Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/7858 E. 2011/7310 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
teminatın iadesi↗ faturaya itiraz↗ geç teslim↗ teminat mektubu↗ ibra↗ fesih↗ bilirkişi incelemesi↗ taşıyan↗ eksik inceleme↗ teminat↗ teslim↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının tahsis edilen yerleri geç teslim almasının kendisine sözleşmelerle yüklenen tadilat ve tefriş işlerini geciktirmesinden kaynaklandığı, davacının kendisine teminat olarak teslim edilen teminat mektubunu ve çekleri davalıya iade etmesinin, açık veya zımni ibra niteliğinde olmadığı, zira sözleşmede davalının süresinden önce fesih yoluna başvurması halinde iki ay içinde bu teminatların iade edileceğinin düzenlendiği, ayrıca davacının teminatları gelir kaydetme hakkını kullanmayarak iade etmesinin tamamen kendisini korumasız bırakan ve sonuçlarına katlanması gereken bir husus olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak dava, alan tahsis sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davalı vekili tarafından, davacı şirket ile imzaladığı 21.04.2003 tarihli sözleşme ile müvekkiline dava konusu gümrüksüz sahada bulunan yolcu alanında altı adet, tır alanında ise yedi adet mağazanın işletilmesinin verildiği, toplam aylık alan tahsis ücretinin ise (100.000) USD. olduğu kararlaştırılmışken, bu sözleşmeyi tadil eden bir başka sözleşme imzalanarak, tır alanındaki iki adet mağazanın 21.04.2003 tarihli sözleşme kapsamından çıkarıldığı, bu nedenle de alan tahsis bedelinin aylık (84.720) USD.’na indirildiği savunulmuş, bu savunmasının kanıtı olarak da davacı yetkililerinin imzasını havi bir sözleşme sunulmuştur. Davacı vekili ise önce bu sözleşmedeki kaşe ve imzaların müvekkiline ait olmadığını savunmuşken, daha sonra müvekkili yetkililerinin sözleşmedeki imzaların kendilerine ait olduğunu kabul etmeleri üzerine bu kez, anılan tadilat sözleşmesinin taraflar arasında hiçbir zaman uygulanmadığını, davalının bu sözleşmeye rağmen müvekkilince düzenlenen faturalara itiraz etmeksizin, aylık tahsis ücretlerini (100.000) USD. üzerinden ödemeye devam etmesinin de bunu gösterdiğini ileri sürmüştür. Dolayısıyla davalı vekili anılan savunmasını kanıtlamak için her iki tarafın da imzasını taşıyan yazılı bir sözleşme sunmuşken, davacı vekili taraflar arasındaki uygulamaya dayanmıştır. Gerçekten de davalı şirket, dayandığı tadilat sözleşmesine rağmen, bu konuda davacı tarafından düzenlenen faturalara hiç itiraz etmeden, aylık tahsis ücretlerini 21.04.2003 tarihli sözleşmede kararlaştırılan bedellere göre ödemeye devam etmişse, anılan tadil sözleşmesinin sonradan ortadan kaldırıldığı ve taraflar arasında hiç uygulanmadığı sonucuna varılmalıdır. Mahkemece bu konuda hiçbir inceleme yapılmadığı gibi tadilat sözleşmesine neden itibar edilmediği de karar yerinde tartışılmadan, davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa bu konuda görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda dahi tadilat sözleşmesinin geçerli olduğu ve davalıya iki adet mağazanın teslim edilmediği kabul edilirse, Ağustos 2003- Temmuz 2005 dönemine ait davacı alacağının (75.046,18) USD. olacağı bildirilmiştir.
O halde mahkemece, gerekirse tarafların defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, davalı vekilince sunulan tadilat sözleşmesinin taraflar arasında gerçekten uygulanıp uygulanmadığının, davalının bu sözleşmeye rağmen aylık tahsis ücretlerini 21.04.2003 tarihli sözleşmede kararlaştırılan bedellere göre ödemeye devam edip etmediğinin, yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/7858 E. , 2011/7310 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/04/2011 tarih ve 2007/75-2009/177 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 14/06/2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ...... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında Gürbulak Gümrük Sahasında iki adet alan tahsis sözleşmesi imzalandığını, davalının bu sözleşmelerden 21/04/2003 tarihli olanından (166.676) USD, 01/07/2005 tarihli olanından (287.928) USD tahsis bedeli borcunun bulunduğunu, davalının 27/07/2006 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi tek taraflı feshettiğini ileri sürerek, toplam (454.604) USD'nin temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 21/04/2003 tarihli sözleşmeden sonra ek sözleşme imzalanarak yedi mağazadan iki adedinin sözleşme kapsamından çıkarıldığını, davacının müvekkilince bu sözleşme nedeniyle verilen teminat mektubu ve çekleri müvekkiline iade ederek müvekkilinin borcunun bulunmadığını ikrar ettiğini, davacının 01/07/2005 tarihli sözleşmede belirlenen işyeri ve sosyal tesislerden bir kısmını ise müvekkiline teslim etmediği gibi sonradan bu yerler için sözleşmenin 9. maddesine aykırı şekilde üçüncü kişilerle yeni bir sözleşme imzaladığını, müvekkilinin bu sözleşmeden kaynaklanan tüm borcunu da ödediğini ve haklı sebeplerle 27/07/2006 tarihinde tek taraflı olarak sözleşmeyi feshettiğini ileri sürerek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının tahsis edilen yerleri geç teslim almasının kendisine sözleşmelerle yüklenen tadilat ve tefriş işlerini geciktirmesinden kaynaklandığı, davacının kendisine teminat olarak teslim edilen teminat mektubunu ve çekleri davalıya iade etmesinin, açık veya zımni ibra niteliğinde olmadığı, zira sözleşmede davalının süresinden önce fesih yoluna başvurması halinde iki ay içinde bu teminatların iade edileceğinin düzenlendiği, ayrıca davacının teminatları gelir kaydetme hakkını kullanmayarak iade etmesinin tamamen kendisini korumasız bırakan ve sonuçlarına katlanması gereken bir husus olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak dava, alan tahsis sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davalı vekili tarafından, davacı şirket ile imzaladığı 21.04.2003 tarihli sözleşme ile müvekkiline dava konusu gümrüksüz sahada bulunan yolcu alanında altı adet, tır alanında ise yedi adet mağazanın işletilmesinin verildiği, toplam aylık alan tahsis ücretinin ise (100.000) USD. olduğu kararlaştırılmışken, bu sözleşmeyi tadil eden bir başka sözleşme imzalanarak, tır alanındaki iki adet mağazanın 21.04.2003 tarihli sözleşme kapsamından çıkarıldığı, bu nedenle de alan tahsis bedelinin aylık (84.720) USD.’na indirildiği savunulmuş, bu savunmasının kanıtı olarak da davacı yetkililerinin imzasını havi bir sözleşme sunulmuştur. Davacı vekili ise önce bu sözleşmedeki kaşe ve imzaların müvekkiline ait olmadığını savunmuşken, daha sonra müvekkili yetkililerinin sözleşmedeki imzaların kendilerine ait olduğunu kabul etmeleri üzerine bu kez, anılan tadilat sözleşmesinin taraflar arasında hiçbir zaman uygulanmadığını, davalının bu sözleşmeye rağmen müvekkilince düzenlenen faturalara itiraz etmeksizin, aylık tahsis ücretlerini (100.000) USD.
üzerinden ödemeye devam etmesinin de bunu gösterdiğini ileri sürmüştür. Dolayısıyla davalı vekili anılan savunmasını kanıtlamak için her iki tarafın da imzasını taşıyan yazılı bir sözleşme sunmuşken, davacı vekili taraflar arasındaki uygulamaya dayanmıştır. Gerçekten de davalı şirket, dayandığı tadilat sözleşmesine rağmen, bu konuda davacı tarafından düzenlenen faturalara hiç itiraz etmeden, aylık tahsis ücretlerini 21.04.2003 tarihli sözleşmede kararlaştırılan bedellere göre ödemeye devam etmişse, anılan tadil sözleşmesinin sonradan ortadan kaldırıldığı ve taraflar arasında hiç uygulanmadığı sonucuna varılmalıdır. Mahkemece bu konuda hiçbir inceleme yapılmadığı gibi tadilat sözleşmesine neden itibar edilmediği de karar yerinde tartışılmadan, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa bu konuda görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda dahi tadilat sözleşmesinin geçerli olduğu ve davalıya iki adet mağazanın teslim edilmediği kabul edilirse, Ağustos 2003- Temmuz 2005 dönemine ait davacı alacağının (75.046,18) USD. olacağı bildirilmiştir.
O halde mahkemece, gerekirse tarafların defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, davalı vekilince sunulan tadilat sözleşmesinin taraflar arasında gerçekten uygulanıp uygulanmadığının, davalının bu sözleşmeye rağmen aylık tahsis ücretlerini 21.04.2003 tarihli sözleşmede kararlaştırılan bedellere göre ödemeye devam edip etmediğinin, yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/06/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1028367700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz