İtirazın İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/3249 E. 2014/9795 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müspet zarar↗ yoksun kalınan kâr↗ sözleşmenin feshi↗ fesih↗ temerrüt faizi↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ tacir↗ inkar tazminatı↗ dosya masrafı↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; kârlılık oranının tacir olan davalı tarafından sözleşme kurulurken değerlendirilmesi, öngörülmesi gereken bir husus olup, yapılan işte karlılık oranının düşük olması veya edim ve karşılık edimin az yahut çok olması fesih için haklı neden olarak kabul edilemeyeceği, davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshetmediği, bu nedenle davacının davalıdan yoksun kalınan kârını talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının itirazının taleple bağlı kalınarak 37.582,25 TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağa 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 maddesi uyarınca avans esasına göre temerrüt faizinin taleple bağlı kalınarak %16 oranını aşmamak üzere yürütülmesine, likit olduğu kabul edilen alacağın %40 oranında 15.032,09 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, takip tarihinden itibaren asıl alacağa işletilecek faiz oranı yönünden fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle müspet zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, fesihten sonra sözleşmenin bitimine kadar geçecek sürenin tamamı için davacının elde edeceği gelirin tümüne tazminat olarak hükmedilmiştir. Ancak, Dairemizin yerleşik kararları gereğince, sözleşmenin haksız feshi halinde davacı, davalı tarafça sözleşmenin feshi üzerine aynı nitelikteki bir işi, aynı koşullarda, ne kadar sürede temin edebilecek ise ancak bu süre için müspet zarar isteminde bulunabilir. Mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmiş ise de, bilirkişiler tarafından davacının ne kadarlık bir sürede böyle bir iş bulabileceği hususu belirlenmediği gibi, davacının bu geliri elde edebilmek için yapması gereken masraflar da düşülmek suretiyle bulunacak tutara hükmedilmesi gerekirken, yapılacak giderlerde düşülmeksizin davacının elde edeceği gelirin tamamına hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10547 E. 2014/1508 K.
Ortak:müspet zarar · fesih
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; kârlılık oranının «tacir» olan davalı tarafından sözleşme kurulurken değerlendirilmesi, öngörülmesi gereken bir husus olup, yapılan işte karlılık oranının düşük olması veya edim ve karşılık edimin az yahut çok olması «fesih» için haklı neden olarak kabul edilemeyeceği, davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshetmediği, bu nedenle davacının davalıdan «yoksun kalınan» kârını talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının itirazının taleple bağlı kalınarak 37.582,25 TL «asıl alacak» yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağa 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 maddesi uyarınca avans esasına göre «temerrüt faizinin» taleple bağlı kalınarak %16 oranını aşmamak üzere yürütülmesine, likit olduğu kabul edilen alacağın %40 oranında 15.032,09 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine, takip tarihinden itibaren asıl alacağa işletilecek faiz oranı yönünden fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
2-Dava, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle «müspet zararın» tazmini istemine ilişkindir.
Ancak, Dairemizin yerleşik kararları gereğince, sözleşmenin haksız feshi halinde davacı, davalı tarafça «sözleşmenin feshi» üzerine aynı nitelikteki bir işi, aynı koşullarda, ne kadar sürede temin edebilecek ise ancak bu süre için «müspet zarar» isteminde bulunabilir.
Benzer bu kararda… şi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın davalı şirketten dava konusu ettiği alacağının söz konusu 2 yıllık sözleşmelere istinaden davalı şirkete satıp «teslim» ettiği mallar ile ilgili tahsil edilmemiş her hangi bir alacağa yönelik olmadığı, adı geçen satım sonucu doğan alacağının tamamının icra takibi üzerinden tahsil edildiği, davacının işbu davadaki talebinin iki yıllık sözleşmelerden sonra da kendisinden kireç taşı alımı, nakliyesi vs. hususlar yönünden davalı şirketin alım satım «komisyonunca» karar verildiği ve bu kararın da davalı şirketin yönetim kurulunca onaylandığı ancak buna rağmen daha sonradan bundan tek taraflı olarak vazgeçtiği yani feshettiği, bu nedenle haksız fesihten kaynaklı zarar ve «kar kaybı» olduğu, davalının sözleşmeyi tek taraflı ve haksız olarak feshi nedeniyle davacının bundan doğan «müspet zararını» tazmin etmek zorunda olduğu, davalı şirketin sözleşmeyi haksız feshi nedeni ile davacının uğradığı müspet zararın (kar kaybı) toplam 48.868,72 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 30.000,00 TL'nin dava tarihi olan 18.12.2009 tarihinden, 18.868,72 TL'nin de «ıslah» tarihi olan 25.11.2011 tarihinden itibaren hesaplanacak değişen oranlarda reeskont faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
2- Dava, davalının 2009-2011 kampanya dönemi ihtiyacı olan kireç taşının nakliye «dahil» davacıdan satın alınmasına ilişkin olarak taraflar arasında kurulan sözleşmenin yürürlüğü esnasında davalı tarafından haklı bir neden olmadan feshedilmesi sonucu davacının uğradığı «müspet zarar» kapsamındaki «kar kaybının» tazmini istemine ilişkindir.
… menin davalı tarafından tek taraflı ve haklı bir sebep olmadan 28.08.2009 tarihinde feshedildiği hususları dosya kapsamından anlaşılmakta olup, davacının bu nedenle «ifa» menfaatine ilişkin «kar kaybı» zararı isteminde bulunma hakkı mevcut ise de uğranılan zararın hesabında fesihten sonra kalan tüm sözleşme süresi değil, davacının bu «haksız fesih» sonrasında feshedilen sözleşme konusu iş ile aynı nitelikte bir işi bulması için gereken süre, bir başka anlatımla aynı nitelikteki bir işi hangi sürede bulacağı veya bulması gerektiği konusunda tespit edilecek makul bir süre göz önüne alınarak uğranılan kar kaybının hesaplanması gerekmektedir.Somut olayda ise 7 ay yürürlükte kalan 2 yıllık sözleşmenin fesihten sonra kalan tüm sözleşme süresi içinde davacı tarafından «teslimi» gereken tüm kireç taşı miktarına göre hesaplama yapılarak kar kaybı zararı belirlenmiş olup, bu hesap yöntemi açıklanan ilkeye uygun bulunmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız fesih · kar kaybı · ifa · komisyon · kâr kaybı · ıslah · dahili dava · teslim
Benzer bu kararda… şi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın davalı şirketten dava konusu ettiği alacağının söz konusu 2 yıllık sözleşmelere istinaden davalı şirkete satıp «teslim» ettiği mallar ile ilgili tahsil edilmemiş her hangi bir alacağa yönelik olmadığı, adı geçen satım sonucu doğan alacağının tamamının icra takibi üzerinden tahsil edildiği, davacının işbu davadaki talebinin iki yıllık sözleşmelerden sonra da kendisinden kireç taşı alımı, nakliyesi vs. hususlar yönünden davalı şirketin alım satım «komisyonunca» karar verildiği ve bu kararın da davalı şirketin yönetim kurulunca onaylandığı ancak buna rağmen daha sonradan bundan tek taraflı olarak vazgeçtiği yani feshettiği, bu nedenle haksız fesihten kaynaklı zarar ve «kar kaybı» olduğu, davalının sözleşmeyi tek taraflı ve haksız olarak feshi nedeniyle davacının bundan doğan «müspet zararını» tazmin etmek zorunda olduğu, davalı şirketin sözleşmeyi haksız feshi nedeni ile davacının uğradığı müspet zararın (kar kaybı) toplam 48.868,72 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 30.000,00 TL'nin dava tarihi olan 18.12.2009 tarihinden, 18.868,72 TL'nin de «ıslah» tarihi olan 25.11.2011 tarihinden itibaren hesaplanacak değişen oranlarda reeskont faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
… menin davalı tarafından tek taraflı ve haklı bir sebep olmadan 28.08.2009 tarihinde feshedildiği hususları dosya kapsamından anlaşılmakta olup, davacının bu nedenle «ifa» menfaatine ilişkin «kar kaybı» zararı isteminde bulunma hakkı mevcut ise de uğranılan zararın hesabında fesihten sonra kalan tüm sözleşme süresi değil, davacının bu «haksız fesih» sonrasında feshedilen sözleşme konusu iş ile aynı nitelikte bir işi bulması için gereken süre, bir başka anlatımla aynı nitelikteki bir işi hangi sürede bulacağı veya bulması gerektiği konusunda tespit edilecek makul bir süre göz önüne alınarak uğranılan kar kaybının hesaplanması gerekmektedir.Somut olayda ise 7 ay yürürlükte kalan 2 yıllık sözleşmenin fesihten sonra kalan tüm sözleşme süresi içinde davacı tarafından «teslimi» gereken tüm kireç taşı miktarına göre hesaplama yapılarak kar kaybı zararı belirlenmiş olup, bu hesap yöntemi açıklanan ilkeye uygun bulunmamaktadır.
2- Dava, davalının 2009-2011 kampanya dönemi ihtiyacı olan kireç taşının nakliye «dahil» davacıdan satın alınmasına ilişkin olarak taraflar arasında kurulan sözleşmenin yürürlüğü esnasında davalı tarafından haklı bir neden olmadan feshedilmesi sonucu davacının uğradığı «müspet zarar» kapsamındaki «kar kaybının» tazmini istemine ilişkindir.
… ak inceleme sonucu davacının fesihten sonra aynı nitelikte bir işi bulabilmesi için gerekli makul bir sürenin tespit ettirilerek, belirlenecek bu süre için uğradığı «kar kaybının» hesaplanması, eğer davacı tespit edilen süreden önce aynı nitelikte bir iş bulmuşsa bu halde de fesihten söz konusu işi bulduğu tarihe kadar olan süre içinde uğrad …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12291 E. 2012/19715 K.
Ortak:müspet zarar · fesih · dosya masrafı
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; kârlılık oranının «tacir» olan davalı tarafından sözleşme kurulurken değerlendirilmesi, öngörülmesi gereken bir husus olup, yapılan işte karlılık oranının düşük olması veya edim ve karşılık edimin az yahut çok olması «fesih» için haklı neden olarak kabul edilemeyeceği, davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshetmediği, bu nedenle davacının davalıdan «yoksun kalınan» kârını talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının itirazının taleple bağlı kalınarak 37.582,25 TL «asıl alacak» yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağa 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 maddesi uyarınca avans esasına göre «temerrüt faizinin» taleple bağlı kalınarak %16 oranını aşmamak üzere yürütülmesine, likit olduğu kabul edilen alacağın %40 oranında 15.032,09 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine, takip tarihinden itibaren asıl alacağa işletilecek faiz oranı yönünden fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
2-Dava, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle «müspet zararın» tazmini istemine ilişkindir.
Ancak, Dairemizin yerleşik kararları gereğince, sözleşmenin haksız feshi halinde davacı, davalı tarafça «sözleşmenin feshi» üzerine aynı nitelikteki bir işi, aynı koşullarda, ne kadar sürede temin edebilecek ise ancak bu süre için «müspet zarar» isteminde bulunabilir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanan öğrenci «taşıma sözleşmesinin» 16.12.2006 tarihinden itibaren davalı tarafından feshedildiği, birleşen dava davalısı şirketin davacının 2.762,58 TL alacağı bulunduğunu kabul etmesi dikkate alındığında ...’ın sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği, davalı-karşı davacının 16.12.2006 «fesih» tarihinden taşıma ediminin yerine getirileceği «son» tarih olan 15.06.2007 tarihleri arasında sözleşme feshedilmemiş olsa idi («komisyon bedelinin» akaryakıt gideri düşülmeden yapılan hesaplama ile) 10.363,68 TL gelirden «mahrum» kalacağı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, birleşen davada davacının 5.563,75 TL davalı şirketten alacaklı bulunduğu, davacının 1.400 TL «kısmi ödeme» yapıldığı beyanı dikkate alınarak bakiye 4.163,75 TL alacağı olduğu gerekçesiyle birleşen davada taleple bağlı kalınarak 3.860 TL’nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalı şirketten tahsiline, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davalı- karşı davacının talebiyle bağlı kalınarak 2.000 TL «maddi tazminatın» yasal faizi ile davacıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… ının maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, sözleşmeyi feshedenin davalı olması, davacının «maddi tazminat» talep ettiği maddi vakıanın ise yeni araç satın almak zorunda kalıp bunun için faiz ve diğer «masraflar» yaptığı iddiasına dayanması nedeniyle, feshin haksız olması halinde dahi bu nitelikteki maddi tazminat talebinin kabulü mümkün bulunmadığı ve manevi tazminat talebinin de koşulları oluşmadığından asıl davada davacının davasının reddine karar verilmesi gerekiyor olmakla, davacı vekilin temyiz itirazlarının reddiyle, sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK’nun 438/«son» maddesi uyarınca «gerekçesi düzeltilerek» onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2) Karşı davada, sözleşmeyi fesheden davalı-karşı davacı ...’ın karşı davasına konu ettiği «mahrum» kaldığı kâr talebi «müspet zarara» ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kısmi ödeme · komisyon bedeli · gerekçenin düzeltilmesi · kâr mahrumiyeti · taşıma sözleşmesi · komisyon · maddi tazminat · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanan öğrenci «taşıma sözleşmesinin» 16.12.2006 tarihinden itibaren davalı tarafından feshedildiği, birleşen dava davalısı şirketin davacının 2.762,58 TL alacağı bulunduğunu kabul etmesi dikkate alındığında ...’ın sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği, davalı-karşı davacının 16.12.2006 «fesih» tarihinden taşıma ediminin yerine getirileceği «son» tarih olan 15.06.2007 tarihleri arasında sözleşme feshedilmemiş olsa idi («komisyon bedelinin» akaryakıt gideri düşülmeden yapılan hesaplama ile) 10.363,68 TL gelirden «mahrum» kalacağı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, birleşen davada davacının 5.563,75 TL davalı şirketten alacaklı bulunduğu, davacının 1.400 TL «kısmi ödeme» yapıldığı beyanı dikkate alınarak bakiye 4.163,75 TL alacağı olduğu gerekçesiyle birleşen davada taleple bağlı kalınarak 3.860 TL’nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalı şirketten tahsiline, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davalı- karşı davacının talebiyle bağlı kalınarak 2.000 TL «maddi tazminatın» yasal faizi ile davacıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… ının maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, sözleşmeyi feshedenin davalı olması, davacının «maddi tazminat» talep ettiği maddi vakıanın ise yeni araç satın almak zorunda kalıp bunun için faiz ve diğer «masraflar» yaptığı iddiasına dayanması nedeniyle, feshin haksız olması halinde dahi bu nitelikteki maddi tazminat talebinin kabulü mümkün bulunmadığı ve manevi tazminat talebinin de koşulları oluşmadığından asıl davada davacının davasının reddine karar verilmesi gerekiyor olmakla, davacı vekilin temyiz itirazlarının reddiyle, sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK’nun 438/«son» maddesi uyarınca «gerekçesi düzeltilerek» onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2) Karşı davada, sözleşmeyi fesheden davalı-karşı davacı ...’ın karşı davasına konu ettiği «mahrum» kaldığı kâr talebi «müspet zarara» ilişkindir.
BK’nun 106. maddesine göre sözleşmeyi fesheden tarafın «müspet zararının» tazminini talep edemeyeceği nazara alındığında karşı davaya konu «maddi tazminat» isteminin reddi gerekirken, bu yönden karşı davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı-karşı davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12293 E. 2012/19716 K.
Ortak:müspet zarar · fesih · dosya masrafı
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; kârlılık oranının «tacir» olan davalı tarafından sözleşme kurulurken değerlendirilmesi, öngörülmesi gereken bir husus olup, yapılan işte karlılık oranının düşük olması veya edim ve karşılık edimin az yahut çok olması «fesih» için haklı neden olarak kabul edilemeyeceği, davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshetmediği, bu nedenle davacının davalıdan «yoksun kalınan» kârını talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının itirazının taleple bağlı kalınarak 37.582,25 TL «asıl alacak» yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağa 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 maddesi uyarınca avans esasına göre «temerrüt faizinin» taleple bağlı kalınarak %16 oranını aşmamak üzere yürütülmesine, likit olduğu kabul edilen alacağın %40 oranında 15.032,09 TL «icra inkar tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine, takip tarihinden itibaren asıl alacağa işletilecek faiz oranı yönünden fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
2-Dava, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle «müspet zararın» tazmini istemine ilişkindir.
Ancak, Dairemizin yerleşik kararları gereğince, sözleşmenin haksız feshi halinde davacı, davalı tarafça «sözleşmenin feshi» üzerine aynı nitelikteki bir işi, aynı koşullarda, ne kadar sürede temin edebilecek ise ancak bu süre için «müspet zarar» isteminde bulunabilir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanan öğrenci «taşıma sözleşmesinin» 16.12.2006 tarihinden itibaren davalı tarafından feshedildiği, birleşen dava davalısı şirketin davacının 1.469,15 TL alacağı bulunduğunu kabul etmesi dikkate alındığında ...’ın sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği, davalı-karşı davacının 16.12.2006 «fesih» tarihinden taşıma ediminin yerine getirileceği «son» tarih olan 15.06.2007 tarihleri arasında sözleşme feshedilmemiş olsa idi («komisyon bedelinin» akaryakıt gideri düşülmeden yapılan hesaplama ile) 6.182,80 TL gelirden «mahrum» kalacağı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, birleşen davada davacının 3.317,91 TL davalı şirketten alacaklı bulunduğu, davacının 1.200 TL «kısmi ödeme» yapıldığı beyanı dikkate alınarak bakiye 2.177,91 TL alacağı olduğu gerekçesiyle birleşen davada 2.177,91 TL’nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalı şirketten tahsiline, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davalı- karşı davacı yönünden talebiyle bağlı kalınarak 2.000 TL «maddi tazminatın» yasal faizi ile davacıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… ının maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, sözleşmeyi feshedenin davalı olması, davacının «maddi tazminat» talep ettiği maddi vakıanın ise yeni araç satın almak zorunda kalıp bunun için faiz ve diğer «masraflar» yaptığı iddiasına dayanması nedeniyle, feshin haksız olması halinde dahi bu nitelikteki maddi tazminat talebinin kabulü mümkün bulunmadığı ve manevi tazminat talebinin de koşulları oluşmadığından asıl davada davacının davasının reddine karar verilmesi gerekiyor olmakla, sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK’nun 438/«son» maddesi uyarınca «gerekçesi düzeltilerek» onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2) Karşı davada, sözleşmeyi fesheden davalı-karşı davacı ...’ın karşı davasına konu ettiği «mahrum» kaldığı kar talebi «müspet zarara» ilişkindir.BK’nun 106. maddesine göre sözleşmeyi fesheden tarafın varsa ancak «menfi zararına» yönelik istemde bulunabileceği, müspet zararının tazminini talep edemeyeceği nazara alındığında karşı davaya konu «maddi tazminat» isteminin reddi gerekirken, bu yönden karşı davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı-karşı davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:menfi zarar · kısmi ödeme · komisyon bedeli · gerekçenin düzeltilmesi · kâr mahrumiyeti · taşıma sözleşmesi · komisyon · maddi tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında imzalanan öğrenci «taşıma sözleşmesinin» 16.12.2006 tarihinden itibaren davalı tarafından feshedildiği, birleşen dava davalısı şirketin davacının 1.469,15 TL alacağı bulunduğunu kabul etmesi dikkate alındığında ...’ın sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği, davalı-karşı davacının 16.12.2006 «fesih» tarihinden taşıma ediminin yerine getirileceği «son» tarih olan 15.06.2007 tarihleri arasında sözleşme feshedilmemiş olsa idi («komisyon bedelinin» akaryakıt gideri düşülmeden yapılan hesaplama ile) 6.182,80 TL gelirden «mahrum» kalacağı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, birleşen davada davacının 3.317,91 TL davalı şirketten alacaklı bulunduğu, davacının 1.200 TL «kısmi ödeme» yapıldığı beyanı dikkate alınarak bakiye 2.177,91 TL alacağı olduğu gerekçesiyle birleşen davada 2.177,91 TL’nin dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile davalı şirketten tahsiline, asıl davada davacı şirketin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, davalı- karşı davacı yönünden talebiyle bağlı kalınarak 2.000 TL «maddi tazminatın» yasal faizi ile davacıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
2) Karşı davada, sözleşmeyi fesheden davalı-karşı davacı ...’ın karşı davasına konu ettiği «mahrum» kaldığı kar talebi «müspet zarara» ilişkindir.BK’nun 106. maddesine göre sözleşmeyi fesheden tarafın varsa ancak «menfi zararına» yönelik istemde bulunabileceği, müspet zararının tazminini talep edemeyeceği nazara alındığında karşı davaya konu «maddi tazminat» isteminin reddi gerekirken, bu yönden karşı davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı-karşı davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
… ının maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, sözleşmeyi feshedenin davalı olması, davacının «maddi tazminat» talep ettiği maddi vakıanın ise yeni araç satın almak zorunda kalıp bunun için faiz ve diğer «masraflar» yaptığı iddiasına dayanması nedeniyle, feshin haksız olması halinde dahi bu nitelikteki maddi tazminat talebinin kabulü mümkün bulunmadığı ve manevi tazminat talebinin de koşulları oluşmadığından asıl davada davacının davasının reddine karar verilmesi gerekiyor olmakla, sonucu itibariyle doğru olan kararın HUMK’nun 438/«son» maddesi uyarınca «gerekçesi düzeltilerek» onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/3249 E. , 2014/9795 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 31/10/2013
NUMARASI 2013/664-2013/319
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31.10.2013 tarih ve 2013/664-2013/319 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında 04/03/2009 tarihli ve 26 ay süreli bir ticari aracılık protokolü imzalandığını, müvekkili şirketin sözleşme kapsamında tüm yükümlülüklerini yerine getirdiği halde davalının haklı hiçbir gerekçesi olmaksızın sözleşmeyi 01/12/2010 tarihi itibarıyle sonlandırmak istediğini bildiren yazıyı müvekkiline gönderdiğini, müvekkil şirketin sözleşmenin haksız olarak feshedilmesi üzerine son hak ediş faturası üzerinden hesaplama yaparak 03/01/2011 tarihli 35.502,18 TL. bedelli ve 03/01/2011 tarihli 2.080.07 TL. bedelli faturaları uğramış olduğu zararın tazmini için düzenleyerek davalı şirkete gönderdiğini, davalı şirketin sadece 35.502,18 TL. bedelli faturayı iade ettiğini, diğer faturaya ise herhangi bir itiraz olmadığını ileri sürerek davanın kabulü ile itirazının iptaline ve takibin devamına, davalının haksız itiraz sebebi ile %40 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin taşıma hizmetini eksiksiz ve kusursuz şekilde yerine getirdiğini, davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, sözleşme ile belirlenen fiyatların çok düşük olduğunu, komisyon ödemesinin ise çok yüksek kaldığını, bunun neticesinde kârlılık oranının düştüğünü, müvekkilinin sözleşmeyi devam ettirme olanağının kalmadığını, sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiğini, davacı tarafın bir zararının bulunmadığını,davacının iddia ettiği kar mahrumiyetini ispat etmek zorunda olduğunu savunarak davanın reddi ile davacının %40' dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; kârlılık oranının tacir olan davalı tarafından sözleşme kurulurken değerlendirilmesi, öngörülmesi gereken bir husus olup, yapılan işte karlılık oranının düşük olması veya edim ve karşılık edimin az yahut çok olması fesih için haklı neden olarak kabul edilemeyeceği, davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshetmediği, bu nedenle davacının davalıdan yoksun kalınan kârını talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının itirazının taleple bağlı kalınarak 37.582,25 TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağa 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 maddesi uyarınca avans esasına göre temerrüt faizinin taleple bağlı kalınarak %16 oranını aşmamak üzere yürütülmesine, likit olduğu kabul edilen alacağın %40 oranında 15.032,09 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, takip tarihinden itibaren asıl alacağa işletilecek faiz oranı yönünden fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle müspet zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, fesihten sonra sözleşmenin bitimine kadar geçecek sürenin tamamı için davacının elde edeceği gelirin tümüne tazminat olarak hükmedilmiştir. Ancak, Dairemizin yerleşik kararları gereğince, sözleşmenin haksız feshi halinde davacı, davalı tarafça sözleşmenin feshi üzerine aynı nitelikteki bir işi, aynı koşullarda, ne kadar sürede temin edebilecek ise ancak bu süre için müspet zarar isteminde bulunabilir. Mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmiş ise de, bilirkişiler tarafından davacının ne kadarlık bir sürede böyle bir iş bulabileceği hususu belirlenmediği gibi, davacının bu geliri elde edebilmek için yapması gereken masraflar da düşülmek suretiyle bulunacak tutara hükmedilmesi gerekirken, yapılacak giderlerde düşülmeksizin davacının elde edeceği gelirin tamamına hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102170200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz