6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Cezai Şart

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3485 E. 2024/1332 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
konsinye satış rekabet etmeme yükümlülüğü tek satıcılık sözleşmesi rekabet kurulu kararı tenkis tek satıcılık müterafik kusur ba beyannamesi istinaf başvurusunun reddi delil tespiti vekalet ücreti takdiri emredici hüküm ticari defter kayıtları sözleşmenin feshi bayilik sözleşmesi münhasırlık sözleşmeye aykırılık hakkaniyet cezai şart derdestlik istinaf incelemesi kazanılmış hak mahsup yenileme fesih kâr dağıtımı feragat ticari defter geçersizlik ihtarname taşıyan tacir kusur cy/cy kaydı haksız rekabet yükleten (shipper) vekalet ücreti avans faizi zamanaşımı istinaf yoluna başvurulabilirlik e-defter

Atıf yapılan mevzuat: TBK · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 29.12.2016 tarih, 2014/574 E. ve 2016/999 K. sayılı kararıyla; taraflar arasında tek satıcılık sözleşmesi imzalandığı, davacının 24.07.2012 tarihli ihtarname ile haksız rekabet ve sözleşmeye aykırılığın giderilmesini istediği, daha sonra bu aykırılıkların giderilmediği iddiasıyla 02.08.2012 tarihli ihtarname ile sözleşmelerin feshedildiği, davalıya ait her iki işyerinde nursace markası dışındaki ürünlerin %90-95 civarında olduğu, davacı tarafından İstanbul 43. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan dava sonunda cezai şarta tenkis yapılmak suretiyle hükmedildiği, kararın Yargıtay'dan geçtiği suretiyle onanarak kesinleştiği, davacı yanca her ne kadar fesihten sonra ihlallerin devam ettiğine ilişkin tespit yaptırılıp sonraki devreler için asıl ve birleşen davadaki cezai şart alacağı için dava açılmış ise de, İstanbul 43.Asliye Ticaret Mahkemesinde alınan bilirkişi raporunda cezai şartın davalının ekonomik yönden mahvına sebebiyet verecek durumda olduğu, davacının İstanbul 43.Asliye Ticaret Mahkemesinde verilen kararla tatmin edildiği, amacının hasıl olduğu, yinelenen cezai şart talebinin genel ahlaka uygun düşmediği gerekçeleriyle asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 25.02.2020 tarih, 2017/3055 E. ve 2020/447 K. sayılı kararıyla; davacı taraf asıl davada, 16.08.2012 ila 25.08.2012 arası dönem için 80.880,00 TL, birleşen davada ise 25.08.2012 ila 01.03.2013 arasındaki dönem için 1.675.520,00 TL'nin tahsilini istediği, taraflar arasında daha önceden görülen İstanbul 43.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/207 E. sayılı dosyasında davacının 11.08.2012 ile 15.08.2012 arası dönem için cezai şart istediği, yargılama sonunda cezai şarttan 1/3 oranında indirim yapılarak 24.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verildiği ve kararın onandığı, taraflar arasında düzenlenen bayilik sözleşmelerinde, sözleşmenin herhangi bir nedenle feshi halinde fesihten itibaren 3 gün içinde davacı ile ilgili her türlü levha, tabela ve dekorasyon malzemesinin davalı tarafından kaldırılacağı, aksi halde üçüncü günün geçmesinden itibaren her gün için davacıya 2.000,00 USD cezai şart ödemeyi, bu cezai şartın fahiş olduğu itirazından şimdiden feragat ettiğinin hükme bağlandığı ve davacı tarafça yaptırılan delil tespitlerinde davalının işyerinde davacıya ait tabelanın mevcut olduğu görüldüğünden ve taraflar arasındaki sözleşmenin 12. maddesinin, davacıya ait markanın haksız suretle kullanılması nedeniyle hukuka aykırı olmadığından davacının cezai şarta hak kazandığı, ancak söz konusu cezai şart özellikle İstanbul 43.Asliye Ticaret Mahkemesinde alınan bilirkişi raporunda ve mahkeme kararında ayrıntılı olarak gösterildiği üzere, davalı tarafın 2011 yılında 316.958,97 TL zarar ettiği, 2012 yılında ise 26.634,30 TL kar ettiği, cezai şartın davalı tarafın ekonomik yönden mahvına yol açacak ağırlıkta olduğu, söz konusu bu görüşün huzurdaki dava dosyasında alınan bilirkişi raporunda da aynen belirtildiğinden her iki dava yönünden de %95 oranında cezai şarttan tenkis yapılması gerektiği, her ne kadar asıl davadaki talep edilen miktar itibariyle %95 oranındaki tenkisin fazla olduğu düşünülebilir ise de, her iki davada talep edilen toplam cezai şart tutarının davalı tarafın ekonomik yönden mahvına yol açacağı gözetildiğinde, davalar arasında oransal eşitlik sağlanması bakımından bu şekilde uygulamanın hakkaniyetli olacağı gerekçesiyle davacının istinaf talebinin asıl ve birleşen dava yönünden kısmen kabulü ile Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile dava tarihinden itibaren avans faizi ile tahsiline, davalının birleşen davada reddedilen kısım için vekalet ücreti isteminin de cezai şarttan takdiren indirim yapıldığından hak kazanamayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin de istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 22.03.2022 tarih, 2020/5270 E. ve 2022/2239 K. sayılı kararıyla davalı şirketin ekonomik durumu yönünden konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bir heyet marifetiyle davacının ticari defter ve kayıtları, güncel bilançoları, verilen vergi beyannameleri, şirket sicil dosyası vs. gibi kayıtlar üzerinde inceleme yaptırılarak indirim koşullarının bulunup bulunmadığının tespiti bakımından rapor alınması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının cezai şart isteminin yerinde olduğu, ancak tahakkuk eden cezai şart alacağının davalı şirketin ekonomik yıkımına sebep olacağı, bu durumda hesaplanan cezai şart alacaklarından takdiren %80 oranında tenkis yapılarak (asıl davada 80.880,00 TL'den indirimle 16.176,00 TL; birleşen davada 1.756.400,00 TL'den indirim ve asıl davadaki mahsupla 335.104,00 TL) asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf isteminin ve buna bağlı olarak davaların kısmen kabulüne; cezai şarttan takdiren indirim yapıldığından davalı taraf vekalet ücretine hak kazanamayacağından asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki nedenlerle, müvekkilinin cezai şart almaya hak kazandığının isabetli şekilde tespit edildiğini, ancak yüksek oranda indirim yapılarak hesaplama yapıldığını, müvekkilinin sözleşme yükümlülüklerini yerinde getirmesine rağmen davalı yanın sözleşmenin feshine sebep olmasının sonuçlarına katlanmak ve müvekkilinin zararını karşılamak zorunda olduğunu, cezai şartta indirimin istisna olduğunu ve dar yorumlanması gerektiğini, aksi taktirde cezai şartın indirilmesi durumunun sözleşmeye bağlılık ilkesini ortadan kaldıran bir araç haline geleceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; emredici nitelikte Rekabet Kurulu'nun yayınladığı 2002/2 sayılı Üretim veya dağıtım zincirinin farklı seviyelerinde faaliyet gösteren iki ya da daha fazla teşebbüs arasında belirli mal veya hizmetlerin alımı, satımı veya yeniden satımı amacıyla yapılan anlaşmalar" tebliğine göre alıcıya getirilen belirsiz süreli veya beş yılı aşan rekabet etmeme yükümlülüğünün anlaşmayı batıl kıldığını, 5 yılı aşan kayıtlar ve dolayısıyla cezai şart da kendiliğinden geçersiz olacağını, sözleşmelerin 2006 tarihli olduğunu, bu sözleşmelerde münhasırlık kaydının sadece NURSACE markalı ürünler ile NURSACE'nin izin verdiği markaların bulundurulmasına ilişkin olarak düzenlendiğini, 2009 yılında sözleşmeler yenilendikten sonra ise münhasırlık kaydı tamamen kaldırıldığını, dolayısıyla müvekkil sadece NURSACE markalı ürünleri değil başkaca markalı ürünleri de mağazalarında bulundurabilir ve satabilir duruma geldiğini, dolayısıyla sözleşmeye aykırılığın bulunmadığını, zaten davacının sözleşmesel ilişkiyi 24.07.2012 ve 02.08.2012 tarihli ihtarnameler ile feshetmiş olduğunu, delil tespitlerinin bu beş yıllık dönemde yaptırılmadığını, müvekkilinden çok daha iyi ekonomik duruma sahip olan davacının müvekkilinin adeta mali sömürge haline getirdiğini, müterafik kusurun göz ardı edildiğini, müvekkilinin stokta kalan NURSACE markalı ürünleri satmak için NURSACE tabelasını ve ilgili teçhizatı elinde bulundurmak mecburiyetinde kaldığını, davacının üzerine düşen iade alma yükümlülüğünü ihlal etmiş olduğu, ayrıca müvekkilinin uhdesinde kalan ürünleri de bir şekilde elinden çıkarmakta menfaati olduğu dikkate alındığında, müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, dolayısıyla cezai şart söz konusu olmayacağını, şirket öz sermayesinin iki katı olan cezai şartın ifasının müvekkil tacirin ekonomik anlamda mahvına sebebiyet vereceğini, ayrıca takdiri indirim nedeniyle kısmen red kararı verildiği için lehlerine vekalet ücretine takdir edilmemesinin hem kanuna hem de mevcut içtihatlara hem de Avukatlık Kanunu'na aykırı olduğunu belirterek kararın bozulması istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, sözleşmeye aykırılık nedeniyle cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Cezai Şart

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5270 E. 2022/2239 K.

    Ortak: · Cezai Şart

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Cezai Şart

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/5566 E. 2021/6522 K.

    Ortak: · Cezai Şart

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Cezai Şart

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2429 E. 2022/5598 K.

    Ortak: · Cezai Şart

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/3485 E.  ,  2024/1332 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/1353 Esas, 2023/664 Karar

ASIL VE BİRLEŞEN

DAVADA DAVACI Nursace Ayakkabı San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili Avukat ...

ASIL VE BİRLEŞEN

DAVADA DAVALI

Morgül Giyim Tekstil Gıda İnşaat Dayanıklı Tüketim Malları Mobilya Turizm Petrol Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili Avukat ...

DAVA TARİHİ

HÜKÜM

Asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen sözleşmeye aykırılık nedeniyle ceza-i şart alacağının tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraflar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında bayilik sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereğince başka firmalara ait malların satılamayacağını, ancak yaptırdıkları tespit sonucu düzenlenen raporda davalının sözleşmeye aykırı olarak başka ürünler sattığının tespit edildiğini, davalıya ihtarname çekilerek sözleşmeye aykırılığın giderilmesinin istendiğini, ancak davalının sözleşmeye aykırılığı gidermediğini, sözleşmenin 12.2 maddesi uyarınca müvekkilinin sözleşmeyi fesih hakkı doğduğunu, yine müvekkili tarafından davalıya gönderilen ihtarnamede Nursace tabelasının kaldırılmasının istendiğini, ancak davalının ihtarname gereği verilen 3 günlük sürede yerine getirmediğini, bu nedenle cezai şart alacağı hakkı doğduğunu, konuyla ilgili olarak İstanbul 43.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/207 E.

sayılı dosyasında 11.08.2012 - 15.08.2012 tarihleri dönem için 20.000,00 USD'nin tahsili için dava açıldığını, eldeki davada ise fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 16.08.2012 tarihinden 25.08.2012 tarihine kadar olan dönem için her bir sözleşme bakımından ayrı ayrı oluşan toplam 40.000,00 USD tazminatın TL karşılığı olan 80.880,00 TL'nin dava tarihinden itibaren, birleşen davada ise; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 25.08.2012 ila 01.03.2013 tarihleri arasındaki dönem için 187 günlük tazminat miktarının her bir sözleşme bakımından ayrı ayrı 374.000,00 USD olup toplam 748.000,00 USD'nin TL karşılığı 1.675.520,00 TL'nin dava tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın derdestlik nedeni ile reddedilmesi gerektiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin davacının ürünlerini 2009 yılına kadar konsinye satışla pazarladığını, bu satış kapsamında alınan malların bedelinin mallar üçüncü kişilere satıldıktan sonra ödendiğini, ancak satılmayan malların ise davacı yana iade edildiğini, 2009 yılından sonra müvekkilinin davalı ile olan konsinye satış ilişkisinin sona erdiğini, bunun üzerine taraflar arasındaki sözleşmenin yenilendiğini, böylece davacının markasını taşıyan ürünlerin müvekkilinin mağazasında satılmaya devam edildiğini, sözleşmede öngörülen cezai şartın müvekkilinin ekonomik mahvına sebep olacak nitelikte fahiş ve hukuka aykırı olduğu için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 27 ve 28 inci maddesi hükümleri kapsamında geçersiz olduğunu, davacının müvekkiline ürün vermeyerek müvekkilini başka ürünlerin satışına yönelttiği, dolayısıyla kötü niyetle davrandığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 29.12.2016 tarih, 2014/574 E. ve 2016/999 K. sayılı kararıyla; taraflar arasında tek satıcılık sözleşmesi imzalandığı, davacının 24.07.2012 tarihli ihtarname ile haksız rekabet ve sözleşmeye aykırılığın giderilmesini istediği, daha sonra bu aykırılıkların giderilmediği iddiasıyla 02.08.2012 tarihli ihtarname ile sözleşmelerin feshedildiği, davalıya ait her iki işyerinde nursace markası dışındaki ürünlerin %90-95 civarında olduğu, davacı tarafından İstanbul 43. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan dava sonunda cezai şarta tenkis yapılmak suretiyle hükmedildiği, kararın Yargıtay'dan geçtiği suretiyle onanarak kesinleştiği, davacı yanca her ne kadar fesihten sonra ihlallerin devam ettiğine ilişkin tespit yaptırılıp sonraki devreler için asıl ve birleşen davadaki cezai şart alacağı için dava açılmış ise de, İstanbul 43.Asliye Ticaret Mahkemesinde alınan bilirkişi raporunda cezai şartın davalının ekonomik yönden mahvına sebebiyet verecek durumda olduğu, davacının İstanbul 43.Asliye Ticaret Mahkemesinde verilen kararla tatmin edildiği, amacının hasıl olduğu, yinelenen cezai şart talebinin genel ahlaka uygun düşmediği gerekçeleriyle asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 25.02.2020 tarih, 2017/3055 E. ve 2020/447 K. sayılı kararıyla; davacı taraf asıl davada, 16.08.2012 ila 25.08.2012 arası dönem için 80.880,00 TL, birleşen davada ise 25.08.2012 ila 01.03.2013 arasındaki dönem için 1.675.520,00 TL'nin tahsilini istediği, taraflar arasında daha önceden görülen İstanbul 43.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/207 E. sayılı dosyasında davacının 11.08.2012 ile 15.08.2012 arası dönem için cezai şart istediği, yargılama sonunda cezai şarttan 1/3 oranında indirim yapılarak 24.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verildiği ve kararın onandığı, taraflar arasında düzenlenen bayilik sözleşmelerinde, sözleşmenin herhangi bir nedenle feshi halinde fesihten itibaren 3 gün içinde davacı ile ilgili her türlü levha, tabela ve dekorasyon malzemesinin davalı tarafından kaldırılacağı, aksi halde üçüncü günün geçmesinden itibaren her gün için davacıya 2.000,00 USD cezai şart ödemeyi, bu cezai şartın fahiş olduğu itirazından şimdiden feragat ettiğinin hükme bağlandığı ve davacı tarafça yaptırılan delil tespitlerinde davalının işyerinde davacıya ait tabelanın mevcut olduğu görüldüğünden ve taraflar arasındaki sözleşmenin 12.

maddesinin, davacıya ait markanın haksız suretle kullanılması nedeniyle hukuka aykırı olmadığından davacının cezai şarta hak kazandığı, ancak söz konusu cezai şart özellikle İstanbul 43.Asliye Ticaret Mahkemesinde alınan bilirkişi raporunda ve mahkeme kararında ayrıntılı olarak gösterildiği üzere, davalı tarafın 2011 yılında 316.958,97 TL zarar ettiği, 2012 yılında ise 26.634,30 TL kar ettiği, cezai şartın davalı tarafın ekonomik yönden mahvına yol açacak ağırlıkta olduğu, söz konusu bu görüşün huzurdaki dava dosyasında alınan bilirkişi raporunda da aynen belirtildiğinden her iki dava yönünden de %95 oranında cezai şarttan tenkis yapılması gerektiği, her ne kadar asıl davadaki talep edilen miktar itibariyle %95 oranındaki tenkisin fazla olduğu düşünülebilir ise de, her iki davada talep edilen toplam cezai şart tutarının davalı tarafın ekonomik yönden mahvına yol açacağı gözetildiğinde, davalar arasında oransal eşitlik sağlanması bakımından bu şekilde uygulamanın hakkaniyetli olacağı gerekçesiyle davacının istinaf talebinin asıl ve birleşen dava yönünden kısmen kabulü ile Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile dava tarihinden itibaren avans faizi ile tahsiline, davalının birleşen davada reddedilen kısım için vekalet ücreti isteminin de cezai şarttan takdiren indirim yapıldığından hak kazanamayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin de istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 22.03.2022 tarih, 2020/5270 E. ve 2022/2239 K. sayılı kararıyla davalı şirketin ekonomik durumu yönünden konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bir heyet marifetiyle davacının ticari defter ve kayıtları, güncel bilançoları, verilen vergi beyannameleri, şirket sicil dosyası vs. gibi kayıtlar üzerinde inceleme yaptırılarak indirim koşullarının bulunup bulunmadığının tespiti bakımından rapor alınması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının cezai şart isteminin yerinde olduğu, ancak tahakkuk eden cezai şart alacağının davalı şirketin ekonomik yıkımına sebep olacağı, bu durumda hesaplanan cezai şart alacaklarından takdiren %80 oranında tenkis yapılarak (asıl davada 80.880,00 TL'den indirimle 16.176,00 TL; birleşen davada 1.756.400,00 TL'den indirim ve asıl davadaki mahsupla 335.104,00 TL) asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf isteminin ve buna bağlı olarak davaların kısmen kabulüne; cezai şarttan takdiren indirim yapıldığından davalı taraf vekalet ücretine hak kazanamayacağından asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki nedenlerle, müvekkilinin cezai şart almaya hak kazandığının isabetli şekilde tespit edildiğini, ancak yüksek oranda indirim yapılarak hesaplama yapıldığını, müvekkilinin sözleşme yükümlülüklerini yerinde getirmesine rağmen davalı yanın sözleşmenin feshine sebep olmasının sonuçlarına katlanmak ve müvekkilinin zararını karşılamak zorunda olduğunu, cezai şartta indirimin istisna olduğunu ve dar yorumlanması gerektiğini, aksi taktirde cezai şartın indirilmesi durumunun sözleşmeye bağlılık ilkesini ortadan kaldıran bir araç haline geleceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; emredici nitelikte Rekabet Kurulu'nun yayınladığı 2002/2 sayılı Üretim veya dağıtım zincirinin farklı seviyelerinde faaliyet gösteren iki ya da daha fazla teşebbüs arasında belirli mal veya hizmetlerin alımı, satımı veya yeniden satımı amacıyla yapılan anlaşmalar" tebliğine göre alıcıya getirilen belirsiz süreli veya beş yılı aşan rekabet etmeme yükümlülüğünün anlaşmayı batıl kıldığını, 5 yılı aşan kayıtlar ve dolayısıyla cezai şart da kendiliğinden geçersiz olacağını, sözleşmelerin 2006 tarihli olduğunu, bu sözleşmelerde münhasırlık kaydının sadece NURSACE markalı ürünler ile NURSACE'nin izin verdiği markaların bulundurulmasına ilişkin olarak düzenlendiğini, 2009 yılında sözleşmeler yenilendikten sonra ise münhasırlık kaydı tamamen kaldırıldığını, dolayısıyla müvekkil sadece NURSACE markalı ürünleri değil başkaca markalı ürünleri de mağazalarında bulundurabilir ve satabilir duruma geldiğini, dolayısıyla sözleşmeye aykırılığın bulunmadığını, zaten davacının sözleşmesel ilişkiyi 24.07.2012 ve 02.08.2012 tarihli ihtarnameler ile feshetmiş olduğunu, delil tespitlerinin bu beş yıllık dönemde yaptırılmadığını, müvekkilinden çok daha iyi ekonomik duruma sahip olan davacının müvekkilinin adeta mali sömürge haline getirdiğini, müterafik kusurun göz ardı edildiğini, müvekkilinin stokta kalan NURSACE markalı ürünleri satmak için NURSACE tabelasını ve ilgili teçhizatı elinde bulundurmak mecburiyetinde kaldığını, davacının üzerine düşen iade alma yükümlülüğünü ihlal etmiş olduğu, ayrıca müvekkilinin uhdesinde kalan ürünleri de bir şekilde elinden çıkarmakta menfaati olduğu dikkate alındığında, müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, dolayısıyla cezai şart söz konusu olmayacağını, şirket öz sermayesinin iki katı olan cezai şartın ifasının müvekkil tacirin ekonomik anlamda mahvına sebebiyet vereceğini, ayrıca takdiri indirim nedeniyle kısmen red kararı verildiği için lehlerine vekalet ücretine takdir edilmemesinin hem kanuna hem de mevcut içtihatlara hem de Avukatlık Kanunu'na aykırı olduğunu belirterek kararın bozulması istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, sözleşmeye aykırılık nedeniyle cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

21.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1030844900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.