Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/12797 E. 2010/7992 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kanunlar ihtilafı↗ gıyapta karar↗ sözlü yargılama↗ delil değerlendirmesi↗ savunma hakkı↗ möhuk 47↗ münhasırlık↗ kamu düzeni↗ tenfiz↗ tebligat↗ yetkisizlik kararı↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının davalı şirkette 108 adet hissesinin bulunduğu, bu türden davalarda HUMK'nun 17. maddesi uyarınca yetkili mahkemenin Yozgat Mahkemeleri olduğu, tenfizi istenen kararın gıyapta verildiği ve bu nedenle davalıya savunma hakkının tanınmadığının anlaşıldığı, tenfiz için yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, davalı hakkında Alman Mahkemesi’nce verilen kararın tenfizine karar verilmesini istemiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2675 sayılı MÖHUK’nun 34/1. maddesi hükmüne göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye’de icra olunabilmesi, yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Tenfizin şartları ise aynı Yasa’nın 38. maddesinde düzenlenmiştir. Bunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın savunma hakkına ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk kanunlar ihtilafı kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece, tenfizi istenen kararın gıyapta verildiği ve davalıya savunma imkanının tanınmadığı, ayrıca davacının davalı şirkette 108 hisse sahibi olup, HUMK’nun 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemelerinin kesin yetkili bulunduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, MÖHUK’nun 38. maddesinde yazılı şartların mevcudiyeti halinde yetkili asliye hukuk mahkemesi, tenfiz kararı vermek mecburiyetindedir. Tenfiz hakimi yabancı kararın maddi hukuk bakımından doğruluğunu (md.38/e dışında) tetkik edemez. Bu yasak, 38. maddenin (d) bendinde yer alan hüküm istisna edilmek şartıyla, yabancı mahkemenin kendi usul hükümlerini doğru tatbik edip etmediğini tetkik için de geçerlidir. Yabancı mahkeme hükmünün kamu düzenine aykırı olmaması şartı da, yabancı mahkeme kararının maddi doğruluğunu tetkik için bir sebep teşkil etmez. Burada sadece yabancı hükmün tenfizinin Türk kamu düzenine aykırı sonuçlar meydana getirip getirmeyeceği meselesi tetkik edilir (Prof.Dr. Ergin Nomer, Devlerler Hususi Hukuku, Beta Yayınları, 10.Baskı, sayfa 399-400).
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, tenfiz mahkemesinin incelemeleri, tenfizi istenilen karar üzerinden yapılmalıdır. Tenfizi istenen kararda yazılı hususlar dışında başka deliller değerlendirilmek suretiyle karar verilemez.
Somut uyuşmazlıkta ise mahkemece davacının davalı şirkette hisse sahibi olduğu, bu nedenle de şirket ile ortağı arasındaki uyuşmazlığın HUMK’nun 17. maddesi uyarınca şirketin ikametgahı sayılan yer mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilmek suretiyle tenfizi istenen kararda yazılı hususlar dışında başka deliller değerlendirilmiş, yabancı mahkemece uyuşmazlığın şirket ile ortağı arasındaki bir uyuşmazlık olarak nitelendirilmediği gözden kaçırılmış, böylece gerçekte yabancı mahkeme kararının maddi hukuk bakımından doğruluğu denetlenmiştir.
Ayrıca, davacı vekilince sunulan tebliğ belgesinin incelenmesinden, tenfizi istenen kararı veren Nürnberg- Fürth Eyalet Mahkemesi’nce “dava dilekçesi ve eklerinin” davalıya 03.02.2005 tarihinde ve 1965 tarihli Hukukî ve Ticarî Konularda Adlî ve Gayrı Adlî Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi’ne uygun olarak tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Kararın baş kısmında da “Medeni Usul Yasası’nın 331. maddesinin 3. bendine göre duruşma yapılmaksızın gıyabi karar verildiği” belirtilmiştir. Alman Usul Yasası’nın anılan maddesi uyarınca davalı, davaya karşı savunma yapmak istediğini göstermezse mahkeme, davacının talebi üzerine sözlü yargılama yapmaksızın kararını verir.
Somut olayda da davalıya süresi içinde yazılı bildirimde bulunması gerektiği tebliğ edilmiş, daha sonra 331. maddenin 3. fıkrasına göre gıyapta karar verilmiştir. Bu durumda kararın gıyapta verilmek suretiyle davalıya savunma imkanının tanınmadığı yönündeki mahkeme gerekçesinin de yerinde olmadığı görülmektedir.
Ancak, tenfizi istenen yabancı mahkeme “kararının” davalıya nasıl tebliğ edildiği dosyaya sunulan belgelerden anlaşılamamaktadır. Oysa yukarıda bahsi geçen Lahey Sözleşmesi’nde, sözleşmeye taraf olan ülkeler arasında yapılacak tebligatların hangi makam tarafından ve hangi usul çerçevesinde yerine getirileceği belirlenmiş olup, hem Türkiye Cumhuriyeti hem de Almanya anılan sözleşmeye taraftır. Tenfizi istenen kararın bu usule uygun şekilde tebliğ edilmemiş olması halinde kesinleşmeyeceği, 2675 sayılı MÖHUK’nun 34. maddesi uyarınca ortada kesinleşmiş bir kararın olmaması halinde ise tenfiz isteminde bulunulamayacağı açıktır.
Bu durum karşısında mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda öncelikle tenfizi istenen “kararın” davalıya ne şekilde tebliğ edildiğinin araştırılması, tebliğin usulüne uygun olduğunun belirlenmesi halinde ise anılan karar üzerinden inceleme yapılarak, taraflar arasındaki ilişkinin yabancı mahkemece ne şekilde nitelendirildiği, bu nitelendirme karşısında verilen kararın MÖHUK’nun 38. maddesi gereğince tenfizine engel bir halin olup olmadığının belirlenmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12789 E. 2010/7993 K.
Ortak:kanunlar ihtilafı · gıyapta karar · sözlü yargılama · delil değerlendirmesi · savunma hakkı · münhasırlık · kamu düzeni · tenfiz · yetki/yetkisizlik · Yabancı mahkeme kararının tenfizi
İncelediğiniz karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının davalı şirkette 108 adet hissesinin bulunduğu, bu türden davalarda HUMK'nun 17. maddesi uyarınca yetkili mahkemenin Yozgat Mahkemeleri olduğu, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve bu nedenle davalıya «savunma hakkının» tanınmadığının anlaşıldığı, tenfiz için yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve davalıya savunma imkanının tanınmadığı, ayrıca davacının davalı şirkette 108 hisse sahibi olup, HUMK’nun 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemelerinin «kesin» yetkili bulunduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacı ...’in davalı şirkete 206 adet hissesinin bulunduğu, bu türden davalarda HUMK’nun 17. maddesi uyarınca yetkili mahkemenin Yozgat Mahkemeleri olduğu, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve bu nedenle davalıya «savunma hakkının» tanınmadığının anlaşıldığı, tenfiz için yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve davalıya savunma imkanının tanınmadığı, ayrıca davacı ...’in davalı şirkette 206 hisse sahibi olup, HUMK.’nun 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemeleri'nin «kesin» yetkili bulunduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12787 E. 2010/8098 K.
Ortak:kanunlar ihtilafı · gıyapta karar · delil değerlendirmesi · savunma hakkı · münhasırlık · kamu düzeni · tenfiz · tebligat · yetki/yetkisizlik · Yabancı mahkeme kararının tenfizi
İncelediğiniz karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının davalı şirkette 108 adet hissesinin bulunduğu, bu türden davalarda HUMK'nun 17. maddesi uyarınca yetkili mahkemenin Yozgat Mahkemeleri olduğu, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve bu nedenle davalıya «savunma hakkının» tanınmadığının anlaşıldığı, tenfiz için yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve davalıya savunma imkanının tanınmadığı, ayrıca davacının davalı şirkette 108 hisse sahibi olup, HUMK’nun 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemelerinin «kesin» yetkili bulunduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkette 60 adet hissesi bulunduğu, HUMK'nun 17.maddesi gereğince «kesin» yetkili mahkemenin Yozgat Mahkemeleri olduğu, «tenfizi» istenilen kararın «gıyapta» verilmiş olup davalı tarafa «savunma hakkı» da verilmediği, MÖHUK'un 38. maddesinde yazılı koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve davalıya savunma imkanının tanınmadığı, ayrıca davacının davalı şirkette 60 hisse sahibi olup, HUMK.’nun 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemelerinin «kesin» yetkili bulunduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12880 E. 2010/8095 K.
Ortak:kanunlar ihtilafı · gıyapta karar · sözlü yargılama · delil değerlendirmesi · savunma hakkı · münhasırlık · kamu düzeni · tenfiz · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının davalı şirkette 108 adet hissesinin bulunduğu, bu türden davalarda HUMK'nun 17. maddesi uyarınca yetkili mahkemenin Yozgat Mahkemeleri olduğu, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve bu nedenle davalıya «savunma hakkının» tanınmadığının anlaşıldığı, tenfiz için yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve davalıya savunma imkanının tanınmadığı, ayrıca davacının davalı şirkette 108 hisse sahibi olup, HUMK’nun 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemelerinin «kesin» yetkili bulunduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece, iddia, savunma,toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, Türkiye ile Almanya arasında karşılıklılık şartı konusunda bir ihtilaf bulunmadığı, dosyaya «ibraz» edilen belgelere göre davacının davalı şirkette 1789 adet hissesinin bulunduğu, davada yetkili mahkemenin HUMK.nun 17. maddesi gereği Yozgat Mahkemeleri olduğu, ayrıca ibraz edilen «tenfiz» kararının «gıyapta» verildiği ve davalıya savunma imkanı tanınmadığı, tenfiz koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve davalıya savunma imkanının tanınmadığı, ayrıca davacının davalı şirkette 1789 hisse sahibi olup, HUMK.’nun 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemelerinin «kesin» yetkili bulunduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma,toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, Türkiye ile Almanya arasında karşılıklılık şartı konusunda bir ihtilaf bulunmadığı, dosyaya «ibraz» edilen belgelere göre davacının davalı şirkette 1789 adet hissesinin bulunduğu, davada yetkili mahkemenin HUMK.nun 17. maddesi gereği Yozgat Mahkemeleri olduğu, ayrıca ibraz edilen «tenfiz» kararının «gıyapta» verildiği ve davalıya savunma imkanı tanınmadığı, tenfiz koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12881 E. 2010/7974 K.
Ortak:kanunlar ihtilafı · gıyapta karar · sözlü yargılama · delil değerlendirmesi · savunma hakkı · münhasırlık · kamu düzeni · tenfiz · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının davalı şirkette 108 adet hissesinin bulunduğu, bu türden davalarda HUMK'nun 17. maddesi uyarınca yetkili mahkemenin Yozgat Mahkemeleri olduğu, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve bu nedenle davalıya «savunma hakkının» tanınmadığının anlaşıldığı, tenfiz için yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve davalıya savunma imkanının tanınmadığı, ayrıca davacının davalı şirkette 108 hisse sahibi olup, HUMK’nun 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemelerinin «kesin» yetkili bulunduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, Türkiye ile Almanya arasında karşılıklılık şartının mevcut olduğu, dosyaya «ibraz» edilen belgere göre davacının davalı şirkette 199 adet hissesi bulunduğu, böyle bir davada yetkili mahkemenin HUMK’nun 17 nci maddesi uyarınca Yozgat Mahkemeleri olduğu, Türk mahkemelerinin bu «yetkisinin» «kesin» bulunduğu, ayrıca ibraz edilen «tenfiz» kararının «gıyapta» verilmekle davalıya savunma imkanının da tanınmadığı, tenfizi talep edilen karar için 2675 sayılı Yasa’nın 38.maddesinde öngörülen yasal koşulların oluşmadığı gere …
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve davalıya savunma imkanının tanınmadığı, ayrıca davacının davalı şirkette 199 hisse sahibi olup, HUMK’nun 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemelerinin «kesin» yetkili bulunduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, Türkiye ile Almanya arasında karşılıklılık şartının mevcut olduğu, dosyaya «ibraz» edilen belgere göre davacının davalı şirkette 199 adet hissesi bulunduğu, böyle bir davada yetkili mahkemenin HUMK’nun 17 nci maddesi uyarınca Yozgat Mahkemeleri olduğu, Türk mahkemelerinin bu «yetkisinin» «kesin» bulunduğu, ayrıca ibraz edilen «tenfiz» kararının «gıyapta» verilmekle davalıya savunma imkanının da tanınmadığı, tenfizi talep edilen karar için 2675 sayılı Yasa’nın 38.maddesinde öngörülen yasal koşulların oluşmadığı gere …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12796 E. 2010/7975 K.
Ortak:kanunlar ihtilafı · gıyapta karar · sözlü yargılama · delil değerlendirmesi · savunma hakkı · münhasırlık · kamu düzeni · tenfiz · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının davalı şirkette 108 adet hissesinin bulunduğu, bu türden davalarda HUMK'nun 17. maddesi uyarınca yetkili mahkemenin Yozgat Mahkemeleri olduğu, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve bu nedenle davalıya «savunma hakkının» tanınmadığının anlaşıldığı, tenfiz için yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve davalıya savunma imkanının tanınmadığı, ayrıca davacının davalı şirkette 108 hisse sahibi olup, HUMK’nun 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemelerinin «kesin» yetkili bulunduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece,iddia,savunma ve dosyadaki kanıtlara göre,Türkiye ile Almanya arasında karşılıklılık şartının mevcut olduğu,dosyaya «ibraz» edilen belgere göre davacının davalı şirkette hissesi bulunmadığı,ancak davacının, Almanya Münih 1.Bölgesel Mahkemesi'ne müracaat ederek davalı şirkete sermaye olarak verdiği parayı talep etttiği,böyle bir davada yetkili mahkemenin HUMK’nun 17.maddesi uyarınca Yozgat Mahkemeleri olduğu,Türk mahkemelerinin bu «yetkisinin» «kesin» bulunduğu,ayrıca ibraz edilen «tenfiz» kararının «gıyapta» verilmekle davalıya «savunma hakkının» da tanınmadığı,tenfizi talep edilen karar için 2675 sayılı Yasa’nın 38.maddesinde öngörülen yasal koşulların oluşmadığı gerekçeleriyle,davanın reddine karar verilm …
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve davalıya savunma imkanının tanınmadığı, ayrıca davacının davalı şirkette 199 hisse sahibi olup, HUMK.’nun 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemelerinin «kesin» yetkili bulunduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibraz
Benzer bu karardaMahkemece,iddia,savunma ve dosyadaki kanıtlara göre,Türkiye ile Almanya arasında karşılıklılık şartının mevcut olduğu,dosyaya «ibraz» edilen belgere göre davacının davalı şirkette hissesi bulunmadığı,ancak davacının, Almanya Münih 1.Bölgesel Mahkemesi'ne müracaat ederek davalı şirkete sermaye olarak verdiği parayı talep etttiği,böyle bir davada yetkili mahkemenin HUMK’nun 17.maddesi uyarınca Yozgat Mahkemeleri olduğu,Türk mahkemelerinin bu «yetkisinin» «kesin» bulunduğu,ayrıca ibraz edilen «tenfiz» kararının «gıyapta» verilmekle davalıya «savunma hakkının» da tanınmadığı,tenfizi talep edilen karar için 2675 sayılı Yasa’nın 38.maddesinde öngörülen yasal koşulların oluşmadığı gerekçeleriyle,davanın reddine karar verilm …
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/92 E. 2010/11521 K.
Ortak:kanunlar ihtilafı · gıyapta karar · sözlü yargılama · delil değerlendirmesi · savunma hakkı · münhasırlık · kamu düzeni · tenfiz · yetki/yetkisizlik · Yabancı mahkeme kararının tenfizi
İncelediğiniz karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının davalı şirkette 108 adet hissesinin bulunduğu, bu türden davalarda HUMK'nun 17. maddesi uyarınca yetkili mahkemenin Yozgat Mahkemeleri olduğu, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve bu nedenle davalıya «savunma hakkının» tanınmadığının anlaşıldığı, tenfiz için yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve davalıya savunma imkanının tanınmadığı, ayrıca davacının davalı şirkette 108 hisse sahibi olup, HUMK’nun 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemelerinin «kesin» yetkili bulunduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
… şirkette 61 adet hissesinin bulunduğu, böyle bir davada yetkili mahkemenin HUKM.'nun 17. maddesi uyarınca Yozgat Mahkemeleri olduğu, dolayısıyla Türk Mahkemelerinin «kesin» yetkili bulunduğu, ayrıca «tenfizi» istenen yabancı mahkeme kararının «gıyapta» verildiği belirtilmekle davalıya «savunma hakkının» tanınmadığının anlaşıldığı, bu nedenlerle tenfiz isteminin yasal şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve davalıya savunma imkanının tanınmadığı, ayrıca davacının davalı şirkette 61 adet hisse sahibi olup, HUMK’nun 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemelerinin «kesin» yetkili bulunduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/480 E. 2010/10818 K.
Ortak:kanunlar ihtilafı · gıyapta karar · sözlü yargılama · delil değerlendirmesi · savunma hakkı · münhasırlık · kamu düzeni · tenfiz · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının davalı şirkette 108 adet hissesinin bulunduğu, bu türden davalarda HUMK'nun 17. maddesi uyarınca yetkili mahkemenin Yozgat Mahkemeleri olduğu, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve bu nedenle davalıya «savunma hakkının» tanınmadığının anlaşıldığı, tenfiz için yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve davalıya savunma imkanının tanınmadığı, ayrıca davacının davalı şirkette 108 hisse sahibi olup, HUMK’nun 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemelerinin «kesin» yetkili bulunduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, Türkiye ile Almanya arasında karşılıklılık şartının mevcut olduğu, dosyaya «ibraz» edilen belgere göre davacının davalı şirkette 1406 adet hissesi bulunduğuı, böyle bir davada yetkili mahkemenin HUMK’nun 17 nci maddesi uyarınca Yozgat Mahkemeleri olduğu, Türk mahkemelerinin bu «yetkisinin» «kesin» bulunduğu, ayrıca ibraz edilen «tenfiz» kararının «gıyapta» verilmekle davalıya savunma imkanının da tanınmadığı, tenfizi talep edilen karar için 2675 sayılı Yasa’nın 38.maddesinde öngörülen yasal koşulların oluşmadığı gere …
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve davalıya savunma imkanının tanınmadığı, ayrıca davacının davalı şirkette 1406 hisse sahibi olup, HUMK.’nun 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemelerinin «kesin» yetkili bulunduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, Türkiye ile Almanya arasında karşılıklılık şartının mevcut olduğu, dosyaya «ibraz» edilen belgere göre davacının davalı şirkette 1406 adet hissesi bulunduğuı, böyle bir davada yetkili mahkemenin HUMK’nun 17 nci maddesi uyarınca Yozgat Mahkemeleri olduğu, Türk mahkemelerinin bu «yetkisinin» «kesin» bulunduğu, ayrıca ibraz edilen «tenfiz» kararının «gıyapta» verilmekle davalıya savunma imkanının da tanınmadığı, tenfizi talep edilen karar için 2675 sayılı Yasa’nın 38.maddesinde öngörülen yasal koşulların oluşmadığı gere …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12879 E. 2010/8080 K.
Ortak:kanunlar ihtilafı · gıyapta karar · delil değerlendirmesi · savunma hakkı · münhasırlık · kamu düzeni · tenfiz · tebligat · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının davalı şirkette 108 adet hissesinin bulunduğu, bu türden davalarda HUMK'nun 17. maddesi uyarınca yetkili mahkemenin Yozgat Mahkemeleri olduğu, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve bu nedenle davalıya «savunma hakkının» tanınmadığının anlaşıldığı, tenfiz için yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve davalıya savunma imkanının tanınmadığı, ayrıca davacının davalı şirkette 108 hisse sahibi olup, HUMK’nun 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemelerinin «kesin» yetkili bulunduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk «kanunlar ihtilafı» kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, açılan davanın dayanağının 2675 sayılı MÖHUK'nun 38. maddesi olduğu, davacının davalı şirkette 354 adet hisseye sahip olup, HUMK'nun 17. maddesi gereğince «kesin» yetkili mahkemenin, Yozgat Mahkemeleri olduğu, «ibraz» edilen ve «tenfizi» istenilen karar «gıyapta» verilmiş olup, davalı tarafa «savunma hakkı» da verilmediği, tenfizi istenilen karar yönünden MÖHUK'nun 38.
Mahkemece, «tenfizi» istenen kararın «gıyapta» verildiği ve davalıya savunma imkanının tanınmadığı, ayrıca davacının davalı şirkette 354 hisse sahibi olup, HUMK.’nun 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemelerinin «kesin» yetkili bulunduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ibraz
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, açılan davanın dayanağının 2675 sayılı MÖHUK'nun 38. maddesi olduğu, davacının davalı şirkette 354 adet hisseye sahip olup, HUMK'nun 17. maddesi gereğince «kesin» yetkili mahkemenin, Yozgat Mahkemeleri olduğu, «ibraz» edilen ve «tenfizi» istenilen karar «gıyapta» verilmiş olup, davalı tarafa «savunma hakkı» da verilmediği, tenfizi istenilen karar yönünden MÖHUK'nun 38.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/12797 E. , 2010/7992 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.12.2007 tarih ve 2007/42 - 2007/642 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 06.07.2010 gününde davacı avukatı ... gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinden para tahsil edip ödememesi üzerine açtığı davada, Nürnberg-Fürth Eyalet Mahkemesi tarafından 03.05.2005 tarihinde davalıdan (27.609,76) Euro anapara ve (702,96) Euro yargılama giderinin temerrüt faiziyle birlikte tahsiline karar verildiğini, kararın 16.01.2006 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek, anılan kararların tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, HUMK'nun 17. maddesindeki kamu düzenine ilişkin kesin yetki kuralına göre davaya Yozgat'ta bakılmasının zorunlu olduğunu, tenfizi istenen kararda müvekkiline tebligat yapıldığının ve savunmasının alındığının belirtilmediğini, dolayısıyla MÖHUK'nun 38/4. maddesi uyarınca müvekkilinin savunma hakkı kısıtlandığından kararın tenfizinin mümkün olmadığını savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının davalı şirkette 108 adet hissesinin bulunduğu, bu türden davalarda HUMK'nun 17. maddesi uyarınca yetkili mahkemenin Yozgat Mahkemeleri olduğu, tenfizi istenen kararın gıyapta verildiği ve bu nedenle davalıya savunma hakkının tanınmadığının anlaşıldığı, tenfiz için yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, davalı hakkında Alman Mahkemesi’nce verilen kararın tenfizine karar verilmesini istemiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2675 sayılı MÖHUK’nun 34/1. maddesi hükmüne göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye’de icra olunabilmesi, yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Tenfizin şartları ise aynı Yasa’nın 38. maddesinde düzenlenmiştir. Bunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın savunma hakkına ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olması, Türklerin kişi hallerine ilişkin davalarda Türk kanunlar ihtilafı kaidelerinin gösterdiği hukukun uygulanmış olmasıdır.
Mahkemece, tenfizi istenen kararın gıyapta verildiği ve davalıya savunma imkanının tanınmadığı, ayrıca davacının davalı şirkette 108 hisse sahibi olup, HUMK’nun 17. maddesi hükmüne göre Yozgat Mahkemelerinin kesin yetkili bulunduğu, tenfizi istenen karar yönünden yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, MÖHUK’nun 38. maddesinde yazılı şartların mevcudiyeti halinde yetkili asliye hukuk mahkemesi, tenfiz kararı vermek mecburiyetindedir. Tenfiz hakimi yabancı kararın maddi hukuk bakımından doğruluğunu (md.38/e dışında) tetkik edemez. Bu yasak, 38. maddenin (d) bendinde yer alan hüküm istisna edilmek şartıyla, yabancı mahkemenin kendi usul hükümlerini doğru tatbik edip etmediğini tetkik için de geçerlidir. Yabancı mahkeme hükmünün kamu düzenine aykırı olmaması şartı da, yabancı mahkeme kararının maddi doğruluğunu tetkik için bir sebep teşkil etmez. Burada sadece yabancı hükmün tenfizinin Türk kamu düzenine aykırı sonuçlar meydana getirip getirmeyeceği meselesi tetkik edilir (Prof.Dr. Ergin Nomer, Devlerler Hususi Hukuku, Beta Yayınları, 10.Baskı, sayfa 399-400).
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, tenfiz mahkemesinin incelemeleri, tenfizi istenilen karar üzerinden yapılmalıdır. Tenfizi istenen kararda yazılı hususlar dışında başka deliller değerlendirilmek suretiyle karar verilemez.
Somut uyuşmazlıkta ise mahkemece davacının davalı şirkette hisse sahibi olduğu, bu nedenle de şirket ile ortağı arasındaki uyuşmazlığın HUMK’nun 17. maddesi uyarınca şirketin ikametgahı sayılan yer mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilmek suretiyle tenfizi istenen kararda yazılı hususlar dışında başka deliller değerlendirilmiş, yabancı mahkemece uyuşmazlığın şirket ile ortağı arasındaki bir uyuşmazlık olarak nitelendirilmediği gözden kaçırılmış, böylece gerçekte yabancı mahkeme kararının maddi hukuk bakımından doğruluğu denetlenmiştir.
Ayrıca, davacı vekilince sunulan tebliğ belgesinin incelenmesinden, tenfizi istenen kararı veren Nürnberg- Fürth Eyalet Mahkemesi’nce “dava dilekçesi ve eklerinin” davalıya 03.02.2005 tarihinde ve 1965 tarihli Hukukî ve Ticarî Konularda Adlî ve Gayrı Adlî Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi’ne uygun olarak tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Kararın baş kısmında da “Medeni Usul Yasası’nın 331. maddesinin 3. bendine göre duruşma yapılmaksızın gıyabi karar verildiği” belirtilmiştir. Alman Usul Yasası’nın anılan maddesi uyarınca davalı, davaya karşı savunma yapmak istediğini göstermezse mahkeme, davacının talebi üzerine sözlü yargılama yapmaksızın kararını verir.
Somut olayda da davalıya süresi içinde yazılı bildirimde bulunması gerektiği tebliğ edilmiş, daha sonra 331. maddenin 3. fıkrasına göre gıyapta karar verilmiştir. Bu durumda kararın gıyapta verilmek suretiyle davalıya savunma imkanının tanınmadığı yönündeki mahkeme gerekçesinin de yerinde olmadığı görülmektedir.
Ancak, tenfizi istenen yabancı mahkeme “kararının” davalıya nasıl tebliğ edildiği dosyaya sunulan belgelerden anlaşılamamaktadır. Oysa yukarıda bahsi geçen Lahey Sözleşmesi’nde, sözleşmeye taraf olan ülkeler arasında yapılacak tebligatların hangi makam tarafından ve hangi usul çerçevesinde yerine getirileceği belirlenmiş olup, hem Türkiye Cumhuriyeti hem de Almanya anılan sözleşmeye taraftır. Tenfizi istenen kararın bu usule uygun şekilde tebliğ edilmemiş olması halinde kesinleşmeyeceği, 2675 sayılı MÖHUK’nun 34. maddesi uyarınca ortada kesinleşmiş bir kararın olmaması halinde ise tenfiz isteminde bulunulamayacağı açıktır.
Bu durum karşısında mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda öncelikle tenfizi istenen “kararın” davalıya ne şekilde tebliğ edildiğinin araştırılması, tebliğin usulüne uygun olduğunun belirlenmesi halinde ise anılan karar üzerinden inceleme yapılarak, taraflar arasındaki ilişkinin yabancı mahkemece ne şekilde nitelendirildiği, bu nitelendirme karşısında verilen kararın MÖHUK’nun 38. maddesi gereğince tenfizine engel bir halin olup olmadığının belirlenmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 750,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1026473800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz