6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Bilirkişi raporları arasında çelişki

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/11620 E. 2012/3230 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bilirkişi raporları arasında çelişki yenileme bilirkişi incelemesi taşıyan ayırt edicilik dava sebebi

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusunun KHK'nın 7/1-a maddesine göre ayırtedici olan "Pastanem" ibaresinin 7/1-c maddesine uygun olduğu, bu ibarenin farklı bir anlam ve çağrışım içerdiği, rakip pastanelere zarar vermeyeceği, zayıf bir marka olmasının sadece markaya yatırım yapacak olan kişinin ekonomik menfaatini ilgilendireceği, marka olarak tescil ettirilmesinin "pastane", "pastanesi", "pastaneleri" gibi ibarelerin kullanılmasını engellemeyeceği, "..." ibaresinin herkes tarafından kullanılmadığı, KHK'nın 7/1-f maddesi anlamında halkı yanıltacak markalardan olmadığı, davacı ibaresinin 43. sınıf hizmetlerde marka olaraka kullanılabilmesini engellemeyi gerektirecek özel bir sebebin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile TPE YİDK'nın 2006-M-719 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda; çoğunluktaki bilirkişiler dava konusu ' pastanem ' ibaresinin ' pasta v.s yapılan, yenilen ve satılan yer '' anlamını taşıyan herkesin kullanımına açık bir kelime olduğunu ifade etmişler, bu rapora karşı görüş açıklayan gıda uzmanı bilirkişi ise, ' pastanem '' ibaresinin sonuna eklenen '' m '' eki nediyle ayırt edicilik vasfı bulunduğunu belirtmiştir. Söz konusu bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazlarda dikkate alınarak mahkemece ikinci kez yaptırılan bilirkişi incelemesinde görüşüne başvurulan 3. kişilik bilirkişi heyetince düzenlenen asıl ve ek raporlarda ise, dava konusu ibarenin ''pastanem'' şeklinde olması nedeniyle ayırt edici nitelikte olduğunu ve başvuruda yer alan mal ve hizmetler bakımından da 556 sayılı KHK'nin 7. maddesinde düzenlenen mutlak red nedenleri kapsamında bir işaret olmadığını beyan etmişlerdir.

Bu durumda, birinci bilirkişi raporundaki çoğunluk görüşüyle, ikinci bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğu gibi, mahkemece alınan ikinci raporda, ilk rapordaki heyette yer alan bilirkişiler arasındaki görüş aykırılığı da giderilememiştir.

Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği düşüncesiyle, bilirkişi görüşüne başvurulduğuna göre, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden ve nedenleri açıklanmaksızın sonraki bilirkişi raporuna itibar edildiğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden, kararın temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Dava sebebi 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10014 E. 2012/14245 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/11620 E.  ,  2012/3230 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/04/2010 tarih ve 2006/634-2010/103 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, ÜLKER grubuna dahil olan müvekkilinin "..." ibaresinden oluşan markayı 29., 30., 32. ve 43. sınıflara giren mal ve hizmetlerde kullanılması düşüncesi ile TPE'ye yaptığı başvuru ve YİDK'ya yaptığı itirazın 556 sayılı KHK'nın 7/1-a ve c bentlerine aykırılık teşkil edeceği kanaatiyle reddedildiğini, kararın kendi içinde çelişkili ve haksız olduğunu, zira bir işaret 7/1-c anlamında cins ya da vasıf bildiriyor ise bir şey belirttiğini ve dolayısıyla ayırt ediciliğe de sahip olduğunu, tescilinin 7/1-a sebebiyle reddedilemeyeceğini ileri sürerek TPE YİDK'nın 2006-M-719 sayılı kararının iptaline, marka tescil başvurusunun emtia listesindeki tüm mal ve hizmetler için tescil edilmek üzere ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, dava konusu işaret tasviri nitelikte olup, bu tür işaretlerin herkesin kullanımına açık olduğunu, kullanımların tek bir kişinin inhisarına bırakılamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusunun KHK'nın 7/1-a maddesine göre ayırtedici olan "Pastanem" ibaresinin 7/1-c maddesine uygun olduğu, bu ibarenin farklı bir anlam ve çağrışım içerdiği, rakip pastanelere zarar vermeyeceği, zayıf bir marka olmasının sadece markaya yatırım yapacak olan kişinin ekonomik menfaatini ilgilendireceği, marka olarak tescil ettirilmesinin "pastane", "pastanesi", "pastaneleri" gibi ibarelerin kullanılmasını engellemeyeceği, "..." ibaresinin herkes tarafından kullanılmadığı, KHK'nın 7/1-f maddesi anlamında halkı yanıltacak markalardan olmadığı, davacı ibaresinin 43. sınıf hizmetlerde marka olaraka kullanılabilmesini engellemeyi gerektirecek özel bir sebebin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile TPE YİDK'nın 2006-M-719 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda; çoğunluktaki bilirkişiler dava konusu ' pastanem ' ibaresinin ' pasta v.s yapılan, yenilen ve satılan yer '' anlamını taşıyan herkesin kullanımına açık bir kelime olduğunu ifade etmişler, bu rapora karşı görüş açıklayan gıda uzmanı bilirkişi ise, ' pastanem '' ibaresinin sonuna eklenen '' m '' eki nediyle ayırt edicilik vasfı bulunduğunu belirtmiştir. Söz konusu bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazlarda dikkate alınarak mahkemece ikinci kez yaptırılan bilirkişi incelemesinde görüşüne başvurulan 3. kişilik bilirkişi heyetince düzenlenen asıl ve ek raporlarda ise, dava konusu ibarenin ''pastanem'' şeklinde olması nedeniyle ayırt edici nitelikte olduğunu ve başvuruda yer alan mal ve hizmetler bakımından da 556 sayılı KHK'nin 7.

maddesinde düzenlenen mutlak red nedenleri kapsamında bir işaret olmadığını beyan etmişlerdir.

Bu durumda, birinci bilirkişi raporundaki çoğunluk görüşüyle, ikinci bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğu gibi, mahkemece alınan ikinci raporda, ilk rapordaki heyette yer alan bilirkişiler arasındaki görüş aykırılığı da giderilememiştir.

Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği düşüncesiyle, bilirkişi görüşüne başvurulduğuna göre, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden ve nedenleri açıklanmaksızın sonraki bilirkişi raporuna itibar edildiğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden, kararın temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1022618400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.