6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İpoteğin Kaldırılması

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/6698 E. 2010/8471 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
teminat senedi iyiniyet ipotek protokol teminat

Atıf yapılan mevzuat: BK · HUMK — HUMK 440

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, taşınmazlar üzerinde tarafların ortak oldukları şirketin sözleşmesinin teminatı olarak ipotek tesis edildiği, davacı ile davalının 15.08.2007 tarihinde ipoteklerin kaldırılması konusunda protokol düzenledikleri, davalının belirtilen tarihlerde ipotekleri çözdürmeyi üstlendiği, bunun için uyuşmazlığa konu teminat senedini verdiği, süresinde ipotekleri kaldırtamadığı, protokol tarihinde taşınmazların başkasına ait olduğunun belli olduğu, davalının bu durumu savunmasının iyiniyetle bağdaşmadığı, davacının talebinde haklı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 240.000,00 YTL’nın davalıdan tahsiline dair verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine onanmıştır.

Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Maddi ve Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1492 E. 2019/6206 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/6698 E.  ,  2010/8471 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Aydın 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31.07.2008 gün ve 2007/558 - 2008/532 sayılı kararı onayan Daire’nin 01.03.2010 gün ve 2010/668 - 2010/2272 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı ile birlikte dava dışı limited şirketin ortağı olduğunu, bu şirketin gene dava dışı leasing şirketi ile imzaladığı sözleşmenin teminatı olmak üzere müvekkilinin taşınmazı üzerine ipotek tesis edildiğini, daha sonra ortaklıktan ayrıldığını, bu nedenle teminat olarak verilen taşınmazlarla ilgili olarak protokol düzenlendiğini, aynı zamanda teminat senedi imzalandığını, davalının süresinde taşınmazlar üzerindeki ipoteği kaldırmadığını, çekilen ihtarın gereğini yerine getirmediğini ileri sürerek, senet bedeli 240.000,00 YTL’nın faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, taşınmazların tamamının davacıya ait olmadığını, müvekkili aleyhine açılan müdürlük yetkilerinin kaldırılması davası dahil bazı nedenlerden dolayı ipoteğin fek edilemediğini, senedin teminat senedi olduğunu, ipotek devam ettikçe hükmünü sürdüreceğini, davacıya alacak hakkı bahşetmeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, taşınmazlar üzerinde tarafların ortak oldukları şirketin sözleşmesinin teminatı olarak ipotek tesis edildiği, davacı ile davalının 15.08.2007 tarihinde ipoteklerin kaldırılması konusunda protokol düzenledikleri, davalının belirtilen tarihlerde ipotekleri çözdürmeyi üstlendiği, bunun için uyuşmazlığa konu teminat senedini verdiği, süresinde ipotekleri kaldırtamadığı, protokol tarihinde taşınmazların başkasına ait olduğunun belli olduğu, davalının bu durumu savunmasının iyiniyetle bağdaşmadığı, davacının talebinde haklı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 240.000,00 YTL’nın davalıdan tahsiline dair verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine onanmıştır.

Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınmadığı anlaşılan 35,50 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 172,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 16.07.2010 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

Davaya dayanak yapılan senet metni ve taraflar arasında imzalanan protokolün birlikte değerlendirilmesinden davaya konu senedin ipotek bedellerinin davalı tarafından ödenmesini teminen teminat olarak düzenlendiği, cezai şart mahiyetinde olmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki, davacı taraf da dava dilekçesinde "...müvekkilinin miktarını talep etme ve teminat senedini tahsil etme hakkı doğmuştur." şeklindeki beyanıyla senedin teminat senedi olduğunu açıkça kabul etmiştir. Ayrıca mahkemenin kabulü de senedin teminat senedi olduğu yönündedir. Teminat senedi ancak teminatını teşkil ettiği asıl ilişkiden kaynaklanan alacağın varlığı süresince ve o miktarda geçerlidir. Dava konusu olayda davalı taraf taşınmazlar üzerine konulan üst sınır ipotek bedelini davadan önce ödemiş ve ipotekler de davalıdan kaynaklanmayan bir nedenle kaldırılmamış ve nihayetinde de dava sırasında fek edilmiştir.

Dolayısıyla teminat senedinin teminat fonksiyonu bu şekilde sona ermiş ve davada da davacı taraf ipoteklerin geç kaldırılmasından kaynaklanan bir zararının varlığını da iddia edip kanıtlamamıştır. Bu sebeple, teminat senedi karşılıksız hale gelmiş olduğundan ve bir an için senedin cezai şart olarak düzenlendiği kabul edilse bile mahkemece BK'nun 161. maddesi uyarınca tenkisinin gerekip gerekmediği tartışılmadan karar verildiğinden ve açıklanan tüm bu nedenlerle de davalı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulüyle yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluk kararına karşıyız.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1027040000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.