Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5704 E. 2024/1952 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
6361 sayılı kanun 9/2↗ iade davası↗ sözleşme özgürlüğü↗ ödeme planı↗ finansal kiralama sözleşmesi↗ faktoring↗ harcın tamamlanması↗ ihtirazi kayıt↗ finansal kiralama↗ cari hesap↗ sözleşmenin feshi↗ maddi hata↗ münhasırlık↗ ifa↗ mahsup↗ fesih↗ vade↗ kâr dağıtımı↗ temerrüt faizi↗ ihtar↗ esastan ret↗ geçersizlik↗ iflas↗ ihtarname↗ tacir↗ yükleten (shipper)↗ temerrüt↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/661 E., 2018/713 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında İstanbul 29. Noterliğinin 08.10.2013 tarih, 18835 yevmiye numaralı ve 10853 sayılı finansal kiralama sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye istinaden 2013 Model 36 adet Vibratörlü Segment Kaldırma Aparatının davalıya devredildiğini, kira ödemelerinin de bir plana bağlandığını, ancak davalının bir süre sonra kira ödemelerinde temerrüde düştüğünü, Beyoğlu 40. Noterliğinin 08.02.2017 tarih, 00870 yevmiye no.lu ihtarnamesi ile sebeple kiracıya noter aracılığı ile 08.02.2017 tarihinde ihtar keşide edilerek geciken kira, sigorta borçları ile temerrütlerinin 60 gün içerisinde ödenmesi aksi halde sözleşmenin feshedilmiş olacağı, fesih ile birlikte kiralanan malların 5 gün içerisinde finansal kiralama şirketine iadesi gerektiğinin ihtar edildiğini, ihtara rağmen ödemede bulunulmadığını, sözleşmenin feshedildiğini, ödenmediği gibi, finansal kiralamaya konu malların da iade edilmediğini, kiralamaya konu malın teslim alındığı şekilde geri iadesi borcunun doğduğunu ileri sürerek kiralamaya konu malın aynen teslimine, aynen iadenin mümkün olmaması halinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 24 üncü maddesinin uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ödeme planında belirlenmiş olan 36 adet mala ilişkin tüm ödemelerin süresinde yapıldığını, borcun gerektiği gibi ifa edildiğini, sözleşmeye dayalı müvekkilinin kira borcunun bulunmadığını, temerrüde düşmediklerini, geçersiz fesih ile davaya konu malların iade alınmasının yasalara aykırı olduğunu, ihtarnamede 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu'nun 31 ... maddesinin birinci fıkrasına aykırı olarak kira ödeme planı borçları dışında kalan sigorta borcu ve temerrüt faizi alacaklarının da haksız olarak ihtarnamede yer aldığını, bu aykırılıklar nedeniyle de feshin geçersiz olduğunu, malın iade talebinin reddinin geciktiğini, fesih ihtarnamesinde, finansal kiralama bedelleri dışında, sigorta ve temerrüt faizi gibi başkaca ödeme talepleri de olduğundan ihtarnamenin ve feshin geçersizliği nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasında finansal kiralama sözleşmelerinin akdedildiği, dava konusu edilen makinelere ilişkin tüm ödemelerin usulüne uygun olarak yapılmış olduğu, davacının bu yönde herhangi bir temerrüde düşecek borcunun bulunmadığı ancak davalı tarafından 10853 sayılı finansal kiralama sözleşmesine istinaden 8 adet taksit borcunun bilirkişi raporunun 13 üncü sayfasının 3 üncü paragrafında yer aldığı, davacının ödememe iddiasının yerinde bulunmadığı, davacının taraflar arasındaki başka bir sözleşmeye istinaden zuhulen borcun mahsubu işlemine girildiği, düşümün farklı bir sözleşme borcundan yapıldığı, maddi bir hatanın bulunduğu bu sebeple tarafların beyanları ve açıklamaları da alınmış olmakla dosyada dava harcının tamamlatılmış olduğu dikkate alınarak ve sözleşmeye konu borcun bulunmadığı ve dolayısıyla sözleşmenin feshi ve malın iadesi koşullarının oluşmadığı sebeple davacının davasının sunulan tüm dayanak ve eki, ödeme kayıtları da Mahkememizce değerlendirmekle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı kiracı şirket ile müvekkili şirket arasında işbu sözleşmeden başka 10546 ve 10386 sayılı iki adet daha Finansal Kiralama Sözleşmesi imzalandığını, söz konusu sözleşmelerden kaynaklı yine mal iade davasının ikame edildiğini, bilirkişi raporuna itibar edilerek Yerel Mahkeme tarafından davanın reddine dair verilen kararın hatalı olduğunu, yapıldığı iddia edilen ödemenin taraflar arasında imzalanan sözleşmelerdeki borçlarına dağıtımı sonucu mahsup işleminin gerçekleştiğini, 10546 sayılı Finansal Kiralama Sözleşmesinin 16/d maddesinin “...ödemelerin kiracının hangi borçlarına mahsup edileceğini, mahsubun tarzını, sırasını tayin münhasıran kiralayana aittir.” şeklinde düzenlendiğini, bu bağlamda davalı tarafça yapılan ödemelerin yalnızca bu sözleşmeye ilişkin olduğunu, dolayısıyla sözleşmeden kaynaklı borcunun kalmadığı yönündeki iddiasının söz konusu madde gereği yersiz olduğunu, bahsi edilen sözleşmelerin her birinde, kiracı tarafından yapılan ödemelerin kiracının hangi borçlarına mahsup edileceği, mahsubun tarzını, sırasını tayinin yalnızca kiraya verene ait olduğu düzenlenmesinin bulunduğunu, davalının sözleşme imzalarken sözleşme içeriğinde var olan bir maddeyi bilmemesinin beklenmeyeceğini, taraflar arasında düzenlenen her üç sözleşmeye ilişkin davalı tarafından yapılan ödemelerin müvekkili şirketin her bir sözleşmeye ilişkin cari hesap defter ve kayıtlarında yer aldığını, davalı borçlu şirkete, toplam borcunu gösterir gerekli ihtarname ve işbu ihtarnameye rağmen ödeme yapmadığından ve temerrüt halini devam ettirdiğinden nihayetinde fesih ihtarnamesi gönderildiğini ve ve sözleşmenin feshinin sonucu olarak da sözleşmeye konu malın iadesine karar verilmek üzere kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı taraf, davalı ile arasında başka sözleşmelerin olduğunu ve ödenen bedellerin dava konusuna ilişkin olmadığı, bu durumun da sözleşmedeki hüküm ile belirlendiği iddiasında ise de, bu özgürlüğün sınırsız olarak yorumlanamayacağı, davacı şirketin bu borçları hangi plan program çerçevesinde ödeneceğine dair elle tutulur bir ödeme tablosu oluşturmadığı, yapılan ödemelerin mahsubuna ilişkin ihtirazı kayıt ileri sürmediği bu sebeple yapılan ödemenin dava konusu sözleşmeye ilişkin olduğunun kabulünün gerektiği, bilirkişi raporunda da aksi bir durum belirtilmediği, dekont açıklamasında da açıkça hangi sözleşmeye ilişkin olduğunun belirtildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin ... Katılım Bankası A.Ş.'ye devrolduğunu, davalı kiracı şirket ile müvekkili şirket arasında işbu sözleşmeden başka iki ayrı Finansal Kiralama Sözleşmesi imzalandığını, söz konusu sözleşmelerden kaynaklı yine mal iade davasının ikame edildiğini, her ne kadar davalı tarafından tüm ödemelerin yapıldığı iddia edilse de, yapıldığı iddia edilen ödemenin taraflar arasında imzalanan sözleşmelerdeki borçlara dağıtım sonucu mahsup işleminin gerçekleştiğini,10853 sayılı Finansal Kiralama Sözleşmesinin 16/d maddesinin “...ödemelerin kiracının hangi borçlarına mahsup edileceğini, mahsubun tarzını, sırasını tayin münhasıran kiralayana aittir.” şeklinde düzenlendiğini, bu bağlamda davalı tarafça yapılan ödemelerin yalnızca bu sözleşmeye ilişkin olduğunu, dolayısıyla sözleşmeden kaynaklı borcunun kalmadığı yönündeki iddiasının söz konusu madde gereği yersiz olduğunu, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/660 E. sayılı dosya üzerinden işbu dava dışındaki sözleşme borcuna ilişkin olarak mal iade davası açıldığını, kararın kesinleştiğini, 17.04.2015 tarihli ödemenin bu davada dikkate alındığını, müvekkil şirketin sözleşmeden ... hakkına dayanarak mahsup işlemi gerçekleştirdiğini, davalı tarafından bu hususa itiraz edilmediğini, davalı tarafından ne fesih ihtarnamesine, ne Mahkeme kararına itiraz da bulunulduğunu, her ne kadar İstinaf Mahkemesince ihtirazi kayıt konulmadığı belirtilmiş ise de davalının bu işleme ihtirazi kayıt koyması gerektiğini, davalının yukarıda belirtilen dava dosyasında yapılan hesaplamalara sustuğunu, itiraz etmediğini, susmanın kabul sonucunu doğuracağını, Mahkemece iki tacir arasında yapılan sözleşmede belirlenen mahsup hükmünü ''genel işlem'' ... kapsamında değerlendirildiğini, sözleşme özgürlüğü sınırının aşıldığından bahisle davanın reddedildiğini, ancak bir adet ödemenin iki adet borç ödenmesi sonucunu hukuka aykırı olarak görmediğini, bahse konu ödeme işbu davaya konu sözleşme için yapılmış ise, 2019/660 sayılı dosyada neden davalı tarafından 17.04.2015 tarihli ödemenin işbu dosya için yapıldığının belirtilmediğini, haksız menfaat temin edildiğini, hukuk düzeninin de bunu koruduğunu, ödeme planının bulunmadığından bahsedilmiş ise de kira bedellerini, vadelerini, faizlerini gösteren açıkça düzenlenmiş ödeme planlarının bulunduğunu, bahse konu hükümlerin genel işlem ... olarak kabul edilmemesi gerektiğini, taraflar arasında her üç sözleşmeye ilişkin yapılan ödemelerin müvekkil şirketin her bir sözleşmeye ilişkin cari hesap defter ve kayıtlarında yer aldığını, yapılan işin yalnızca sözleşmeden ... mahsup hakkının kullanılması olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, finansal kiralama sözleşmesine istinaden borcun ödenmediği iddiasıyla sözleşmenin feshi ile malların aynen iadesi talebine ilişkin olup, uyuşmazlık taraflar arasında birden çok finansal kiralama sözleşmesi imzalanması halinde kiralayanın kiracı ödemelerini dilediği finansal kiralama sözleşmesine mahsup ... edemeyeceğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 6361 sayılı Kanun'un 31 ... maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6564 E. 2023/1521 K.
Ortak:ödeme planı · finansal kiralama sözleşmesi · finansal kiralama · münhasırlık · mahsup · fesih · ihtar · ihtarname · Alacak
İncelediğiniz karardaNoterliğinin 08.02.2017 tarih, 00870 yevmiye no.lu «ihtarnamesi» ile sebeple kiracıya noter aracılığı ile 08.02.2017 tarihinde «ihtar» keşide edilerek geciken kira, sigorta borçları ile «temerrütlerinin» 60 gün içerisinde ödenmesi aksi halde sözleşmenin feshedilmiş olacağı, «fesih» ile birlikte kiralanan malların 5 gün içerisinde «finansal kiralama» şirketine iadesi gerektiğinin ihtar edildiğini, ihtara rağmen ödemede bulunulmadığını, sözleşmenin feshedildiğini, ödenmediği gibi, finansal kiralamaya konu malların da iade edilmediğini, kiralamaya konu malın «teslim» alındığı şekilde geri iadesi borcunun doğduğunu ileri sürerek kiralamaya konu malın aynen teslimine, aynen iadenin mümkün olmaması halinde 2004 sayılı İcra ve İfla …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ödeme planında belirlenmiş olan 36 adet mala ilişkin tüm ödemelerin süresinde yapıldığını, borcun gerektiği gibi «ifa» edildiğini, sözleşmeye dayalı müvekkilinin kira borcunun bulunmadığını, «temerrüde» düşmediklerini, «geçersiz» «fesih» ile davaya konu malların iade alınmasının yasalara aykırı olduğunu, «ihtarnamede» 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu'nun 31 ... maddesinin birinci fıkrasına aykırı olarak kira «ödeme planı» borçları dışında kalan sigorta borcu ve «temerrüt faizi» alacaklarının da haksız olarak ihtarnamede yer aldığını, bu aykırılıklar nedeniyle de feshin geçersiz olduğunu, malın iade talebinin reddinin geciktiğini, fesih ihtarnamesinde, «finansal kiralama» bedelleri dışında, sigorta ve temerrüt faizi gibi başkaca ödeme talepleri de olduğundan ihtarnamenin ve feshin geçersizliği nedeniyle davanın reddine karar verilme …
… erel Mahkeme tarafından davanın reddine dair verilen kararın hatalı olduğunu, yapıldığı iddia edilen ödemenin taraflar arasında imzalanan sözleşmelerdeki borçlarına «dağıtımı» sonucu «mahsup» işleminin gerçekleştiğini, 10546 sayılı Finansal Kiralama Sözleşmesinin 16/d maddesinin “...ödemelerin kiracının hangi borçlarına mahsup edileceğini, mahsubun tarzını, sırasını tayin «münhasıran» kiralayana aittir.” şeklinde düzenlendiğini, bu bağlamda davalı tarafça yapılan ödemelerin yalnızca bu sözleşmeye ilişkin olduğunu, dolayısıyla sözleşmeden kaynaklı borcunun kalmadığı yönündeki iddiasının söz konusu madde gereği yersiz olduğunu, bahsi edilen sözleşmelerin her birinde, kiracı tarafından yapılan ödemelerin kiracının hangi borçlarına mahsup edileceği, mahsubun tarzını, sırasını tayinin yalnızca kiraya verene ait olduğu düzenlenmesinin bulunduğunu, davalının sözleşme imzalarken sözleşme içeriğinde var olan bir maddeyi bilmemesinin beklenmeyeceğini, taraflar arasında düzenlenen her üç sözleşmeye ilişkin davalı tarafından yapılan ödemelerin müvekkili şirketin her bir sözleşmeye ilişkin «cari hesap» «defter» ve kayıtlarında yer aldığını, davalı borçlu şirkete, toplam borcunu gösterir gerekli «ihtarname» ve işbu ihtarnameye rağmen ödeme yapmadığından ve «temerrüt» halini devam ettirdiğinden nihayetinde «fesih» ihtarnamesi gönderildiğini ve ve «sözleşmenin feshinin» sonucu olarak da sözleşmeye konu malın iadesine karar verilmek üzere kararın kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı kiracı tarafından 10546 sayılı «finansal kiralama sözleşmesinin» taksiti açıklaması ile banka aracılığıyla yapılan ödemelerinin davacı kiralayan tarafından yine taraflar arasında imzalanan 10853 ve 10386 sayılı iki adet finansal kiralama sözleşmesi borçlarından «mahsup» edilip edilemeyeceğinden kaynaklandığı, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda davalı tarafça yapılan ödemelerin her iki tarafın kayıtlarında da yer aldığının tespit edildiği, davacı vekilinin sözleşmenin 16/d maddesine göre kendisine yapılan ödemeleri diğer sözleşmelerden kaynaklanan borçlara mahsup etme yetkisi verdiğini ileri sürdüğü, davaya konu 10546 sayılı finansal kiralama sözleşmesinin "Kiralama Bedellerinin Ödenmesi ile İlgili Usul ve Esaslar" başlıklı 16. maddesinin (d) bendinde, "Ödemelerin, KİRACI'nın hangi borçlarına mahsup edileceğinin, mahsubun tarzını, sorasını tayin «münhasıran» KİRALAYANA aittir." hükmü bulunmakta ise de sözleşme maddesinin ancak davalının ödemelerinin 10546 sayılı «sözleşmeden doğan» farklı borçlardan (ödenmeyen önceki taksit, sigorta «primi», «hasara» uğramışsa hasar bedeli vs) mahsup imkânı verebileceği, ancak taraflar arasındaki farklı sözleşmelerden doğan borçlardan mahsup imkânı tanımadığı, bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere mali yönden sıkıntıya düşen davalı kiracının üç ayrı sözleşmeden doğan borçlarını tümüyle ödeyememesi halinde finansal kiralama yoluyla sahip olabileceği mallardan tercih edeceği bir ya da ikisini gözden çıkararak tercih edeceği kiralama konusu malın birinin mülkiyetini edinmek yolunu seçebileceği, bu durumda davalı kiracının «ihtarnamenin» tebliği ile verilen 60 günlük sürenin sonunda ödenmemiş borcunun bulunmadığı bilirkişi raporuyla tespit edildiğinden «fesih» ve iade koşulları gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesi yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar veril …
… e davacı ile davalı arasında aynı mahiyette 3 ayrı sözleşmenin bulunduğu, her üç sözleşmenin 16. maddesi uyarınca davalı tarafça yapılan ödemelerin hangi borçlarına «mahsup» edileceğinin kendi tekellerinde olduğu bu nedenle ödemenin eksik olduğu buna göre de iade şartlarının oluştuğunu belirtilmiş ise de sözleşmenin 16. maddesinde dile getirilen hususun her sözleşmenin bağımsız olması ve her bir sözleşmedeki 16. madde hükmünün «münhasıran» o sözleşme nedeniyle yapılan ödemelerin ana «para borcu», sigorta giderleri veya «işlemiş faiz» kısımlarına ilişkin olabileceği, bu hükmün diğer sözleşmelerden veya davacı ile davalı kiracı arasındaki doğan ilişkilerden kaynaklanan başkaca alacakları yönünden dilediğine mahsup etme yetkisi vermediği, bu nedenle bilirkişi raporunda doğru bir şekilde tespit ve davacı tarafça zimmi «ikrar» ile kabul edilen, davalının davaya konu 10546 nolu sözleşme nedeniyle gecikmiş ana para veya kira bu anaparaya işlemiş faiz, sigorta vs. «masraflarına» ilişkin bir borcu bulunmadığından, davacının davalıya «ihtarnameyi» çektiği tarih itibariyle bu sözleşmeden kaynaklı alacağı bulunmadığı, bu nedenle de davacının 6361 sayılı Kanun'un 31 inci maddesindeki hakları kullanma ve iade şartlarının oluşmadığı, 08.02.2017 ihtarname tarihi itibariyle davaya konu 10546 nolu sözleşmeden dolayı davacının davalıya her hangi bir borcunun olmadığı, aksine bu sözleşme numarası belirtilerek yapılan havalelerde fazladan ödemelerin bulunduğu, bu haliyle borçtan dolayı davacının davalının 10546 nolu sözleşmesini «fesih» ile kiralananın geri almaya ilişkin yapmış olduğu «ihtarın» hükmünün olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının dava konusu sözleşme dışında taraflar arasında imzalanan diğer iki «finansal kiralama sözleşmesinden» dolayı da «temerrüde» düştüğünü, davalı ile imzalanan her üç sözleşmenin 16. maddesinde kiracı tarafından yapılan ödemelerin kiracını hangi borcuna «mahsup» edileceğinin mahsubun tarzının ve sırasının yalnızca kiraya verene ait olduğunun açıkça düzenlendiğini, müvekkilinin dilediği sözleşmedeki dilediği «ödeme planına» mahsup etme «yetkisine» sahip olduğunu, davalı şirketin sözleşme içeriğindeki bu madde ile ilgili olarak «basiretli tacir» gibi davranması gerektiğini, dosyada alınan bilirkişi raporunun davalı taraf adına değerlendirme yapılırmışçasına hazırlandığını, müvekkili şirketin her bir sözleşmeye ilişkin ticari kayıtları incelenmesi gerektiği yönündeki «bilirkişi raporuna itirazları» dikkate alınmadan karar verildiğini, davalı şirkete toplam borcunu bildirir «ihtarname» çekildiği ve temerrüde düşen davalı tarafından ödeme yapılmadığından taraflar arasındaki sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiği halde «eksik inceleme» ile karar verildiğini belirterek istinaf mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:para borcu · bilirkişi raporuna itiraz · sözleşmeden doğan dava · basiretli tacir · ikrar · ek prim · işlemiş faiz · dosya masrafı
Benzer bu kararda… e davacı ile davalı arasında aynı mahiyette 3 ayrı sözleşmenin bulunduğu, her üç sözleşmenin 16. maddesi uyarınca davalı tarafça yapılan ödemelerin hangi borçlarına «mahsup» edileceğinin kendi tekellerinde olduğu bu nedenle ödemenin eksik olduğu buna göre de iade şartlarının oluştuğunu belirtilmiş ise de sözleşmenin 16. maddesinde dile getirilen hususun her sözleşmenin bağımsız olması ve her bir sözleşmedeki 16. madde hükmünün «münhasıran» o sözleşme nedeniyle yapılan ödemelerin ana «para borcu», sigorta giderleri veya «işlemiş faiz» kısımlarına ilişkin olabileceği, bu hükmün diğer sözleşmelerden veya davacı ile davalı kiracı arasındaki doğan ilişkilerden kaynaklanan başkaca alacakları yönünden dilediğine mahsup etme yetkisi vermediği, bu nedenle bilirkişi raporunda doğru bir şekilde tespit ve davacı tarafça zimmi «ikrar» ile kabul edilen, davalının davaya konu 10546 nolu sözleşme nedeniyle gecikmiş ana para veya kira bu anaparaya işlemiş faiz, sigorta vs. «masraflarına» ilişkin bir borcu bulunmadığından, davacının davalıya «ihtarnameyi» çektiği tarih itibariyle bu sözleşmeden kaynaklı alacağı bulunmadığı, bu nedenle de davacının 6361 sayılı Kanun'un 31 inci maddesindeki hakları kullanma ve iade şartlarının oluşmadığı, 08.02.2017 ihtarname tarihi itibariyle davaya konu 10546 nolu sözleşmeden dolayı davacının davalıya her hangi bir borcunun olmadığı, aksine bu sözleşme numarası belirtilerek yapılan havalelerde fazladan ödemelerin bulunduğu, bu haliyle borçtan dolayı davacının davalının 10546 nolu sözleşmesini «fesih» ile kiralananın geri almaya ilişkin yapmış olduğu «ihtarın» hükmünün olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı kiracı tarafından 10546 sayılı «finansal kiralama sözleşmesinin» taksiti açıklaması ile banka aracılığıyla yapılan ödemelerinin davacı kiralayan tarafından yine taraflar arasında imzalanan 10853 ve 10386 sayılı iki adet finansal kiralama sözleşmesi borçlarından «mahsup» edilip edilemeyeceğinden kaynaklandığı, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda davalı tarafça yapılan ödemelerin her iki tarafın kayıtlarında da yer aldığının tespit edildiği, davacı vekilinin sözleşmenin 16/d maddesine göre kendisine yapılan ödemeleri diğer sözleşmelerden kaynaklanan borçlara mahsup etme yetkisi verdiğini ileri sürdüğü, davaya konu 10546 sayılı finansal kiralama sözleşmesinin "Kiralama Bedellerinin Ödenmesi ile İlgili Usul ve Esaslar" başlıklı 16. maddesinin (d) bendinde, "Ödemelerin, KİRACI'nın hangi borçlarına mahsup edileceğinin, mahsubun tarzını, sorasını tayin «münhasıran» KİRALAYANA aittir." hükmü bulunmakta ise de sözleşme maddesinin ancak davalının ödemelerinin 10546 sayılı «sözleşmeden doğan» farklı borçlardan (ödenmeyen önceki taksit, sigorta «primi», «hasara» uğramışsa hasar bedeli vs) mahsup imkânı verebileceği, ancak taraflar arasındaki farklı sözleşmelerden doğan borçlardan mahsup imkânı tanımadığı, bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere mali yönden sıkıntıya düşen davalı kiracının üç ayrı sözleşmeden doğan borçlarını tümüyle ödeyememesi halinde finansal kiralama yoluyla sahip olabileceği mallardan tercih edeceği bir ya da ikisini gözden çıkararak tercih edeceği kiralama konusu malın birinin mülkiyetini edinmek yolunu seçebileceği, bu durumda davalı kiracının «ihtarnamenin» tebliği ile verilen 60 günlük sürenin sonunda ödenmemiş borcunun bulunmadığı bilirkişi raporuyla tespit edildiğinden «fesih» ve iade koşulları gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesi yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar veril …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının dava konusu sözleşme dışında taraflar arasında imzalanan diğer iki «finansal kiralama sözleşmesinden» dolayı da «temerrüde» düştüğünü, davalı ile imzalanan her üç sözleşmenin 16. maddesinde kiracı tarafından yapılan ödemelerin kiracını hangi borcuna «mahsup» edileceğinin mahsubun tarzının ve sırasının yalnızca kiraya verene ait olduğunun açıkça düzenlendiğini, müvekkilinin dilediği sözleşmedeki dilediği «ödeme planına» mahsup etme «yetkisine» sahip olduğunu, davalı şirketin sözleşme içeriğindeki bu madde ile ilgili olarak «basiretli tacir» gibi davranması gerektiğini, dosyada alınan bilirkişi raporunun davalı taraf adına değerlendirme yapılırmışçasına hazırlandığını, müvekkili şirketin her bir sözleşmeye ilişkin ticari kayıtları incelenmesi gerektiği yönündeki «bilirkişi raporuna itirazları» dikkate alınmadan karar verildiğini, davalı şirkete toplam borcunu bildirir «ihtarname» çekildiği ve temerrüde düşen davalı tarafından ödeme yapılmadığından taraflar arasındaki sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiği halde «eksik inceleme» ile karar verildiğini belirterek istinaf mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5704 E. , 2024/1952 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1096 Esas, 2022/860 Karar
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/661 E., 2018/713 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında İstanbul 29. Noterliğinin 08.10.2013 tarih, 18835 yevmiye numaralı ve 10853 sayılı finansal kiralama sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye istinaden 2013 Model 36 adet Vibratörlü Segment Kaldırma Aparatının davalıya devredildiğini, kira ödemelerinin de bir plana bağlandığını, ancak davalının bir süre sonra kira ödemelerinde temerrüde düştüğünü, Beyoğlu 40. Noterliğinin 08.02.2017 tarih, 00870 yevmiye no.lu ihtarnamesi ile sebeple kiracıya noter aracılığı ile 08.02.2017 tarihinde ihtar keşide edilerek geciken kira, sigorta borçları ile temerrütlerinin 60 gün içerisinde ödenmesi aksi halde sözleşmenin feshedilmiş olacağı, fesih ile birlikte kiralanan malların 5 gün içerisinde finansal kiralama şirketine iadesi gerektiğinin ihtar edildiğini, ihtara rağmen ödemede bulunulmadığını, sözleşmenin feshedildiğini, ödenmediği gibi, finansal kiralamaya konu malların da iade edilmediğini, kiralamaya konu malın teslim alındığı şekilde geri iadesi borcunun doğduğunu ileri sürerek kiralamaya konu malın aynen teslimine, aynen iadenin mümkün olmaması halinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 24 üncü maddesinin uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ödeme planında belirlenmiş olan 36 adet mala ilişkin tüm ödemelerin süresinde yapıldığını, borcun gerektiği gibi ifa edildiğini, sözleşmeye dayalı müvekkilinin kira borcunun bulunmadığını, temerrüde düşmediklerini, geçersiz fesih ile davaya konu malların iade alınmasının yasalara aykırı olduğunu, ihtarnamede 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu'nun 31 ... maddesinin birinci fıkrasına aykırı olarak kira ödeme planı borçları dışında kalan sigorta borcu ve temerrüt faizi alacaklarının da haksız olarak ihtarnamede yer aldığını, bu aykırılıklar nedeniyle de feshin geçersiz olduğunu, malın iade talebinin reddinin geciktiğini, fesih ihtarnamesinde, finansal kiralama bedelleri dışında, sigorta ve temerrüt faizi gibi başkaca ödeme talepleri de olduğundan ihtarnamenin ve feshin geçersizliği nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasında finansal kiralama sözleşmelerinin akdedildiği, dava konusu edilen makinelere ilişkin tüm ödemelerin usulüne uygun olarak yapılmış olduğu, davacının bu yönde herhangi bir temerrüde düşecek borcunun bulunmadığı ancak davalı tarafından 10853 sayılı finansal kiralama sözleşmesine istinaden 8 adet taksit borcunun bilirkişi raporunun 13 üncü sayfasının 3 üncü paragrafında yer aldığı, davacının ödememe iddiasının yerinde bulunmadığı, davacının taraflar arasındaki başka bir sözleşmeye istinaden zuhulen borcun mahsubu işlemine girildiği, düşümün farklı bir sözleşme borcundan yapıldığı, maddi bir hatanın bulunduğu bu sebeple tarafların beyanları ve açıklamaları da alınmış olmakla dosyada dava harcının tamamlatılmış olduğu dikkate alınarak ve sözleşmeye konu borcun bulunmadığı ve dolayısıyla sözleşmenin feshi ve malın iadesi koşullarının oluşmadığı sebeple davacının davasının sunulan tüm dayanak ve eki, ödeme kayıtları da Mahkememizce değerlendirmekle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı kiracı şirket ile müvekkili şirket arasında işbu sözleşmeden başka 10546 ve 10386 sayılı iki adet daha Finansal Kiralama Sözleşmesi imzalandığını, söz konusu sözleşmelerden kaynaklı yine mal iade davasının ikame edildiğini, bilirkişi raporuna itibar edilerek Yerel Mahkeme tarafından davanın reddine dair verilen kararın hatalı olduğunu, yapıldığı iddia edilen ödemenin taraflar arasında imzalanan sözleşmelerdeki borçlarına dağıtımı sonucu mahsup işleminin gerçekleştiğini, 10546 sayılı Finansal Kiralama Sözleşmesinin 16/d maddesinin “...ödemelerin kiracının hangi borçlarına mahsup edileceğini, mahsubun tarzını, sırasını tayin münhasıran kiralayana aittir.” şeklinde düzenlendiğini, bu bağlamda davalı tarafça yapılan ödemelerin yalnızca bu sözleşmeye ilişkin olduğunu, dolayısıyla sözleşmeden kaynaklı borcunun kalmadığı yönündeki iddiasının söz konusu madde gereği yersiz olduğunu, bahsi edilen sözleşmelerin her birinde, kiracı tarafından yapılan ödemelerin kiracının hangi borçlarına mahsup edileceği, mahsubun tarzını, sırasını tayinin yalnızca kiraya verene ait olduğu düzenlenmesinin bulunduğunu, davalının sözleşme imzalarken sözleşme içeriğinde var olan bir maddeyi bilmemesinin beklenmeyeceğini, taraflar arasında düzenlenen her üç sözleşmeye ilişkin davalı tarafından yapılan ödemelerin müvekkili şirketin her bir sözleşmeye ilişkin cari hesap defter ve kayıtlarında yer aldığını, davalı borçlu şirkete, toplam borcunu gösterir gerekli ihtarname ve işbu ihtarnameye rağmen ödeme yapmadığından ve temerrüt halini devam ettirdiğinden nihayetinde fesih ihtarnamesi gönderildiğini ve ve sözleşmenin feshinin sonucu olarak da sözleşmeye konu malın iadesine karar verilmek üzere kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı taraf, davalı ile arasında başka sözleşmelerin olduğunu ve ödenen bedellerin dava konusuna ilişkin olmadığı, bu durumun da sözleşmedeki hüküm ile belirlendiği iddiasında ise de, bu özgürlüğün sınırsız olarak yorumlanamayacağı, davacı şirketin bu borçları hangi plan program çerçevesinde ödeneceğine dair elle tutulur bir ödeme tablosu oluşturmadığı, yapılan ödemelerin mahsubuna ilişkin ihtirazı kayıt ileri sürmediği bu sebeple yapılan ödemenin dava konusu sözleşmeye ilişkin olduğunun kabulünün gerektiği, bilirkişi raporunda da aksi bir durum belirtilmediği, dekont açıklamasında da açıkça hangi sözleşmeye ilişkin olduğunun belirtildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin ... Katılım Bankası A.Ş.'ye devrolduğunu, davalı kiracı şirket ile müvekkili şirket arasında işbu sözleşmeden başka iki ayrı Finansal Kiralama Sözleşmesi imzalandığını, söz konusu sözleşmelerden kaynaklı yine mal iade davasının ikame edildiğini, her ne kadar davalı tarafından tüm ödemelerin yapıldığı iddia edilse de, yapıldığı iddia edilen ödemenin taraflar arasında imzalanan sözleşmelerdeki borçlara dağıtım sonucu mahsup işleminin gerçekleştiğini,10853 sayılı Finansal Kiralama Sözleşmesinin 16/d maddesinin “...ödemelerin kiracının hangi borçlarına mahsup edileceğini, mahsubun tarzını, sırasını tayin münhasıran kiralayana aittir.” şeklinde düzenlendiğini, bu bağlamda davalı tarafça yapılan ödemelerin yalnızca bu sözleşmeye ilişkin olduğunu, dolayısıyla sözleşmeden kaynaklı borcunun kalmadığı yönündeki iddiasının söz konusu madde gereği yersiz olduğunu, İstanbul 12.
Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/660 E. sayılı dosya üzerinden işbu dava dışındaki sözleşme borcuna ilişkin olarak mal iade davası açıldığını, kararın kesinleştiğini, 17.04.2015 tarihli ödemenin bu davada dikkate alındığını, müvekkil şirketin sözleşmeden ... hakkına dayanarak mahsup işlemi gerçekleştirdiğini, davalı tarafından bu hususa itiraz edilmediğini, davalı tarafından ne fesih ihtarnamesine, ne Mahkeme kararına itiraz da bulunulduğunu, her ne kadar İstinaf Mahkemesince ihtirazi kayıt konulmadığı belirtilmiş ise de davalının bu işleme ihtirazi kayıt koyması gerektiğini, davalının yukarıda belirtilen dava dosyasında yapılan hesaplamalara sustuğunu, itiraz etmediğini, susmanın kabul sonucunu doğuracağını, Mahkemece iki tacir arasında yapılan sözleşmede belirlenen mahsup hükmünü ''genel işlem'' ...
kapsamında değerlendirildiğini, sözleşme özgürlüğü sınırının aşıldığından bahisle davanın reddedildiğini, ancak bir adet ödemenin iki adet borç ödenmesi sonucunu hukuka aykırı olarak görmediğini, bahse konu ödeme işbu davaya konu sözleşme için yapılmış ise, 2019/660 sayılı dosyada neden davalı tarafından 17.04.2015 tarihli ödemenin işbu dosya için yapıldığının belirtilmediğini, haksız menfaat temin edildiğini, hukuk düzeninin de bunu koruduğunu, ödeme planının bulunmadığından bahsedilmiş ise de kira bedellerini, vadelerini, faizlerini gösteren açıkça düzenlenmiş ödeme planlarının bulunduğunu, bahse konu hükümlerin genel işlem ... olarak kabul edilmemesi gerektiğini, taraflar arasında her üç sözleşmeye ilişkin yapılan ödemelerin müvekkil şirketin her bir sözleşmeye ilişkin cari hesap defter ve kayıtlarında yer aldığını, yapılan işin yalnızca sözleşmeden ...
mahsup hakkının kullanılması olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, finansal kiralama sözleşmesine istinaden borcun ödenmediği iddiasıyla sözleşmenin feshi ile malların aynen iadesi talebine ilişkin olup, uyuşmazlık taraflar arasında birden çok finansal kiralama sözleşmesi imzalanması halinde kiralayanın kiracı ödemelerini dilediği finansal kiralama sözleşmesine mahsup ... edemeyeceğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 6361 sayılı Kanun'un 31 ... maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1021691400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz