Haksız Rekabetin Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/2303 E. 2011/12456 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kâr dağıtımı↗ eksik inceleme↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı adına tescilli marka ile davacı markaları arasında iltibas ihtimali bulunduğu, davalı markasının tescil tarihi ile dava tarihi arasında geçen sürenin davacı açısından sessiz kalma olarak nitelenemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalıya ait markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1 - Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2 - Dava, davalı şirkete ait markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkiline ait markalar ile davalı markasının aynı sözcükten oluştuğunu ileri sürerek işbu davayı açmış, davalı tarafça dava konusu markanın farklı mal ve hizmet sınıflarında tescilli olduğu ve yine bu sınıflarda kullanıldığı savunulmuştur. Yargılama sırasında görüşüne başvurulan hukukçu bilirkişi, davacıya ait markaların 556 Sayılı KHK’nin 8/4 maddesi anlamında tanınmış markalar olmadıkları ancak tescil edildikleri sınıfların farklı olmasına karşın tekstil sektörüyle ilgili markaların benzer türden sayılacakları yönünde görüş bildirmiş, bu görüş, mahkemece de benimsenmek suretiyle hükümsüzlük kararı verilmiştir. Ancak mahkemece alınan bilirkişi raporu hüküm vermeye elverişli ve yeterli değildir. Şöyle ki; 556 Sayılı KHK’nin 8/1-b bendi uyarınca işaretler arasında iltibas tehlikesinin kabul edilebilmesi için işaretlerin kapsadıkları mal veya hizmetlerin de aynı veya benzer türden olup olmadıklarının belirlenmesi gerekir. Dairemizin yerleşik uygulaması gereğince TPE Tebliğindeki sınıflandırma itibari ile farklı sınıflarda sayılan mal veya hizmetler bakımından piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, birbirleri yerine ikame edilebilip edilemedikleri ve rekabet etme olanağı bulunup bulunmadığı, birbirini tamamlama imkânı olup olmadığı, dağıtım kanalları, kullanım yöntemleri, amaçları ve hedeflenen halk kesimi yönünden yapılacak bir değerlendirme suretiyle, farklı sınıflarda tescilli olan bir kısım mal veya hizmetlerin benzer tür olarak nitelendirilmesi mümkündür. Söz konusu bilirkişi raporunda yukarıda açıklanan hususlarda yapılmış bir değerlendirme bulunmadığı gibi esasen hukukçu olan bilirkişinin uzmanlık alanı itibari ile de bu yöndeki görüşe itibar edilemez.
O halde yukarıda açıklanan hususlarda oluşturulacak yeni bir bilirkişi raporundan görüş alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece eksik inceleme ve değerlendirme neticesinde dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15502 E. 2013/461 K.
Ortak:kâr dağıtımı · eksik inceleme · iltibas
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı adına tescilli marka ile davacı markaları arasında «iltibas» ihtimali bulunduğu, davalı markasının tescil tarihi ile dava tarihi arasında geçen sürenin davacı açısından sessiz kalma olarak nitelenemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalıya ait markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Şöyle ki; 556 Sayılı KHK’nin 8/1-b bendi uyarınca işaretler arasında «iltibas» tehlikesinin kabul edilebilmesi için işaretlerin kapsadıkları mal veya hizmetlerin de aynı veya benzer türden olup olmadıklarının belirlenmesi gerekir.
… açları giderip gidermediği, birbirleri yerine ikame edilebilip edilemedikleri ve rekabet etme olanağı bulunup bulunmadığı, birbirini tamamlama imkânı olup olmadığı, «dağıtım» kanalları, kullanım yöntemleri, amaçları ve hedeflenen halk kesimi yönünden yapılacak bir değerlendirme suretiyle, farklı sınıflarda tescilli olan bir kısım mal ve …
Benzer bu kararda… arda yer alan söz konusu hizmet arasında ilişki/benzerlik bulunduğu, markalar arasında başvuru kapsamının tamamı yönünden 556 sayılı KHK’nin 8/1-b maddesi anlamında «iltibas» riski bulunduğu, davacının “...” markasının 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesi anlamında tanınmış marka olduğu, davalının 17,19 ve 35. sınıfları kapsayan 2004/45059 sayılı "..." markasının başvuru tarihinin 30.12.2004, tescil tarihinin 09.03.2006 olduğu, 17. ve 19. sınıfları kapsayan 2004/45060 sayılı “...” ibareli markasının başvuru tarihinin 30.12.2004, tescil tarihinin ise 19.12.2005 olduğu, dava konusu başvurunun müracaat tarihi 20.04.2009 olup davalı şirketin markalarından kaynaklanan müktesep hakkının 20.04.2009 tarihine göre değerlendirilmesi gerektiği, davalı tarafın önceki markalarının davalının davaya konu müracaatı yaptığı dönemde aleyhine hükümsüzlük talebi ikame edilme süresinin bulunduğu, davacı tarafça söz konusu markaların «hükümsüzlüğünün tespiti» istemli dava açılmış olduğundan davalının 20.04.2009 tarihi itibari ile henüz önceki tarihli markalarına dayanmak sureti ile müktesep hakkının bulunduğunun söylene …
… k kabulü için; piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, birbirleri yerine ikame ve tamamlama olanağı, «dağıtım» kanalları, kullanım yöntemleri, amaçları ve hedeflenen halk kesimleri vb. unsurların dikkate alınması gerekir.
Yukarıda açıklanan hususlarda bir değerlendirme yapılmaksızın söz konusu hizmet ve emtiayı içeren işaretlerin «iltibas» tehlikesine yol açacak derecede benzer olduklarına ilişkin mahkemenin kabulü isabetli değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükümsüzlüğün tespiti
Benzer bu kararda… arda yer alan söz konusu hizmet arasında ilişki/benzerlik bulunduğu, markalar arasında başvuru kapsamının tamamı yönünden 556 sayılı KHK’nin 8/1-b maddesi anlamında «iltibas» riski bulunduğu, davacının “...” markasının 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesi anlamında tanınmış marka olduğu, davalının 17,19 ve 35. sınıfları kapsayan 2004/45059 sayılı "..." markasının başvuru tarihinin 30.12.2004, tescil tarihinin 09.03.2006 olduğu, 17. ve 19. sınıfları kapsayan 2004/45060 sayılı “...” ibareli markasının başvuru tarihinin 30.12.2004, tescil tarihinin ise 19.12.2005 olduğu, dava konusu başvurunun müracaat tarihi 20.04.2009 olup davalı şirketin markalarından kaynaklanan müktesep hakkının 20.04.2009 tarihine göre değerlendirilmesi gerektiği, davalı tarafın önceki markalarının davalının davaya konu müracaatı yaptığı dönemde aleyhine hükümsüzlük talebi ikame edilme süresinin bulunduğu, davacı tarafça söz konusu markaların «hükümsüzlüğünün tespiti» istemli dava açılmış olduğundan davalının 20.04.2009 tarihi itibari ile henüz önceki tarihli markalarına dayanmak sureti ile müktesep hakkının bulunduğunun söylene …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/2303 E. , 2011/12456 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.05.2009 tarih ve 2007/54-2009/109 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “NAKO” markalarının sahibi olduğunu ve 1962 yılından bu yana el örgü ipliği sektöründe faaliyette bulunduğunu, davalının ise aynı markayı tescil ettirdiğini ve müvekkili şirketin ürünleri ile bağlantılı olan ürünlerin üretimini ve satışını yaptığını, davalının aynı ibareyi ticaret unvanında da kullandığını ileri sürerek, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne ve davalının ticaret unvanında yer alan NAKO ibaresinin ticaret unvanından terkini ile kullanımının men’ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı adına tescilli marka ile davacı markaları arasında iltibas ihtimali bulunduğu, davalı markasının tescil tarihi ile dava tarihi arasında geçen sürenin davacı açısından sessiz kalma olarak nitelenemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalıya ait markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1 - Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2 - Dava, davalı şirkete ait markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkiline ait markalar ile davalı markasının aynı sözcükten oluştuğunu ileri sürerek işbu davayı açmış, davalı tarafça dava konusu markanın farklı mal ve hizmet sınıflarında tescilli olduğu ve yine bu sınıflarda kullanıldığı savunulmuştur. Yargılama sırasında görüşüne başvurulan hukukçu bilirkişi, davacıya ait markaların 556 Sayılı KHK’nin 8/4 maddesi anlamında tanınmış markalar olmadıkları ancak tescil edildikleri sınıfların farklı olmasına karşın tekstil sektörüyle ilgili markaların benzer türden sayılacakları yönünde görüş bildirmiş, bu görüş, mahkemece de benimsenmek suretiyle hükümsüzlük kararı verilmiştir.
Ancak mahkemece alınan bilirkişi raporu hüküm vermeye elverişli ve yeterli değildir. Şöyle ki; 556 Sayılı KHK’nin 8/1-b bendi uyarınca işaretler arasında iltibas tehlikesinin kabul edilebilmesi için işaretlerin kapsadıkları mal veya hizmetlerin de aynı veya benzer türden olup olmadıklarının belirlenmesi gerekir. Dairemizin yerleşik uygulaması gereğince TPE Tebliğindeki sınıflandırma itibari ile farklı sınıflarda sayılan mal veya hizmetler bakımından piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, birbirleri yerine ikame edilebilip edilemedikleri ve rekabet etme olanağı bulunup bulunmadığı, birbirini tamamlama imkânı olup olmadığı, dağıtım kanalları, kullanım yöntemleri, amaçları ve hedeflenen halk kesimi yönünden yapılacak bir değerlendirme suretiyle, farklı sınıflarda tescilli olan bir kısım mal veya hizmetlerin benzer tür olarak nitelendirilmesi mümkündür.
Söz konusu bilirkişi raporunda yukarıda açıklanan hususlarda yapılmış bir değerlendirme bulunmadığı gibi esasen hukukçu olan bilirkişinin uzmanlık alanı itibari ile de bu yöndeki görüşe itibar edilemez.
O halde yukarıda açıklanan hususlarda oluşturulacak yeni bir bilirkişi raporundan görüş alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece eksik inceleme ve değerlendirme neticesinde dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1032868900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz