6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Pay mülkiyeti ihtilaflıyken aktif husumetin bekletici meseleyle çözülmesi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2022/185 E. 2022/695 K. · · İlk derece: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Diğer / sınıflanamadıkaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)usul emsali

Davacının nitelemesi: Asli Müdahale mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

TTK 531 uyarınca açılan fesih davasında, dava veya müdahale talebinde bulunan kişinin aktif husumet ehliyeti, dava tarihinde ve yargılama süresince pay sahibi sıfatının devam etmesine bağlıdır. Payların mülkiyeti ayrı bir yargılamada (örneğin istihkak davasında) ihtilaflı ve henüz kesinleşmemiş ise, mahkeme bu hususu varsayıma dayanarak çözemez; ilgili davanın bekletici mesele yapılması ve sonucuna göre aktif husumet hakkında karar verilmesi gerekir.

Ele alınan sorunlar

Asli müdahilin aktif husumet ehliyetinin, ihtilaflı pay mülkiyeti tespit edilmeden reddedilmesi → kabul

İddia: Asli müdahil vekili; mahkemece davalı şirkette pay sahibi olduğuna dair varsayıma dayanılarak aktif husumet yokluğuna hükmedildiğini, bu yönde yasal gerekçe bulunmadığını, hacizli hisselerle ilgili açtığı istihkak davasında henüz karar verilmediğini, kayyım heyetince gerçekleştirilen genel kurula pay sahibi sıfatıyla katıldığını belirterek kararın kaldırılmasını ve TTK 531 gereği şirketin feshine karar verilmesini talep etmiştir.

Gerekçe: TTK 530 gereği fesih ve tasfiye davasında davacı sıfatı şirketin pay sahipleri, alacaklıları ve Bakanlık'a; TTK 531 gereği ise en az onda bir (halka açık şirketlerde yirmide bir) paya sahip ortaklara aittir. Yerleşik içtihatlara göre bu davanın, aktif husumet ehliyetinin dava tarihinde ve devamı müddetince pay sahibi sıfatını muhafaza eden kişilerce açılıp sonuçlandırılması gerekir. Somut olayda davalı şirket ortağının 850.000 adet payının asli müdahil şirkete devrine ilişkin protokol ve temlikname bulunmakla birlikte, bu devrin işlendiği yönetim kurulu kararında imzası bulunan üyelerin seçildiği genel kurul kararının yoklukla malul olduğu kesinleşmiş bir kararla tespit edilmiştir. Ayrıca aynı payların, şirket ortağı olan davacı tarafından başlatılan icra takibi sonucu haczedilip ihale ile alacaklıya devredildiği, bu devrin geçerliliğine ilişkin istihkak davasının ise henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır. Bu durumda, davalı şirketin eski ortağına ait payların mülkiyeti ihtilaflı olup, bu payların asli müdahile ait olup olmadığı ve buna bağlı olarak asli müdahilin ortaklık sıfatı ile aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı, istihkak davasının sonucuna bağlıdır. Bu nedenle mahkemece söz konusu istihkak davasının bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yapılmadan asli müdahilin talebinin aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddedilmesi doğru görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davacı asilin istinaf aşamasındaki feragat beyanının değerlendirilmesi → tartışılmadı

Gerekçe: Davacı asilin istinaf aşamasında davasından feragat ettiği anlaşılmakta ise de, asli müdahilin istinaf başvurusunun kabul edilerek hükmün kaldırılması nedeniyle, feragat beyanının ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

TTK 531 kapsamındaki fesih davalarında, asli müdahilin veya davacının pay sahipliğine dayalı aktif husumet ehliyetinin, ayrı bir yargılamada henüz kesinleşmemiş mülkiyet ihtilafına bağlı olduğu hallerde, mahkemenin bu ihtilafı bekletici mesele yaparak sonucuna göre karar vermesi gerektiği yönündeki tespit bakımından emsal niteliktedir.

Usul tespitleri

Dava şartı
TTK 531 uyarınca fesih davasında davacı/müdahil sıfatının, en az onda bir (halka açık şirketlerde yirmide bir) paya sahip ortaklara ait olması ve bu sıfatın dava tarihinde ve yargılama süresince muhafaza edilmesi gerektiği

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
TTK 530 organsız kalma nedeniyle fesih TTK 531 haklı sebeple fesih asli müdahale aktif husumet ehliyeti bekletici mesele istihkak davası hisse devri pay defteri

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 530TTK 531 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)a-6

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2022/185

KARAR NO 2022/695

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 09/11/2017

NUMARASI 2015/384 Esas - 2017/871 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Fesih İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 12/05/2022

İlk derece mahkemesince verilen kararın asli müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirketin %50 ortağı ve ... başkanı yardımcısı olduğunu,... başkanı olan ...'ın kötü niyetli olarak uzunca bir süredir şirketin ticari defterlerini müvekkiline göstermeyerek suç işlediğini, ... üyelerinin şirketin amme alacaklarından sorumlu olduğunu, TTK'nın 376. maddesi gereğince de şirket sermayesinin kaybı halinde sorumluluğu doğduğunu, ancak müvekkilinin şirket hakkında hiçbir bilgiye ulaşamadığını, Bakırköy 5 ATM sinin 2014/665 esas sayılı dosyasında ... Müh... AŞ'nin iflas erteleme davası bulunduğunu, bu şirketin büyük ortağı ... firmasının büyük ortağının ise ... olduğunu, müvekkilinin ...'in dolaylı olarak en büyük pay sahibi olan ...'a iyilik yapmak amacı ile Arel'in 3.000.000-TL'nin üzerindeki borcu için hiçbir karşılık gözetmeden ve iyi niyetle davalı şirket olan ...Tekstil'in gayrimenkulünü ipotek olarak verdiğini, aynı zamanda iflas ertelemesi talep eden şirketin birçok borcu için de şahsi kefil olduğunu, bu nedenle alacaklıların müvekkiline karşı icra takibi yaptıklarını, ...

'ın ...'in borcunu ...'nın ipotekli taşınmazını sattırarak ödemek istediğini, müvekkilinin karşı karşıya kaldığı riskler sebebiyle davalı şirket YK üyeliğinden istifa ettiğini, böylece yönetim kurulunda iki üye bulunması sebebi ile şirketin organsız kaldığını ve TTK'nın 530. maddesi gereği feshi gerektiğini belirterek, öncelikle ihtiyati tedbir yoluyla davalı şirkete kayyım atanmasına,TTK'nın 530. maddesi gereğince fesih ve tasfiyesine, olmadığı takdirde TTK'nın 531. maddesi gereğince haklı sebeple fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacı ...'nın müvekkili şirketin %49 ortağı olduğunu, ...'nın ise %1 payının bulunduğunu, davacının YKndan 13/04/2015 tarihinde istifa ettiğini, davacının, şirketin ticari defterlerini incelemek için şirkete iki adet ihtar gönderdiğini, ancak üye olduğu dönemde YKnu toplantıya davet etmediğini ve TTK'nın 392. maddesi hükmüne göre toplantıda bilgi alma girişiminde bulunmadığını, davacının YK toplantısına katılmak yerine şirketi tasfiyeye sokmak için istifa ettiğini ve genel kurulun toplanması için yasal yolları denemek yerine şirketin feshini isteyerek hakkını kötüye kullandığını, vergi borçları,şirketin giderleri ile ilgili olarak davacının %49 hissedar olması sebebiyle payına düşen ödemelerin hiçbirini 2012 yılından bu yana yapmadığını, ödemelerin tamamının şirketin diğer ortağı ...

tarafından yapıldığını, ...'ın şirketi düştüğü durumdan kurtarmak için çalıştığını, davacının şahsi kefaletinin iyi niyet saiki ile değil, davacının da ... firmasının da ortağı olmasından kaynaklandığını, davacının rakabet yasağını ihlal ederek yeni bir şirket kurduğunu, bu nedenle davalı şirketin zarar ettiğini, ...'ın sınırsız imza yetkisi bulunmadığını, 150.000-USD'ye kadar olan işlemlerde tek imza ile yetkili olduğunu, diğer tüm işlemlerin davacı ile müşterek imza ile yapılabildiğini, TTK'nın 531. maddesi hükmüne göre davacıya ait payları temsil etmek üzere acilen şirkete kayyım atanması gerektiğini bildirerek, davanın reddine, TTK'nın 531. maddesine göre gereği inceleme yapılması halinde ise davacının payının tespiti ile kendisine ödenmesi suretiyle şirketten çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

ASLİ MÜDAHALE

Asli müdahale talep eden ... vekili; müvekkili şirketin davalı şirketin %50 payının sahibi olduğunu, mahkemece şirkete kayyım atanmasından sonra gerçekleştirilen 18.05.2017 tarihli genel kurulun usul ve yasaya aykırı olarak gerçekleştirildiğini, müvekkilinin toplantıya katılımının engellenmesi nedeniyle genel kurul kararının iptali için dava açtıklarını belirterek, TTK'nın 531. maddesi kapsamında şirketin feshine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; TTK'nın 531. maddesi uyarınca şirketin feshini isteme yetkisinin; sermayenin en az onda birini, halka açık şirketlerde ise yirmide birini temsil eden pay sahiplerine ait olduğu, TTK'nın 530. maddesi gereğince de organ eksikliği sebebi ile şirketin feshini ancak pay sahipleri ve şirket alacaklarının isteyebileceği, ...'ın 850.000 adet hissesi icraen ...'ya satılmış olup ... şirketinin şirkette pay sahibi olup olmadığı bu aşamada belirli olmadığı gibi asli müdahilin iddialarının genel kurul kararının iptali davasında değerlendirileceği, bu aşamada davalı şirkette pay sahibi olduğu belirli olmayan ... şirketinin asli müdahale talebinin aktif husumetten reddinin gerektiği, yargılama sırasında ...'ın hisselerinin davacı ...

tarafından icraen satış suretiyle alındığı, ...'ın şirket ortaklığından ve yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığı, şirket ile herhangi bir ilgisinin kalmadığı, şirketin 18/05/2017 tarihli genel kurul toplantısı ile organ boşluğunun doldurulduğu, şirketin fesih ve tasfiyesini gerektirecek davanın açıldığı tarihteki koşulların ortadan kalktığı gerekçesiyle, asli müdahale talebinin aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacı tarafından açılan davanın konusuz kalması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İstinaf yoluna başvuran asli müdahil vekili; davada hem davacı hem de asli müdahil tarafından açılan davada ayrı ayrı karar verilmesi gerekirken asli müdahale talebinin aktif husumetten reddine karar verildiğini, hükümde müvekkilinin aktif husumet yokluğuna dayanak olabilecek hiçbir gerekçe yer almadığını, şirketin kayyım heyetince gerçekleştirilen 18.05.2017 tarihli genel kurulunda müvekkilinin pay sahibi olarak hazır bulunduğunu, bu genel kurul kararlarına karşı dava açıldığını, ... tarafından yapılan haciz sonucunda şirket paylarının haciz ve satış ile elde edildiğine dair karar verilmiş olmadığını, haciz satış işlemine karşı pay sahibi olan müvekkili tarafından açılmış bir istihkak davası bulunduğunu, bu davada henüz karar verilmediğini, mahkemece varsayıma dayanılmasının usulsüz olduğunu, müvekkilinin aktif husumetinin yokluğuna hükmolunmasını gerektirecek yasal gerekçeler bulunmamasına rağmen asli müdahale talebi hakkında hüküm tesis edilmeyerek taraf olan müvekkili şirket yok sayılarak hüküm dahi tebliğ edilmediğini belirterek, kararın kaldırılarak asli müdahale taleplerinin kabulü ile TTK'nın 531.

maddesi gereğince şirketin feshine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davacı tarafından açılan dava, davalı şirketin oragansız kalması nedeniyle TTK'nın 530. maddesi gereğince, aksi takdirde TTK'nın 531. maddesi gereğince haklı sebeple fesih ve tasfiyesi; asli müdahil tarafından açılan dava ise şirketin TTK'nın 531. maddesi gereğince haklı sebeple fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 530. maddesine göre; "Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli olan organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, pay sahipleri, şirket alacaklıları veya Gümrük ve Ticaret Bakanlığının istemi üzerine, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, yönetim kurulunu da dinleyerek şirketin durumunu kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler.

Bu süre içinde durum düzeltilmezse, mahkeme şirketin feshine karar verir." Aynı yasanın 531. maddesine göre ise; “Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir”. Söz konusu yasa hükümleri doğrultusunda TTK'nın 530. maddesine dayalı fesih ve tasfiye davasında davacı sıfatı şirketin pay sahipleri, alacaklıları ve Bakanlık'a;

TTK'nın 531. maddesine dayalı fesih ve tasfiye davasında ise 1/10 (halka açık şirketlerde 1/20) paya sahip şirket ortaklarına aittir. Yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda böyle bir davanın, aktif husumet ehliyetinin dava tarihinde ve davanın devamı müddetince pay sahibi sıfatını muhafaza eden kişiler tarafından açılıp sonuçlandırılması gerekir. Hükmün asli müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2018/1199 esas 2019/962 karar sayılı ve 04.07.2019 tarihli kararı ile; yargılama sırasında gerçekleştirilen genel kurul kararı ile davacının şirketin yönetim kurulu başkanlığına seçildiği, bu durumda davacı ile davalı şirket arasında menfaat çekişmesi ortaya çıktığı anlaşılmakla, davalı şirkete temsil kayyımı atanması gerektiği gerekçesiyle dosyanın geri çevrilmesine karar verilmiş olup, mahkemece davacı tarafa verilen süre içerisinde açılan davada İstanbul Anadolu 9.

Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/256 esas sayılı dosyasında açılan davada, mahkemece usulüne uygun olarak düzenlenmiş bir dava dilekçesi ve yatırılmış harç bulunmadığı gerekçesiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davacı ... vekili ise, 11.01.2022 tarihli dilekçesiyle davadan feragat etmiştir. Somut olayda; davalı şirket ortağı ... ile davacı şirket arasında, ...'ın davalı şirketteki 850.000 adet payının ... şirketine satışı konusunda 10.09.2015 tarihli hisse devri protokolü imzalandığı, aynı tarihli temlikname ile de ...'ın davalı şirketten olan alacağının ... şirketine temlik edildiği, hisse devrinin davalı şirket yönetim kurulunun 10.09.2015 tarih ve 2015/6 sayılı kararıyla şirket pay defterine kaydedilmesine karar verilerek pay defterine işlendiği;

ancak yönetim kurulu kararında imzası bulunan yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin davalı şirketin 29.06.2015 tarihli genel kurul kararlarının iptali istemiyle İstanbul 7. ATM'nin 2015/941 esas sayılı dosyasında dava açıldığı, mahkemece verilen ret kararının istinafı üzerine Dairemizin 2017/108 esas 2017/174 karar sayılı kararıyla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulü ile davalı şirketin 29.06.2015 tarihli genel kurulunda alınan tüm kararların yoklukla malul olduğunun tespitine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Diğer yandan davalı şirket ortağı olan davacı ... tarafından şirketin eski ortağı ... aleyhine İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında başlatılan takibin kesinleştiği, ...'a ait davalı şirket hisselerinin 20.11.2015 tarihinde haczedilerek şirket pay defterine haczin işlendiği, hisselerin icra dairesince yapılan ihalesinde 1.227.000-TL bedel üzerinden şirket ortağı alacaklı ...'ya ihale edildiği, ...

tarafından, haczedilen hisselere ilişkin olarak istihkak iddiasıyla açılan 2015/1617 esas sayılı davada, İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesince hisse devrinin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın istinafı üzerine İstanbul BAM 21. Hukuk Dairesinin 2020/620-3137 sayılı ilamıyla davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, ilgili dosyanın UYAP üzerinden incelenmesinde ise kararın temyiz edildiği ve halen kesinleşmemiş olduğu görülmüştür. Bu durum karşısında, davalı şirketin eski ortağı ...'a ait 850.000 adet payın mülkiyeti ihtilaflı olup, söz konusu hisselerin mülkiyetinin asli müdahil ... şirketine ait olup olmadığı, İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesinde açılmış bulunan 2015/1617 esas sayılı davada tespit edilecektir.

Bu dosyada kesinleşecek karar sonucunda, söz konusu hisselerin mülkiyetinin asli müdahile ait olup olmadığı, buna bağlı olarak da asli müdahilin davalı şirkette ortak sıfatının bulunup bulunmadığı ve dolayısıyla işbu dava bakımından aktif husumet ehliyetinin mevcut olup olmadığı tespit edilecektir. Bu nedenle mahkemece İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesinde açılmış bulunan 2015/1617 esas sayılı dava dosyasının bekletici mesele yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle asli müdahilin talebinin aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Davacı asil istinaf aşamasında davasından feragat ettiği anlaşılmakta ise de,asli müdahilin istinaf başvurusu kabul edilmekle hüküm kaldırıldığından feragat beyanının ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, asli müdahil vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca kabulü ile hükmün kaldırılarak, davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Asli Müdahil vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/11/2017 Tarih 2015/384 Esas 2017/871 Karar sayılı hükmün HMK.'nın 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE" Asli Müdahil tarafından yatırılan 35,90-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/05/2022

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102459 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.