6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ticaret unvanına tecavüz

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/6502 E. 2010/9933 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Haksız rekabet

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret unvanına tecavüz ticaret unvanı kötüniyet haksız rekabet zamanaşımı

Atıf yapılan mevzuat: HUMK — HUMK 439HUMK 440 · TTK — TTK 56

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalı markanın tescil tarihi ile dava tarihine göre zamanaşımının bulunmadığı, davacının davalıya göre davaya konu ibare üzerinde hem önceki tarihli unvanında yer alması ve hem de yine önceye dayalı markasal kullanımından dolayı önceliği bulunduğu, bu nedenle davalı adına kayıtlı “FENTEK” ibareli markanın hükümsüzlüğüne, davacı adına tesciline karar verilmiş, ancak davalının yasa ile verilen bir hakkı kullanmasının haksız rekabet oluşturmayacağı, tazminat talep edilemeyeceği, davalının kötüniyetli olduğu ileri sürülmüş ise de bu iddianın da haklı görülmediği gerekçesiyle diğer istemlerin reddine hükmedilmiş; kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 16.02.2010 tarihli ilamıyla taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddine ve yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.

Davalı vekili, bu kez, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

1- Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen sair karar düzeltme istemlerinin reddi gerekir.

2- Dava, 556 sayılı KHK’nin 42., 8. ve 62. maddeleri ile TTK’nun 56 vd. maddelerine dayalı olarak ikame edilmiş davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü, marka ve ticaret unvanına tecavüzün önlenmesi ve tazminat istemlerine ilişkin olup mahkemece dava konusu “FENTEK” ibaresi üzerinde davacının öncelik hakkı bulunduğu ve aynı zamanda bu ibarenin davacının ticaret ünvanında yer alması nedenleriyle 556 sayılı KHK’nin 42. maddesi uyarınca dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmekle yetinilmesi gerekirken, davada anılan KHK’nin 17. maddesine dayalı bir iddia ileri sürülmediği halde, hükümsüz kılınan markanın davacı adına tesciline karar verilmesi isabetli olmayıp davalı vekilinin bu yöne ilişen karar düzeltme isteminin kabulüyle Dairemizin onama kararının yine bu yön itibariyle kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar vermek gerekmekte ise de, açıklanan bu husus hakkında yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından HUMK’nun 439/2 ve 438/7. maddeleri uyarınca yerel mahkeme kararının aşağıdaki biçimde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/6502 E.  ,  2010/9933 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.12.2007 gün ve 2007/126-2007/25 sayılı kararı onayan Daire’nin 16.02.2010 gün ve 2008/6956-2010/1747 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin 30.01.1995 tarihinde “FENTEK” unvanı ile ticaret siciline kaydını yaptırdığını, davalı şirketin gerçek hak sahibi olmadığı halde haksız rekabet ve ticaret unvanına tecavüz oluşturacak şekilde 30.01.2003 tarihinde “FENTEK” ibaresini marka olarak tescil ettirdiğini ileri sürerek, markanın hükümsüzlüğünü, sicilden terkini ile markanın müvekkili adına tescilini, marka ve ticaret unvanına vaki tecavüzün durdurulmasını, tecavüz ve haksız rekabet oluşturacak tüm unsurların ortadan kaldırılmasını, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000 YTL maddi, 2.000 YTL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş, öte yandan davacının tanınmış olmadığını, “FENTEK” markalı ürün üretmediğini, bu ibarenin sadece ticaret unvanında geçen bir kelime olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalı markanın tescil tarihi ile dava tarihine göre zamanaşımının bulunmadığı, davacının davalıya göre davaya konu ibare üzerinde hem önceki tarihli unvanında yer alması ve hem de yine önceye dayalı markasal kullanımından dolayı önceliği bulunduğu, bu nedenle davalı adına kayıtlı “FENTEK” ibareli markanın hükümsüzlüğüne, davacı adına tesciline karar verilmiş, ancak davalının yasa ile verilen bir hakkı kullanmasının haksız rekabet oluşturmayacağı, tazminat talep edilemeyeceği, davalının kötüniyetli olduğu ileri sürülmüş ise de bu iddianın da haklı görülmediği gerekçesiyle diğer istemlerin reddine hükmedilmiş; kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 16.02.2010 tarihli ilamıyla taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddine ve yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.

Davalı vekili, bu kez, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

1- Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen sair karar düzeltme istemlerinin reddi gerekir.

2- Dava, 556 sayılı KHK’nin 42., 8. ve 62. maddeleri ile TTK’nun 56 vd. maddelerine dayalı olarak ikame edilmiş davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü, marka ve ticaret unvanına tecavüzün önlenmesi ve tazminat istemlerine ilişkin olup mahkemece dava konusu “FENTEK” ibaresi üzerinde davacının öncelik hakkı bulunduğu ve aynı zamanda bu ibarenin davacının ticaret ünvanında yer alması nedenleriyle 556 sayılı KHK’nin 42. maddesi uyarınca dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmekle yetinilmesi gerekirken, davada anılan KHK’nin 17. maddesine dayalı bir iddia ileri sürülmediği halde, hükümsüz kılınan markanın davacı adına tesciline karar verilmesi isabetli olmayıp davalı vekilinin bu yöne ilişen karar düzeltme isteminin kabulüyle Dairemizin onama kararının yine bu yön itibariyle kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar vermek gerekmekte ise de, açıklanan bu husus hakkında yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından HUMK’nun 439/2 ve 438/7.

maddeleri uyarınca yerel mahkeme kararının aşağıdaki biçimde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte belirtilen nedenlerle davalı vekilinin sair karar düzeltme isteminin REDDİNE, (2) nolu bentte belirtilen nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüyle, Dairemizin 16.02.2010 tarihli onama ilamının kaldırılmasına, yerel mahkeme kararının hüküm fıkrasının ikinci bendinin ikinci satırındaki “davacı adına tesciline,” ibaresinin hükümden tümüyle çıkarılarak yerine “hükümsüzlüğüne karar verilen markanın davacı adına tescili isteminin reddine,” ibaresi eklenmek suretiyle yerel mahkeme kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 08.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1031819400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.