İstirdat | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/4001 E. 2010/10271 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hissedarlığın tespiti↗ tahsilat makbuzu↗ sermaye artırımı↗ hisse senedi↗ istirdat↗ eksik inceleme↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının yatırdığı para karşılığı hisse senedi verilip, ortak kaydedildiği, bu nedenle şirkete yatırmış olduğu paranın sermaye olarak kabulünün gerektiği, TTK’nun 405/2. maddesi uyarınca pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini isteyemeyecekleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, hisse senedi satın almak amacıyla ödenen paranın hisse senetlerinin teslim edilmemesi nedeniyle istirdadı istemine ilişkindir. Davacı ödeme yaptığını, ancak kendisine hisse senetlerinin teslim edilmediğini ileri sürmektedir. Davalı ise davacının alacağını dayandırdığı tahsilat makbuzu ile ....’ye ait hisse senedini alarak ortak olduğunu savunmuştur. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacının dayandığı Aksaray Holdinge ait tahsilat makbuzundan 20.000 DM’nin A Grubu 001759 ve 001760 numaralı hisse senetleri için alındığı anlaşılmaktadır. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda davacının davalı holdingde hissedar olup, 2900 adet hissesinin bulunduğu belirtilmiştir. Davacı, tahsilat makbuzuna konu hisse senetlerini teslim almadığını iddia etmektedir. Mahkemece, tahsilat makbuzunda belirtilen hisse senetlerinin davacıya teslim edilmiş olup olmadığı yönünde bir inceleme yaptırılmamıştır. Davacı iddiasını davalı ... tarafından da kabul edilen yazılı belgeye dayandırmış olmasına göre davacıya makbuzda yazılı hisse senetlerinin teslim edildiğini davalının kanıtlaması gerekmektedir. Bilirkişiler tarafından davacının davalı Holdingde hissedar olduğu tespit edilmiş ise de, bu hissedarlığı sağlayan hisse senetleri arasında davaya konu tahsilat makbuzunda yazılı hisse senetlerinin bulunup bulunmadığı incelenmemiştir. Bu durumda davalının davacıya makbuzda yazılı hisse senetlerini teslim ettiğini kanıtlaması, şayet davacıya rızasıyla makbuzda yazılanların dışında başka bir hisse senedi verildiğini kanıtlar ise bu durumda da bunun sermaye artırımı yoluyla mı yoksa başkasından devir yoluyla mı verildiğinin tespiti ile yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen hisse senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında “çoğun içinde az da vardır kuralı” gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi, eğer davacının davaya konu ödemesinin karşılığında kendisine hisse verilmediği sonucuna varılır ise bu durumda da davacının ödeme yaptığı ancak edimini yerine getirmeyen davalının sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken tüm bu hususlar üzerinde durulmadan yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/4001 E. , 2010/10271 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Aksaray 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.02.2008 tarih ve 2006/244 - 2008/95 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin hisse senedi satın almak için taahhüt ettiği bedelin 20.000 DM’lık kısmını ödemesine rağmen müvekkiline hisse senetleri teslim edilmediği gibi yaptığı şifahi başvuruların da sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, davalılar üzerinde kalan sözkonusu bedelin davalılardan faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının müvekkili şirketlerden herhangi bir alacağının olmadığını, davacı tarafın alacağını dayandırdığı tahsilat makbuzu ile müvekkili şirketlerden ....’ye ait hisse senedini alarak ortak olduğunu, şirketin kendi hissesini almasının yasaya aykırı bulunduğunu, davacının açtığı alacak davasının yasal dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının yatırdığı para karşılığı hisse senedi verilip, ortak kaydedildiği, bu nedenle şirkete yatırmış olduğu paranın sermaye olarak kabulünün gerektiği, TTK’nun 405/2. maddesi uyarınca pay sahiplerinin şirkete sermaye olarak verdiklerini isteyemeyecekleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, hisse senedi satın almak amacıyla ödenen paranın hisse senetlerinin teslim edilmemesi nedeniyle istirdadı istemine ilişkindir. Davacı ödeme yaptığını, ancak kendisine hisse senetlerinin teslim edilmediğini ileri sürmektedir. Davalı ise davacının alacağını dayandırdığı tahsilat makbuzu ile ....’ye ait hisse senedini alarak ortak olduğunu savunmuştur. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacının dayandığı Aksaray Holdinge ait tahsilat makbuzundan 20.000 DM’nin A Grubu 001759 ve 001760 numaralı hisse senetleri için alındığı anlaşılmaktadır. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda davacının davalı holdingde hissedar olup, 2900 adet hissesinin bulunduğu belirtilmiştir.
Davacı, tahsilat makbuzuna konu hisse senetlerini teslim almadığını iddia etmektedir. Mahkemece, tahsilat makbuzunda belirtilen hisse senetlerinin davacıya teslim edilmiş olup olmadığı yönünde bir inceleme yaptırılmamıştır. Davacı iddiasını davalı ... tarafından da kabul edilen yazılı belgeye dayandırmış olmasına göre davacıya makbuzda yazılı hisse senetlerinin teslim edildiğini davalının kanıtlaması gerekmektedir. Bilirkişiler tarafından davacının davalı Holdingde hissedar olduğu tespit edilmiş ise de, bu hissedarlığı sağlayan hisse senetleri arasında davaya konu tahsilat makbuzunda yazılı hisse senetlerinin bulunup bulunmadığı incelenmemiştir. Bu durumda davalının davacıya makbuzda yazılı hisse senetlerini teslim ettiğini kanıtlaması, şayet davacıya rızasıyla makbuzda yazılanların dışında başka bir hisse senedi verildiğini kanıtlar ise bu durumda da bunun sermaye artırımı yoluyla mı yoksa başkasından devir yoluyla mı verildiğinin tespiti ile yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen hisse senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında “çoğun içinde az da vardır kuralı” gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi, eğer davacının davaya konu ödemesinin karşılığında kendisine hisse verilmediği sonucuna varılır ise bu durumda da davacının ödeme yaptığı ancak edimini yerine getirmeyen davalının sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken tüm bu hususlar üzerinde durulmadan yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1030568400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz