Kanunlar ihtilafı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/14341 E. 2011/6823 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kanunlar ihtilafı↗ kanuna karşı hile↗ çekince (ihtirazi kayıt)↗ tanıma ve tenfiz↗ kesinleşen ilam↗ savunma hakkı↗ tanıma↗ kamu düzenine aykırılık↗ emredici hüküm↗ hile↗ rehin↗ möhuk 47↗ münhasırlık↗ oy yasağı↗ kamu düzeni↗ tenfiz↗ anonim şirket↗ tebligat↗ yetkisizlik kararı↗ dava sebebi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacıların davalı şirketin ortağı olup, TTK’nun 329. maddesi gereğince bir şirketin kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği gibi rehin olarak da kabul edemeyeceği, bu senetlerin temellükü veya rehin alınması neticesini doğuran akitlerin hükümsüz olduğu, aynı kanunun 405/2. maddesinde de pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerinin düzenlendiği, yabancı mahkemenin kararına konu teşkil eden husus Türk mahkemelerinde reddedildiği, bu durumda tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının kamu düzenine aykırı olduğu, ayrıca Lahey sözleşmesi ile kabul edilen istisnai tebligat yöntemlerinden olan doğrudan posta yolu ile tebligata ilişkin maddeye Türkiye’nin çekince koyduğu, MÖHUK’nun 34. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş karar olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, davalı hakkında Alman Mahkemesi’nce verilen kararın tenfizine karar verilmesini istemiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2675 sayılı MÖHUK’nun 34/1. maddesi hükmüne göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye’de icra olunabilmesi, yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Tenfizin şartları ise aynı Yasa’nın 38. maddesinde düzenlenmiştir. Bunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın savunma hakkına ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk kanunlar ihtilafı kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
MÖHUK’nun 38. maddesinde yazılı şartların mevcudiyeti halinde yetkili asliye hukuk mahkemesi, tenfiz kararı vermek mecburiyetindedir. Tenfiz hakimi yabancı kararın maddi hukuk bakımından doğruluğunu (md.38/e dışında) tetkik edemez. Bu yasak, 38. maddenin (d) bendinde yer alan hüküm istisna edilmek şartıyla, yabancı mahkemenin kendi usul hükümlerini doğru tatbik edip etmediğini tetkik için de geçerlidir. Yabancı mahkeme hükmünün kamu düzenine aykırı olmaması şartı da, yabancı mahkeme kararının maddi doğruluğunu tetkik için bir sebep teşkil etmez. Burada sadece yabancı hükmün tenfizinin Türk kamu düzenine aykırı sonuçlar meydana getirip getirmeyeceği meselesi tetkik edilir (Prof.Dr. Ergin Nomer, Devlerler Hususi Hukuku, Beta Yayınları, 10.Baskı, sayfa 399-400). Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak alınmış ve kesinleşmiş ilamlar hakkında, yetkili mahkemenin tenfiz kararı verebilmesi için 2675 sayılı MÖHUK.’nun 38/c maddesi (yeni 5718 Sayılı Kanun’un 54/c maddesi) uyarınca, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması gereklidir.
Kanunda kamu düzeni kavramının zamana ve yere göre değişebilen niteliği gereği bir tanımlama yapılmaktan kaçınılmış ve konunun hakimin takdirine bırakılması tercih edilmiş, ancak kamu düzenine aykırılığın “açıkça” olmasının aranmasıyla bu konuda takdir hakkı bulunan hakime bir sınırlama getirilmek istenmiştir. Bu düzenleme, Türk tenfiz hukukunda, kamu düzeni kavramının izin verdiği ölçüde, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi lehine bir eğilimin bulunduğunu göstermektedir. Doktrinde de bu konuda hakime yardımcı olması bakımından bazı kriterler verilmiştir. Buna göre örneğin Türk tenfiz hakimi “kural olarak” yabancı mahkeme kararının doğruluğunu inceleyemez (revision au fond yasağı). Zira aksinin kabulü, aynı davanın Türk mahkemesinde tekrar görülmesi ve yeni bir Türk mahkemesi kararının ortaya çıkması sonucunu doğurur. Ancak örneğin Türk hukukunun vazgeçilmez kabul ettiği temel prensiplerini ihlal eden veya milletlerarası alanda geçerli olan ortak ilkelere aykırı bulunan yabancı mahkeme kararları tenfiz edilemez. Tenfiz hakimi takdir hakkını kullanırken, her somut olayın kendine mahsus özelliklerini de dikkate almalıdır.
O halde dava konusu uyuşmazlık yönünden de somut olayın özelliklerine göre bir inceleme ve değerlendirme yapılmalıdır.
Mahkemece, tenfizi istenen kararın davalıya doğrudan posta yoluyla tebliğ edilmesi nedeniyle kesinleşmediği, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de tenfizi istenen kararı veren Dortmund Asliye Hukuk Mahkemesi’nce Alman Usul Hukuku’na göre gıyabi kararın davalının vekilliğini yapan avukata daha sonra vekilliği bıraksa dahi yurt içinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Kural olarak her mahkeme kendi usul hükümlerini uygular ve yabancı mahkemenin uyguladığı usulün Türk usul hukukundan farklı olması, Türk kamu düzeninin müdahalesi için tek başına yeterli sebep oluşturmaz. Aynı ilkeler yabancı mahkemece uygulanan ispat hukuku açısından da geçerlidir. ../..
Somut uyuşmazlıkta incelenmesi gereken diğer bir konu da, benzer olaylarda Türkiye’de açılan davaların, TTK.’nun 329/1. ve 405/2. maddelerinde düzenlenen, anonim şirketlerin kendi hisselerini temellük edemeyecekleri ve pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri ilkeleri gereği reddedilmesine rağmen, aynı şartlardaki ortaklarca yabancı mahkemelerde açılan davaların kabul edilmesinin ve alınan farklı yöndeki bu yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de tenfizinin, Türk kamu düzenine aykırılık oluşturup oluşturmayacağıdır. Nitekim mahkemece bu durum, kamu düzenine aykırı kabul edilmiştir.
Tarafları, konusu veya sebebi “farklı” olan bir yabancı mahkeme kararının, Türk mahkemelerinden alınan kararlar ile bağdaşmaması halinin, Türk kamu düzenine aykırılık oluşturup oluşturmayacağı irdelendiğinde, burada ilk olarak tanıma ve tenfiz hukukundaki kamu düzenine aykırılık kavramının, iç hukuktaki emredici kurallara aykırılık kavramından daha dar ve sınırlı bir anlama sahip olduğu gözden uzak tutulmamalıdır. Dolayısıyla kamu düzeni gerekçesiyle yabancı mahkeme kararının tenfizine istisnaen müdahale edilmelidir. Ayrıca somut uyuşmazlıkta yukarıda açıklanan revision au fond yasağından ayrılmayı gerektirecek bir özellik de bulunmamaktadır. Yine aynı davanın Türk mahkemelerinde görülmesi halinde farklı sonuca varılacak olması, “tek başına” tanıma ve tenfiz engeli oluşturmayacaktır. Zira, esasa uygulanacak yabancı hukuk gibi yabancı mahkeme kararlarının da Türk mahkemelerinden verilecek kararlarla aynı olması beklenemez.
Bu noktada belki Türk tarafların Türk hukukunun emredici hükümlerinden kaçmak amacıyla yabancı mahkemeden bir karar elde etmeye ve bu kararı Türkiye’de tenfiz ettirmeye çalışmalarının adalet duygusunu sarsacağı, bir başka emredici kural olan kanuna karşı hile yasağına ve bu sebeple de Türk kamu düzenine aykırılık oluşturacağı düşünülebilir (Prof. Dr. Ergin Nomer Prof. Dr. Cemal Şanlı, Devletler Hususi Hukuku, İstanbul 2009, 17. Bası, sayfa: 491, dipnot: 270). Ancak öncelikle böyle bir durumun varlığı davalı tarafça ispat edilebilmiş değildir.
O halde mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda kesinleşmiş yabancı mahkeme hükmünün tenfizinin Türk kamu düzenine aykırılık oluşturmayacağı kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/85 E. 2010/11230 K.
Ortak:kanunlar ihtilafı · savunma hakkı · münhasırlık · kamu düzeni · tenfiz · yetkisizlik kararı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
… ce, tüm dosya kapsamına göre, davacıların davalı şirketin ortağı olup, TTK’nun 329. maddesi gereğince bir şirketin kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği gibi «rehin» olarak da kabul edemeyeceği, bu senetlerin temellükü veya rehin alınması neticesini doğuran akitlerin hükümsüz olduğu, aynı kanunun 405/2. maddesinde de pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerinin düzenlendiği, yabancı mahkemenin kararına konu teşkil eden husus Türk mahkemelerinde reddedildiği, bu durumda «tenfizi» istenen yabancı mahkeme kararının «kamu düzenine» aykırı olduğu, ayrıca Lahey sözleşmesi ile kabul edilen istisnai «tebligat» yöntemlerinden olan doğrudan posta yolu ile tebligata ilişkin maddeye Türkiye’nin çekince koyduğu, MÖHUK’nun 34. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş karar olmadığ …
Burada sadece yabancı hükmün «tenfizinin» Türk «kamu düzenine» aykırı sonuçlar meydana getirip getirmeyeceği meselesi tetkik edilir (Prof.Dr.
Benzer bu karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanınbulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Burada sadece yabancı hükmün «tenfizinin» Türk «kamu düzenine» aykırı sonuçlar meydana getirip getirmeyeceği meselesi tetkik edilir (Prof.Dr.
… 8 sayılı yasanın 54.maddesi olduğu, Türkiye ile Almanya arasında karşılıklılık şartı konusunda bir ihtilaf bulunmadığı, ancak fiili karşılıklılık bulunduğu, dosyaya «ibraz» edilen belgelere göre, davacının davalı şirkette hissesi mevcut olmadığı halde davacının davalı şirket ortağı olduğu iddiasıyla davayı açtığının anlaşıldığı, böyle bir davada yetkili mahkemenin HMUK.nun 17. maddesi gereğince Yozgat Mahkemeleri olduğu, Türk Mahkemelerinin «kesin» yetkili olduğu, ayrıca ibraz edilen «tenfiz» kararının «gıyapta» verildiğinin belirtildiği, bu suretle davalıya savunma imkanı tanınmadığı tenfizi talep edilen karar için yasal şartlar oluşmadığı sonucuna varılarak, davanın redd …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gıyapta karar · delil değerlendirmesi · adli yardım · ibraz · kesin hüküm
Benzer bu kararda… 8 sayılı yasanın 54.maddesi olduğu, Türkiye ile Almanya arasında karşılıklılık şartı konusunda bir ihtilaf bulunmadığı, ancak fiili karşılıklılık bulunduğu, dosyaya «ibraz» edilen belgelere göre, davacının davalı şirkette hissesi mevcut olmadığı halde davacının davalı şirket ortağı olduğu iddiasıyla davayı açtığının anlaşıldığı, böyle bir davada yetkili mahkemenin HMUK.nun 17. maddesi gereğince Yozgat Mahkemeleri olduğu, Türk Mahkemelerinin «kesin» yetkili olduğu, ayrıca ibraz edilen «tenfiz» kararının «gıyapta» verildiğinin belirtildiği, bu suretle davalıya savunma imkanı tanınmadığı tenfizi talep edilen karar için yasal şartlar oluşmadığı sonucuna varılarak, davanın redd …
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve davalıya savunma imkanının tanınmadığı, ayrıca davacının davalı şirkette hisse sahibi olup, HUMK.’nun 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemelerinin «kesin» yetkili bulunduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Tenfizi istenen kararda yazılı hususlar dışında başka «deliller değerlendirilmek» suretiyle karar verilemez.
… e de şirket ile ortağı arasındaki uyuşmazlığın HUMK.’nun 17. maddesi uyarınca şirketin ikametgahı sayılan yer mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilmek suretiyle «tenfizi» istenen kararda yazılı hususlar dışında başka «deliller değerlendirilmiş», yabancı mahkemece uyuşmazlığın şirket ile ortağı arasındaki bir uyuşmazlık olarak nitelendirilmediği gözden kaçırılmış, böylece gerçekte yabancı mahkeme kararının …
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12787 E. 2010/8098 K.
Ortak:kanunlar ihtilafı · savunma hakkı · münhasırlık · kamu düzeni · tenfiz · tebligat · yetkisizlik kararı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
… ce, tüm dosya kapsamına göre, davacıların davalı şirketin ortağı olup, TTK’nun 329. maddesi gereğince bir şirketin kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği gibi «rehin» olarak da kabul edemeyeceği, bu senetlerin temellükü veya rehin alınması neticesini doğuran akitlerin hükümsüz olduğu, aynı kanunun 405/2. maddesinde de pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerinin düzenlendiği, yabancı mahkemenin kararına konu teşkil eden husus Türk mahkemelerinde reddedildiği, bu durumda «tenfizi» istenen yabancı mahkeme kararının «kamu düzenine» aykırı olduğu, ayrıca Lahey sözleşmesi ile kabul edilen istisnai «tebligat» yöntemlerinden olan doğrudan posta yolu ile tebligata ilişkin maddeye Türkiye’nin çekince koyduğu, MÖHUK’nun 34. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş karar olmadığ …
Burada sadece yabancı hükmün «tenfizinin» Türk «kamu düzenine» aykırı sonuçlar meydana getirip getirmeyeceği meselesi tetkik edilir (Prof.Dr.
Benzer bu karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkette 60 adet hissesi bulunduğu, HUMK'nun 17.maddesi gereğince «kesin» yetkili mahkemenin Yozgat Mahkemeleri olduğu, «tenfizi» istenilen kararın «gıyapta» verilmiş olup davalı tarafa «savunma hakkı» da verilmediği, MÖHUK'un 38. maddesinde yazılı koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Burada sadece yabancı hükmün «tenfizinin» Türk «kamu düzenine» aykırı sonuçlar meydana getirip getirmeyeceği meselesi tetkik edilir (Prof.Dr.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gıyapta karar · delil değerlendirmesi · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkette 60 adet hissesi bulunduğu, HUMK'nun 17.maddesi gereğince «kesin» yetkili mahkemenin Yozgat Mahkemeleri olduğu, «tenfizi» istenilen kararın «gıyapta» verilmiş olup davalı tarafa «savunma hakkı» da verilmediği, MÖHUK'un 38. maddesinde yazılı koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve davalıya savunma imkanının tanınmadığı, ayrıca davacının davalı şirkette 60 hisse sahibi olup, HUMK.’nun 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemelerinin «kesin» yetkili bulunduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Tenfizi istenen kararda yazılı hususlar dışında başka «deliller değerlendirilmek» suretiyle karar verilemez.
… e de şirket ile ortağı arasındaki uyuşmazlığın HUMK.’nun 17. maddesi uyarınca şirketin ikametgahı sayılan yer mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilmek suretiyle «tenfizi» istenen kararda yazılı hususlar dışında başka «deliller değerlendirilmiş», yabancı mahkemece uyuşmazlığın şirket ile ortağı arasındaki bir uyuşmazlık olarak nitelendirilmediği gözden kaçırılmış, böylece gerçekte yabancı mahkeme kararının …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12879 E. 2010/8080 K.
Ortak:kanunlar ihtilafı · savunma hakkı · münhasırlık · kamu düzeni · tenfiz · tebligat · yetkisizlik kararı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
… ce, tüm dosya kapsamına göre, davacıların davalı şirketin ortağı olup, TTK’nun 329. maddesi gereğince bir şirketin kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği gibi «rehin» olarak da kabul edemeyeceği, bu senetlerin temellükü veya rehin alınması neticesini doğuran akitlerin hükümsüz olduğu, aynı kanunun 405/2. maddesinde de pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerinin düzenlendiği, yabancı mahkemenin kararına konu teşkil eden husus Türk mahkemelerinde reddedildiği, bu durumda «tenfizi» istenen yabancı mahkeme kararının «kamu düzenine» aykırı olduğu, ayrıca Lahey sözleşmesi ile kabul edilen istisnai «tebligat» yöntemlerinden olan doğrudan posta yolu ile tebligata ilişkin maddeye Türkiye’nin çekince koyduğu, MÖHUK’nun 34. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş karar olmadığ …
Burada sadece yabancı hükmün «tenfizinin» Türk «kamu düzenine» aykırı sonuçlar meydana getirip getirmeyeceği meselesi tetkik edilir (Prof.Dr.
Benzer bu karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, açılan davanın dayanağının 2675 sayılı MÖHUK'nun 38. maddesi olduğu, davacının davalı şirkette 354 adet hisseye sahip olup, HUMK'nun 17. maddesi gereğince «kesin» yetkili mahkemenin, Yozgat Mahkemeleri olduğu, «ibraz» edilen ve «tenfizi» istenilen karar «gıyapta» verilmiş olup, davalı tarafa «savunma hakkı» da verilmediği, tenfizi istenilen karar yönünden MÖHUK'nun 38.
Burada sadece yabancı hükmün «tenfizinin» Türk «kamu düzenine» aykırı sonuçlar meydana getirip getirmeyeceği meselesi tetkik edilir (Prof.Dr.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gıyapta karar · delil değerlendirmesi · ibraz · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, açılan davanın dayanağının 2675 sayılı MÖHUK'nun 38. maddesi olduğu, davacının davalı şirkette 354 adet hisseye sahip olup, HUMK'nun 17. maddesi gereğince «kesin» yetkili mahkemenin, Yozgat Mahkemeleri olduğu, «ibraz» edilen ve «tenfizi» istenilen karar «gıyapta» verilmiş olup, davalı tarafa «savunma hakkı» da verilmediği, tenfizi istenilen karar yönünden MÖHUK'nun 38.
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve davalıya savunma imkanının tanınmadığı, ayrıca davacının davalı şirkette 354 hisse sahibi olup, HUMK.’nun 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemelerinin «kesin» yetkili bulunduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Tenfizi istenen kararda yazılı hususlar dışında başka «deliller değerlendirilmek» suretiyle karar verilemez.
… e de şirket ile ortağı arasındaki uyuşmazlığın HUMK.’nun 17. maddesi uyarınca şirketin ikametgahı sayılan yer mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilmek suretiyle «tenfizi» istenen kararda yazılı hususlar dışında başka «deliller değerlendirilmiş», yabancı mahkemece uyuşmazlığın şirket ile ortağı arasındaki bir uyuşmazlık olarak nitelendirilmediği gözden kaçırılmış, böylece gerçekte yabancı mahkeme kararının …
5 benzer karar daha
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13895 E. 2011/6517 K.
Ortak:kanuna karşı hile · kesinleşen ilam · savunma hakkı · tanıma · kamu düzenine aykırılık · emredici hüküm · hile · oy yasağı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaBu noktada belki Türk tarafların Türk hukukunun «emredici» hükümlerinden kaçmak amacıyla yabancı mahkemeden bir karar elde etmeye ve bu kararı Türkiye’de «tenfiz» ettirmeye çalışmalarının adalet duygusunu sarsacağı, bir başka emredici kural olan «kanuna karşı hile» «yasağına» ve bu sebeple de Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı düşünülebilir (Prof.
Tarafları, konusu veya «sebebi» “farklı” olan bir yabancı mahkeme kararının, Türk mahkemelerinden alınan kararlar ile bağdaşmaması halinin, Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturup oluşturmayacağı irdelendiğinde, burada ilk olarak «tanıma» ve «tenfiz» hukukundaki kamu düzenine aykırılık kavramının, iç hukuktaki «emredici» kurallara aykırılık kavramından daha dar ve sınırlı bir anlama sahip olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
Bunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Benzer bu karardaBu noktada belki Türk tarafların Türk hukukunun «emredici» hükümlerinden kaçmak amacıyla yabancı mahkemeden bir karar elde etmeye ve bu kararı Türkiye’de «tenfiz» ettirmeye çalışmalarının adalet duygusunu sarsacağı, bir başka emredici kural olan «kanuna karşı hile» «yasağına» ve bu sebeple de Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı düşünülebilir (Prof.
Burada ilk olarak «tanıma» ve «tenfiz» hukukundaki «kamu düzenine aykırılık» kavramının, iç hukuktaki «emredici» kurallara aykırılık kavramından daha dar ve sınırlı bir anlama sahip olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak alınmış ve «kesinleşmiş ilamlar» hakkında, yetkili mahkemenin «tenfiz» kararı verebilmesi için 2675 sayılı MÖHUK.’nun 38/c maddesi (yeni 5718 SK.’nun 54/c maddesi) uyarınca, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözlü yargılama · yargılamanın yenilenmesi · pay sahipliği · infaz · yenileme
Benzer bu karardaTenfizi istenen yabancı mahkeme kararının tarafları, konusu ve «sebebi» “aynı” olan Türk mahkemelerinden verilmiş bir kararla bağdaşmaması halinin Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı, hatta buna rağmen kararın «tenfizine» karar verilmişse bu durumun, HUMK.’nun 445/10. maddesi uyarınca bir «yargılamanın yenilenmesi» nedeni olacağı açıktır.
… liye Hukuk Mahkemesi'nin 4 O 435/05 sayılı karar aslının ve tercümesinin dosyada bulunduğu, kararın kesinleştiği, MÖHUK 54/1-c bendine göre yabancı mahkeme ilamının «tenfizi» için «kamu düzenine» açıkça aykırı olmaması gerektiği, TTK 405/2 maddesinde «pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler hükmünün düzenlendiğini, bu durumda ilamın tenfizi durumunda Türk yasalarına ve kamu düzenine açıkça aykırılı …
Somut olayda yabancı mahkemece Alman Usul Yasası’nın 331/3. ve 276. maddeleri uyarınca, davacının talebi üzerine, «sözlü yargılama» yapılmaksızın “gıyabi karar” verilmiştir.
Böyle bir durumda da kararın «kamu düzenine» aykırı olduğu ve «infaz» edilmemesi gerektiği ileri sürülemeyecektir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13901 E. 2011/6518 K.
Ortak:kanuna karşı hile · kesinleşen ilam · savunma hakkı · tanıma · kamu düzenine aykırılık · emredici hüküm · hile · oy yasağı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaBu noktada belki Türk tarafların Türk hukukunun «emredici» hükümlerinden kaçmak amacıyla yabancı mahkemeden bir karar elde etmeye ve bu kararı Türkiye’de «tenfiz» ettirmeye çalışmalarının adalet duygusunu sarsacağı, bir başka emredici kural olan «kanuna karşı hile» «yasağına» ve bu sebeple de Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı düşünülebilir (Prof.
Tarafları, konusu veya «sebebi» “farklı” olan bir yabancı mahkeme kararının, Türk mahkemelerinden alınan kararlar ile bağdaşmaması halinin, Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturup oluşturmayacağı irdelendiğinde, burada ilk olarak «tanıma» ve «tenfiz» hukukundaki kamu düzenine aykırılık kavramının, iç hukuktaki «emredici» kurallara aykırılık kavramından daha dar ve sınırlı bir anlama sahip olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
Bunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Benzer bu karardaBu noktada belki Türk tarafların Türk hukukunun «emredici» hükümlerinden kaçmak amacıyla yabancı mahkemeden bir karar elde etmeye ve bu kararı Türkiye’de «tenfiz» ettirmeye çalışmalarının adalet duygusunu sarsacağı, bir başka emredici kural olan «kanuna karşı hile» «yasağına» ve bu sebeple de Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı düşünülebilir (Prof.
Burada ilk olarak «tanıma» ve «tenfiz» hukukundaki «kamu düzenine aykırılık» kavramının, iç hukuktaki «emredici» kurallara aykırılık kavramından daha dar ve sınırlı bir anlama sahip olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak alınmış ve «kesinleşmiş ilamlar» hakkında, yetkili mahkemenin «tenfiz» kararı verebilmesi için 2675 sayılı MÖHUK.’nun 38/c maddesi (yeni 5718 SK.’nun 54/c maddesi) uyarınca, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sözlü yargılama · yargılamanın yenilenmesi · pay sahipliği · infaz · yenileme
Benzer bu karardaTenfizi istenen yabancı mahkeme kararının tarafları, konusu ve «sebebi» “aynı” olan Türk mahkemelerinden verilmiş bir kararla bağdaşmaması halinin Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı, hatta buna rağmen kararın «tenfizine» karar verilmişse bu durumun, HUMK.’nun 445/10. maddesi uyarınca bir «yargılamanın yenilenmesi» nedeni olacağı açıktır.
… iye Hukuk Mahkemesi'nin 17 O 436/06 sayılı karar aslının ve tercümesinin dosyada bulunduğu, kararın kesinleştiği, MÖHUK 54/1-c bendine göre yabancı mahkeme ilamının «tenfizi» için «kamu düzenine» açıkça aykırı olmaması gerektiği, TTK 405/2 maddesinde «pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler hükmünün düzenlendiğini, bu durumda ilamın tenfizi durumunda Türk yasalarına ve kamu düzenine açıkça aykırılı …
Somut olayda yabancı mahkemece Alman Usul Yasası’nın 331/3. ve 276. maddeleri uyarınca, davacının talebi üzerine, «sözlü yargılama» yapılmaksızın “gıyabi karar” verilmiştir.
Böyle bir durumda da kararın «kamu düzenine» aykırı olduğu ve «infaz» edilmemesi gerektiği ileri sürülemeyecektir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12881 E. 2010/7974 K.
Ortak:kanunlar ihtilafı · savunma hakkı · münhasırlık · kamu düzeni · tenfiz · tebligat · yetkisizlik kararı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
… ce, tüm dosya kapsamına göre, davacıların davalı şirketin ortağı olup, TTK’nun 329. maddesi gereğince bir şirketin kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği gibi «rehin» olarak da kabul edemeyeceği, bu senetlerin temellükü veya rehin alınması neticesini doğuran akitlerin hükümsüz olduğu, aynı kanunun 405/2. maddesinde de pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerinin düzenlendiği, yabancı mahkemenin kararına konu teşkil eden husus Türk mahkemelerinde reddedildiği, bu durumda «tenfizi» istenen yabancı mahkeme kararının «kamu düzenine» aykırı olduğu, ayrıca Lahey sözleşmesi ile kabul edilen istisnai «tebligat» yöntemlerinden olan doğrudan posta yolu ile tebligata ilişkin maddeye Türkiye’nin çekince koyduğu, MÖHUK’nun 34. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş karar olmadığ …
Burada sadece yabancı hükmün «tenfizinin» Türk «kamu düzenine» aykırı sonuçlar meydana getirip getirmeyeceği meselesi tetkik edilir (Prof.Dr.
Benzer bu karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, Türkiye ile Almanya arasında karşılıklılık şartının mevcut olduğu, dosyaya «ibraz» edilen belgere göre davacının davalı şirkette 199 adet hissesi bulunduğu, böyle bir davada yetkili mahkemenin HUMK’nun 17 nci maddesi uyarınca Yozgat Mahkemeleri olduğu, Türk mahkemelerinin bu «yetkisinin» «kesin» bulunduğu, ayrıca ibraz edilen «tenfiz» kararının «gıyapta» verilmekle davalıya savunma imkanının da tanınmadığı, tenfizi talep edilen karar için 2675 sayılı Yasa’nın 38.maddesinde öngörülen yasal koşulların oluşmadığı gere …
Burada sadece yabancı hükmün «tenfizinin» Türk «kamu düzenine» aykırı sonuçlar meydana getirip getirmeyeceği meselesi tetkik edilir (Prof.Dr.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gıyapta karar · sözlü yargılama · delil değerlendirmesi · ibraz · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, Türkiye ile Almanya arasında karşılıklılık şartının mevcut olduğu, dosyaya «ibraz» edilen belgere göre davacının davalı şirkette 199 adet hissesi bulunduğu, böyle bir davada yetkili mahkemenin HUMK’nun 17 nci maddesi uyarınca Yozgat Mahkemeleri olduğu, Türk mahkemelerinin bu «yetkisinin» «kesin» bulunduğu, ayrıca ibraz edilen «tenfiz» kararının «gıyapta» verilmekle davalıya savunma imkanının da tanınmadığı, tenfizi talep edilen karar için 2675 sayılı Yasa’nın 38.maddesinde öngörülen yasal koşulların oluşmadığı gere …
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve davalıya savunma imkanının tanınmadığı, ayrıca davacının davalı şirkette 199 hisse sahibi olup, HUMK’nun 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemelerinin «kesin» yetkili bulunduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Tenfizi istenen kararda yazılı hususlar dışında başka «deliller değerlendirilmek» suretiyle karar verilemez.
… e de şirket ile ortağı arasındaki uyuşmazlığın HUMK.’nun 17. maddesi uyarınca şirketin ikametgahı sayılan yer mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilmek suretiyle «tenfizi» istenen kararda yazılı hususlar dışında başka «deliller değerlendirilmiş», yabancı mahkemece uyuşmazlığın şirket ile ortağı arasındaki bir uyuşmazlık olarak nitelendirilmediği gözden kaçırılmış, böylece gerçekte yabancı mahkeme kararının …
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/92 E. 2010/11521 K.
Ortak:kanunlar ihtilafı · savunma hakkı · münhasırlık · kamu düzeni · tenfiz · yetkisizlik kararı · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
… ce, tüm dosya kapsamına göre, davacıların davalı şirketin ortağı olup, TTK’nun 329. maddesi gereğince bir şirketin kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği gibi «rehin» olarak da kabul edemeyeceği, bu senetlerin temellükü veya rehin alınması neticesini doğuran akitlerin hükümsüz olduğu, aynı kanunun 405/2. maddesinde de pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerinin düzenlendiği, yabancı mahkemenin kararına konu teşkil eden husus Türk mahkemelerinde reddedildiği, bu durumda «tenfizi» istenen yabancı mahkeme kararının «kamu düzenine» aykırı olduğu, ayrıca Lahey sözleşmesi ile kabul edilen istisnai «tebligat» yöntemlerinden olan doğrudan posta yolu ile tebligata ilişkin maddeye Türkiye’nin çekince koyduğu, MÖHUK’nun 34. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş karar olmadığ …
Burada sadece yabancı hükmün «tenfizinin» Türk «kamu düzenine» aykırı sonuçlar meydana getirip getirmeyeceği meselesi tetkik edilir (Prof.Dr.
Benzer bu karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
… şirkette 61 adet hissesinin bulunduğu, böyle bir davada yetkili mahkemenin HUKM.'nun 17. maddesi uyarınca Yozgat Mahkemeleri olduğu, dolayısıyla Türk Mahkemelerinin «kesin» yetkili bulunduğu, ayrıca «tenfizi» istenen yabancı mahkeme kararının «gıyapta» verildiği belirtilmekle davalıya «savunma hakkının» tanınmadığının anlaşıldığı, bu nedenlerle tenfiz isteminin yasal şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Burada sadece yabancı hükmün «tenfizinin» Türk «kamu düzenine» aykırı sonuçlar meydana getirip getirmeyeceği meselesi tetkik edilir (Prof.Dr.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gıyapta karar · sözlü yargılama · delil değerlendirmesi · kesin hüküm
Benzer bu kararda… şirkette 61 adet hissesinin bulunduğu, böyle bir davada yetkili mahkemenin HUKM.'nun 17. maddesi uyarınca Yozgat Mahkemeleri olduğu, dolayısıyla Türk Mahkemelerinin «kesin» yetkili bulunduğu, ayrıca «tenfizi» istenen yabancı mahkeme kararının «gıyapta» verildiği belirtilmekle davalıya «savunma hakkının» tanınmadığının anlaşıldığı, bu nedenlerle tenfiz isteminin yasal şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve davalıya savunma imkanının tanınmadığı, ayrıca davacının davalı şirkette 61 adet hisse sahibi olup, HUMK’nun 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemelerinin «kesin» yetkili bulunduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Tenfizi istenen kararda yazılı hususlar dışında başka «deliller değerlendirilmek» suretiyle karar verilemez.
… le de şirket ile ortağı arasındaki uyuşmazlığın HUMK’nun 17. maddesi uyarınca şirketin ikametgahı sayılan yer mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilmek suretiyle «tenfizi» istenen kararda yazılı hususlar dışında başka «deliller değerlendirilmiş», yabancı mahkemece uyuşmazlığın şirket ile ortağı arasındaki bir uyuşmazlık olarak nitelendirilmediği gözden kaçırılmış, böylece gerçekte yabancı mahkeme kararının …
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi | Tenfiz
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3174 E. 2012/5546 K.
Ortak:kanunlar ihtilafı · kanuna karşı hile · kesinleşen ilam · savunma hakkı · tanıma · kamu düzenine aykırılık · emredici hüküm · hile · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaBu noktada belki Türk tarafların Türk hukukunun «emredici» hükümlerinden kaçmak amacıyla yabancı mahkemeden bir karar elde etmeye ve bu kararı Türkiye’de «tenfiz» ettirmeye çalışmalarının adalet duygusunu sarsacağı, bir başka emredici kural olan «kanuna karşı hile» «yasağına» ve bu sebeple de Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı düşünülebilir (Prof.
Tarafları, konusu veya «sebebi» “farklı” olan bir yabancı mahkeme kararının, Türk mahkemelerinden alınan kararlar ile bağdaşmaması halinin, Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturup oluşturmayacağı irdelendiğinde, burada ilk olarak «tanıma» ve «tenfiz» hukukundaki kamu düzenine aykırılık kavramının, iç hukuktaki «emredici» kurallara aykırılık kavramından daha dar ve sınırlı bir anlama sahip olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
Bunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Benzer bu karardaBurada ilk olarak «tanıma» ve «tenfiz» hukukundaki «kamu düzenine aykırılık» kavramının, iç hukuktaki «emredici» kurallara aykırılık kavramından daha dar ve sınırlı bir anlama sahip olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
Aynı yasanın 38. maddesinde düzenlenen «tenfiz» şartları; Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması, Türkler’in kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Gerçekten de, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak alınmış ve «kesinleşmiş ilamlar» hakkında, yetkili mahkemenin «tenfiz» kararı verebilmesi için 5718 SK.’nun 54/c maddesi uyarınca, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması gereklidir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:sözlü yargılama · yargılamanın yenilenmesi · yenileme · eksik inceleme
Benzer bu karardaTenfizi istenen yabancı mahkeme kararının tarafları, konusu ve «sebebi» “aynı” olan Türk mahkemelerinden verilmiş bir kararla bağdaşmaması halinin Türk «kamu düzenine aykırılık» oluşturacağı, hatta buna rağmen kararın «tenfizine» karar verilmişse bu durumun, HUMK.’nun 445/10. maddesi uyarınca bir «yargılamanın yenilenmesi» nedeni olacağı açıktır.
Bu itibarla mahkemece, «tenfize» konu kararın davalıya tebliğine ilişkin belgelerin incelenmesi suretiyle 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi, MÖHUK ve HUMK uyarınca usulüne uygun kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeden «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Somut olayda yabancı mahkemece, dava dilekçesi ve ekleri davalıya 1965 tarihli Hukukî ve Ticarî Konularda Adlî ve Gayrı Adlî Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi’ne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalının davaya karşı savunma yapmak isteğini göstermemesi nedeniyle, Alman Usul Yasası’nın 331/3. ve 276. maddeleri uyarınca, davacının talebi üzerine, «sözlü yargılama» yapılmaksızın “gıyabi karar” verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/14341 E. , 2011/6823 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.10.2009 tarih ve 2009/288-2009/340 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin kar payı ödeneceği ve ödenen paranın geri alınabileceği taahhüdüyle davalı şirkete verdikleri paranın geri ödenmesi için açılan davanın Almanya Federal Cumhuriyeti Dortmund Asliye Hukuk Mahkemesinin 7 O 79/06 numaralı dosyasından verilen 13.06.2007 tarihli kararı ile kabul edildiğini, kararın usulüne uygun olarak onaylanmış tercümesinin tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yabancı mahkeme dava dilekçesinin şirkete tebliğ edildiğini, davayı takip eden avukatların daha sonra çekilme dilekçesi verdiklerini, buna rağmen gıyabında verilen kararın müvekkiline tebliğ edilmediğini, savunma olanağı sağlanmadığını, bu tür davaların Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine girdiğini ve reddedildiğini, kararın Türk kamu düzenine aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacıların davalı şirketin ortağı olup, TTK’nun 329. maddesi gereğince bir şirketin kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği gibi rehin olarak da kabul edemeyeceği, bu senetlerin temellükü veya rehin alınması neticesini doğuran akitlerin hükümsüz olduğu, aynı kanunun 405/2. maddesinde de pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerinin düzenlendiği, yabancı mahkemenin kararına konu teşkil eden husus Türk mahkemelerinde reddedildiği, bu durumda tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının kamu düzenine aykırı olduğu, ayrıca Lahey sözleşmesi ile kabul edilen istisnai tebligat yöntemlerinden olan doğrudan posta yolu ile tebligata ilişkin maddeye Türkiye’nin çekince koyduğu, MÖHUK’nun 34.
maddesi gereğince ortada kesinleşmiş karar olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, davalı hakkında Alman Mahkemesi’nce verilen kararın tenfizine karar verilmesini istemiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2675 sayılı MÖHUK’nun 34/1. maddesi hükmüne göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye’de icra olunabilmesi, yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Tenfizin şartları ise aynı Yasa’nın 38. maddesinde düzenlenmiştir. Bunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın savunma hakkına ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk kanunlar ihtilafı kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
MÖHUK’nun 38. maddesinde yazılı şartların mevcudiyeti halinde yetkili asliye hukuk mahkemesi, tenfiz kararı vermek mecburiyetindedir. Tenfiz hakimi yabancı kararın maddi hukuk bakımından doğruluğunu (md.38/e dışında) tetkik edemez. Bu yasak, 38. maddenin (d) bendinde yer alan hüküm istisna edilmek şartıyla, yabancı mahkemenin kendi usul hükümlerini doğru tatbik edip etmediğini tetkik için de geçerlidir. Yabancı mahkeme hükmünün kamu düzenine aykırı olmaması şartı da, yabancı mahkeme kararının maddi doğruluğunu tetkik için bir sebep teşkil etmez. Burada sadece yabancı hükmün tenfizinin Türk kamu düzenine aykırı sonuçlar meydana getirip getirmeyeceği meselesi tetkik edilir (Prof.Dr. Ergin Nomer, Devlerler Hususi Hukuku, Beta Yayınları, 10.Baskı, sayfa 399-400).
Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak alınmış ve kesinleşmiş ilamlar hakkında, yetkili mahkemenin tenfiz kararı verebilmesi için 2675 sayılı MÖHUK.’nun 38/c maddesi (yeni 5718 Sayılı Kanun’un 54/c maddesi) uyarınca, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması gereklidir.
Kanunda kamu düzeni kavramının zamana ve yere göre değişebilen niteliği gereği bir tanımlama yapılmaktan kaçınılmış ve konunun hakimin takdirine bırakılması tercih edilmiş, ancak kamu düzenine aykırılığın “açıkça” olmasının aranmasıyla bu konuda takdir hakkı bulunan hakime bir sınırlama getirilmek istenmiştir. Bu düzenleme, Türk tenfiz hukukunda, kamu düzeni kavramının izin verdiği ölçüde, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi lehine bir eğilimin bulunduğunu göstermektedir. Doktrinde de bu konuda hakime yardımcı olması bakımından bazı kriterler verilmiştir. Buna göre örneğin Türk tenfiz hakimi “kural olarak” yabancı mahkeme kararının doğruluğunu inceleyemez (revision au fond yasağı).
Zira aksinin kabulü, aynı davanın Türk mahkemesinde tekrar görülmesi ve yeni bir Türk mahkemesi kararının ortaya çıkması sonucunu doğurur. Ancak örneğin Türk hukukunun vazgeçilmez kabul ettiği temel prensiplerini ihlal eden veya milletlerarası alanda geçerli olan ortak ilkelere aykırı bulunan yabancı mahkeme kararları tenfiz edilemez. Tenfiz hakimi takdir hakkını kullanırken, her somut olayın kendine mahsus özelliklerini de dikkate almalıdır.
O halde dava konusu uyuşmazlık yönünden de somut olayın özelliklerine göre bir inceleme ve değerlendirme yapılmalıdır.
Mahkemece, tenfizi istenen kararın davalıya doğrudan posta yoluyla tebliğ edilmesi nedeniyle kesinleşmediği, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de tenfizi istenen kararı veren Dortmund Asliye Hukuk Mahkemesi’nce Alman Usul Hukuku’na göre gıyabi kararın davalının vekilliğini yapan avukata daha sonra vekilliği bıraksa dahi yurt içinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Kural olarak her mahkeme kendi usul hükümlerini uygular ve yabancı mahkemenin uyguladığı usulün Türk usul hukukundan farklı olması, Türk kamu düzeninin müdahalesi için tek başına yeterli sebep oluşturmaz. Aynı ilkeler yabancı mahkemece uygulanan ispat hukuku açısından da geçerlidir.
../..
Somut uyuşmazlıkta incelenmesi gereken diğer bir konu da, benzer olaylarda Türkiye’de açılan davaların, TTK.’nun 329/1. ve 405/2. maddelerinde düzenlenen, anonim şirketlerin kendi hisselerini temellük edemeyecekleri ve pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri ilkeleri gereği reddedilmesine rağmen, aynı şartlardaki ortaklarca yabancı mahkemelerde açılan davaların kabul edilmesinin ve alınan farklı yöndeki bu yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de tenfizinin, Türk kamu düzenine aykırılık oluşturup oluşturmayacağıdır. Nitekim mahkemece bu durum, kamu düzenine aykırı kabul edilmiştir.
Tarafları, konusu veya sebebi “farklı” olan bir yabancı mahkeme kararının, Türk mahkemelerinden alınan kararlar ile bağdaşmaması halinin, Türk kamu düzenine aykırılık oluşturup oluşturmayacağı irdelendiğinde, burada ilk olarak tanıma ve tenfiz hukukundaki kamu düzenine aykırılık kavramının, iç hukuktaki emredici kurallara aykırılık kavramından daha dar ve sınırlı bir anlama sahip olduğu gözden uzak tutulmamalıdır. Dolayısıyla kamu düzeni gerekçesiyle yabancı mahkeme kararının tenfizine istisnaen müdahale edilmelidir. Ayrıca somut uyuşmazlıkta yukarıda açıklanan revision au fond yasağından ayrılmayı gerektirecek bir özellik de bulunmamaktadır. Yine aynı davanın Türk mahkemelerinde görülmesi halinde farklı sonuca varılacak olması, “tek başına” tanıma ve tenfiz engeli oluşturmayacaktır.
Zira, esasa uygulanacak yabancı hukuk gibi yabancı mahkeme kararlarının da Türk mahkemelerinden verilecek kararlarla aynı olması beklenemez.
Bu noktada belki Türk tarafların Türk hukukunun emredici hükümlerinden kaçmak amacıyla yabancı mahkemeden bir karar elde etmeye ve bu kararı Türkiye’de tenfiz ettirmeye çalışmalarının adalet duygusunu sarsacağı, bir başka emredici kural olan kanuna karşı hile yasağına ve bu sebeple de Türk kamu düzenine aykırılık oluşturacağı düşünülebilir (Prof. Dr. Ergin Nomer Prof. Dr. Cemal Şanlı, Devletler Hususi Hukuku, İstanbul 2009, 17. Bası, sayfa: 491, dipnot: 270). Ancak öncelikle böyle bir durumun varlığı davalı tarafça ispat edilebilmiş değildir.
O halde mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda kesinleşmiş yabancı mahkeme hükmünün tenfizinin Türk kamu düzenine aykırılık oluşturmayacağı kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1028107800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz