Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/5427 E. 2014/19805 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
banka sorumluluğu↗ protesto↗ takas↗ genel kredi sözleşmesi↗ mahsup↗ kredi sözleşmesi↗ taahhütname↗ asıl alacak↗ eksik inceleme↗ avans faizi↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davalının karşılıksız çıkan çekler için icra takibine girmediği, çekteki alacağın zamanaşımına uğramasına neden olduğu, davacıyı zarara uğrattığı ve ona karşı sorumlu bulunduğu, davacının 63.100,00 TL asıl alacak, 29.454,45 TL işlemiş avans faizi olmak üzere toplam 92.554,45 TL tutar üzerinden zarara uğradığını, davalının icra dosyasındaki alacağı yönünden süresinde mahsup talebinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacının davalıdan 63.100,00 TL asıl alacak ve dava tarihine kadar işlemiş 29.554,45 TL avans faizi ile asıl alacak üzerinden dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte alacaklı olduğunun tespiti ile davacının davalıdan alacaklı olduğu bu miktarın davalı tarafından davacı aleyhine yapılan İstanbul 5. İcra Müdürlüğü'nün 2009/20075 E. sayılı dosyasındaki kesinleşmiş davalı alacağından takas ve mahsubuna karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, alacak talebine ilişkindir. Davacı tarafça davaya konu edilen çeklerin taraflar arasında imzalan 03.04.2008 tarihli genel kredi sözleşmesi uyarınca teminat amaçlı olarak verildiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Söz konusu sözleşmenin 36. maddesinin
5. paragrafı "Müşteri, Banka'ya teminat olarak verilecek senetlerden görüldüğünde ödemeli olanlarla ilgili olarak ödeme için ibrazı konusunda Banka'ya yazılı bir talimat vermediği takdirde; Banka'nın bu senetleri dilediği tarihte ödeme için ibraz etme ve protesto ettirmeye yetkili olduğunu, ancak Banka'nın ödeme için ibraz zorunluluğunun bulunmadığını, senetlerin yasal süresi içinde ödeme için ibraz edilmemesi ya da protesto edilmiş olsa dahi yasal takibe geçirilmemesi nedeniyle bu senetlere bağlı hakların kaybolması nedeniyle Banka'nın sorumlu olmayacağını kabul ve taahhüt eder" hükmünü haizdir. Mahkemece sözleşmenin bu hükmü değerlendirilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru olmamış, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1754 E. 2017/885 K.
Ortak:protesto · genel kredi sözleşmesi · kredi sözleşmesi · taahhütname · ibraz · teminat
İncelediğiniz karardaSöz konusu sözleşmenin 36. maddesinin 5. paragrafı "Müşteri, Banka'ya «teminat» olarak verilecek senetlerden görüldüğünde ödemeli olanlarla ilgili olarak ödeme için «ibrazı» konusunda Banka'ya yazılı bir talimat vermediği takdirde; Banka'nın bu senetleri dilediği tarihte ödeme için ibraz etme ve «protesto» ettirmeye yetkili olduğunu, ancak Banka'nın ödeme için ibraz zorunluluğunun bulunmadığını, senetlerin yasal süresi içinde ödeme için ibraz edilmemesi ya da protesto edilmiş olsa dahi yasal takibe geçirilmemesi nedeniyle bu senetlere bağlı hakların kaybolması nedeniyle Banka'nın sorumlu olmayacağını kabul ve «taahhüt» eder" hükmünü haizdir.
Davacı tarafça davaya konu edilen çeklerin taraflar arasında imzalan 03.04.2008 tarihli «genel kredi sözleşmesi» uyarınca «teminat» amaçlı olarak verildiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davacı tarafça davaya konu edilen çeklerin taraflar arasında imzalan 03.04.2008 tarihli «genel kredi sözleşmesi» uyarınca «teminat» amaçlı olarak verildiği, sözleşmenin 36. maddesinde "Müşteri, bankaya teminat olarak verilecek senetlerden görüldüğünde ödemeli olanlarla ilgili olarak ödeme için «ibrazı» konusunda bankaya yazılı bir talimat vermediği takdirde; bankanın bu senetleri dilediği tarihte ödeme için ibraz etme ve «protesto» ettirmeye yetkili olduğunu, ancak bankanın ödeme için ibraz zorunluluğunun bulunmadığını, senetlerin yasal süresi içinde ödeme için ibraz edilmemesi ya da protesto edilmiş olsa dahi yasal takibe geçirilmemesi nedeniyle bu senetlere bağlı hakların kaybolması nedeniyle bankanın sorumlu olmayacağını kabul ve «taahhüt» eder" hükmünün yer aldığı, bu madde ile banka lehine bir «sorumsuzluk kaydı» getirildiği, davacının davalı bankaya sözleşmede açıkça belirtildiği şekilde yazılı talimat vermediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, her ne kadar «kredi sözleşmesinin» 36. maddesinin .... paragrafı "Müşteri, bankaya «teminat» olarak verilecek senetlerden görüldüğünde ödemeli olanlarla ilgili olarak ödeme için «ibrazı» konusunda bankaya yazılı bir talimat vermediği takdirde; bankanın bu senetleri dilediği tarihte ödeme için ibraz etme ve «protesto» ettirmeye yetkili olduğunu, ancak bankanın ödeme için ibraz zorunluluğunun bulunmadığını, senetlerin yasal süresi içinde ödeme için ibraz edilmemesi ya da protesto edilmiş olsa dahi yasal takibe geçirilmemesi nedeniyle bu senetlere bağlı hakların kaybolması nedeniyle bankanın sorumlu olmayacağını kabul ve «taahhüt» eder" hükmünü haiz ise de 6098 sayılı TBK'nın 115/(3). maddesi gereğince «özen yükümlülüğü» bulunan davalı bankanın borçluların durumunu ağırlaştırmaması, ağırlaştırması halinde ağırlaştırma oranınca sonucuna katlanması gerektiğinden sözleşmenin anılan hü …
Dava, taraflar arasında akdedilen «kredi sözleşmesinin» «teminatı» olarak davalı bankaya verilen çeklerin süresinde «ibraz» edilmemesi ve yasal takibe konulmaması sebebiyle çeklerin toplam bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sorumsuzluk kaydı · rehin cirosu · yetkili hamil · özen yükümlülüğü · rehin · ciro · hamil · uyuşmazlık konusu
Benzer bu karardaBu durumda çekte «rehin cirosu» caiz olmayıp, rehin veya bunun sonucu elde etmeye yönelik «teminat» amacıyla çekin «ciro» edilmesi halinde çeki devir alan kişi çeke dayalı hakları kullanamaz.
Somut olayda davalı banka davaya konu çeki «teminat» amacıyla almış olup, açıklanan yasa maddesi uyarınca çekin «rehin» amacıyla cirosu geçerli olmadığından davalı banka «yetkili hamil» olarak kabul edilemez.
Davaya konu çeklerin davalı şirketin davacı bankadan kullandığı kredinin «teminatını» oluşturmak amacıyla «ciro» yolu ile davacı bankaya geçtiği taraflar arasında «uyuşmazlık konusu» değildir.
Poliçeye ait olup, «çek» hakkında da uygulanması mümkün hükümleri düzenleyen 6762 sayılı TTK’nın 730. maddesinde «rehin cirosu» ile ilgili aynı Kanun'un 601. maddesine yapılmış bir atıf bulunmamaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/5427 E. , 2014/19805 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL(KAPATILAN) 41. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 24/09/2013
NUMARASI 2011/188-2013/222
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 41. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.09.2013 tarih ve 2011/188-2013/222 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile banka arasında akdedilen kredi sözleşmesinin teminatı olarak verilen çeklerin davalı bankaca zamanında ibraz edilmemeleri ve yasal işlemlerinin yapılmaması sebebiyle tahsil edilemediklerini, çek bedelleri kadar müvekkilinin alacağı doğduğu, davalı bankanın objektif özen yükümlülüğü gereği kusurundan sorumlu bulunduğu gerekçesiyle çeklerin bedeli olan 63.100,00 TL'nin çeklerin keşide gününden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, borçlu hakkında yapılan İstanbul 5. İcra Müdürlüğü'nün 2009/20075 E. sayılı icra takibinin itirazsız olarak kesinleştiğini, dava konusu çeklerin karşılıksız bulunduklarını, mahkemenin aksi kanaatte bulunması halinde bedelin davacı borcundan mahsup edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca davalının karşılıksız çıkan çekler için icra takibine girmediği, çekteki alacağın zamanaşımına uğramasına neden olduğu, davacıyı zarara uğrattığı ve ona karşı sorumlu bulunduğu, davacının 63.100,00 TL asıl alacak, 29.454,45 TL işlemiş avans faizi olmak üzere toplam 92.554,45 TL tutar üzerinden zarara uğradığını, davalının icra dosyasındaki alacağı yönünden süresinde mahsup talebinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacının davalıdan 63.100,00 TL asıl alacak ve dava tarihine kadar işlemiş 29.554,45 TL avans faizi ile asıl alacak üzerinden dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte alacaklı olduğunun tespiti ile davacının davalıdan alacaklı olduğu bu miktarın davalı tarafından davacı aleyhine yapılan İstanbul 5.
İcra Müdürlüğü'nün 2009/20075 E. sayılı dosyasındaki kesinleşmiş davalı alacağından takas ve mahsubuna karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, alacak talebine ilişkindir. Davacı tarafça davaya konu edilen çeklerin taraflar arasında imzalan 03.04.2008 tarihli genel kredi sözleşmesi uyarınca teminat amaçlı olarak verildiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Söz konusu sözleşmenin 36. maddesinin
5. paragrafı "Müşteri, Banka'ya teminat olarak verilecek senetlerden görüldüğünde ödemeli olanlarla ilgili olarak ödeme için ibrazı konusunda Banka'ya yazılı bir talimat vermediği takdirde; Banka'nın bu senetleri dilediği tarihte ödeme için ibraz etme ve protesto ettirmeye yetkili olduğunu, ancak Banka'nın ödeme için ibraz zorunluluğunun bulunmadığını, senetlerin yasal süresi içinde ödeme için ibraz edilmemesi ya da protesto edilmiş olsa dahi yasal takibe geçirilmemesi nedeniyle bu senetlere bağlı hakların kaybolması nedeniyle Banka'nın sorumlu olmayacağını kabul ve taahhüt eder" hükmünü haizdir. Mahkemece sözleşmenin bu hükmü değerlendirilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru olmamış, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarınn kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102218300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz