Şekle aykırılık
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/12702 E. 2010/7720 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şekle aykırılık↗ davanın yenilenmesi↗ cayma hakkı↗ idari işlem↗ işlemden kaldırma↗ açılmamış sayılma↗ muvafakat↗ yenileme↗ ihbar↗ feragat↗ taahhütname↗ ihtarname↗ cy/cy kaydı↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma,toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davadışı firmalardan devraldığı eserleri bir müddet sonra davalıdan da bir kez daha eser devir sözleşmeleri ile devraldığı, davalıya 1998 ve 1999 yılları itibariyle telif bedelinin ödendiği, bu kapsamda davacının sözleşmede belirtilen edimlerini yerine getirerek 1999 yılı Haziran ayına kadar sözleşmeye uyulduğu, bu nedenle Kalite Plak firmasına yapılan devrin şekle aykırılığının davalı tarafından yaklaşık 8 yıl sessiz kalındıktan sonra ileri sürüldüğü, diğer taraftan bizzat davalı tarafından gönderilen 7.2.2003 tarihli ihtarnamede yapımların isimleri davacının isimlendirdiği şekilde belirtilerek, manevi hakların ihlal edildiği konusuna yer verilmediği, FSEK 58. maddesinde düzenlenen cayma hakkına göre, mali bir hakkı devralan kimsenin kararlaştırılan süre içinde veya bir süre tayin edilmemişse uygun bir sürede hak ve yetkilerden gereği gibi faydalanmaması ve eser sahibinin de bu yüzden menfaatinin esaslı surette ihlal edilmesi şartının oluşması gerektiği, olayda ise davacı kendisine devredilen hakları kullanmış, dava konusu eserleri çoğaltarak yaymış olduğundan cayma hakkına başvurulmasının hukuka aykırı olduğu, İhtarnamede davacıya herhangi bir süre de verilmediği, dosya içerisinde mevcut olan İdare Mahkemeleri kararları davalı idare tarafından tesis edilen işlemlerde hukuka uyarlık bulunmaması nedeniyle işlemin iptal edildiği, başka bir anlatımla elde edilen bu kararlar ile eser işletme belgelerinin verilişine ilişkin idare işlemi iptal edilmiş olup, eser işletme belgelerine konu olan eserlerin mali haklarının davalıya ait olduğu şeklinde yorumlanamayacağı, İstanbul 6 Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/764 Esas ve 2006/112 sayılı kararında ise 10.05.1999 gün ve 8615 yevmiye nolu muvafakatname ve taahhütname aslındaki imzanın davalı ...’ın eli ürünü olduğu da saptanarak Noterlik görevlisi ...’nın beraatine karar verildiği ve dosyamızın konusu ile ilgili bulunmadığı, davalının 7 Mayıs 1996 gün ve 30372 sayılı feragatname ile İstanbul 6 Asliye Ceza Mahkemesinin 1996/369 sayılı dosyasında dava konusu yapılan eserleri Kalite Plak-...'ya karşılığını alarak devrettiğini bildirdiği de dikkate alınarak asıl davanın kabulüne, caymanın hükümsüzlüğüne, davacının devredilen mali hakların sahibi olduğunun tespiti ile davalının muarazasının menine, 2.10.2007 tarihinde işlemden kaldırılan karşı davanın yenilenmediği anlaşılmakla açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 58 nci maddesine dayalı, caymaya itiraza ilişkindir.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 58/3 ncü maddesi hükmüne göre, cayma ihbarının tebliğinden itibaren dört hafta geçtikten sonra caymaya karşı itiraz davası açılamaz.
Somut olayda, cayma hakkının kullanıldığı iddia edilen ve 14.04.2004 tarihinde notere verildiği anlaşılan ihtarnamenin davacıya hangi tarihte tebliğ edildiğine ilişkin dosyada her hangi bir kayıt ya da belge bulunamamıştır. İhtarnamenin notere verildiği tarihe ve APS yoluyla tebliği talep edildiğine göre, 13.05.2004 tarihinde açılan davanın dört haftalık yasal süre geçtikten sonra açılma ihtimali bulunmakta olup, bu husus dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Bu durumda, mahkemece, anılan ihtarnamenin tebliğine ilişkin kaydın Beyoğlu 15 nci Noterliğinden getirtilip, davanın süresinde açılıp açılmadığı tetkik edilerek, dava süresinde açılmış ise işin esasına girilmesi, süresinde değil ise anılan madde hükmü uyarınca davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu konuda inceleme yapılmaksızın yazılı şekilde esasa ilişkin hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı-karşı davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/12702 E. , 2010/7720 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.06.2008 tarih ve 2004/404 - 2008/132 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı - karşı davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 29.06.2010 gününde davacı-karşı davalı avukatı ... ile davalı-karşı davacı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı ... vekili, davalı sanatçı ...’ın söz ve besteleri kendisine ait olan bazı eserlerinin mali haklarının 1991 yılında dava dışı ... Grafson Plak Kaset şirketinden devraldığını, Fe -süphanallah ve Şaşkın isimli kasetlerin de yine 1991 tarihli devir sözleşmesine istinaden dava dışı ... Plak Kaset Ltdl.Şti.nden devralındığını, Tek Başına isimli kaset içerisinde mevcut eserler ile Benden Sana adlı kaset içindeki eserlerin 1991 yılında kendi sesinden sayı ile sınırlandırılmamış biçimde yayınlanması konusunda davalının muvafakatının bulunduğunu, 1996 tarihinde düzenlenen taahhütname ve muvafakatname ile de eserleri için mali hak bedelini tahsil ettiğini ve hiçbir hak talebinde bulunmayacağını taahhüt ettiğini, İstanbul 4 Asliye Ticaret Mahkemesinin 1995/572, İstanbul 6 Asliye Ticaret Mahkemesinin 1996/369 esas sayılı dosyalarında dava konusu yaptığı yukarıda belirtilen yapımlar içerisindeki bir çok eserler ile ilgili davadan 1996 tarihinde feragat ettiğini, dava konusu eserler için başkaca dava açmayacağını, herhangi bir hak talep etmeyeceğini belirtmesine rağmen, Beyoğlu 15.
Noterliği vasıtasıyla keşide edilen 14 Nisan 2004 tarihli ihtarname ile cayma hakkının kullanıldığını beyan ettiğini, oysa bahsi geçen eserlerin tamamen yasal prosedür çerçevesinde umuma arzedildiğini, cayma şartlarının oluşmadığını, ileri sürerek caymanın hükümsüzlüğüne, ...’nın bahsi geçen tüm eserler üzerinde mali hak sahibi olduğunun tespiti ile davalının muarazasının menine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı ... vekili, caymanın 07.02.2003 tarihli ihtarname ile keşide edildiğini, bu nedenle davanın süresinde açılmadığını, davacının hak sahipliğini kanıtlayan belgeler olarak gösterdikleri evrakın tamamının gerçeğe aykırı beyan ve eksik evrak ile edinildiğini, bu belgelerin iptalleri için dava açıldığını, ... Grafson firmasının usül ve yasaya aykırı olarak kendi adına eser işletme belgesi aldıktan sonra davacıya hakkını devrettiğini, eser işletme belgelerinin iptali için İstanbul İdare Mahkemelerinde açılan davaların derdest olduğunu, yasanın eser sahibi olunmasından kaynaklanan haklardan feragat edilemeyeceğine ilişkin hükmü çerçevesinde bahsi geçen düzenleme şeklindeki feragatnamelerin yasal sonuç doğurmayacağını, davacının yıllarca müvekkilinden aldıkları muvafakatname ve taahhütnamelere dayanarak müvekkilini zor durumda bıraktığını, şarkı ve albüm adlarını tahrip ettiğini, bir kısım şarkıları anonim olarak gösterdiğini, bazı anonim eserlerin ise müvekkiline ait olduğunu belirttiğini, telif haklarını ödememek için her türlü girişimde bulunulduğunu, bu nedenle davacının açtığı davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, karşı davasında da ise, İstanbul 22.
Noterliğinin 7.5.1996 gün ve 9371 ve 9372 yevmiye numaralı, 3.6.1991 gün ve 17852, 17851 yevmiye numaralı muvafakat beyanlarının, feragatnamenin, taahhütnamenin iptalini talep etmiştir.
Davacı ..., cayma beyanını içeren ihtarnamenin tebliğinden itibaren 4 haftalık yasal süre içerisinde bu davanın açıldığını, davalının, gerçeğe aykırı beyanda bulunularak davalıya ait olmayan bir takım eserlerin ona ait gibi gösterildiği veya ona ait eserlerin anonim olarak gösterildiği iddialarının tamamen asılsız olduğunu, ... Grafson’dan intikal eden eserlerin sözleşme ile belirtilen şirkete verilen devir yetkisine istinaden devralındığını, eserlerin okunduğu tarih itibariyle eser sahibi ile icracıların Noterden muvafakatname zorunluluğu getiren herhangi bir hüküm bulunmadığından beyan üzerine tescilin gerçekleştirildiğini, Fesüphanallah ve Şaşkın isimli eserlerin önce ...Plak nam ve hesabına okunduğunu, bu firmanın ...
Plak firmasına devrettiği haklarının ... Plaktan da müvekkiline intikal ettiğini, yine bahsi geçen muvafakatname ve taahhütnamelerin doğru ve geçerli olduğunu, başkaca dava açmayacağını, herhangi bir hak talep etmeyeceğini belirtmesine rağmen davalının tekrar tekrar aynı davaları açtığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma,toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davadışı firmalardan devraldığı eserleri bir müddet sonra davalıdan da bir kez daha eser devir sözleşmeleri ile devraldığı, davalıya 1998 ve 1999 yılları itibariyle telif bedelinin ödendiği, bu kapsamda davacının sözleşmede belirtilen edimlerini yerine getirerek 1999 yılı Haziran ayına kadar sözleşmeye uyulduğu, bu nedenle Kalite Plak firmasına yapılan devrin şekle aykırılığının davalı tarafından yaklaşık 8 yıl sessiz kalındıktan sonra ileri sürüldüğü, diğer taraftan bizzat davalı tarafından gönderilen 7.2.2003 tarihli ihtarnamede yapımların isimleri davacının isimlendirdiği şekilde belirtilerek, manevi hakların ihlal edildiği konusuna yer verilmediği, FSEK 58.
maddesinde düzenlenen cayma hakkına göre, mali bir hakkı devralan kimsenin kararlaştırılan süre içinde veya bir süre tayin edilmemişse uygun bir sürede hak ve yetkilerden gereği gibi faydalanmaması ve eser sahibinin de bu yüzden menfaatinin esaslı surette ihlal edilmesi şartının oluşması gerektiği, olayda ise davacı kendisine devredilen hakları kullanmış, dava konusu eserleri çoğaltarak yaymış olduğundan cayma hakkına başvurulmasının hukuka aykırı olduğu, İhtarnamede davacıya herhangi bir süre de verilmediği, dosya içerisinde mevcut olan İdare Mahkemeleri kararları davalı idare tarafından tesis edilen işlemlerde hukuka uyarlık bulunmaması nedeniyle işlemin iptal edildiği, başka bir anlatımla elde edilen bu kararlar ile eser işletme belgelerinin verilişine ilişkin idare işlemi iptal edilmiş olup, eser işletme belgelerine konu olan eserlerin mali haklarının davalıya ait olduğu şeklinde yorumlanamayacağı, İstanbul 6 Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/764 Esas ve 2006/112 sayılı kararında ise 10.05.1999 gün ve 8615 yevmiye nolu muvafakatname ve taahhütname aslındaki imzanın davalı ...’ın eli ürünü olduğu da saptanarak Noterlik görevlisi ...’nın beraatine karar verildiği ve dosyamızın konusu ile ilgili bulunmadığı, davalının 7 Mayıs 1996 gün ve 30372 sayılı feragatname ile İstanbul 6 Asliye Ceza Mahkemesinin 1996/369 sayılı dosyasında dava konusu yapılan eserleri Kalite Plak-...'ya karşılığını alarak devrettiğini bildirdiği de dikkate alınarak asıl davanın kabulüne, caymanın hükümsüzlüğüne, davacının devredilen mali hakların sahibi olduğunun tespiti ile davalının muarazasının menine, 2.10.2007 tarihinde işlemden kaldırılan karşı davanın yenilenmediği anlaşılmakla açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 58 nci maddesine dayalı, caymaya itiraza ilişkindir.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 58/3 ncü maddesi hükmüne göre, cayma ihbarının tebliğinden itibaren dört hafta geçtikten sonra caymaya karşı itiraz davası açılamaz.
Somut olayda, cayma hakkının kullanıldığı iddia edilen ve 14.04.2004 tarihinde notere verildiği anlaşılan ihtarnamenin davacıya hangi tarihte tebliğ edildiğine ilişkin dosyada her hangi bir kayıt ya da belge bulunamamıştır. İhtarnamenin notere verildiği tarihe ve APS yoluyla tebliği talep edildiğine göre, 13.05.2004 tarihinde açılan davanın dört haftalık yasal süre geçtikten sonra açılma ihtimali bulunmakta olup, bu husus dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Bu durumda, mahkemece, anılan ihtarnamenin tebliğine ilişkin kaydın Beyoğlu 15 nci Noterliğinden getirtilip, davanın süresinde açılıp açılmadığı tetkik edilerek, dava süresinde açılmış ise işin esasına girilmesi, süresinde değil ise anılan madde hükmü uyarınca davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu konuda inceleme yapılmaksızın yazılı şekilde esasa ilişkin hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı-karşı davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı-karşı davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1025813300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz