Pay devir sözleşmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/10814 E. 2012/17221 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pay devir sözleşmesi↗ yoklukla malul karar↗ pay devri↗ yokluk↗ aktif dava ehliyeti↗ muvazaa↗ hisse devri↗ taraf ehliyeti↗ limited şirket↗ geçersizlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, hisse devrine ilişkin 15.10.2004 tarihli sözleşmenin yoklukla malul olduğu, devir sözleşmesinin yok hükmünde olması nedeniyle davacının halen davalı adına kayıtlı bulunan limited şirket paylarının iptali ile kendi adına kayıt ve tescilini talep edebileceği, birleşen dava yönünden ise, davacının mevcut sicil kayıtlarına göre davalı şirketin pay sahibi olmadığı, asıl davada verilen karar kesinleşip davacının şirket ortağı olduğu hüküm altına alınmadığı sürece davacının halen şirket ortakları arasındaki pay devir işlemlerinin ana sözleşmeye ve hukuka aykırılığını ileri sürmesinin olanaklı olmadığı, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, pay devrinin muvazaa nedeniyle geçersiz olduğunun tespitine ve iptaline, devir konusu payın davacı adına kayıt ve tesciline, birleşen davanın ise reddine dair verilen karar davacı vekili ve davalılardan ... vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 02.04.2012 tarihli kararı ile bozulmuştur. .
1-Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı ... vekilinin HUMK.nun 440.maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen sair karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
2- Ancak, mahkeme kararında davacı ... ile davalı ... arasında 15.10.2004 tarih ve 15218 yevmiye nolu noterde düzenlenen pay devir sözleşmesinin muvazaa nedeniyle geçersiz olduğunun tesbitine ve iptaline, devir konusu payın davacı adına kayıt ve tesciline karar verildiği ve 15.10.2004 tarihli devir senedinde devir edilen pay miktarının 60 olduğunun açıkça anlaşılmasına göre, Dairemizin 02.04.2012 gün ve 2010/13878-2012/5172 sayılı kararının 2. bendinde mahkemece verilen tedbir kararı esas alınarak kararın davacı yararına bozulması doğru görülmemiş, bozma kararından anılan bendin çıkarılarak, kararın değişik gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13878 E. 2012/5172 K.
Ortak:yoklukla malul karar · pay devri · yokluk · muvazaa · hisse devri · taraf ehliyeti · limited şirket · geçersizlik
İncelediğiniz karardaMahkemece, «hisse devrine» ilişkin 15.10.2004 tarihli sözleşmenin «yoklukla malul» olduğu, devir sözleşmesinin yok hükmünde olması nedeniyle davacının halen davalı adına kayıtlı bulunan «limited şirket» paylarının iptali ile kendi adına kayıt ve tescilini talep edebileceği, birleşen dava yönünden ise, davacının mevcut sicil kayıtlarına göre davalı şirketin pay sahibi olmadığı, asıl davada verilen karar kesinleşip davacının şirket ortağı olduğu hüküm altına alınmadığı sürece davacının halen şirket ortakları arasındaki pay devir işlemlerinin ana sözleşmeye ve hukuka aykırılığını ileri sürmesinin olanaklı olmadığı, davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, «pay devrinin» «muvazaa» nedeniyle «geçersiz» olduğunun tespitine ve iptaline, devir konusu payın davacı adına kayıt ve tesciline, birleşen davanın ise reddine dair verilen karar davacı vekili ve davalılardan …
2- Ancak, mahkeme kararında davacı ... ile davalı ... arasında 15.10.2004 tarih ve 15218 yevmiye nolu noterde düzenlenen «pay devir sözleşmesinin» «muvazaa» nedeniyle «geçersiz» olduğunun tesbitine ve iptaline, devir konusu payın davacı adına kayıt ve tesciline karar verildiği ve 15.10.2004 tarihli devir senedinde devir edilen pay miktarın …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davanın dayanağının BK'nun 18. maddesi olduğu, kural olarak hukuki işlemin taraflarının «muvazaa» iddiasına dayanamayacakları, aksinin yazılı belge ile kanıtlanmasının gerektiği, ancak 21.10.2004 tarihli belgenin muvazaanın kanıtı olarak değerlendirildiği, «hisse devrine» ilişkin 15.10.2004 tarihli sözleşmenin «yoklukla malul» olduğu, devir sözleşmesinin yok hükmünde olması nedeniyle davacının halen davalı adına kayıtlı bulunan «limited şirket» paylarının iptali ile kendi adına kayıt ve tescilini talep edebileceği; birleşen dava yönünden ise, davacının mevcut sicil kayıtlarına göre davalı şirketin pay sahibi olmadığı, asıl davada verilen karar kesinleşip davacının şirket ortağı olduğu hüküm altına alınmadığı sürece davacının halen şirket ortakları arasındaki pay devir işlemlerinin ana sözleşmeye ve hukuka aykırılığını ileri sürmesinin olanaklı olmadığı, davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, «pay devrinin» muvazaa nedeniyle «geçersiz» olduğunun tespitine ve iptaline, devir konusu payın davacı adına kayıt ve tesciline, «teminat» yatırıldığında davalı ... adına kayıtlı 50 pay üzerine karar kesinleşene kadar üçüncü şahıslara devir ve «temlikinin» önlenmesi için «ihtiyati tedbir» konulmasına, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muarazanın giderilmesi · usul ekonomisi · ihtiyati tedbir · olumsuz oy · temlik · teminat · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davanın dayanağının BK'nun 18. maddesi olduğu, kural olarak hukuki işlemin taraflarının «muvazaa» iddiasına dayanamayacakları, aksinin yazılı belge ile kanıtlanmasının gerektiği, ancak 21.10.2004 tarihli belgenin muvazaanın kanıtı olarak değerlendirildiği, «hisse devrine» ilişkin 15.10.2004 tarihli sözleşmenin «yoklukla malul» olduğu, devir sözleşmesinin yok hükmünde olması nedeniyle davacının halen davalı adına kayıtlı bulunan «limited şirket» paylarının iptali ile kendi adına kayıt ve tescilini talep edebileceği; birleşen dava yönünden ise, davacının mevcut sicil kayıtlarına göre davalı şirketin pay sahibi olmadığı, asıl davada verilen karar kesinleşip davacının şirket ortağı olduğu hüküm altına alınmadığı sürece davacının halen şirket ortakları arasındaki pay devir işlemlerinin ana sözleşmeye ve hukuka aykırılığını ileri sürmesinin olanaklı olmadığı, davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, «pay devrinin» muvazaa nedeniyle «geçersiz» olduğunun tespitine ve iptaline, devir konusu payın davacı adına kayıt ve tesciline, «teminat» yatırıldığında davalı ... adına kayıtlı 50 pay üzerine karar kesinleşene kadar üçüncü şahıslara devir ve «temlikinin» önlenmesi için «ihtiyati tedbir» konulmasına, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
… nce; davacı, birleşen davada, asıl davada kendisine ait olduğunu iddia ettiği tüm paylar bakımından ortaklığının tespitini istediğine ve esasen de birleşen davadaki «husumet» eksikliklerinin tamamlanması amacıyla, şirket ve payları devralan kişiler aleyhine dava açıldığına göre, mahkemece birleşen davanın asıl dava ile birlikte görülüp taraflar arasındaki «muarazanın giderilmesine» karar vermek gerekirken, birleşen davanın görülmesinin asıl davanın kesinleşmesine bağlı olduğu gerekçesiyle, birleşen davanın reddine karar verilmesi de doğru gör …
3-Diğer taraftan, davacı, payların adına tescilinin yanı sıra 20.000 TL tutarında tazminatın tahsilini de istediği halde mahkemece, bu taleple ilgili olumlu ya da «olumsuz» bir karar verilmemesi de doğru olmamış, kararın asıl davanın davalısı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Ayrıca, bir an için mahkemenin birleşen davayı red gerekçesinin doğru olduğu kabul edilse bile, açılmış bir dava bulunduğundan, «usul ekonomisi» hükümleri gözönünde bulundurularak birleşen davanın ayrılmasına karar verilip, asıl davada verilen karar kesinleştikten sonra, birleşen davada asıl davanın sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı gerekçeyle reddi de doğru olmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/10814 E. , 2012/17221 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/07/2010 gün ve 2008/609-2010/605 sayılı kararı bozan Daire’nin 02/04/2012 gün ve 2010/13878-2012-5172 sayılı kararı aleyhinde davalı ... vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, davalı şirketin hissedarı iken şirketteki ortaklık payını yeğeni ...'e devrettiğini, davalının 21.10.2004 tarihli belgeyi imzalayarak istenildiği zaman devredilen payın müvekkiline iade edileceğini kabul ettiği, ancak davalının bu taahhüdüne aykırı davranarak uhdesinde bulunan payların büyük bir kısmını üçüncü şahıslara devrettiğini ileri sürerek, davalı adına kayıtlı payların müvekkili adına kayıt ve tescilini, taahhüdünün yerine gelmemesi sebebiyle şimdilik 20.000 TL maddi tazminata hükmedilmesini, birleşen davada ise, TTK'nun 520. maddesi uygun hisse devri gerçekleşmediğinden davalı şirketin ortaklarının ..., ... ve ... olduğunun tespiti ile ticaret sicil kaydına tescil ve ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, TTK 520. maddesine uygun yapılan devir işlemlerinde usulsüzlük bulunmadığını, 21.10.2004 tarihli belgenin noter tasdikli olmaması nedeniyle geçerli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, hisse devrine ilişkin 15.10.2004 tarihli sözleşmenin yoklukla malul olduğu, devir sözleşmesinin yok hükmünde olması nedeniyle davacının halen davalı adına kayıtlı bulunan limited şirket paylarının iptali ile kendi adına kayıt ve tescilini talep edebileceği, birleşen dava yönünden ise, davacının mevcut sicil kayıtlarına göre davalı şirketin pay sahibi olmadığı, asıl davada verilen karar kesinleşip davacının şirket ortağı olduğu hüküm altına alınmadığı sürece davacının halen şirket ortakları arasındaki pay devir işlemlerinin ana sözleşmeye ve hukuka aykırılığını ileri sürmesinin olanaklı olmadığı, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, pay devrinin muvazaa nedeniyle geçersiz olduğunun tespitine ve iptaline, devir konusu payın davacı adına kayıt ve tesciline, birleşen davanın ise reddine dair verilen karar davacı vekili ve davalılardan ...
vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 02.04.2012 tarihli kararı ile bozulmuştur. .
1-Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı ... vekilinin HUMK.nun 440.maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen sair karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
2- Ancak, mahkeme kararında davacı ... ile davalı ... arasında 15.10.2004 tarih ve 15218 yevmiye nolu noterde düzenlenen pay devir sözleşmesinin muvazaa nedeniyle geçersiz olduğunun tesbitine ve iptaline, devir konusu payın davacı adına kayıt ve tesciline karar verildiği ve 15.10.2004 tarihli devir senedinde devir edilen pay miktarının 60 olduğunun açıkça anlaşılmasına göre, Dairemizin 02.04.2012 gün ve 2010/13878-2012/5172 sayılı kararının 2. bendinde mahkemece verilen tedbir kararı esas alınarak kararın davacı yararına bozulması doğru görülmemiş, bozma kararından anılan bendin çıkarılarak, kararın değişik gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin sair karar düzeltme isteğinin HUMK.nun 442.maddesi gereğince REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 02.04.2012 gün ve 2010/13878-2012/5172 sayılı kararının bozma kararından çıkarılmasına, mahkeme kararının diğer bentte açıklanan gerekçe ile BOZULMASINA, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 01/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1027523200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz