fazlasına sahip ortağın müdür seçimine ilişkin aldığı kararın, kanun, anasözleşme ve «iyiniyet kurallarına» aykırı bulunmadığı, yine anasözleşmenin 15. maddesinin değiştirilmeden önceki düzenlemesini aynen içerdiği ve bu hükmün uygulama kabiliyeti bulunmadığı gerekçesiyl …
Ayrıca, davalı şirketin anasözleşmesinin 9. maddesinde TTK'nun 536/3. maddesine paralel olarak müdürlerin şirketin ödenmiş sermayesinin yarısından fazlasını «temsil» eden «ortaklar kurulu» kararı ile değiştirileceği, 15. maddesinde her ortağın oy hakkının sermayesine göre hesap edileceği, her 500.000 TL’nin bir oy hakkı vereceği, ancak bir ortağın bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3 ünden fazlasına sahip olamayacağı, 17. maddesinde ise, anasözleşmede bulunmayan hususlar hakkında TTK hükümlerinin uygulanacağı, «uyuşmazlık konusu» kararın, %70.82 oranında pay sahibi dava dışı ortağın kararı ile alındığı ve geriye kalan payların davacılar ile dava dışı diğer ortağa ait olduğu yönleri de davalı şirketin «ticaret sicili» kayıtları ve dosya kapsamıyla sabittir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürü · şirket müdürü
Benzer bu kararda1-Dava, «limitet şirkete müdür» atanması, süresinin belirlenmesi ve yetkilerinin tayinine ilişkin «ortaklar kurulu» kararının yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
-
HUMK 440 kapsamına girmeyen karar düzeltme isteminin reddi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18786 E. 2015/5565 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2429 E. 2010/6726 K.
Ortak:iyiniyet kuralı · iyiniyet
İncelediğiniz kararda… unma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, ortaklardan davacı ...’a toplantı yapılacağı hususunun anasözleşmeye uygun şekilde tebliğ edilmediği, «iptal davası» açma hakkı bulunduğu, bu durumun kendiliğinden «ortaklar kurulu kararının yokluğu» sonucu doğurmayacağı, ancak hangi nedenle «ortaklar kurulu kararlarının iptalini» talep ettiğinin açıklanmadığı, %5.825 «payının» tek başına toplantı ve karar «nisabına» etki etmeyeceği, esasen çekilen «ihtarnameye» verdiği cevaptan bu davacının toplantıdan haberdar olduğu, davalı şirketin anasözleşmesinin 15. maddesinde yer alan oy hakkını sınırlayan düzenlemenin, 559 sayılı KHK ile uygulama imkanının ortadan kalktığı, yine anasözleşmenin 16. maddesinde atıf yapılan TTK.nun 513. maddesinin değişiklikten önceki halinin uygulanmasının gerektiği, bunun sonucu olarak ortak sayısı beşten fazla olan «limitet şirkette» esas sermayenin 3/2’sini «temsil» eden ortakların kararlarının yeterli olacağı, bu miktarı aşması halinde tek bir ortağın bile karar alabileceği, ancak alınan kararın «iyiniyet kurallarına» aykırı bulunmaması gerektiği, bu yönün tespit edilemediği ve alınan kararın yerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı kooperatifin 26.06.2005 tarihli genel kurul toplantısında alınan ve iptali istenen kararların yasa, anasözleşme ve «iyiniyet kurallarına» aykırı bulunmadığı, davacılar tarafından açılan davaların ispatlanamadığı sonucuna varılarak, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
… ise de anılan genel kurulda 6 ncı maddede alınmış bulunan ve davacılar tarafından iptali istenmiş olan kooperatif yöneticileri, muhasebe ve kontrol firması hakkında «sorumluluk davası» açılmaması yönündeki kararla ilgili olarak mahkemece bir değerlendirme yapılmamış, bu husus üzerinde durulmamış, bu karar yönünden bir inceleme yapılmamıştır.Bu durumda yöneticiler hakkındaki ceza dosyası da incelenerek sorumluluk davası açılmaması yönünde alınmış bulunan kararın yasa, anasözleşme ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olup olmadığının, buna göre iptali gerekip gerekmediğinin tespiti gerekirken, mahkemece anılan kararla ilgili olarak herhangi bir değerlendirmede bulunulmam …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk davası
Benzer bu kararda… ise de anılan genel kurulda 6 ncı maddede alınmış bulunan ve davacılar tarafından iptali istenmiş olan kooperatif yöneticileri, muhasebe ve kontrol firması hakkında «sorumluluk davası» açılmaması yönündeki kararla ilgili olarak mahkemece bir değerlendirme yapılmamış, bu husus üzerinde durulmamış, bu karar yönünden bir inceleme yapılmamıştır.Bu durumda yöneticiler hakkındaki ceza dosyası da incelenerek sorumluluk davası açılmaması yönünde alınmış bulunan kararın yasa, anasözleşme ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olup olmadığının, buna göre iptali gerekip gerekmediğinin tespiti gerekirken, mahkemece anılan kararla ilgili olarak herhangi bir değerlendirmede bulunulmam …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/12299 E. , 2011/12517 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/06/2009 tarih ve 2008/419-2009/533 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04.10.2011 gününde davacılar avukatı ... ile davalı avukatı .... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı limitet şirketin aile şirketi niteliğinde olduğunu, müvekkilleri ve kendisinin, babalarının ölümü ile ortaklık sıfatını kazandığını, %29.17 pay sahibi olduklarını, yönetimin %70.82 pay sahibi ortağa kaldığını, bu ortakla bir takım davaların devam ettiğini, anılan ortağın şirketin nev’inin değiştirilmesi yönünde ortaklar kurulu toplantısı çağrısı yaptığını, bu çağrının davacı ortak ...’na ulaşmadığını, 16.05.2008 tarihinde gerçekleştirilen ortaklar kurulunda alınan şirketin nev’inin değiştirilmesine ilişkin kararın toplantı ve karar nisabını içermediğini, 8.000.000 TL sermayeli ortaklıkta 5.333.000 TL sermayeyi temsil eden ortakların oy kullanmasının zorunlu olduğunu, anasözleşmede bir ortağın bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3 ünden fazlasına sahip olamayacağı kuralının bulunduğunu, her ne kadar dava dışı müdür ortak %70.8 oranında pay sahibi ise de oyunun ancak 2.666.000 YTL sermayeyi temsil edebileceği, alınan kararın toplantı ve karar nisabı bakımından yok hükmünde olduğunu ileri sürerek, geçersizliğinin tespit ile iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, ortaklardan davacı ...’a toplantı yapılacağı hususunun anasözleşmeye uygun şekilde tebliğ edilmediği, iptal davası açma hakkı bulunduğu, bu durumun kendiliğinden ortaklar kurulu kararının yokluğu sonucu doğurmayacağı, ancak hangi nedenle ortaklar kurulu kararlarının iptalini talep ettiğinin açıklanmadığı, %5.825 payının tek başına toplantı ve karar nisabına etki etmeyeceği, esasen çekilen ihtarnameye verdiği cevaptan bu davacının toplantıdan haberdar olduğu, davalı şirketin anasözleşmesinin 15. maddesinde yer alan oy hakkını sınırlayan düzenlemenin, 559 sayılı KHK ile uygulama imkanının ortadan kalktığı, yine anasözleşmenin 16.
maddesinde atıf yapılan TTK.nun 513. maddesinin değişiklikten önceki halinin uygulanmasının gerektiği, bunun sonucu olarak ortak sayısı beşten fazla olan limitet şirkette esas sermayenin 3/2’sini temsil eden ortakların kararlarının yeterli olacağı, bu miktarı aşması halinde tek bir ortağın bile karar alabileceği, ancak alınan kararın iyiniyet kurallarına aykırı bulunmaması gerektiği, bu yönün tespit edilemediği ve alınan kararın yerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, limitet şirketin nev’inin değiştirilmesine ilişkin ortaklar kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Davalı limitet şirketin üç ortaklı olarak 16.01.1990 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek tüzel kişilik kazandığı, bu ortaklardan ...’nun ölümü sonrasında davacıların miras yoluyla ortak sıfatını kazandıkları, 01.07.2007 tarihinden sonra altı ortaklı limitet şirket haline geldiği, yokluğu talep edilen ortaklar kurulu kararının şirketin nev’inin anonim şirkete dönüştürülmesine ilişkin bulunduğu ve bu kararın anasözleşme değişikliği niteliğinde bir karar olduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir. Ayrıca, davalı şirketin anasözleşmesinin 16. maddesinde şirket anasözleşmesinin değişikliğinin TTK.nun 513. maddesine göre yapılacağı, 15. maddesinde her ortağın oy hakkının sermayesine göre hesap edileceği, her 500.000 TL’nin bir oy hakkı vereceği, ancak bir ortağın bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3 ünden fazlasına sahip olamayacağı, 17.
maddesinde ise, anasözleşmede bulunmayan hususlar hakkında TTK hükümlerinin uygulanacağı, uyuşmazlık konusu kararın lehinde oy kullanan hakim ortağın %70.82 oranında pay sahibi olduğu ve geriye kalan payların davacılar ile dava dışı diğer ortaklara ait bulunduğu yönleri de davalı ticaret sicili kayıtları ve dosya kapsamıyla sabittir.
Taraflar arasındaki çekişme, alınan kararın yok hükmünde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle davaya tatbik edilecek Kanun hükümlerinin belirlenmesi gerekmektedir.
16. 01.1990 tarihinde ticaret siciline tescili yapılarak tüzel kişilik kazanan davalı limitet şirketin anasözleşmesinde sözleşme değişikliğinin TTK.nun 513. maddesine göre yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Anılan Kanun hükmü, 27.06.1996 tarihinde yürürlüğe giren 559 sayılı KHK ile değiştirilmiştir. Ancak, davalı limitet şirket anasözleşmesini yeni yasal düzenlemeye intibak ettirmemiştir. Bu durum karşısında, anasözleşme değişikliğinde Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, zaten anasözleşmeye aynen alınan, davalının tüzel kişilik kazandığı tarihte yürürlükte bulunan ve sözleşme hükmü haline gelen TTK.nun 513. maddesi uygulanacaktır. Anılan düzenlemeye göre, anasözleşme, ortak sayısı beşi geçmeyen limitet şirketlerde ittifakla verilecek bir kararla;
ortak sayısı beşi geçen şirketlerde ise, sermayenin üçte ikisini temsil eden ortakların kararıyla değiştirilir. O halde, davalı şirketin ortak sayısı dikkate alındığında anasözleşmenin değiştirilmesinin geçerli olabilmesi için, sermayenin 2/3 ünü temsil eden ortakların bu karar lehinde oy kullanması gerekmektedir.
Ayrıca, tamamı yukarıda ifade edildiği üzere, davalı anasözleşmesinin 15. maddesinde oy hakkının sınırlandırılması kapsamında bir ortağın ancak bütün ortakların sahip olduğu oy sayısının 1/3 ünden fazlasına sahip olamayacağı yönünde hüküm de mevcuttur. Bu düzenleme, davalı şirketin tüzel kişilik kazandığı tarihte yürürlükte bulunan TTK.nun 537. maddesi ve hatta yukarıda açıklanan KHK ile değişik hali karşısında geçerli ve ortakları bağlayıcı niteliktedir. Mahkemenin de gerekçesine aynen aldığı bilirkişi görüşünün aksine, açıklanan düzenleme, oy hakkından yoksunluğa dair bir sözleşme hükmü değildir. TTK.nun 537. maddesi uyarınca kanun koyucunun ortaklara verdiği oy hakkının sınırlandırılması yönündeki yetkinin kullanılmasına ilişkindir.
Esasen, uyuşmazlığa anasözleşmenin 17. maddesinin atfı nedeniyle sözleşme hükmü haline gelen ve davalının tüzel kişilik kazandığı tarihte yürürlükte bulunan TTK 537. maddesi uygulanacaktır. Bir an değişik halinin uygulanacağı düşünülse bile, eski metin gibi değişik metinde de oy hakkının kullanılmasıyla ilgili ortakların şirket anasözleşmesine hüküm koyabilecekleri, yine oy hakkından yoksunluğa dair anasözleşme düzenlemesinin hükümsüz olacağı düzenlenmiştir. O halde, oy kullanılmasına dair anasözleşme hükmünün de kararın geçerliliği bakımından dikkate alınması gerekmektedir.
Bu durum karşısında, %70.82 oranında pay sahibi ortağın, anasözleşme hükmü karşısında toplam payların 1/3 ü oranında oy kullanmış kabul edileceği, bu ortak dışında anasözleşme değişikliği niteliğindeki işbu uyuşmazlık konusu ortaklar kurulu kararı lehinde oy kullananın olmadığı, değişiklik için gerekli toplam sermayenin 2/3 ünü temsil eden ortakların karar lehinde oy kullanmadığı, karar nisabı hesaplanırken oy sınırlamasına tabi ortağın kullanamadığı oyların da hesaba dahil edileceği, başka bir anlatımla, karar nisabının, fiilen kullanılan oylara göre değil, toplam sermayeye göre tespit edileceği, bu haliyle kararın yok hükmünde olduğu dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir edilen 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1033650800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz