Haksız Rekabet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/14839 E. 2011/8710 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dava takip yetkisi↗ münhasırlık↗ uyuşmazlık konusu↗ kâr dağıtımı↗ yetkisizlik kararı↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı meslek birliğinin üyesi olan eser sahiplerine ait musiki eserlerinin davalıların piyasaya sundukları filmde işleme (döşeme) olarak kullanıldığı, davacının eser sahiplerinden çoğaltma, yayma ve temsil yetkisini devraldığı halde işleme hakkını devralmadığı, bu itibarla dava açma hakkının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir
Mahkemece de benimsenen bilirkişi raporunda, dava konusu musiki eserlerinin davalılardan RTV Film şirketinin eser işletme belgesi sahibi, diğer davalı Palermo Film şirketinin ise dağıtıcısı olduğu “Duvara Karşı” adlı sinema eserinde kullanıldığı, uygulamada döşeme yada senkronizasyon hakkı olarak adlandırılan bu kullanım biçiminin 5846 sayılı Fikir Ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 6. maddesinin 1. fıkrasının 3. bendine göre eserlerin işlenmesi niteliğinde bulunduğu, eser sahiplerince davacı meslek birliğine işleme hakkını kullanma yetkisi verilmediğinden dava açma hakkının bulunmadığı belirtilmiştir.
5846 Sayılı FSEK’de eser sahiplerinin döşeme yada senkronizasyon hakkı adı altında düzenlenmiş bir mali hak kategorisi bulunmamaktadır. Aynı Kanun’un 6/1-(3). bendinde ise “musiki, güzel sanatlar, ilim ve edebiyat eserlerinin filim haline sokulması veya filime alınmaya ve radyo ve televizyon ile yayıma müsait bir şekle sokulması”nın işlenme sayılacağı düzenlenmiş bulunmaktadır.
O halde, somut uyuşmazlıkta bilirkişilerce de açıklandığı şekilde dava konusu musiki eserlerinin “Duvara Karşı” adlı sinema eserinde eser sahiplerinin izni olmaksızın döşeme veya senkronizasyon yoluyla kullanılması eyleminin sözkonusu musiki eserlerinin işlenmesi niteliğinde olup olmadığının ve bu yolla eser sahiplerinin ihlal olunan mali haklarının kapsamının belirlenmesi gerekmektedir.
Genel olarak, görsel ve işitsel yapım ve yayınlar bakımından döşeme yada senkronizasyon; sinema eseri, radyo ve TV program ve yayınları, video, reklam film jeneriği, multi medya gösterileri, tanıtım filmleri vb. görsel ve işitsel yapım ve yayınlarda bir musiki eserinin teknik vasıtalarla ses ve görüntü altına yerleştirilmesi suretiyle musiki eserinin film ortamına kaydedilmesidir. Bu suretle, görsel ve işitsel yapım ve yayınların musiki eseriyle bütünleşmesi, konu ve içerik bakımından zenginleştirilmesi ve güçlendirilmesi sağlanmaktadır.
Bu durumda, bir musiki eserinin uygulamada döşeme yada senkronizasyon adı verilen yöntemle sinema eserinde film malzemesi olarak kullanılmasının da 5846 sayılı FSEK 6/1-(3). bendi anlamında eserin işlenmesi olarak kabulü gerekir (Doç. Dr. Mustafa Ateş Fikir ve Sanat Hukukunda Sinema Eseri ve Eser Sahipliği, Fikri Mülkiyet Hukuku Yıllığı, s.105, İstanbul 2009,Prof Naci Kınacıoğlu, Sinema Eseri ve bunlarda eser sahipliği, Prof Ali Bozer’e Armağan, s.213, Ankara 1998, Prof. Fırat Öztan, Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku, s.254-255, Ankara 1998).
Somut uyuşmazlıkta da, dava konusu musiki eserlerinin “Duvara Karşı” adlı sinema eserinde kullanıldıkları sabit olduğundan, sözkonusu eserlerin işlendiklerine ilişkin mahkemenin kabulü isabetlidir. Ancak, dava dışı hak sahipleri tarafından davacı meslek birliğine işleme hakkını kullanma yetkisi devredilmemiş olmakla birlikte, yukarıda açıklandığı üzere bir musiki eserinin filme alınması kullanılan eser bakımından çoğaltma sayılır (Prof. Naci Kınacıoğlu a.g.e. s.213). 5846 sayılı FSEK’in 22/2. maddesi uyarınca eserin işaret, ses ve görüntü nakil ve tekrarına yarayan, bilinen ya da ileride geliştirilecek olan her türlü araca kayıt edilmesi, her türlü ses ve müzik kayıtları çoğaltma sayılır ve bu hak münhasıran eser sahibine aittir. Yine aynı Kanun’un 24. maddesine göre de, bir eserden doğrudan doğruya yahut işaret, ses veya resim nakline yarayan aletlerle umumi mahallerde okumak, çalmak, oynamak ve göstermek gibi temsil suretiyle faydalanma hakkı da münhasıran eser sahibine aittir. Dava konusu musiki eserlerinin izinsiz olarak kullanıldığı sinema eseri Almanya’dan ithal edilip ticari amaçlı olarak gösterildiğinden eser sahiplerinin işleme hakları ile birlikte çoğaltma ve temsil haklarının ve ayrıca davalılar arasındaki dağıtım anlaşması uyarınca anılan Kanun’un 23. maddesinde sayılan yayma hakkının da ihlal edildiğinin kabulü gerekir.
Her ne kadar, 5846 sayılı FSEK’in 20/2. maddesinde “bir işlenmenin sahibi, kendisine bu sıfatla tanınan mali hakları, işleme hususunun serbest olduğu haller dışında, asıl eser sahibinin müsaade ettiği nispette kullanabilir” denilmek suretiyle, işleme hakkının usulüne uygun olarak devri halinde devredilen işleme hakkının amacına en uygun olan mali hakların da devredildiğinin kabulü gerekmekte ise de, dava konusu musiki eserleri izinsiz olarak işlenerek çoğaltılıp dağıtılmak suretiyle temsil edildiklerinden, davacı meslek birliğinin işleme hakkını takip yetkisi bulunmasa dahi eser üzerindeki hak sahiplerinden devraldığı çoğaltma, yayma ve temsil haklarını kullanma yetkisi kapsamında 5846 sayılı FSEK’in 42. ve 68. maddelerine dayalı olarak dava açma hakkı bulunmaktadır.
O halde, dava konusu musiki eserleri üzerindeki hak sahiplerinin davacı meslek birliğine devrettikleri, işleme hakkı dışında kalan, çoğaltma, yayma ve temsil haklarını kullanma yetkisinin her bir hak sahibi bakımından ayrı ayrı dikkate alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, sadece işleme hakkını kullanma yetkisinin devredilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16010 E. 2015/11496 K.
Ortak:temsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı meslek birliğinin üyesi olan eser sahiplerine ait musiki eserlerinin davalıların piyasaya sundukları filmde işleme (döşeme) olarak kullanıldığı, davacının eser sahiplerinden çoğaltma, yayma ve «temsil» «yetkisini» devraldığı halde işleme hakkını devralmadığı, bu itibarla dava açma hakkının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Yine aynı Kanun’un 24. maddesine göre de, bir eserden doğrudan doğruya yahut işaret, ses veya resim nakline yarayan aletlerle umumi mahallerde okumak, çalmak, oynamak ve göstermek gibi «temsil» suretiyle faydalanma hakkı da «münhasıran» eser sahibine aittir.
Dava konusu musiki eserlerinin izinsiz olarak kullanıldığı sinema eseri Almanya’dan ithal edilip ticari amaçlı olarak gösterildiğinden eser sahiplerinin işleme hakları ile birlikte çoğaltma ve «temsil» haklarının ve ayrıca davalılar arasındaki «dağıtım» anlaşması uyarınca anılan Kanun’un 23. maddesinde sayılan yayma hakkının da ihlal edildiğinin kabulü gerekir.
Benzer bu karardaDairemizin emsal kararlarında da, müzik eserinin bu şekilde kullanımının işleme, «temsil» ve çoğaltma haklarının ihlali niteliğinde bulunduğu belirlenmiştir.) (11.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:aktif husumet yokluğu · aktif husumet · husumet yokluğu · husumet · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu eserin sahiplerinin, “Senkronizasyon haklarını” devretmedikleri, bu nedenle davacıların mali hak sahibi olmadıkları gerekçesiyle açılan davanın «aktif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
68'e dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, dava konusu eserin sahiplerinin, “Senkronizasyon haklarını” devretmedikleri, bu nedenle davacıların mali hak sahibi olmadıkları gerekçesiyle açılan davanın «aktif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
İstanbul Şubesi vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin incelenmesinde, temyiz dilekçesinin temyiz «defterine» kaydedildiği belirlenemediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır.
Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK'nın 434. maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz «defterine» kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14405 E. 2012/16793 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:vekalet ücreti takdiri · görevsizlik kararı · vekalet ücreti · görevli mahkeme
Benzer bu kararda2) Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nun 331/2 maddesi gereğince mahkemece «görevsizlik» kararı verildiği halde davalı yararına «vekalet ücreti takdir» edilmesi doğru görülmemiş, kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş ise de anılan yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılamaya gereksinim göste …
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamından Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 5. maddesi uyarınca reklam filminin sinema eseri olduğu, bu bağlamda uyuşmazlıkta Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin «görevli» olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/14839 E. , 2011/8710 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/04/2009 tarih ve 2006/725-2009/85 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılar tarafından DVD/VCD formatında çoğaltılarak piyasa sunulan DUVARA KARŞI filmde müvekkili birliğin üyelerine ait bir kısım müzik eserlerinin kullanıldığını ileri sürerek, davalıların müdahalelerinin menini ve şimdilik 1.000,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri ayrı ayrı davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı meslek birliğinin üyesi olan eser sahiplerine ait musiki eserlerinin davalıların piyasaya sundukları filmde işleme (döşeme) olarak kullanıldığı, davacının eser sahiplerinden çoğaltma, yayma ve temsil yetkisini devraldığı halde işleme hakkını devralmadığı, bu itibarla dava açma hakkının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir
Mahkemece de benimsenen bilirkişi raporunda, dava konusu musiki eserlerinin davalılardan RTV Film şirketinin eser işletme belgesi sahibi, diğer davalı Palermo Film şirketinin ise dağıtıcısı olduğu “Duvara Karşı” adlı sinema eserinde kullanıldığı, uygulamada döşeme yada senkronizasyon hakkı olarak adlandırılan bu kullanım biçiminin 5846 sayılı Fikir Ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 6. maddesinin 1. fıkrasının 3. bendine göre eserlerin işlenmesi niteliğinde bulunduğu, eser sahiplerince davacı meslek birliğine işleme hakkını kullanma yetkisi verilmediğinden dava açma hakkının bulunmadığı belirtilmiştir.
5846 Sayılı FSEK’de eser sahiplerinin döşeme yada senkronizasyon hakkı adı altında düzenlenmiş bir mali hak kategorisi bulunmamaktadır. Aynı Kanun’un 6/1-(3). bendinde ise “musiki, güzel sanatlar, ilim ve edebiyat eserlerinin filim haline sokulması veya filime alınmaya ve radyo ve televizyon ile yayıma müsait bir şekle sokulması”nın işlenme sayılacağı düzenlenmiş bulunmaktadır.
O halde, somut uyuşmazlıkta bilirkişilerce de açıklandığı şekilde dava konusu musiki eserlerinin “Duvara Karşı” adlı sinema eserinde eser sahiplerinin izni olmaksızın döşeme veya senkronizasyon yoluyla kullanılması eyleminin sözkonusu musiki eserlerinin işlenmesi niteliğinde olup olmadığının ve bu yolla eser sahiplerinin ihlal olunan mali haklarının kapsamının belirlenmesi gerekmektedir.
Genel olarak, görsel ve işitsel yapım ve yayınlar bakımından döşeme yada senkronizasyon; sinema eseri, radyo ve TV program ve yayınları, video, reklam film jeneriği, multi medya gösterileri, tanıtım filmleri vb. görsel ve işitsel yapım ve yayınlarda bir musiki eserinin teknik vasıtalarla ses ve görüntü altına yerleştirilmesi suretiyle musiki eserinin film ortamına kaydedilmesidir. Bu suretle, görsel ve işitsel yapım ve yayınların musiki eseriyle bütünleşmesi, konu ve içerik bakımından zenginleştirilmesi ve güçlendirilmesi sağlanmaktadır.
Bu durumda, bir musiki eserinin uygulamada döşeme yada senkronizasyon adı verilen yöntemle sinema eserinde film malzemesi olarak kullanılmasının da 5846 sayılı FSEK 6/1-(3). bendi anlamında eserin işlenmesi olarak kabulü gerekir (Doç. Dr. Mustafa Ateş Fikir ve Sanat Hukukunda Sinema Eseri ve Eser Sahipliği, Fikri Mülkiyet Hukuku Yıllığı, s.105, İstanbul 2009,Prof Naci Kınacıoğlu, Sinema Eseri ve bunlarda eser sahipliği, Prof Ali Bozer’e Armağan, s.213, Ankara 1998, Prof. Fırat Öztan, Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku, s.254-255, Ankara 1998).
Somut uyuşmazlıkta da, dava konusu musiki eserlerinin “Duvara Karşı” adlı sinema eserinde kullanıldıkları sabit olduğundan, sözkonusu eserlerin işlendiklerine ilişkin mahkemenin kabulü isabetlidir. Ancak, dava dışı hak sahipleri tarafından davacı meslek birliğine işleme hakkını kullanma yetkisi devredilmemiş olmakla birlikte, yukarıda açıklandığı üzere bir musiki eserinin filme alınması kullanılan eser bakımından çoğaltma sayılır (Prof. Naci Kınacıoğlu a.g.e. s.213). 5846 sayılı FSEK’in 22/2. maddesi uyarınca eserin işaret, ses ve görüntü nakil ve tekrarına yarayan, bilinen ya da ileride geliştirilecek olan her türlü araca kayıt edilmesi, her türlü ses ve müzik kayıtları çoğaltma sayılır ve bu hak münhasıran eser sahibine aittir.
Yine aynı Kanun’un 24. maddesine göre de, bir eserden doğrudan doğruya yahut işaret, ses veya resim nakline yarayan aletlerle umumi mahallerde okumak, çalmak, oynamak ve göstermek gibi temsil suretiyle faydalanma hakkı da münhasıran eser sahibine aittir. Dava konusu musiki eserlerinin izinsiz olarak kullanıldığı sinema eseri Almanya’dan ithal edilip ticari amaçlı olarak gösterildiğinden eser sahiplerinin işleme hakları ile birlikte çoğaltma ve temsil haklarının ve ayrıca davalılar arasındaki dağıtım anlaşması uyarınca anılan Kanun’un 23. maddesinde sayılan yayma hakkının da ihlal edildiğinin kabulü gerekir.
Her ne kadar, 5846 sayılı FSEK’in 20/2. maddesinde “bir işlenmenin sahibi, kendisine bu sıfatla tanınan mali hakları, işleme hususunun serbest olduğu haller dışında, asıl eser sahibinin müsaade ettiği nispette kullanabilir” denilmek suretiyle, işleme hakkının usulüne uygun olarak devri halinde devredilen işleme hakkının amacına en uygun olan mali hakların da devredildiğinin kabulü gerekmekte ise de, dava konusu musiki eserleri izinsiz olarak işlenerek çoğaltılıp dağıtılmak suretiyle temsil edildiklerinden, davacı meslek birliğinin işleme hakkını takip yetkisi bulunmasa dahi eser üzerindeki hak sahiplerinden devraldığı çoğaltma, yayma ve temsil haklarını kullanma yetkisi kapsamında 5846 sayılı FSEK’in 42.
ve 68. maddelerine dayalı olarak dava açma hakkı bulunmaktadır.
O halde, dava konusu musiki eserleri üzerindeki hak sahiplerinin davacı meslek birliğine devrettikleri, işleme hakkı dışında kalan, çoğaltma, yayma ve temsil haklarını kullanma yetkisinin her bir hak sahibi bakımından ayrı ayrı dikkate alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, sadece işleme hakkını kullanma yetkisinin devredilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05/07/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1030285500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz