6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ortaktan çıkarılması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/12889 E. 2011/14138 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ortaklıktan çıkma terditli dava ttk 547 ortaklıktan çıkarılma şirket müdürlüğü rekabet yasağı şirket merkezi mahkemesi şirket müdürü şirket zararı oy yasağı fesih tüzel kişilik içtihadı birleştirme kararı kâr payı ek tasfiye haksız rekabet temsil

Atıf yapılan mevzuat: HUMK · TTK — TTK 187TTK 547TTK 551

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin ortaklarından davacı ile diğer iki ortak arasında güven duygusunun tamamen yitirildiği, birlikte çalışmalarının imkansız hale geldiği, bu hususun karşılıklı iddialar ile dinlenen tanık beyanlarıyla sabit olduğu, davacının şirket merkezini Home Ofis olarak kullanırken Nisan - Mayıs 2007 tarihinde ayrılmak zorunda kaldığının anlaşıldığı, ticari amaçla kurulan tüzel kişiliğe sahip şirketlerin asıl olan tüzel kişiliğinin devam ettirilmesi olduğu, diğer ortaklarla anlaşamayan davacı ortağın ortaklıktan çıkma talebinde bulunması suretiyle şirketin iki ortakla devam etmesinin sağlanması gerektiği, şirket hesap ve kayıtlarının gösterilmediği, müşterilere kendisiyle görüşme yapılmaması için baskı yapıldığı, iddialarının ispat edilemediği, şirketi temsil ve ilzama yetkili olmayan ortağın şirket işleri için müşterilerle görüşmesinin, şirket zararına neden olduğu ispat edilemediği sürece, davaya dayanak yapılamayacağı, TTK'nun 551/2 nci maddesinde belirtilen terditli istemin bulunmadığı, aksine fesih ve tasfiye sonucu belirlenecek ortaklık payının istendiği, bu nedenle davacının ortaklık payı verilerek ortaklıktan çıkmasının sağlanmasının mümkün görülmediği, ortaklıktan çıkarılmaya ilişkin davada davalı konunumda olan ...'nın Profesyonel Çözüm Danışmanlık Hizmetleri Ticaret Ltd Şirketinde ortaklığı ve müdürlük sıfatı devam ettiği halde, EKSPATİA unvanlı şahıs firmasını kurduğunun sabit olduğu, ancak davacı şirketin iştigal konusunun, yurt içi ve yurt dışı firmalardan temin edilecek malların yine yurt içi ve dışında pazarlanması hizmetini vermek, yurt içi ve yurt dışı firmalar arasında aracılık faaliyetlerinde bulunmak, her türlü malların alımı satımı pazarlaması, ithalat ve ihracını yapmak, iç ve dış piyasalarda bulunan yerli veya yabancı firmalara finansal danışmanlık hizmeti vermek, mali projeler sunmak, analizle, etüt ve fizibilite çalışmalarında bulunmak, ticari danışmanlık hizmetleri sunmak, sektörel mali hizmetler vermek ve kısa veya uzun vadeli yatırım projeleri sunmak şeklinde olmasına karşılık EKSPATİA unvanlı şahıs firmasının iştigal konusunun ise yabancı personel danışmanlığı, oturma ve çalışma izni alınması gibi işlerden oluştuğu, davalının davaya dayanak yapılan sermaye payını da 26.06.2007 tarihinde yatırdığı, davalının şirket ortaklığından çıkarılmasını gerektirecek şekilde rekabet yasağını ihlal ettiğinin sabit olmadığı, davalı ...'nın ortağı ve müdürü olduğu davacı şirketi zarara uğrattığının sabit bulunmadığı gerekçeleriyle asıl, karşı ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Asıl dava, davalı şirketin müdürü ve ortağı olan davacının TTK'nun 187 ve 549/4 maddesine dayalı olarak açtığı fesih ve tasfye istemine ilişkindir.

TTK`nun 1460.madde hükmüne göre,ortakların şirketle olan davaları basit yargılama usulüne tabi olup, HUMK.nun 176/11.madde ve bendinde ise basit yargılama usulüne bağlı tutulan dava ve işlere adli aravermede de bakılacağı öngörülmüştür.

Mahkeme ilamı, asıl davada davacı vekiline 12.8.2009 tarihinde tebliğ edilmiş olup, karar aynı vekil tarafından HUMK`nun 432/1. madde hükmünde yazılı 15 günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra 28.08.2009 günü temyiz edilmiştir. Aynı Yasa’nın 432/4.maddesi uyarınca süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.03.1990 gün ve ¾ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince Yargıtay tarafından da bu yönde karar verebileceğinden, asıl davada davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddi gerekmiştir.

2-Karşı davada davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Karşı dava, davalı şirket müdürünün rekabet yasağına aykırı davranmasına dayalı ortaklıktan çıkarılma istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davalı müdürün rekabet yasağını ihlal ettiğinin sabit olmadığı sonucuna varılmış ise de, bu davada davalının şirket müdürlüğü görevi devam ederken 15.02.2007 tarihinde şahıs firmasını kurduğu, her iki firmanın faaliyet alanlarından olan danışmanlık hizmetinin ortak olduğu dosya kapsamı ile sabittir. Ne var ki bu durumun davalı müdürün çıkarılması için bir sebep teşkil etmeyip ancak müdürlükten azli için bir neden olacağının kabulü gerekir. Bu durumda, mahkemece, davanın açıklanan gerekçelerle reddi gerekirken, yazılı gerekçelerle reddi yerinde değil ise de, sonucu itibariyle doğru olan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.

3-Birleşen davada, davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davalı müdürün rekabet yasağına uymamasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle bu davanın da reddine karar verilmiştir.

Oysa, bu davada davalının davacı şirket müdürlüğü görevi devam ettiği halde 15.02.2007 tarihli sicil gazetesinde yayınlanan yukarıda adı anılan şahıs firmasını kurduğu taraflar arasında çekişmesiz olup esasen bu husus dosya kapsamı ile sabittir.Mahkemenin kabulünün aksine davalının müdürü olduğu davacı şirket ile kurduğu şahıs firmasının bazı faaliyet alanının (danışmanlık) ortak olması karşısında davalının bu davada TTK'nun 547 nci maddesine aykırı davrandığı ve bu bağlamda haksız rekabet olgusunun sabit olduğunun kabulü gerekir.

Bu durumda, mahkemece, davanın yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde ele alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış ve yanılgılı değelendirmeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/12889 E.  ,  2011/14138 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 47. Asliye (Beyoğlu 2. Asliye)Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/05/2009 tarih ve 2007/174-2009/167 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18.10.2011 gününde davacı avukatı ....geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı avukatı Duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin%33 oranında hissedarı olduğunu, % 67 oranında hisseye sahip olan....'ın %50 hisseyi daha sonra evlendiği İrlanda Uyruklu Davit Fennıng 'e devrettiğini, evlilik sonrası bu iki ortağın yılın yarısına yakınını yurt dışında geçirdiklerini, bu sürelerde şirket işlerinin davacı tarafından yürütüldüğünü, şirketin evli ortaklarının şirketin değerinin kalmadığını, pay karşılığı para almadan ayrılmasını müvekkilden istediklerini, hisse devri ile ilgili talebi müvekkilinin reddettiğini, şirketin en büyük müşterisi ile şirketi temsil yetkisi olmamasına rağmen Davit Fennıng'in görüşerek müvekkilinin şirketten ayrıldığını, kendileri ile çalışması gerektiğini beyan ettiğini, bu hususun müvekkile müşteri şirket temsilcisi tarafınndan bildirildiğini, müvekkiline şirket hesap ve kayıtlarının gösterilmediğini ileri sürerek davalı şirketin TTK nun 187 ve 549 /4 maddesi gereğince fesih ve tasfiyesine, tasfiye sonucunda ortaklık hissesine düşen payın ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, asıl davanın reddini savunmuş, karşı dava da ise, davalının asıl davayı açtığı tarihte 15.02.2007 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan EKSPATİA Hizmet Yönetimi ve Danışmanlık Unvanlı şahıs firmasını kurarak ortak olduğu şirketle aynı alanda ticari faaliyete atılıp rekabet kurallarını çiğnediğini ve sermaye payını da ödemediğini iddia ederek, davalının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Karşı davalı vekili, müvekkilinin %33 hisse sahibi iken fiilen işine son verildiğini, işsiz ve ofissiz bırakıldığını, bu durum karşısında müvekkilinin zorunlu olarak EKSPATİA adlı şirketi kurduğunu, faliyet alanının aynı olmadığını, ana sözleşmede rekabet yasağına ilişkin hüküm bulunmadığını, müvekkilinin koymaya çalıştığı sermaye payının kabul edilmediğini belirterek, davanın reddini istemiştir.

Birleşen dava da davacı vekili, davalının rekabet yasağını ihlal ederek ortağı olduğu ve müvekkil şirketle aynı faliyet alanında EKSPATİA unvanlı firmayı kurduğunu iddia ederek, şirketin kayıtlarının incelenerek kazançlarının müvekkil şirket adına yapılmış sayılmasına karar verilmesini, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin müdürlük görevininin fiilen sona erdirilmiş olması nedeniyle müdürler için söz konusu olan rekabet yasağının bulunmadığını, kurduğu firmanın hiçbir şekilde davacı şirketin faaliyet alanı içerisinde çalışmadığını, yıllarca bu işle uğraşmış büyük emek ve zaman harcamış müvekkilinin faaliyet konusunun benzerlik göstermesinin normal olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin ortaklarından davacı ile diğer iki ortak arasında güven duygusunun tamamen yitirildiği, birlikte çalışmalarının imkansız hale geldiği, bu hususun karşılıklı iddialar ile dinlenen tanık beyanlarıyla sabit olduğu, davacının şirket merkezini Home Ofis olarak kullanırken Nisan - Mayıs 2007 tarihinde ayrılmak zorunda kaldığının anlaşıldığı, ticari amaçla kurulan tüzel kişiliğe sahip şirketlerin asıl olan tüzel kişiliğinin devam ettirilmesi olduğu, diğer ortaklarla anlaşamayan davacı ortağın ortaklıktan çıkma talebinde bulunması suretiyle şirketin iki ortakla devam etmesinin sağlanması gerektiği, şirket hesap ve kayıtlarının gösterilmediği, müşterilere kendisiyle görüşme yapılmaması için baskı yapıldığı, iddialarının ispat edilemediği, şirketi temsil ve ilzama yetkili olmayan ortağın şirket işleri için müşterilerle görüşmesinin, şirket zararına neden olduğu ispat edilemediği sürece, davaya dayanak yapılamayacağı, TTK'nun 551/2 nci maddesinde belirtilen terditli istemin bulunmadığı, aksine fesih ve tasfiye sonucu belirlenecek ortaklık payının istendiği, bu nedenle davacının ortaklık payı verilerek ortaklıktan çıkmasının sağlanmasının mümkün görülmediği, ortaklıktan çıkarılmaya ilişkin davada davalı konunumda olan ...'nın Profesyonel Çözüm Danışmanlık Hizmetleri Ticaret Ltd Şirketinde ortaklığı ve müdürlük sıfatı devam ettiği halde, EKSPATİA unvanlı şahıs firmasını kurduğunun sabit olduğu, ancak davacı şirketin iştigal konusunun, yurt içi ve yurt dışı firmalardan temin edilecek malların yine yurt içi ve dışında pazarlanması hizmetini vermek, yurt içi ve yurt dışı firmalar arasında aracılık faaliyetlerinde bulunmak, her türlü malların alımı satımı pazarlaması, ithalat ve ihracını yapmak, iç ve dış piyasalarda bulunan yerli veya yabancı firmalara finansal danışmanlık hizmeti vermek, mali projeler sunmak, analizle, etüt ve fizibilite çalışmalarında bulunmak, ticari danışmanlık hizmetleri sunmak, sektörel mali hizmetler vermek ve kısa veya uzun vadeli yatırım projeleri sunmak şeklinde olmasına karşılık EKSPATİA unvanlı şahıs firmasının iştigal konusunun ise yabancı personel danışmanlığı, oturma ve çalışma izni alınması gibi işlerden oluştuğu, davalının davaya dayanak yapılan sermaye payını da 26.06.2007 tarihinde yatırdığı, davalının şirket ortaklığından çıkarılmasını gerektirecek şekilde rekabet yasağını ihlal ettiğinin sabit olmadığı, davalı ...'nın ortağı ve müdürü olduğu davacı şirketi zarara uğrattığının sabit bulunmadığı gerekçeleriyle asıl, karşı ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Asıl dava, davalı şirketin müdürü ve ortağı olan davacının TTK'nun 187 ve 549/4 maddesine dayalı olarak açtığı fesih ve tasfye istemine ilişkindir.

TTK`nun 1460.madde hükmüne göre,ortakların şirketle olan davaları basit yargılama usulüne tabi olup, HUMK.nun 176/11.madde ve bendinde ise basit yargılama usulüne bağlı tutulan dava ve işlere adli aravermede de bakılacağı öngörülmüştür.

Mahkeme ilamı, asıl davada davacı vekiline 12.8.2009 tarihinde tebliğ edilmiş olup, karar aynı vekil tarafından HUMK`nun 432/1. madde hükmünde yazılı 15 günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra 28.08.2009 günü temyiz edilmiştir. Aynı Yasa’nın 432/4.maddesi uyarınca süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.03.1990 gün ve ¾ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince Yargıtay tarafından da bu yönde karar verebileceğinden, asıl davada davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddi gerekmiştir.

2-Karşı davada davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Karşı dava, davalı şirket müdürünün rekabet yasağına aykırı davranmasına dayalı ortaklıktan çıkarılma istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davalı müdürün rekabet yasağını ihlal ettiğinin sabit olmadığı sonucuna varılmış ise de, bu davada davalının şirket müdürlüğü görevi devam ederken 15.02.2007 tarihinde şahıs firmasını kurduğu, her iki firmanın faaliyet alanlarından olan danışmanlık hizmetinin ortak olduğu dosya kapsamı ile sabittir. Ne var ki bu durumun davalı müdürün çıkarılması için bir sebep teşkil etmeyip ancak müdürlükten azli için bir neden olacağının kabulü gerekir. Bu durumda, mahkemece, davanın açıklanan gerekçelerle reddi gerekirken, yazılı gerekçelerle reddi yerinde değil ise de, sonucu itibariyle doğru olan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.

3-Birleşen davada, davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davalı müdürün rekabet yasağına uymamasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle bu davanın da reddine karar verilmiştir.

Oysa, bu davada davalının davacı şirket müdürlüğü görevi devam ettiği halde 15.02.2007 tarihli sicil gazetesinde yayınlanan yukarıda adı anılan şahıs firmasını kurduğu taraflar arasında çekişmesiz olup esasen bu husus dosya kapsamı ile sabittir.Mahkemenin kabulünün aksine davalının müdürü olduğu davacı şirket ile kurduğu şahıs firmasının bazı faaliyet alanının (danışmanlık) ortak olması karşısında davalının bu davada TTK'nun 547 nci maddesine aykırı davrandığı ve bu bağlamda haksız rekabet olgusunun sabit olduğunun kabulü gerekir.

Bu durumda, mahkemece, davanın yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde ele alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış ve yanılgılı değelendirmeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, asıl davada davacı vekilinin temyiz isteminin, HUMK'nun 432/4. madde hükmü gereğince süre yönünden REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, karşı davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün açıklanan değişik gerekçelerle ONANMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle, birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl davada davacı karşı davada davalıdan alınarak birleşen davada davacı şirkete verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl davada davacı karşı davada davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden asıl davada davalı karşı davada davacı şirkete iadesine, 18.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1033404700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.