Birim fiyat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/13256 E. 2010/9077 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
birim fiyat↗ anonim şirket yönetim kurulu↗ ortaklık sözleşmesi↗ şahsi sorumluluk↗ hisse senedi↗ pay defteri↗ husumet yokluğu↗ anonim şirket↗ ortaklık ilişkisi↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ eksik inceleme↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu’nda kaydında bulunan bir anonim şirket olduğu, davacının davalı şirketlerden ... Holding A.Ş’nde 128 adet, ...İhtiyaç Maddeleri Pazarlama A.Ş.'de ise 575 adet hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2 maddesinde “sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği”nin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu’nun anonim şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan anonim şirket yönetim kurulu başkanının şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durumun mevcut olmadığı, kaldı ki ortaklık sözleşmesinin kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davalılar ... Holding A.Ş. ve ...İhtiyaç Maddeleri Pazarlama A.Ş. hakkında açılan davanın esastan, davalılar ... Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve davalı ... hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmamaktadır. Gerçekten de TTK.'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Ayrıca yetkili kurulların bir kararı olmadıkça da anonim şirketler, pay senetlerini nominal bedellerinin üzerinde halka arz edemezler.
Somut olayda da davacı vekili, müvekkiline hisse senedi devir ve kabul sözleşmesi imzalatılarak 50.000 DM ödeme yaptığını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirketlere ortak olmadığını iddia etmektedir. Bu sözleşme ... ...İhtiyaç Maddeleri Pazarlama ve Tic. A.Ş. unvanını taşımakta olup, devredenin ... Gıda San. ve Tic. A.Ş., devredilen hisse adedinin 500, birim fiyatının 100 DM ve ödenen miktarın 50.000 DM olduğu açıklamalarını içermekte ve davacı ile bir başkasının imzasını taşımaktadır. Ancak, davacının imzası dışındaki imzanın davalılarla nasıl bir bağlantısının olduğuna yönelik bilgiye yer verilmemiştir. Davalılar vekili, davalının ortak olduğunu kabul ederek ortaklık pay defterlerinin davacıya ait kısmının fotokopisini sunmuştur. Anılan bu belgelere göre, davacının ... Holding AŞ.’nde (1.000.000) TL. nominal bedelli 128, ... ...İhtiyaç Maddeleri Paz. San. ve Tic. A.Ş.’nde (50.000) TL. nominal bedelli 575 hissesi vardır. Takasbank kayıtlarına göre ise davacının sadece ... Holding A.Ş’nde 128 adet hissesi mevcuttur.
Öte yandan davacı vekilince dosyaya sunulan ve Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilinen SPK. duyuru ve kararlarında, davalı şirketlerin de aralarında bulunduğu ... Grubu Şirketlerinin, pay defterlerinin gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasbank’ta bulunan resmi pay defterleri bilgilerinin temin edilerek ilgililerin ellerinde bulunan belgelerle karşılaştırılmak suretiyle gerektiğinde dava açılması önerilmiştir. Somut uyuşmazlık yönünden de davalı taraf kayıtlarının yukarıdaki bentte açıklanan çelişkili durumu karşısında, anılan hisse senetlerinden, mevzuatın öngördüğü biçimde sahih ve gerçek hak sahipliği sonucunu doğuran, davalı şirketlerin yasal pay defterlerinde yer aldığında hiçbir kuşku bulunmayan nitelikte olmalarının anlaşılması gerektiğinde duraksanmamalıdır.
Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, davalı tarafından gönderilen yazıda davacının iki şirkete ortak olduğu yazılı olduğu halde Takasbank tarafından gönderilen yazıda sadece bir şirkete ortak olduğuna dair kayıt bulunduğu, davalı tarafından gönderilen pay defteri fotokopilerinden bir tanesinde davacının bir kısım payları devrettiğine dair kayıt bulunması hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13267 E. 2010/9465 K.
Ortak:birim fiyat · anonim şirket yönetim kurulu · ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · ortaklık ilişkisi · dava şartı
İncelediğiniz kararda… det hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2 maddesinde “sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği”nin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin «tasfiye» halinde bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu’nun «anonim şirketler» ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı, kaldı ki «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davalılar . …
Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, davalı tarafından gönderilen yazıda davacının iki şirkete ortak olduğu yazılı olduğu halde Takasbank tarafından gönderilen yazıda sadece bir şirkete ortak olduğuna dair kayıt bulunduğu, davalı tarafından gönderilen «pay defteri» fotokopilerinden bir tanesinde davacının bir kısım payları devrettiğine dair kayıt bulunması hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu’nda kaydında bulunan bir «anonim şirket» olduğu, davacının davalı şirketlerden ...
Benzer bu kararda… eleri Pazarlama ve Tic AŞ’nde ise 114 adet hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2 maddesine göre pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceği, «tasfiye» payına mütaallik hakların saklı olduğu, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, TTK’nun «anonim şirketler» ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebi yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, bu nedenle davalı ...’a karşı «husumet» yöneltilemeyeceği sonucuna varılarak, davalı şirketler hakkındaki davanın esastan, davalı ... hakkındaki davanın «pasif husumetten» reddine karar verilmiştir.
Grup şirketlerine ait bir «hisse senedi» «kaydına» rastlanılmadığı, davalı tarafından gönderilen «pay defteri» fotokopilerinden bir tanesinde davacının bir kısım payları devrettiğine dair kayıt bulunması hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan bir «anonim şirket» olduğu, davacının davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet · cy/cy kaydı
Benzer bu kararda… eleri Pazarlama ve Tic AŞ’nde ise 114 adet hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2 maddesine göre pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceği, «tasfiye» payına mütaallik hakların saklı olduğu, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı, TTK’nun «anonim şirketler» ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebi yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, bu nedenle davalı ...’a karşı «husumet» yöneltilemeyeceği sonucuna varılarak, davalı şirketler hakkındaki davanın esastan, davalı ... hakkındaki davanın «pasif husumetten» reddine karar verilmiştir.
Grup şirketlerine ait bir «hisse senedi» «kaydına» rastlanılmadığı bildirilmiştir.
Grup şirketlerine ait bir «hisse senedi» «kaydına» rastlanılmadığı, davalı tarafından gönderilen «pay defteri» fotokopilerinden bir tanesinde davacının bir kısım payları devrettiğine dair kayıt bulunması hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/754 E. 2010/11643 K.
Ortak:birim fiyat · anonim şirket yönetim kurulu · ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · ortaklık ilişkisi
İncelediğiniz kararda… det hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2 maddesinde “sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği”nin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin «tasfiye» halinde bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu’nun «anonim şirketler» ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı, kaldı ki «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davalılar . …
Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, davalı tarafından gönderilen yazıda davacının iki şirkete ortak olduğu yazılı olduğu halde Takasbank tarafından gönderilen yazıda sadece bir şirkete ortak olduğuna dair kayıt bulunduğu, davalı tarafından gönderilen «pay defteri» fotokopilerinden bir tanesinde davacının bir kısım payları devrettiğine dair kayıt bulunması hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu’nda kaydında bulunan bir «anonim şirket» olduğu, davacının davalı şirketlerden ...
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketin Sermaye Piyasası Kurulu’nun kaydında bulunan bir «anonim şirket» olduğu, davacının davalı şirkette 100 adet hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2 maddesi gereğince pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, TTK’nun anonim şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacı talebinin yerinde olmadığı, ... davalı olarak gösterilmiş ise de, davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği sonucuna varılarak, davan …
1- Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Gerçekten de TTK.'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ba formu
Benzer bu karardaBu talep «formu» davalı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13258 E. 2010/9100 K.
Ortak:birim fiyat · anonim şirket yönetim kurulu · ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · hisse senedi · pay defteri · husumet yokluğu · anonim şirket · dava şartı
İncelediğiniz kararda… det hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2 maddesinde “sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği”nin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin «tasfiye» halinde bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu’nun «anonim şirketler» ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı, kaldı ki «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davalılar . …
Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, davalı tarafından gönderilen yazıda davacının iki şirkete ortak olduğu yazılı olduğu halde Takasbank tarafından gönderilen yazıda sadece bir şirkete ortak olduğuna dair kayıt bulunduğu, davalı tarafından gönderilen «pay defteri» fotokopilerinden bir tanesinde davacının bir kısım payları devrettiğine dair kayıt bulunması hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu’nda kaydında bulunan bir «anonim şirket» olduğu, davacının davalı şirketlerden ...
Benzer bu kararda… erinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmiş ise de davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle davalı ...
Holding A.Ş. hakkında açılan davanın esastan davalı, ... hakkında açılan davanın ise «husumet yokluğu» nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Gerçekten de TTK.'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ba formu · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaSomut olayda da davacı vekili, müvekkiline hisse talep «formu» imzalatılarak (17.422) Euro ödeme yaptığını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirketlere ortak olmadığını iddia etmektedir.
Bu talep «formu» davalı ...
Takasbank kayıtlarına göre de davacının ... grup şirketlerine ait «hisse senedi» «kaydının» tesbit edilemediği bildirilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4654 E. 2011/3922 K.
Ortak:ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · ortaklık ilişkisi · yönetim kurulu kararı · eksik inceleme · dava şartı
İncelediğiniz kararda… det hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2 maddesinde “sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği”nin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin «tasfiye» halinde bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu’nun «anonim şirketler» ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı, kaldı ki «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davalılar . …
Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, davalı tarafından gönderilen yazıda davacının iki şirkete ortak olduğu yazılı olduğu halde Takasbank tarafından gönderilen yazıda sadece bir şirkete ortak olduğuna dair kayıt bulunduğu, davalı tarafından gönderilen «pay defteri» fotokopilerinden bir tanesinde davacının bir kısım payları devrettiğine dair kayıt bulunması hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu’nda kaydında bulunan bir «anonim şirket» olduğu, davacının davalı şirketlerden ...
Benzer bu kararda… şirketlerinde sermaye olarak verilenin istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan A.Ş. «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davalı şirketler hakkında açılan davanın esastan, diğer davalı hakkındaki davanın ise «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, bu şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının tek tek değerlendirilip, belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ba beyannamesi · ibraz
Benzer bu karardaSomut olayda da davacı vekili, müvekkiline «hisse senedi» devir ve kabul «beyannamesi» imzalatılarak (41.158,99 EURO) ödeme yaptırıldığını, ancak davacının davalı şirketlere geçerli bir şekilde ortak olmadığını iddia etmektedir.
Davalılar vekili, davacının davalı şirketlerin ortağı olduğunu savunmuş, davacının sırasıyla 575 ve 128 hisse ile ortak olduğuna dair davalı şirketlere ait ortaklık «pay defterinin» davacıya ait kısmına ilişkin belgeyi «ibraz» etmiş, ortaklık servis yazısında davacı hisselerinin pay defterlerinde kayıtlı olduğu açıklanmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13270 E. 2010/9333 K.
Ortak:birim fiyat · anonim şirket yönetim kurulu · ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · hisse senedi · pay defteri · husumet yokluğu · anonim şirket · dava şartı
İncelediğiniz kararda… det hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2 maddesinde “sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği”nin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin «tasfiye» halinde bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu’nun «anonim şirketler» ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı, kaldı ki «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davalılar . …
Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, davalı tarafından gönderilen yazıda davacının iki şirkete ortak olduğu yazılı olduğu halde Takasbank tarafından gönderilen yazıda sadece bir şirkete ortak olduğuna dair kayıt bulunduğu, davalı tarafından gönderilen «pay defteri» fotokopilerinden bir tanesinde davacının bir kısım payları devrettiğine dair kayıt bulunması hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu’nda kaydında bulunan bir «anonim şirket» olduğu, davacının davalı şirketlerden ...
Benzer bu kararda… lık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan bir Anonim şirket ve davacının da davalı şirket ortağı olduğu, 52 adet hissesi bulunduğu, TTK.nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı,davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, bu nedenle davalı ... hakkındaki davanın da «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar vermek gerektiği sonucuna varılarak, davalı şirket A.Ş. hakkında açılan davanın esastan, davalı ... hakkında açılan davanın husumet yokluğu …
Gerçekten de TTK.'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler.
Ayrıca yetkili kurulların bir kararı olmadıkça da «anonim şirketler», pay senetlerini nominal bedellerinin üzerinde halka arz edemezler.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay sahipliği · ba formu · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… lık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan bir Anonim şirket ve davacının da davalı şirket ortağı olduğu, 52 adet hissesi bulunduğu, TTK.nun 405/2. maddesinde "«pay sahipleri» sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, «tasfiye» payına mütaallik hakları mahfuzdur" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, davalı şirketin tasfiye halinde bulunmadığı,davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği, bu nedenle davalı ... hakkındaki davanın da «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar vermek gerektiği sonucuna varılarak, davalı şirket A.Ş. hakkında açılan davanın esastan, davalı ... hakkında açılan davanın husumet yokluğu …
Somut olayda da davacı vekili, müvekkiline hisse talep «formu» imzalatılarak (31.000 DM) ödeme yaptığını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirkete ortak olmadığını iddia etmektedir.
Bu talep «formu» davalı ...Gıda San.A.Ş. unvanını taşımakta olup, devredenin ...
Davalı ...Holding A.Ş.’nin 27.03.2007 tarihli yazısında da davacının ...Gıda AŞ.’nde (1.000.000) TL nominal bedelli 52 adet hissesinin bulunduğu, 29.11.2007 tarihli diğer bir yazıda ise bunun 10 adedinin 01.01.2001 tarihinde davacının dava dışı ...'ya devrettiği bildirilmiş, «son» devire ilişkin belge yazıya eklenmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4655 E. 2010/11006 K.
Ortak:birim fiyat · şahsi sorumluluk · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · ortaklık ilişkisi · eksik inceleme · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaBu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, davalı tarafından gönderilen yazıda davacının iki şirkete ortak olduğu yazılı olduğu halde Takasbank tarafından gönderilen yazıda sadece bir şirkete ortak olduğuna dair kayıt bulunduğu, davalı tarafından gönderilen «pay defteri» fotokopilerinden bir tanesinde davacının bir kısım payları devrettiğine dair kayıt bulunması hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
… det hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2 maddesinde “sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği”nin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin «tasfiye» halinde bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu’nun «anonim şirketler» ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı, kaldı ki «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davalılar . …
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu’nda kaydında bulunan bir «anonim şirket» olduğu, davacının davalı şirketlerden ...
Benzer bu kararda… sedar olduğu, TTK.nun 405/2 nci maddesi uyarınca hisse sahibi kişilerin şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceği, istemin şirkete yönelik olduğu, davalı yöneticinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun bulunmadığı, sözleşme kurulurken bu davalının davacı iradesini fesada uğratan eyleminin söz edilmediği, «husumet» düşmeyeceği gerekçesiyle davalı şirket hakkındaki davanın esastan, diğer davalı hakkındaki davanın ise, «pasif husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet
Benzer bu kararda… sedar olduğu, TTK.nun 405/2 nci maddesi uyarınca hisse sahibi kişilerin şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceği, istemin şirkete yönelik olduğu, davalı yöneticinin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun bulunmadığı, sözleşme kurulurken bu davalının davacı iradesini fesada uğratan eyleminin söz edilmediği, «husumet» düşmeyeceği gerekçesiyle davalı şirket hakkındaki davanın esastan, diğer davalı hakkındaki davanın ise, «pasif husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/76 E. 2010/11254 K.
Ortak:birim fiyat · anonim şirket yönetim kurulu · ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · ortaklık ilişkisi
İncelediğiniz kararda… det hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2 maddesinde “sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği”nin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin «tasfiye» halinde bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu’nun «anonim şirketler» ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı, kaldı ki «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davalılar . …
Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, davalı tarafından gönderilen yazıda davacının iki şirkete ortak olduğu yazılı olduğu halde Takasbank tarafından gönderilen yazıda sadece bir şirkete ortak olduğuna dair kayıt bulunduğu, davalı tarafından gönderilen «pay defteri» fotokopilerinden bir tanesinde davacının bir kısım payları devrettiğine dair kayıt bulunması hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu’nda kaydında bulunan bir «anonim şirket» olduğu, davacının davalı şirketlerden ...
Benzer bu kararda… e verilenin istenemeyeceği, yine ... davalı olarak gösterilmiş ise de, davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan Anonim Şirket «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle davanın redd …
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Gerçekten de TTK.'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ba formu
Benzer bu karardaSomut olayda da davacı vekili, müvekkiline hisse talep «formu» imzalatılarak 41.925.93 Euro ödeme yaptığını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirketlere ortak olmadığını iddia etmektedir.
Bu talep «formu» davalı ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/13252 E. 2010/8327 K.
Ortak:birim fiyat · ortaklık sözleşmesi · şahsi sorumluluk · hisse senedi · pay defteri · anonim şirket · ortaklık ilişkisi · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… det hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2 maddesinde “sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği”nin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin «tasfiye» halinde bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu’nun «anonim şirketler» ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan «anonim şirket yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun mevcut olmadığı, kaldı ki «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davalılar . …
Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli «hisse senedi» çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, davalı tarafından gönderilen yazıda davacının iki şirkete ortak olduğu yazılı olduğu halde Takasbank tarafından gönderilen yazıda sadece bir şirkete ortak olduğuna dair kayıt bulunduğu, davalı tarafından gönderilen «pay defteri» fotokopilerinden bir tanesinde davacının bir kısım payları devrettiğine dair kayıt bulunması hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu’nda kaydında bulunan bir «anonim şirket» olduğu, davacının davalı şirketlerden ...
Benzer bu kararda… erde toplam 45 adet hissesinin bulunduğu, TTK'nun 405/2.maddesi uyarınca pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceği, davalı ...'ın ise «yönetim kurulu» başkanının «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumunun bulunmadığı gibi dava konusu «ortaklık sözleşmesinin» kurulması sırasında sözleşmeye etki eden veya taraf iradelerini fesada uğratan herhangi bir eyleminden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmi …
Dava, geçerli şekilde «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Gerçekten de TTK.'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca «anonim şirket» ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ba formu
Benzer bu karardaSomut olayda da davacı vekili, müvekkiline hisse talep «formu» imzalatılarak (13.588) Euro ödeme yaptığını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirketlere ortak olmadığını iddia etmektedir.
Bu talep «formu» davalı ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/13256 E. , 2010/9077 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada ...2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.12.2007 tarih ve 2007/40 - 2007/640 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 21.09.2010 gününde davacı avukatı ...ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketlerin de içinde bulunduğu ... Grubu'nun 1990 yılından itibaren Almanya başta olmak üzere birçok ülkede garanti verilerek binlerce insandan mevduat toplandığını, müvekkilinden de 01.01.2000 tarihli ve üzerinde “... Hisse Devir ve Kabul Sözleşmesi” başlıklı belge karşılığı 50.000.DM tahsil edildiğini, müvekkiline parasını her istediği anda alabileceği garantisinin verildiğini, ancak müvekkiline her hangi bir faiz ve para ödemesi yapılmadığını, davalı tarafından müvekkiline hisse senedi de teslim edilmediğini, davalıların yürüttüğü faaliyetlerin BK, SPK, Bankalar Kanunu’na aykırı olduğunu ileri sürerek, müvekkili tarafından yatırılan 25.500.Euro (50.000.DM) karşılığı 45.900.YTL'nın sebepsiz zenginleşme hükümlerine binaen en yüksek ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu’nda kaydında bulunan bir anonim şirket olduğu, davacının davalı şirketlerden ... Holding A.Ş’nde 128 adet, ...İhtiyaç Maddeleri Pazarlama A.Ş.'de ise 575 adet hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2 maddesinde “sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği”nin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, Türk Ticaret Kanunu’nun anonim şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan anonim şirket yönetim kurulu başkanının şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durumun mevcut olmadığı, kaldı ki ortaklık sözleşmesinin kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davalılar ...
Holding A.Ş. ve ...İhtiyaç Maddeleri Pazarlama A.Ş. hakkında açılan davanın esastan, davalılar ... Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve davalı ... hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmamaktadır. Gerçekten de TTK.'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Ayrıca yetkili kurulların bir kararı olmadıkça da anonim şirketler, pay senetlerini nominal bedellerinin üzerinde halka arz edemezler.
Somut olayda da davacı vekili, müvekkiline hisse senedi devir ve kabul sözleşmesi imzalatılarak 50.000 DM ödeme yaptığını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirketlere ortak olmadığını iddia etmektedir. Bu sözleşme ... ...İhtiyaç Maddeleri Pazarlama ve Tic. A.Ş. unvanını taşımakta olup, devredenin ... Gıda San. ve Tic. A.Ş., devredilen hisse adedinin 500, birim fiyatının 100 DM ve ödenen miktarın 50.000 DM olduğu açıklamalarını içermekte ve davacı ile bir başkasının imzasını taşımaktadır. Ancak, davacının imzası dışındaki imzanın davalılarla nasıl bir bağlantısının olduğuna yönelik bilgiye yer verilmemiştir. Davalılar vekili, davalının ortak olduğunu kabul ederek ortaklık pay defterlerinin davacıya ait kısmının fotokopisini sunmuştur.
Anılan bu belgelere göre, davacının ... Holding AŞ.’nde (1.000.000) TL. nominal bedelli 128, ... ...İhtiyaç Maddeleri Paz. San. ve Tic. A.Ş.’nde (50.000) TL. nominal bedelli 575 hissesi vardır. Takasbank kayıtlarına göre ise davacının sadece ... Holding A.Ş’nde 128 adet hissesi mevcuttur.
Öte yandan davacı vekilince dosyaya sunulan ve Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilinen SPK. duyuru ve kararlarında, davalı şirketlerin de aralarında bulunduğu ... Grubu Şirketlerinin, pay defterlerinin gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasbank’ta bulunan resmi pay defterleri bilgilerinin temin edilerek ilgililerin ellerinde bulunan belgelerle karşılaştırılmak suretiyle gerektiğinde dava açılması önerilmiştir. Somut uyuşmazlık yönünden de davalı taraf kayıtlarının yukarıdaki bentte açıklanan çelişkili durumu karşısında, anılan hisse senetlerinden, mevzuatın öngördüğü biçimde sahih ve gerçek hak sahipliği sonucunu doğuran, davalı şirketlerin yasal pay defterlerinde yer aldığında hiçbir kuşku bulunmayan nitelikte olmalarının anlaşılması gerektiğinde duraksanmamalıdır.
Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı, davalı tarafından gönderilen yazıda davacının iki şirkete ortak olduğu yazılı olduğu halde Takasbank tarafından gönderilen yazıda sadece bir şirkete ortak olduğuna dair kayıt bulunduğu, davalı tarafından gönderilen pay defteri fotokopilerinden bir tanesinde davacının bir kısım payları devrettiğine dair kayıt bulunması hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.09.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1027736800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz